11 Nisan 2021 Pazar / 29 Saban 1442
Gece modu

Savcı Sayan'dan çarpıcı açıklama: Sayın Baykal'a sağlık operasyonu yapıldı, beyninde pıhtı attı

Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, 24 TV'de yayınlanan Arafta Sorular programında, Star yazarı Esra Elönü'nün sorularını yanıtladı. CHP'nin eski genel başkanı Deniz Baykal ile ilgili çok çarpıcı açıklamalarda bulunan Sayan, ‘'Kaset 1. Operasyondu. Baykal'ın bu operasyon sonrasında yerli ve milli bir muhalefet duruşu sergileyeceğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'la el ele vererek bu ülkeyi şahlandırıcağını düşünen güçler, bir operasyon daha yaptı. Sayın Baykal'ın sağlığıyla oynandı… Beynine pıhtı attı. Tedavi şekli bile yanlıştı Baykal'ın.' İfadelerini kullandı.

22 Mart 2021 Pazartesi 00:58 - Güncelleme: 22 Mart 2021 Pazartesi 11:58

24TV'nin sevilen programlarından Arafta Sorular'ın bu haftaki konuğu, Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan oldu. Star yazarı Esra Elönü'nün sorularını yanıtlayan Sayan, Deniz Baykal ile ilgili çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşte Sayan'ın ses getirecek o açıklaması...

Kaset 1. Operasyondu. Baykal'ın bu operasyon sonrasında yerli ve milli bir muhalefet duruşu sergileyeceğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'la el ele vererek bu ülkeyi şahlandırıcağını düşünen güçler, bir operasyon daha yaptı. Sayın Baykal'ın sağlığıyla oynandı... Beynine pıhtı attı. Tedavi şekli bile yanlıştı


Esra Elönü: Arafta mısınız?

İnsani ilişkilerde arafta olabilirsin. Söz konusu vatan olunca arafta olamam. Söz konusu milli değerler olunca arafta olamam. Her konuda arafta olmadım. Arafta olunmayacak konular var. Ben eşimi de seviyorum. Annemi de seviyorum. Benim eşim İzmirli. Ben de Ağrılıyım. Kültür farklılığımız var. İkimizde ülkenin bir diğer ucundan diğer ucuna farklı bir kültürden gelmiş insanlar olarak mutluluk içinde yaşıyoruz.

Esra Elönü: Kendinize en çok hangi konularda kızıyorsunuz?

SS: İnsanlara çok büyük değer veriyorum. Hayal kırıklığına uğruyorum. İnsanlara hak etmedikleri değer verdiğim için kendime kızıyorum. Acaba ben çok mu kötüyüm ya da çok mu bilmez, anlamaz birisiyim ki bunları yaşıyorum. Bu gibi konularda kendime çok kızmışımdır.

Esra Elönü: En son ne zaman yanlış anlaşıldınız?

Savcı Sayan: Tabi o karşınızdaki insana bağlı. Ben yanlış anlaşıldığım zaman üzülüyorum. Karşınızdaki kişi veya kurumla olan diyalogunuza bağlı. O zamanki psikolojiniz çok önemli. Farkında olmadan kırabiliyorsunuz veya kırılabiliyorsunuz. Duygular hassastır. Bazen çok narin insanlar çabuk alınırlar. Çok gaddar insanlar ağır hakaretler ederler.

Esra Elönü: Makamınızdan dolayı bir kibre kapıldınız mı hiç?

Savcı Sayan: Asla. Kibire kapıldığım gün ölümü tercih ederim. Kibirden nefret ederim. Tevazu benim için çok önemli. Bu dünyanın geçici olduğuna inanırım. Bu dünyayı bir cezaevi olarak görüyorum. Ölenlerin tahliye olduğunu düşünüyorum. Bir insan cezaevinden tahliye olunca ya beraat ederek tahliye olur. Ya da denetimli serbestlik verilir. Öbür dünyadan bazı yerlere uğramak zorunda kalarak denetime uğramak zorunda kalır. Peygamberimizin ve büyüklerimizin gelip gittiği bir dünyada kibire tutulmak aptal bir davranıştır. Allah bizi korusun.

Esra Elönü: insanların ne dediği çok umurunuzda mı? El alem barikatınız var mı?

Savcı Sayan: Umurumda değil demek saygısızlık olur. Bir toplumda yaşıyorsanız. O toplumun neler dediğini düşünmek zorundasınız. En azından ben düşünmek zorundayım. Ben aynı zamanda bir aşirete mensubum. Aşiretin kurallarını umursamamazlık edemem. Bir toplumda yaşıyorsanız toplumu dinlememek o topluma olan aidiyet duygunuzu da azaltır. Bence sizin için de felaket olur. Toplum aynı zamanda bir kontrol aracıdır.

Esra Elönü: Ben sizin hikayenizi çok merak ediyorum. Savcı Sayan'ı bize anlatır mısınız?

Savcı Sayan: Savcı Sayan bir Anadolu çocuğudur. Anadolu'nun köyünde doğdum. 24 kardeşiz. Şu anda yaşayanları söylüyorum. 24 çocuklu bir ailenin 12. evladıyım. 12 erkek 12 kız var. Babam 4 defa evli. Boşanmış şeklinde değil. Devamlı eş olarak 4 eşi vardı. Böyle bir ailenin içinde büyüdüm. Babam beni çok severdi. İlkokul 4. sınıfta babamı kaybettim. Onu çok özlüyorum. Babam gerçekten beni çok severdi. Ben küçüklüğümde babamın yanında dolaşıyordum. İyi bir aşiret reisiydi. İyi bir ağaydı. Çevresi, eşi, dostu iyi bilirdi. Ve ihanet etmezdi. Dostlarına, arkadaşlarına, toplumuna canını verirdi. İki dedem Osmanlı'da paşaydı. Üç dedem Atatürk döneminde komutanlık yapmış. Dedelerim vatanını satmamış. Ölüm haberini ilkokul 4. sınıfta yatılı okulda okurken aldım. Babam öldükten sonra 28 yaşındaki abim vardı. O da şimdi hasta. O abim bize hiç babasızlık yaşatmadı. Bizi aynı şartlarda yaşatmaya çalıştı. Sağlığından verdi. Şimdi hastadır. Allah şifa versin. Biz öyle büyüdük. İlkokulu ve ortaokulu yatılı okudum. Liseden sonra üniversiteye gittim. İİBF İşletme bölümünü bitirdim. Çok kısa bir dönem öğretmenlik yaptım. Sonra iş hayatına atıldım. Bugünlere geldik. Acı günler gördük. İyi günler gördük. Hep dua ederim. Allah kimseyi büyüksüz, ailesiz, babasız bırakmasın. Babam öldüğü zaman abim olmasaydı ne olacaktı? 1 yaşında kardeşlerim vardı.

Esra Elönü: Babanızın hangi başarınızı görmesini isterdiniz.

Savcı Sayan: Babam başarıya aşık bir insandı. Çocuklarını çok severdi. Babam çok cesur, çok dürüst bir adamdı. Dostları sayesinde yaşıyoruz. 40 yıl önce ölmüş babamın dostları var. Onlar bizi seviyorlar. Bize sahip çıkıyorlar. Babamın çocuklarını görmesini çok isterdim. Abim hiç bize yetimlik yaşatmadı. Babasızlık zor bir şey. Ben onun için şehit çocuklarına çok üzülüyorum. Sabah gidip akşam evine dönemeyenlerin çocuklarına çok üzülüyorum. Şu anda da en büyük korkum odur. Her şey bir gün gelip geçecek.

Esra Elönü: Bana göre sadece bir belediye başkanı değilsiniz.

Savcı Sayan: Estağfurullah. Biz hizmetkarız. Ben kendimi hiç bir zaman başkan olarak görmüyorum. Kapım da yok. Ben insanların işini çözmeye çalışıyorum. Ben hayatımda içki içmedim. Hayatım kahveye bile gitmedim. Bazılarının özel zevkleri olur. Gazino vs... Öyle bir hayatım da yok. En büyük zevkim insanların sorunlarını çözmek. Onları çözdüğüm zaman çok mutlu oluyorum. Akşam eve gittiğim zaman huzurlu uyuyabiliyorum. En iyi yastık vicdandır. Ben insanların sorununu çözdüğüm zaman taşın üstünde olsa yatarım. Bana kötülük yapan herkese iyilik yaparım. Babamın vasiyetidir. Babam bana şöyle derdi. 'Oğlum siz birisine iyilik yaptığınız zaman kötülük görebilirsiniz. Ama iyilikten vazgeçmeyin. Kötülük yapana kötülük yaparsanız adamı rahatlatırsınız. Ama iyilik ederseniz pişman olur. Huzursuz olur.' Babam bir de şöyle derdi. '3 kişiyle dost olmayın. 1- Cimri adamla dost olmayın. 2- Asil olmayan, asaleti olmayan adamla dost olmayın. 3- Korkak adamla dost olmayın. En iyi dost zararı paylaşabilen dosttur. Karı herkes paylaşır. Arkadaşınızla kavgaya girerseniz sağlam gelmeyin. Namert insanların dünyasında paranız, mevkiniz, rütbeniz kadar adamsınız. Mert insanların dünyasında yüreğiniz kadar adamsınız. Yüreğiniz kadar adam olacağınız yerlerde bulunun. Diğerlerinde size fayda gelmez.' Babam çok yakışıklı adamdı. Çok güzel atları vardı. Babamın dört eşi vardı. Eşlerine karşı çok iyiydi. Bu dört annemden ikisi öldü. İkisi yaşıyor.

Esra Elönü: Siz filmlerdeki gibi bir hayat yaşamışsınız.

Savcı Sayan: Filmlere inanmamak lazım. Ben birebir yaşamış birisiyim. Canlı bir senaryoyum. Neler yaşandığını bilen biriyim. Ağa maraba ilişkisini bilen biriydim. Annem yemek verince marabanın çocuğuyla birlikte yerdik. Beraber oyun oynardık. Kuşları beraber yakalamaya çalışırdık. Bizim aramızda bir fark yoktu. Ahırı birlikte süpürürdük. Bütün bunları yaşamış biriyim. İnsanın insandan üstünlüğü yoktur. Hepimiz Allah'ın kullarıyız. Ölümde eşitsek yaşamda da eşit olmamız lazım. Bunu beceremeyenler mutsuz oluyorlar. Çok zengin ailelerin çocukları bazen intihar ediyor. Eğer aile babası kendi çocuklarını toplumdan ayırmazsa. yaşamlarına katkı yaparsa daha mutlu olurlar. Ben kızımı köye götürüyorum. Asya 6 yaşında. O kadar mutlu oluyor ki köyde. Köydeki çocuklarla oynuyor. Onların elbiselerini giyiyor. Kendi elbiselerini onlara giydiriyor. Onları eve getiriyor. Oyuncaklarını onlarla paylaşıyor. Ben bunu engellemiyor, teşvik ediyorum. Benim 513 tane yeğenim var. Biz köyde yazın Bodrum'un nüfusu gibi oluyoruz. Binlerce kişi oluyoruz.

Esra Elönü: O coğrafyada yaşamanın bedelini ilk ne zaman ödediniz?

Savcı Sayan: Ülkeyi yöneten kişilerin basiretli ve adaletli davranışlarıyla alakalıdır. Eğer başınızdaki idare Allah'tan korkuyorsa kimse sıkıntı yaşamaz. Eğer idareciler herkesi belli bir ırka adapte etmeye çalışırsa sıkıntı çekerseniz. Ben birçok iktidarı hatırlıyorum. Kürtlerin ızdırap çektiğini, yoğun işkence yaşadıklarını biliyorum. Çok rahat olduklarını gördüğüm de oldu. Bunu böyle mukayese etmek lazım. Ülkenin yöneticilerinin Allah korkusu ve adaletleri bağlamında değerlendirmek lazım. Eğer siz adaletli yöneticilerin dönemindeyseniz hiç bir ayrılık yaşamıyorsunuz. Eğer siz gaddar, toplumu bölen ve ayrıştıran, ırkçılık temeline dayalı davranan bir yönetici dönemindeyseniz sıkıntı yaşarsınız. Bizim büyüklerimiz sıkıntı yaşamış. Ben gençliğimden beri bir ayrışmaya tabi tutulduğumu görmedim. İnsanların da rahat ettiğini gördüm. Ara dönemler hariç. 12 Eylül'de baskı gördük. 16 Temmuz'da baskı gördük. Ben Cumhurbaşkanımızın adaletli ve Allah'tan korkan birisi olduğuna inanırım. Bunu söylerken samimi duygularımla söylüyorum. Böyle yöneticiler olduğu zaman tüm vatandaşların ırk, renk ve dil açısından rahat ettiklerini düşünüyorum. Bu da beni mutlu ediyor. Bugünkü siyasi anlayışımız da bunun üzerinde yürüyor. İnsanlarımızı nasıl mutlu edeceğimizi düşünerek siyaset yapıyoruz. Buna göre davranıyoruz.

Esra Elönü: Sürekli Kürt kardeşlerimiz üzerinden provokatif bir damar yakalanmaya çalışılıyor. O damarın üstünde zıplayan birkaç isim görüyoruz. Bunların söylediği şey de şu 'Kürtçe şarkı söylediği için buna maruz kaldı. Kürtçe hutbe okuduğu için buna maruz kaldı.' Bu ülkenin Kürtçe bir kanalı var. Niye bu damar bu kadar kullanılıyor?

Savcı Sayan: Yabancı devletler, batılı zalimler Osmanlı'yı bölerken 17'ye böldüler. Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı coğrafyaları dört bölgede ayrı yerlerde şekillendirmişler. O zamanki zalimler isteselerde 18'e bölüp birini Kürt devleti yapabilirlerdi. Fakat adamlar planı çalışmış. Ortadoğu'da sürekli karışıklık çıkarabilecek argümanı ellerinde tutmuşlar. İran'ı, Irak'ı, Suriye'yi ve Türkiye'yi düşünün. Bu ülkelerin hepsini etnik kökenler yüzünden huzursuzluk çıkararak karıştırmak için uğraşıyorlar. Her yerde Kürt kardeşlerimizi kullanmaya çalışıyorlar. Bütünleştirmemeye çalışıyor. 40 yıldır PKK'nın yapmaya çalıştıkları var. İkimiz de birinci sınıf Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Ben Kürt'üm. Siz Türk. Birbirimizden hiç bir ayrıcalığımız yok. Kanunlar önünde eşitiz. Yaşamda eşitiz. Her yerde eşitiz. Bizi ayrıştırmak için zaman zaman bazı argümanlara başvuruyorlar. 12 Eylül'den beri olmuştur. 40 yıldır bu PKK'nın Kürtlere ne faydası olmuştur. 40 yıldır bu örgüte harcanan paralarla her bir Kürt vatandaşına fabrika kurulurdu. Dışarıdan bir güç Irak'ta, Suriye'de, İran'da olduğu gibi Türkiye'ye de aynı kaderi yaşatmak istiyor. Tek amaçları Türkiye'yi bölmektir. Suriyeliler bize geldi. Biz bölünürsek nereye gideceğiz? Yunanistan'a, Bulgaristan'a mı sığınacağız? Tank, top, tüfek, İHA, SİHA terörü yavaşlatabilir. Ancak terörü bitirecek olan Kürtlerdir. Kürtler en az Diyarbakır anneleri kadar cesur olacak. Bunu başarabilirsek bitiririz.

Savcı Sayan: Babasız kalan insanlar, başkalarının babasız kalmasını isteyemez. Babası eve dönemeyen çocuğun feryadı dünyayı yakar. Yetimin feryadı dünyayı yakar. Suriyeli çocukların babasını öldürenlerin bu dünyada çok büyük ızdırap çekeceklerine eminim. Allah o çocukların ahını bırakmaz. Neyi paylaşamıyorsunuz? Sayılı bir gün, yaşam var. Diyarbakır'da oturan anneler sadece evlatlarını bekliyorlar. Fabrika mı bekliyorlar? Altın mı bekliyorlar? Onların acılarına ortak olabiliyorsanız insansınız. Aksi takdirde bir robotsunuz. Ben evlatlarına kavuşmalarını istiyorum.

Esra Elönü: Sizin bıraktığınız CHP ile şu anki CHP arasındaki farklar?

Savcı Sayan: Benim bıraktığım CHP, yerli ve milli bir CHP'ydi. O CHP'nin herşeyiyle örtüşmeyen yanlarım vardı. Muhafazakar bir adamdı. O gün bana çok zıt adamlarla çalışıyordum. Birbirimize baskı uygulamıyorduk. Çok seslilik, tek başlılık vardı. İçeride tartışırdık. Ama dışarıya tek ses çıkardık. Bizim kırmızı çizgilerimiz vardı. Arafta olmadığımız konular vardı. Vatan, millet,bayrak, teröre karşı dik durma, yurt dışında bakanlarımızın elini güçlendirme... Sayın Baykal'ın Genel Başkan Yardımcısı idim. Başbakanımız yurt dışına çıktığında Baykal bize derdi ki 'Başbakanımızın elini müzakere masasında zayıflatacak hiçbir beyanda bulunmayacaksınız. Ülke içinde her türlü mücadeleyi verebiliriz.' Şimdi böyle bir şey yok. Ülkemizi yurt dışında kötülüyorlar. Dışarıdan medet bekliyorlar. Tüm bunları gördükçe eski CHP ile yeni CHP'nin alakası yok.

Savcı Sayan: CHP'de Deniz Baykal'a yapılan haksızlıkları gördüm. Ben Anadolu insanıyım. Arkadaşımı satmam. Sayın Baykal ile siyaset yapıp ayrıldım. Sayın Erdoğan'ın kadrosundayım. Baykal ile Sayın Erdoğan karşı karşıya gelse Erdoğancıyım. Asla satmam. CHP'de yaşadığım şeyleri söylesem Türkiye'de yer yerinden oynar. Ben bunu yapamam. Sayın Erdoğan ile ölüme de sürgüne de zindana da varım. Hiç gam yemem. Kılıçdaroğlu bana devam etmemi teklif etti. Ama ben Baykal'ı satamazdım.

"Kılıçdaroğlu CHP'ye geldiğinde yüzyılın projesi olduğunu anladım."

Baykal istifa edeceğim dediği gün bir Milletvekili arkadaşımız Baykal'ın odasının önünde kendisini yere attı. "Benim cenazemi çiğnersiniz sonra istifa edersiniz" dedi. Kılıçdaroğlu için ilk imzayı verende o Milletvekili arkadaşımızdı. Sayın Kılıçdaroğlu ile MYK' da biz çok tartıştık. Kılıçdaroğlu'na siz adaysanız buyurun açıklayın dediğimde bana "Ben o koltuğa oturmam. Oturanda ihanet eder. O koltuk, kumpasla komplo ile boşaltılmış bir koltuk" dedi. Bunları bana söyleyen Kılıçdaroğlu ile biz son gece beraberdik, Sürmeli Otele beni çağırdı görüştük. Adaylığını açıklayacağı gece onu evine ben bıraktım. Ertesi gün adaylığını açıkladı. Neden böyle bir şeye gerek duyuyorsunuz? Siz şimdi bana bunları soruyorsunuz, ben istesem bunların hiçbirini konuşmam.

Baykal giderken ben hıncımdan gözyaşı döktüm. Bir gün önce eller üstünde tutulan, herkes etrafında olan bir insandı. O zamanlar bende gencim, Anadolu çocuğuyum. Yeni gelmişim, yüksekteki siyaseti yeni görüyorum. Kimin neler yaptığını yeni görüyoruz, onlardan kendimize ders alacağız derken birde baktık ki hayal ettiğimiz insanlar o kadar da sadık insanlar değilmiş. En kısa zamanda bıçakları çektiler. Onları görünce siyaset buysa Allah belasını versin dedim, kendi kendime. Ben hıncımdan gözyaşı dökerken hatta bir gazeteci bana "Baykal giderken gözyaşı döktün" dedi. Sen mevzuyu bilmiyorsun dedim ona. Baykal dönmezse hepiniz gözyaşı dökeceksiniz.

Esra Elönü: Siz aslında o gün ki muhalefette, milli muhalefette kalmayı tercih etmediniz ve AK Parti'ye geçtiniz?

Savcı Sayan: Hayır ben Deniz Baykal'dan sonra geçtim. Kılıçdaroğlu CHP'ye geldiğinde yüzyılın projesi olduğunu anladım. Yüzyılın mucizesi ve yüzyılın felaketi var. Felaket CHP'ye nasip oldu mucize de AK Parti'ye nasip oldu.

"Biz kimsenin körü körüne adamı değiliz. Biz memleketin adamıyız. Memleketin sevdalısıyız"

Esra Elönü: Deniz Baykal devam etseydi siz CHP'de devam edecek miydiniz?

Savcı Sayan: Ben parti değiştirmeyi seven bir insan değilim. Sadece bir defa değiştirmek istedim o da 28 Şubat'ta Refah Partisine yapılan zulümden dolayı Refah Partisi'ne geçmek istedim. Ankara'dakiler beni kabul etti, yerel yöneticiler karşı çıktılar. 97'li yıllardı. Böyle bir girişimde bulundum fakat yarım kaldı. Baykal kalsaydı ben Baykal'ı satmazdım. Ben beraber yola çıktığım adamı satmam. Kötülüğünü görsem de satmam. Kendisi bizi uzaklaştırdı, bizimle çalışmak istemedi. Ben gene de onu kötülemem. Babam bana hep "Birisiyle 10 yıl arkadaş kalsan 11.yıl kötüleme. İnsanlar derki 10 yıl tanımayacak kadar aptal mıydın?" derdi.

Esra Elönü: O komplo sürecini biliyorsunuz değil mi? O komplo olduğu sırada orda kalıp mücadele etmeyi denediniz mi?

Savcı Sayan: Denedik ama bize müsaade etmediler. Kılıçdaroğlu ve ekibi ne kadar milli ve yerli adam varsa hepsini dışladılar. Deniz Baykal'ın kadrosu Deniz Baykal'ın şahsi kadrosu değildi. Yerli olmayı becerebilmiş bir ekip oluşturmuşlardı. Bazıları Baykalcı deyince sanki körü körüne Baykalcı olmuşum gibi oluyor. Hepimiz belli başlı tecrübelerden geçmiş insanlarız. Körü körüne itaat etme diye bir şey yok ki. Biz kimsenin körü körüne adamı değiliz. Biz memleketin adamıyız. Memleketin sevdalısıyız.

"Yerli ve milli bütün liderler bir araya gelmeli ve birbirlerini desteklemeli."

Esra Elönü: CHP'deyken AK Parti'yi eleştiriyor muydunuz?

Savcı Sayan: Eleştirdim.

Esra Elönü: Hangi konularda?

Savcı Sayan: Biz kendi penceremizden bakınca o gün ki şartlarda ben AK Parti'yi eleştiriyordum. Sayın Erdoğan'ı da eleştiriyordum. Biz daha iyi yoldayız diyordum. Bizim daha iyi işler yaptığımızı söylüyordum. Çünkü biz iktidar olmak için mücadele ediyorduk. Herkes iktidar olmak için mücadele ediyordu. Biz 'Sayın Erdoğan vatan hainidir' demiyorduk. Biz icraatlarını eleştiriyorduk. Ekonomiyi eleştiriyorduk. Ama ben Erdoğan'ı eleştirdiğimden çok CHP'yi eleştiriyordum. Ben genel Başkan Yardımcı olarak MYK'da çok şiddetli şekilde eleştiriyordum. Ben CHP'deyken türbanın savunucularındandım. İl Başkanıyken Ahmet Hakan benim hakkımda "Savcı Sayan Türbanı Savunuyor" başlıklı yazılar yazdı hatta.

Esra Elönü: Deniz Baykal ile görüşüyor musunuz?

Savcı Sayan: Ben en son 1 Mart'ta görüştüm. Halini hatırını sordum, epeyce sohbet ettik. Allah sağlık sıhhat versin, buradan da kendisine tekrardan selam gönderiyorum. Deniz Baykal benim dostumdur. Benim büyüğümdür. Siyasette onun dediğini yapmam Tayyip Erdoğan'ın dediğini yaparım. Siyasette asla ve kata Tayyip Erdoğan'ın lafı üzerine laf kondurtmam. Ama insani ilişkilerde saygım her zaman sonsuzdur. Hatta ben Deniz Baykal hastayken bir defter koymuşlardı o deftere bir yazı yazdım. Dedim ki ' Size bir saldırı oldu bütün gücümüzle karşı koyduk, mücadele ettik. Bugün siz hastalandınız bizim gücümüz yetmez. Allahtan gelen bir şeydir bu. Kuldan gelene karşı çıktık, arkadaşınız olduğumuzu belirttik. Ama Allahtan gelene karşı çıkamayız, başımız üstüne deriz. Yalnız bir şey içimde ukde kaldı, keşke bir dönem siz Cumhurbaşkanı olsaydınız Sayın Erdoğan da Başbakan olsaydı. Siz dışarda Türkiye'yi temsil ederdiniz, içerde de ekonomideki şahlanışı da Sayın Erdoğan yapardı. İki milli ve yerli liderin Türkiye'ye çok katkı yapacağına inanıyordum. Dolayısıyla bu benim içimde ukde kaldı. Uzun bir yazı yazdım. Hakikatten ben milli ve yerlilerin birleşmesinden yanayım. Partisi beni hiç ilgilendirmez. Kalbi Türkiye için atan, yerli ve milli bütün liderler bir araya gelmeli ve birbirlerini desteklemeli.

Esra Elönü: Deniz Baykal'ın keşkeleri var mı?

Savcı Sayan: Var.

"Sayın Baykal'ın milli ve yerliliğini bilen ve Sayın Erdoğan ile birlikte el ele verip Türkiye'yi şahlandıracaklarını düşünen güçler Baykal'a operasyon yaptı."

Esra Elönü: Şu anda CHP'nin kendi seçmeni Baykal'ı özlüyor mu sizce?

Savcı Sayan: Tabii ki özlüyor. Ben size 2 tane konudan bahsedeyim. Sayın Baykal 17-25 Aralıkta Sayın Meclis Başkanı ve Sayın Cumhurbaşkanı'ndan bir randevu istedi. 'Siyasette bir kumpas vardır. Siyasetin kazanması gerekir. Dolayısıyla biz bu anlamda Sayın Erdoğan'ın yanında mutlaka yer almalıyız birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeliyiz.' Demek için randevu istedi. Sayın Cemil Çiçek'e gitti oradan çıkınca Baykal açıklama yaptı 'Siyaset kazanmalı. Bu işte siyaset kazançlı çıkmalı. Bunun için elimizden ne geliyorsa, katkı yapmamız gerekiyorsa katkı yapmalıyız.' Makamına geldiğinde, randevu için sırasını beklerken randevusu iptal edildi. Neden iptal edildi bilmiyorum. Bir diğeri de Sayın Baykal kriz geçirmeden 10 – 20 gün önce Sayın Erdoğan ile görüşmeye gidecekti, görüşmek istiyordu daha randevu istememişti. Bizi topladı 'Sayın Erdoğan ile görüşeceğim. Bu ülkenin birlik ve beraberliği için, ülkenin dış politikası için biz birlikte mücadele edeceğiz. Ben aday olursam, adaylığımda bu süreçte bu minvalde gidecek. Milli ve yerli olacağız. Birbirimize düşmanlık, kin, haset beslemeden karşılıklı bir anlayış içerisinde biz bu işi götüreceğiz.' Dedi. Bu olaylardan sonra Baykal'ın beyninde pıhtı attı. Ondan sonraki süreci de biliyorum, ailesinden de dinledim. Sağlıklı gittiğine dair şüphelerim var. Ben Sayın Baykal'a operasyon yapıldığı kanaatindeyim. Kim ne derse desin. Şahsi kanaatim.

Esra Elönü: Operasyon derken nasıl bir operasyon?

Savcı Sayan: Sayın Baykal'ın milli ve yerliliğini bilen ve Sayın Erdoğan ile bir daha bir araya geleceği düşünülen ve birlikte el ele verip Türkiye'yi şahlandıracaklarını düşünen güçler Baykal'a operasyon yaptı. Ben planı da biliyorum, programı da biliyorum. Ben iyi bir siyasetçiyim. Tevazuunun dışına çıkarak kendimizi övmek ukalalık olarak algılanmasın. Ben Doğuyu da Batıyı da bilen Kürdü de Türküde bilen dolayısıyla ikisi arasındaki köprüyü de iyi kurabilen bir vatandaşım. Çünkü ben adaletten yanayım. Adalet, hak ve hukuk olunca arafta değilim. Tavrım nettir. Dolayısıyla ben büyün bunları biliyorum. Ben zamanında kürde yapılan işkencenin de hesabını soruyorum ben Devletteki yanlışlarında hesabını soruyorum. Terör örgütlerinden de hesap sormaya çalışıyorum. Belki gün gelecek bunu da canımla ödeyeceğim. Ama hiç umurumda değildir. 50'de şerefimle yaşamışım 70'de onursuz ölmüşüm 50'yi tercih ederim. Dolayısıyla bu süreç içerisinde ben CHP'ye hangi kumpasların kurulduğunu kumpas sebeplerinin ne olduğunu bir partner lazımdı onlara Türkiye Cumhuriyeti'ni istedikleri düzene getirmek için... Bu partner güçlü bir siyasi parti olmalıydı. Bu da CHP olacaktı. Fakat CHP'nin başındaki Deniz Baykal ve kadrosu buna müsaade etmiyordu dolayısıyla önce onu göndermek lazımdı bunu da yaptılar, becerdiler. Sonra yavaş yavaş hareket etmeye başladılar istedikleri hıza ulaşamıyorlar. Bu hıza ulaşmaya çalışırken Sayın Baykal tekrar Anka Kuşu gibi küllerinden doğdu. Sayın Baykal Sayın Erdoğan ile irtibata geçip birlik olup, el ele verip bu ülkeyi tekrar şahlandıracağız dedi ve dediği andan itibaren 15 günlük bir süre içerisinde telefon trafikleri başladı sonra Sayın Baykal'a 2. Sağlık operasyonu yapıldı. Hastaneye götürüldükten sonra tedavi şekli bile yanlıştı. Ailesi bunu söylemekte cesaret edemiyor ama ben söylüyorum.

İşte Türkiye'ye böyle operasyonlar yapılıyor. İşte biz bu operasyonları gören vatandaşlar olarak bugün biz meydan okuyoruz. Kime meydan okuyoruz? Teröre, dış güçlere... Siyasi görüş önemli değil benim için. Önemli olan ülkenin iktidarda kalması.

Esra Elönü: Deniz Baykal neden direnmeyi tercih etmedi?

Savcı Sayan: Onu biz söyledik. Baykal'ı yanılttılar. Onun özelini ben çok konuşmak istemiyorum ama arkadaşlarının önemli bir kısmı onu yanılttı.

"CHP kendi evinin içini süpürmeden, hep başkalarının evinin önünü süpürmeye ya da eleştirmeye çalışan bir anlayışla partisini bugüne kadar getirdi."

Esra Elönü: 107 gündür taciz ve tecavüz olaylarına uzun süredir sessiz kalan bir CHP var. Bir taraftan da İstanbul Sözleşmesi ile alakalı ikiyüzlülükleri konuşuluyor. Sonrasında da HDP ile olan bir düet, bu düeti sormak istiyorum. Bu taciz ve tecavüz olaylarına neden bu kadar kendilerine sessize almış vaziyetteler?

Savcı Sayan: Ben bunu bilemem. Taciz ve tecavüz olaylarına da girmek istemiyorum. Ben bu çirkin kelimelerin çok dillendirilmesini de istemem. CHP'nin zaten bu taciz ve tecavüz konusundaki tutumunu bütün yurttaşlar biliyor, yaşıyor. CHP kendi evinin içini süpürmeden, hep başkalarının evinin önünü süpürmeye ya da eleştirmeye çalışan bir anlayışla partisini bugüne kadar getirdi.

Ne kadar ikiyüzlü davrandıklarını takip ediyoruz zaten. Mesela HDP ile iş tutuyorlar. Andımız konusu gelince farklı konuşuyorlar. Andımızı kökten kaldırmak isteyen HDP'ye alkış tutuyorlar, AK Partiyi andımızı yasakladı diye eleştiriye tutuyorlar. Bu bile Türk milleti açısından önemli bir nokta. Türkiye Cumhuriyeti'ni haritadan sildirmek isteyenlerle iş birliği yapıyorlar. Herkese yaranmaya çalışıyorlar. CHP bütün konularda arafta. Net bir tavırlarını görmedim. Eğer net bir tavırları da var ise ülkenin yararına olmayan bir tavırdır buda.

"HDP kendisini kapattırmak için her şeyi yapıyor. Kendini kapattırıp mağdur siyaseti oynamak istiyor."

Ben bir kürdüm. 40 yıldır PKK Terör Örgütünün bu ülkeye yaşattıklarını hepimiz görüyoruz. HDP'nin kapatılıp kapatılmaması meselesi değildir. Bu mesele biz teröre karşı mıyız değil miyiz meselesidir. Kürtler olarak bize zarar veren bu terörü yok etmek istiyor muyuz istemiyor muyuz? Bizim için önemli olan bu olandır. HDP'nin kapatılması konusu ise HDP zaten kendisini kapattırmak için her şeyi deniyor, yapıyor. Kendini kapattırıp mağdur siyaseti oynamak istiyor.

HDP bu süreçte çok zayıfladı. Terör sıfıra indi, vatandaşa vereceği bir şey yok. Kan ve gözyaşını vatandaş anladı. Ağrı gibi bölge değişiyor, gelişiyor. Dolayısıyla ellerinde ne kaldı? Bizi kapatsınlar biz mağdur bir siyaset oynadılar. Kendilerini kapattırmak istiyorlar.

Esra Elönü: Kapatılınca ne olacak?

Savcı Sayan: Mağduriyet politikası yaratacaklar. Bunlar faşist güçler bizim siyasetimizi engelliyorlar diyecekler.

Esra Elönü: Sizce ne olmalı?

Savcı Sayan: Ona yargı karar verir. Ne olmalı dersek yargıya müdahale etmiş oluruz.

...