25 Haziran 2022 Cumartesi / 26 Zilkade 1443

Tarım ve Orman ile Adalet ve Milli Savunma bakanlıklarının 2022 yılı bütçeleri TBMM Genel Kurulunda

TBMM Genel Kurulunda Tarım ve Orman Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2022 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.

AA10 Aralık 2021 Cuma 21:22 - Güncelleme:

AK Parti Grubu adına söz alan Çankırı Milletvekili Salim Çivitcioğlu, 2020 yılından itibaren yaşanan küresel salgın ve buna bağlı ekonomik dalgalanmaların tüm ülkelerin gıda politikalarını tekrar gözden geçirmelerine neden olduğunu ifade etti.

Bitkisel ve hayvansal üretim için girdi maliyetlerinin dünya genelinde yükseliyor olmasının, gıda üretimini önemi ölçüde etkilemeye başladığını belirten Çivitcioğlu, "Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklığı geçici olarak düşünmemeniz gerektiği için, hazırlık ve tedbirlerimizi, illerimizdeki kuraklık komisyonları vasıtasıyla erken dönemde daha etkin alacak şekilde aktif hale getiriyoruz." dedi.

Kırsal kalkınmayı dört bir koldan desteklemeye devam ettiklerini dile getiren Çivitcioğlu, hayvancılık sektörüne yönelik sıfır faiz uygulamalarıyla 1,7 milyon yetiştiriciye toplamda 42 milyar lira faizsiz kredi kolaylığı sağlandığını bildirdi.

Suyun, bu yüzyılın en stratejik ve en değerli kaynağı haline geldiğine işaret eden Çivitcioğlu, "Son 19 yılda su alanında günümüz rakamlarıyla toplam 284 milyar liralık yatırım yaparak 8 bin 865 tesisi ülkemize kazandırdık." bilgisini verdi.

Çivitcioğlu, 19 yılda orman alanlarının 2,1 milyon hektar artırılarak 22,9 milyon hektara çıkarıldığını, orman yangınlarına müdahaleyi de 42 dakikadan 12 dakikaya indirdiklerini ifade etti.

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, adaletin, ekmek, su, hava kadar herkes için zorunlu olduğunu belirtti.

Özkaya, "Ancak adaleti her hal ve şartta savunduğunuzda kıymetlidir, iktidardayken savunurken farklı, muhalefette olduğunuzda farklı farklı söylerseniz o zaman itibarınız ve güvenilirliğiniz zedelenir." diye konuştu. Özkaya, şunları kaydetti:

"Ben 1992 yılında Ankara Barosunda staja başladım. O tarihten milletvekili seçildiğim süreye kadar çok uzun ve çok değişik davaların içinde bulunduk. 1993 yılında açıklanan hakimlik-savcılık sınavında 81 puanla Türkiye birincisi olan arkadaşımız hakimliğe alınmamıştı ama bizim sınıf arkadaşımız 37 puanla, itiraz etti, 70'e tamamlandı ve o, hakim oldu. O zaman CHP'nin ilçe başkanları, ilçe yöneticilerinin birçoğu mülakatsız olarak sınava alındı. Türkiye birincisi olanlar, hakimlik bursuyla okuyanlar sırf imam-hatip mezunu olduğu için hakim yapılmadı. Ben onların adına davalarını açtım. Danıştay 'Mülakat sınavları yargı denetimine tabi değildir.' dedi. Aynı Danıştay, AK Parti iktidara gelince 'Mülakat sınavları yargı denetimine tabidir. Bu yetmez, bir de kamera koymanız gerekir.' dedi. İşte bu çifte standartları hep biz yaşadık.

Barolar Birliğinin tarafsızlığından bahsedersiniz. Baroların başkanlarının CHP Genel Merkezinde seçilenlerini seversiniz. Ve onlar savcımızı şehit eden, Adalet Bakanımızı şehit eden, komutanlarımızı şehit eden, DHKP-C'nin marşını söyleyenlerini seversiniz. Ankara Barosunun son 30, 40 yılındaki bütün başkanları CHP'den milletvekili olmuştur, belediye başkanı olmuştur, ilçe başkanı olmuştur, il başkanı olmuştur, siz onları seversiniz."

- "Birçok reform gerçekleştirdik"

AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, anayasada teminat altına alınan hak ve özgürlüklerin korunmasının demokrasi için vazgeçilmez önemde olduğunu ifade etti.

Devleti adalet üzerine inşa eden ve yaşatan bir anlayışla 19 yılda insan hakları temelinde, hukuk devleti zemininde birçok reform gerçekleştirdiklerini belirten Arslan, şunları kaydetti:

"Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkanı, çocuk haklarının ilk defa anayasal koruma altına alınması, bilgi edinme hakkının anayasal güvenceye kavuşturulması, kişisel verilerin korunmasının anayasal bir hak olarak ilk defa düzenlenmesi, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına son verilmesi, ifade özgürlüğünün tahkim edilmesi, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun kurulması, tutuklama tedbirine başvurulmasını zorlaştıracak düzenlemeler yapılması, farklı dil ve lehçelerde propaganda yapılmasına imkan sağlanması gibi düzenlemelerle insan hakları alanında mevzuat altyapısında ve uygulamada önemli bir dönüşümü gerçekleştirdik."

AK Parti Balıkesir Milletvekili Adil Çelik, ağır iş yükü nedeniyle gerçek fonksiyonlarını yerine getirmekte zorlanan yüksek yargı sisteminin işlerliğini yeniden kazanması adına 2016'da köklü bir değişiklik yaparak istinaf sisteminin getirildiğini anımsattı.

Geri dönüp bakıldığında, 2016'da Danıştaya gelen 209 bin dosya sayısının yıllar içinde azaldığını ve 2020 yılında 75 bine kadar düştüğünü belirten Çelik, "Bu sene, 6 Aralık 2021 tarihindeyse bu rakam 80 bin 898. Yine, derdest dosya sayısı da 2016'da 267 binken 2020 yılında 134 bine kadar düşmüş bulunuyor. İş yükünde ciddi bir azalma olduğunu müşahede ediyoruz. Tabloya baktığımızdaysa idari yargıda istinaf reformunun amacına ulaştığını söylemek mümkün." diye konuştu.

AK Parti Bursa Milletvekili Vildan Yılmaz Gürel, ahlaken lazım olan iffetin, hukuken lazım olan adaletin zeminini oluşturduğunu dile getirdi.

"İffet ve izzet sahibi insanlar adaleti yollarda, dağlarda aramazlar." diyen Gürel, şu ifadeleri kullandı:

"Adalet arıyoruz deyip taş taş üstünde bırakmayanlar, şehit Mehmet Selim Kiraz'ın ardından timsah gözyaşı döküp baro seçimlerinde faillerin ve müsebbiplerin marşlarıyla kutlama yapanlar, 'Adalet yürüyüşü yapıyorum.' deyip hukuku ayaklar altına alanlar, fosilleşmiş adalet fikirbazlarının sufleleriyle Anayasa Mahkemesi kapısına koşanlar, 'Adalet dağda.' deyip mahkeme kuranlar, 'Hakimiyet kayıtsız şartsız PKK'nın.' deme cüretinde bulunanlar, bu necip millete reva gördüğünüz adalet anlayışı bu mu? Yazık, gerçekten yazık. Bunların adaletten anladığı halen Yassıada mahkemeleridir ama artık müsaade yok. 2002'de 'Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.' dedik, haksızlığa, adaletsizliğe, vesayet rejiminin her türlü hukuksuzluğuna karşı adaleti yücelttik."'

AK Parti Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya, 2002 itibarıyla 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayısının yüzde 144 artışla 22 bin 823'e yükseldiğini bildirdi.

15 Temmuz'dan bu yana meslekten çıkarılan hakim, savcı sayısının 3 bin 979 olduğunu ifade eden Kaya, "2002 yılında bin 847 olan kadın hakim ve cumhuriyet savcısı sayısı yüzde 350 artırılarak 8 bin 308 olmuştur. Aynı dönemde erkek hakim, savcıların sayısında da yüzde 94'lük bir artış olmuş. Halihazırda, Türkiye'de hakim ve savcılar arasında kadınların oranı yüzde 46'ya gelmiştir. 2002 yılında adli yargıda 3 bin 581 olan mahkeme sayısı bugün itibarıyla 6 bin 836, idari yargıda 146 olan mahkeme sayısı da 207'ye çıkarılmıştır." bilgisini verdi.

- "Her alanda güçlü bir Türkiye var"

AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde savunma sanayisinde büyük atılımlar gerçekleştirildiğini ifade etti.

Türk savunma sanayisinin dışa bağımlılığını azaltmada Türkiye'nin çok iyi bir noktaya geldiğini vurgulayan Özen, şöyle konuştu:

"Ülkemiz, küresel tedarikçilerin çıkardığı zorlukları veya maruz kaldığı gizli, açık ambargoları aşmak için savunma sanayisi yatırımlarına büyük önem vermiştir. Terörle mücadelenin en kritik anlarında yalnız bırakılan, sınırlarımız tehdit altındayken ihtiyaç duyduğu ürünlere sözde müttefik ülkeler tarafından ambargo uygulanan ülkemiz, kendi ihtiyaçlarımızı süratle karşılayacak çok ciddi adımlar atmayı başarmıştır.

İnşallah, bizler, nasıl İHA, SİHA, TİHA, ATAK helikopterlerini, Gökbey helikopterlerini, Hürkuş'u yaptıysak, Allah'ın izniyle Altay tankını da uçak gemimizi de Milli Muharip uçağımızı da bu milletin pırıl pırıl genç mühendisleriyle kazandıracağız ve bu onuru hep birlikte yaşayacağız.

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, kendisini bu topraklara, bu ülkeye ait hisseden, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde bulunmaktan huzur ve onur duyan herkesin ortak paydasıdır. Bu sebeple, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi güçlendirecek her türlü yapıcı ve değer katan görüşlere ihtiyacımız olduğu gibi, yine Türk Silahlı Kuvvetlerimizi yıpratacak, demoralize edecek, polemik haline getirecek söz, tutum, her türlü davranıştan uzak olmamız gerekir."

AK Parti Niğde Milletvekili Yavuz Ergun, tam bağımsız Türkiye için askeri alanda millileşmenin ve güçlü olmanın şart olduğunu söyledi.

"Neden şart biliyor musunuz?" diye Ergin, "PKK'ya, PYD'ye verilen tırlar dolusu silahları gördüğümüz için şart. Yunanistan, yanı başımızdaki adalara asker ve mühimmat yığdığı için şart. Afganistan'ın ne halde olduğunu, Suriye'nin geldiği durumu, Irak'ın nasıl yağmalandığını gördüğümüz için şart. Akdeniz'de ülkemiz için hayati önem taşıyan enerji çalışmalarımızın nasıl engellenmek istendiğini gördüğümüz için şart." değerlendirmesinde bulundu.

Her alanda güçlü bir Türkiye olduğunu dile getiren Ergun, "Biz de hem sahada hem de masada olmak için yerli ve milli kaynaklarımızda güçlü bir askeri altyapı oluşturuyoruz. Bu durumu hazmedemeyen PKK destekçileri ve tezkereye 'hayır' diyen muhalefetin kafasını İHA'larımız ve SİHA'larımız o kadar karıştırmış ki tüm dünyanın gıptayla baktığı yatırımlarımızı bilerek görmezden gelerek ve aziz milletimizin tüm değerleriyle ters düşerek terör örgütlerinin sözcüleri haline gelmişlerdir." dedi.