Öğretmen Fatma Nur Çelik'in çevresi oyalı beyaz tülbent takmış haliyle okuduğu mevlit bölümlerinden dinledim dün sabah dışarı çıkmadan. İçimi deldi o nezaketli ses... O kadar soğuktu ki dışarıdaki hava, aylardan zemheriymiş sanki, kalbim kıvılcımlarla doluymuş. Çünkü bugün Fatma Nur öğretmen okulunun bahçecine son kez gelecekmiş... Bir de yavrusu varmış geride, oncağız da hastaymış, vay dağlar karlı dağlar, gönlümüz nice dağlar...
Onu tanıyan tanımayan, okulun bahçesine çoktan doluşmuştur şimdi. Birbirini tanımadığı halde sırf kalbi Fatma Nur Öğretmenle birlikte atıp sızladığı için okula doğru koşacak yüzlerce insan diyordum. Dediğim gibi de olmuş. Okul, bahçesi, dışarısı hınca hınç insan dolmuş.. Almam gereken bir sürü ilaç vardı, eczaneye gözlerimden akan yaşı durduramadan girdim, ne oldu dediler, durduramıyorum kendimi dedim, birdenbire hepimiz öğrencisinin öldürdüğü öğretmeni konuşup dualar okumaya başladık... Sonra medikal malzemeleri satan dükkana gittim, adaptör ararken gözyaşım akıyormuş... Söyler söylemez oradakiler de çok üzüldüklerini ifade ettiler. Herkes ''hocanım'ı konuşuyordu, onun mazlumluğunda ya kendi kızını, ya kendi kardeşini, annesini, eşini görüyordu...
Hastaneler, ambulanslar ve sabırsız kalabalık caddeler derken, cenaze arabaları, okunan selalar arasında nasıl da küçük, kırılgan, yara bere içinde kaldığımıza baktım, boyum bu kadar kısa, sesim bu kadar kısık mıydı benim? İçimde depreşen duygular; isyan, itiraz, hüzünle Allah'ım dedim, ''Sen şu sıradan kullarını koru ne olur''
Sıradan birisi olmak, o kadar zor bir hale geldi ki, Allah bunu çözebilme yeteneği versin bizlere...
Ülkemizde çok ciddi bir gençlik sorunu var!
Ülkemizde çok ciddi bir aile sorunu var!
Ve ne yazıktır ki, ülkemizdeki pek çok sorunun kaynağında yatan asıl mesele de bu aile meselesidir! Çocuklarını ya kral-kraliçe gibi yetiştiren ve diğer herkesi akraba, komşu, öğretmen dahil ama herkesi çocuğunun kölesi zanneden vurdumduymaz aileler var. Bunlar çocuklarını her istediğini yapacak şekilde sorumsuzca yetiştiriyorlar. Diğer başka bir grup aile ise, saldım çayıra Mevla'm kayıra zihniyetinde, evladını dünyaya getirdikten sonra ona hiçbir değer yargısı vermeden sokaklara, bilgisayar oyunlarına, telefon programlarına terk eden yetişkinlerin kurdukları, aslında kuramadıkları aileler...
''Çocuk merkezli eğitim' ifadesinden benim anladığım her zaman, çocuğun eğitimini merkeze almak oldu. Yoksa çocuğu merkez alarak, her şeyi onun oyuncağı haline getirmek değil! Çocuğun her istediğini serbestçe yapabildiği – merkezde ya!- özellikle akran zorbalığını çok rahatlıkla uygulayabildiği ortamların oluşmasına fırsat vermeyen bir merkezilik olmalı bu. Merkezde değerler vardır. Değerleri olmayan bir çocuğa, gence ne öğretirseniz öğretin, bumerang gibi döner dolanır, öğreticisini vurur...
Değerlerin yanı sıra, tüm çocuklar ''sosyalleşme'' adı altında bir arada nasıl tutulacaktır, hangi koşullarda, bunun sınırı nedir ve bu tek başına hekimlere terk edilebilecek bir soru da değildir. Hekimlerin, hemşirelerin, sağlık görevlilerinin belki baş edebileceği patoloji ile öğrenciler ve öğretmenler baş edemeyebilirler. Nitekim Fatma Nur öğretmeni feci şekilde katleden öğrencinin ağır psikiyatrik rahatsızlıkları varmış, şiddete meyilli birisi olduğu defalarca dile getirildiği halde ailesinin ısrarlı şikayetleriyle okula devamı sağlanıyormuş...
Bir de şu mesele var; herkesin lise okuması gerekmiyor. Herkesin aynı liseye de gitmesi gerekmiyor. Devlet okulları artık, özel okullara gidecek parası olmayan çocukların gittiği okullara dönüştü maalesef. Ciddi bir sınıf farklılaşması var, özel ile devlet arasında. 'Bunun önüne nasıl geçeriz'i düşünmemiz gerekmiyor mu? Niçin çocuklarımız; sanata, spora, mesleğe yöneltilmiyor, niçin hepsi senelerce düz liseye gitmek zorunda...
Bu sistemle daha fazla gidemeyiz. Milli Eğitim Bakanımızın özellikle değerler eğitimi konusundaki cesur adımlarını takdirle takip ediyorum. Ama; gençlik, aile, ekonomi, bilim konularının kesiştiği kavşak olarak eğitim, Sayın Bakanımızın da zaman zaman dile getirdiği şekliyle ciddi bir yeniden yapılandırılmadan geçmek zorunda...
Fatma Nur Hocamıza Allah Teala rahmet eylesin, ismini şehitler defterine yazsın, Peygamber Efendimizin şefaatine nail olsun... Bir mahzun gül gibi geçiverdi dünyamızdan...