17 Nisan 2021 Cumartesi / 5 Ramazan 1442
Gece modu

Prof. Dr. Aydın İbrahimov: Türkiye ve Rusya savaşı değil barışı konuşmalı

Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın İbrahimov, Türkiye ve Rusya'nın hem ekonomik hem de askeri alanda bölgede stratejik partner olduğunu belirterek, 'Türk Akımı, Akkuyu Nükleer Santrali, S-400 füze savunma sistemi, milyarlara varan ticaret hacmi ve turizm potansiyeli. İki ülke, tarihin hiçbir döneminde bu kadar çok diplomatik işe imza atmadı. Bu fırsatı değerlendirmek her iki taraf için de çok önemli.' dedi.

AA25 Şubat 2020 Salı 11:18 - Güncelleme: 25 Şubat 2020 Salı 11:18

İbrahimov, AA muhabirine Türk- Rus ilişkilerinin tarihi seyri, son yıllarda gelişen turizmden ticarete, enerji yatırımlarından savunma sanayi alanlarındaki iş birliklerine ve Suriye'nin İdlib kenti ve Libya konusunda iki ülke arasında gerilen ilişkilere dair değerlendirmelerde bulundu.

İbrahimov, Türk - Rus ilişkilerinin yaklaşık 5 asır öncesine dayandığını söyledi.

1920 ve 1921'li yıllarda gerçekleşen olayların, Rusya ile Türkiye'nin yakınlaşmasında dönüm noktası olduğunu kaydeden ve Gelibolu Torunları Türkiye Temsilcisi de olan İbrahimov, "Ruslar Gelibolu'ya geldiğinde, bölge halkı onlara endişeli ve temkinli yaklaştı. Ancak oldukça hızlı bir şekilde aralarında dostane bir güven ilişkisi gelişti. Türkler Ruslardan çok şey öğrendi. Ruslar da Türk kültürüne, Türk medeniyetine ve insanına büyük saygı gösterdi ve Türklerden zora düşen birisi geldiğinde ilk önce kapıyı açmayı, bir lokma ekmek ve çorba vermeyi öğrendi. Hatta bir Rus generalinin ‘Keşke biz hep Türklerle iş birliği yapsaydık, bu duruma düşmezdik’ dediği de tarihi kayıtlara düşmüştür." diye konuştu.

ABD'nin olmadığı dönemlerde dünyanın birçok bölgesinin İngiliz hegemonyası altında olduğunu hatırlatan İbrahimov, "ABD ortada yokken Türkiye ve Rusya vardı. ABD'nin ortaya çıkışıyla dünya siyasi haritası değişti. Dünya yeniden dizayn oldu, yeniden şekillendi. Türk ve Rus imparatorlukları da bu değişimden ciddi bir şekilde etkilendi." ifadesini kullandı.

İbrahimov, son yüzyılda iki ülkenin siyasi sisteminin tamamen değiştiğini, imparatorluk statüsünden cumhuriyet statüsüne geçiş yaptığını ve bu geçişlerde Türkiye'nin daha insan merkezli bir yapıya kavuştuğunu söyledi. İbrahimov, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye ulusal gelişme stratejisini geliştirdi. Rusya, enternasyonal bir yapı olarak varlığını sürdürmeye devam etti. Türkiye, özel sektörü ön plana çıkaran bir iktisat anlayışı benimserken Rusya tümüyle özel sektörden vazgeçti. Türkiye, evrim yolu ile gelişme gösterirken Rusya devrim yoluyla gelişme yaşadı. Neydi bu devrimler? Sanayi devrimi, eğitim devrimi ve kültür devrimi. Türkiye kendi insanlarını korurken Rusya bir yandan insanlarının eğitim seviyesini yükseltti bir yandan da kendisine muhalif, farklı fikirleri, görüşleri olan insanları ortadan kaldırdı." şeklinde konuştu.

- "Türkiye kabuğunu değiştiriyor"

İbrahimov, Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını, uluslararası bir güç haline geldiğini, dolayısıyla bölgede başat rol üstlenmek istediğini söyledi.

Rusya'nın eski enternasyonal çıkarlarını sürdürürken Türkiye ile uzlaşı düzeyinde bir politika sürdürmesi gerektiğinin altını çizen İbrahimov, şu ifadeleri kullandı:

"Hem Türkiye'nin hem de Rusya'nın siyasi çıkarları var. Rusya'nın siyasi çıkarları eski, Türkiye'nin ise yeni. Bu siyasi çıkarlar konusunda biraz uzlaşı gerekiyor. İki ülke liderleri orta bir yol bularak bu problemlerden bir çıkış yolu bulabilirler. Türkiye ve Rusya gerek Suriye gerekse Libya konusunda bir anlaşmaya varmak zorundalar. Türkiye kabuk değiştirip yeni bir yola girerken Rusya tıpkı ABD, Fransa gibi eski yoluna devam ediyor. Diğer bir husus ise Türkiye de büyük devletler listesine girme çabası gösteriyor.

Dünya ve Rusya, Türkiye'nin milli güvenliği ve çıkarları doğrultusunda yürüttüğü dış politikayı anlamalı ve kabul etmeli. Türkiye yalnız değil, arkasında çok büyük bir Türk dünyası var. Türkiye'nin arkasında Orta Doğu halkları var, Türkiye'nin arkasında dünya siyasi haritasında yer bulmak isteyen devletler ve milletler var. Afrika ülkeleri gibi. Türkiye onlar için bir örnektir."

Türkiye ile Rusya arasında baş gösteren Suriye ve Libya kaynaklı anlaşmazlıkların kısa süre içinde çözüleceğine inandığını belirten İbrahimov, şöyle devam etti:

"Anlaşmazlıkların çözüme kavuşacağını düşünüyorum. Türkiye ve Rusya'nın kendi halkları arasındaki bağları anlayacaklarını ve ona göre adım atacaklarını düşünüyorum. Çünkü iki ülke halkları arasında son derece ciddi bağlar oluşmuş durumda. Kız alıp kız veren iki toplum. Çok sayıda Türk, Rusya'da yaşadığı gibi, aynı şekilde Türkiye'de yaşayan Rus vatandaşları var.

Bu bağları koparmak çok zor olduğu için iki toplumun da savaşı değil barışı konuşması lazım. Ayrıca iki ülke hem askeri hem ekonomik hem de askeri alanda bölgede stratejik partner oldu. Türk Akımı, Akkuyu Nükleer Santrali, S-400 füze savunma sistemi gibi projeler iki ülke arasında halen devam etmektedir. Bunun yanında milyarlara varan ticaret hacmi ve turizm potansiyeli var. Türkiye ve Rusya, tarihin hiçbir döneminde bu kadar çok diplomatik işe imza atmadı. Bu fırsatı değerlendirmek her iki taraf için de çok önemli."

- "Siyasi sorunlar iki ülkenin ekonomik ilişkilerine yansımaz"

Türk-Rus ilişkilerinin soğuk bir sürece girmesi durumunda Türk cumhuriyetlerinin nasıl bir politika izleyecekleri sorusunun son derece önemli olduğuna işaret eden Prof. Dr. İbrahimov, sözlerini şöyle tamamladı:

"Rusya'nın eski Sovyetler Birliği’ne benzer bir yapılanma içinde olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Türkiye ise Rusya’nın bu yapılanma hedefi karşısında Azerbaycan, Gürcistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Ukrayna ile ayrı ayrı görüşmeler yapıyor ve gerekli ekonomik ve siyasi desteği vermeye çalışıyor. Türkiye’nin Türk dili konuşan devletlerle ilişkilerini daha fazla geliştirmesi gerekiyor.

Beni endişelendiren; bölgede iki ciddi güç ve stratejik partner olan Türkiye ile Rusya ilişkileri bozulursa bölge ülkeleri nasıl etkilenecek? Azerbaycan şunu diyor: 'Türkiye de Rusya da bizim stratejik partnerimiz.' Şimdi bu durumda Azerbaycan ne yapacak? Türk cumhuriyetleri ne yapacak? Bu iki stratejik partner arasında kime öncelik verecekler? Şunu da vurgulamak lazım. Türk ve Rus liderleri açık bir şekilde bu ülkelerden yanlarında durmalarını talep etmiyor. Centilmence bir duruş söz konusu. Bu ülkelere baskı yapmıyorlar. Ama sorunun büyümesi durumunda ne olur, bilmiyoruz. Siyasi birtakım sorunlar çıkar ama ben yine de bu sorunların iki ülkenin ekonomik ilişkilerine, iş birliğine yansıyacağını sanmıyorum."