TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis Tören Salonu'nda AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
"Terörsüz Türkiye" Projesi ile Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çerçevesine ilişkin soruya Kurtulmuş, "Bu komisyon kurulduktan sonra ilk sefer basınla böylesine önemli bir toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Bundan dolayı Anadolu Ajansına çok teşekkür ederim." dedi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun, Türkiye'nin yakaladığı tarihi fırsatı milletin beklentileri doğrultusunda sonuçlandırmak için sürece siyasi bir göz ve milletin temsilcileri olarak vaziyet etmek üzere kurulduğunu anımsatan Kurtulmuş, "Bu komisyon, tabii ki Türkiye'nin bütün birikmiş sorunlarını çözebilecek bir komisyon değil. Bu komisyon, olağanüstü yetkilerle donatılmış bir komisyon değil. Esasında İmralı'dan gelen açıklama ve arkasından örgütün kendisini feshetme kararını ilan etmesi, sembolik olarak da silahları bırakmaya başlamasıyla birlikte sürecin gerektirdiği birtakım düzenlemelerin yapılabilmesi için TBMM'de komisyona ihtiyaç vardı. Bu komisyon kuruldu." ifadelerini kullandı.
- "BURASI ANAYASA HAZIRLAYACAK BİR KOMİSYON DEĞİL"
Bu komisyonun çok büyük bir temsil gücünün bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, komisyona bir parti hariç bütün partilerin katıldığını ve şimdiye kadar kararların ittifakla alındığını vurguladı.
Bu komisyonun görevlerinden birisinin sürecin gereklerinin yerine getirilmesi için tekliflerde bulunmak olduğunu anlatan Kurtulmuş, "Burası anayasa hazırlayacak bir komisyon değil. Burası normal bir rutin meclis komisyonu değil yani anayasa komisyonu gibi, hukuk komisyonları gibi, diğer ihtisas komisyonları gibi komisyon değil yani burada yasa hazırlanmayacak, anayasa hazırlanmayacak. Neler yapılabileceğine ilişkin teklifler, Türkiye Büyük Millet Meclisine hazırlanıp gönderilecek." bilgisini verdi.
Komisyonun isminin nasıl belirlendiği ve komisyonda nasıl karar alındığına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, komisyonun yedinci toplantısını yaptıklarını söyledi.
Komisyonun uzun görüşmelerle, müzakerelerle, aylar süren yoğun mesaiyle kurulduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Herkesin görüşünü aldık yani en ufak görünen grubun dahi parlamentoda söz sahibi olan arkadaşlarımızın bütün farklılıklarını yansıtabileceği bir temas zincirini yürüttük." dedi.
Siyasi parti liderleri ve parlamentodaki temsilcilerle konuşarak komisyonun ismini belirlediklerini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Onlarca isim teklifi oldu. Burada beklentileri karşılamak, bunlardan bir tanesi milli dayanışma yani toplumdaki bu mesele vesilesiyle bir kere daha ezeli ebedi kardeşliğimizi hatırlatmak. Bunu Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Sünni'siyle, Alevi'siyle, bütün toplum kesimlerinin en üst düzeyde bir dayanışmasının temin edilmesini sağlamak için bu komisyon bir araç olsun. Birisi buydu. Kardeşlik, tabii bizim ihtiyacımız olan ve sürekli duygularını artırmamız gereken bir olgu. Bunu da bir vurgu olarak koyduk. Tabii ki bu süreçle birlikte Türkiye'nin hem bu konuya bağlı hem de diğer geniş anlamda demokrasi meseleleri de burada gündeme gelecek, kaçınılmaz olarak gelecek. Türkiye'nin demokratik standartlarının daha da iyileştirilmesi için tekliflerin, görüşlerin bu komisyonda dile getirilmesi ve bunun sonunda da oluşacak bu görüşmeler sonunda da komisyon, aldığı kararları bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kuruluna sevk edecek."
Komisyonda kararların 5'te 3 çoğunlukla alınması gerektiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Daha doğrusu, özellikle komisyonun nihai kararlarını alması, yasa hazırlıklarının yapılması gibi nitelikli konularda nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var ve şimdiye kadar da çok şükür, dediğim gibi 5'te 3'ün de üzerinde aldığımız kararları hep ittifakla alarak bugüne kadar getirdik." diye konuştu.
- "ÇOK KATILIMCI BİR YOL İZLEDİK"
Komisyona davet edilen isimlerin nasıl belirlendiğine ilişkin soruya Kurtulmuş, "Burada da çok katılımcı bir yol izledik. Bütün siyasi parti gruplarından ve grubu olmayan bu komisyonun üyesi arkadaşlarımızdan isim teklif etmelerini söyledik. Dün akşam tekrar son tabloya bir kere daha baktım. 491 isim yani kişi ve kurum ismi teklif edilmiş. Tabii ki bunların hepsini dinleyebilmek mümkün değil ama şunu yapıyoruz: Hangi parti, hangi kişi kimleri teklif etmiş, bir ara kesit oluşturmaya ve ana akım, diyelim ki önümüzdeki dönemde iş dünyasından temsilciler, sendikalardan temsilciler katılacak, orada da ana akım, komisyonun önemli çoğunluğunun teklif etmiş olduğu isimleri buraya davet edeceğiz." diye yanıt verdi.
Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Gönlümüz arzu eder ki Türkiye'nin bütün sözü olan herkesi dinleyelim. Böyle bir vaktin olacağını zannetmiyorum. Süreci de çok uzatmadan, birtakım yanlış anlaşılmalara, zehirlemelere, provokasyonlara asla mahal bırakmadan etkin bir şekilde yönetmemiz gerekiyor. Şimdiye kadar komisyondan teklif eden arkadaşlarımızın hemen hemen yine büyük çoğunluğunun teklif ettiği isimler gündeme geldi. Mesela herkes şehit aileleriyle bu işin başlamasını istedi. Şehit aileleri, aynı gün yaptığımız oturumda Diyarbakır Anneleri, Galatasaray'da toplanan Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri gibi bu süreçte bir şekilde mağdur olmuş olan isimleri burada dinledik. Şimdiye kadar olan süreçlerde de ana akım Türkiye'nin bu konuyla ilgili temel aktörlerini, fikri olanları dinleyeceğiz. Önümüzdeki kararlaştırılmış toplantılardan birisi iş dünyası, sendikalar, arkasından da çatışma çözümleri üzerinde uzman olan ve bu konuda çalışmalar yapmış olan akademisyenleri, sahada bu konuyla ilgili uygulamacıları dinleyeceğiz. Mühim olan burada herkes kendi görüşünü dile getiriyor yani şöyle bir algıya da kamuoyumuzun sahip olmaması lazım: Komisyonda herkesin konuştuğu şey, komisyonun aldığı bir karar değildir. O kadar farklı konular gündeme geliyor ki her konuşmacının, bu ister bir kurumun temsilcisi olsun, isterse şahsı adına buraya gelmiş konuşmuş olsun, nihayetinde kendi kişisel görüşünü söylüyor, tekliflerini yapıyor ve bunlar en sonunda değerlendirilecek."
Komisyon çalışmalarının ne zaman tamamlanacağına yönelik soruyu ise Kurtulmuş, "Bunun net bir tarihini vermek isterim ama zaten komisyonun hemen kuruluşunda aldığımız karar da 31 Aralık 2025'te komisyon çalışmalarını sonlandırması, bunu kendi yönergemizde belirledik. Eğer gerekirse iki ay süreyle, ikişer ay süreyle uzatılabilir ama benim şahsi kanaatim mümkün olan en kısa süre içerisinde bunun tamamlanması ve komisyonun vazifesini ikmal ettiğini, Türkiye kamuoyu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu ile paylaşması." diye yanıtladı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin "Bu iş hayırlı bir iştir. Bu kadar açıklamalar yapılmış, bu kadar sembolik de olsa silah bırakma süreci başladıktan sonra bu işin bir an evvel tamamlanması, bunun için de örgütün süratle silah bırakma ve kendisini feshetme sürecini hızlandırması lazım." dedi.
Kurtulmuş, Meclis Tören Salonu'nda AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun yasal düzenlemelerle ilgili tavsiyelerini ne zaman iletileceğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Konuşmalarla, tavsiyelerle birlikte olgunlaşıyor. Sürecin gidişatına göre o konuda da adımlar atılır." diye konuştu.
Şehit aileleri ve gaziler için komisyon kapsamında hangi adımların atılacağı sorusuna Kurtulmuş, komisyon çalışmalarında en duygulu oturumlardan birinin, şehit aileleri ve gazilerin katıldığı toplantıda gerçekleştiğini ve ortak fikrin, "biz bedel ödedik ama artık Türkiye'nin insanları, bu milletin çocukları bedel ödemesin. Bu işi bitirelim" şeklinde olduğunu anlattı. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gazi bir kardeşimiz takma gözünü çıkardı. Yaralanmış ve gözünün birini kaybetmiş o takma gözünü çıkardı, eline aldı. 'Benim bir gözüm takma. Mücadelede yanımda şehit olan bir kardeşimin korneasından aldığım gözle de öteki gözüm yüzde 40-45 görüyor. Ben bu kadar bedel ödemiş birisiyim. Canımı vatan için vermeye hazırım ama isterim ki artık bu iş bitsin. Bu memlekette hiçbir anne ağlamasın, hiçbir insan bundan sonra hayatını kaybetmesin.' dedi. Aynı oturumun öğleden sonraki kısmında ise 'Barış Anneleri'ni temsilen konuşan bir annemiz dedi ki, 'Biz artık bu memlekette çocuklarımızı değil, silahları toprağa görmemiz lazım.' Şimdi farklı kesimlerin ortak buluştuğu nokta Türkiye'de artık sulhun, selametin, esenliğin sağlanmasıdır. Silahların susturulmasıdır. Terörün sonu ermesidir. Artık hiç kimsenin silahın baskısı altında olmamasıdır. Bütün bunların çok önemli olduğunu düşünüyorum."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, komisyon çalışmaları kapsamında "Cumartesi Anneleri" adına gelen bir kişinin herkesi ağlatacak, duygulu bir konuşma yaptığını aktararak, "O da açıkçası Türkiye'nin bir ayıbıdır. 1980 darbesinden sonraki dönemde babasının İstanbul Avcılar'da evinin önünden beyaz Toros'la nasıl kaçırıldığını ve o arabanın arkasından 30 yıldır hala koştuğunu, babasının kemiklerine dahi ulaşılamadığını, ölüp ölmediğinin dahi belli olmadığını anlatırken çok duygulandı, ağladı. Bütün komisyon üyesi arkadaşlarımız da çok yoğun bir duygu içerisinde oldu." diye konuştu.
Bu kapsamda çok farklı kesimlerin yaşadığı acılar olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Ama bunları bir kenarda bırakalım. Gerçekten barış ve esenlik içerisinde demokratik standartlarının yüksek olduğu bir ülkeyi hep birlikte inşa edelim ve yolumuza devam edelim, noktasındaydı. Bizim için anlamlı oturumlardan birisiydi." değerlendirmesinde bulundu.
Kurtulmuş, komisyonun bundan sonraki süreçte izleyeceği yol haritasına ilişkin şunları kaydetti:
"Bazı şehit aileleri, harp malulleri, gaziler, emniyet teşkilatından, koruculardan, farklı güvenlik birimlerinden dinleyemediklerimizi önümüzdeki süreçte dinleyip onların da taleplerini alacağız. Şehit aileleri ve gazilerimizle ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde çok ciddi çalışmalar yapılıyor, onlar da tekrar bu süreçte gözden geçirilebilir. Eksik hususlar varsa bunlar tamamlanır. Bunlarla ilgili yasal düzenlemeler gerekiyorsa yasal düzenlemeler de yapılır. Yolumuza devam ediyoruz. Şunu görmek lazım: bugün biz burada TBMM'nin Tören Salonu'nda konuşabiliyorsak, Türkiye bu sorunu çözmek için bir komisyon kurma noktasına geldiyse bunu her şeyden evvel canlarını bu vatan için feda eden şehitlerimize borçluyuz, gazilerimize borçluyuz. Onlara ne yapsak, ne şekilde hareket etsek borcumuzu ödeyemeyiz."
Kurtulmuş, yasal düzenlemelere ilişkin bir çerçeve olup olmadığının sorulması üzerine, "Herhangi bir şey var, onu biz komisyona telkin ediyor ve ondan sonra karar alıyor değiliz." ifadelerini kullandı.
Komisyon üyelerinin, farklı siyasi partilerden olmalarına rağmen parti taassubuyla veya parti öncelikleriyle hareket etmediklerini vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada herkes komisyon üyesi. Teklifler geliyor, olgunlaşacak. Yukarıdan, tepeden inme bir yasal düzenleme değil, olgunlaşarak bunlar gündeme getirilecek. Tekraren söylüyorum ama kararı verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Genel Kurulu'dur. Biz çerçeveyi oluşturacağız, teklifimizi yapacağız. Diyeceğiz ki, 'şu, şu, şu konularda şu yönde bir yasaya, şu yasalara ihtiyaç var. Şöyle düzenlemeler, ya yeni bir yasa ya da birtakım farklı yasalarla değişiklikler yapılması teklifi gündeme getirilebilir.' Henüz bunlar konuşulmadığı için net bir şey söylemiyorum. Herkes kendi teklifini ortaya koyacak. Burada aslolan yasaların uygun bir şekilde çıkarılması ve Türkiye kamuoyunun çok büyük kesiminin buna 'eyvallah' demesi. Buna olur vermesi. Zaten komisyonun oluşturulması meselesi de budur."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, meselenin iktidar-muhalefet meselesi olmadığını belirterek, "Eğer yasa çıkarmak mevzubahis olsa zaten iktidar blokunun istediği yasayı çıkaracak gücü parlamentoda var. Mühim olan mesele, burada olgunlaştırılarak ve ortaklaşarak Türkiye'nin ihtiyacı olan meselelerin toplumun geniş kesimlerinin kabul edeceği şekilde yasalaştırılmasını sağlamak." diye konuştu.
Kurtulmuş, "'Diğer terör örgütleri de bu yasadan faydalanabilir' şeklinde yaklaşımlar da var. Bu komisyon nasıl bir kırmızı çizgi belirliyor?" sorusunu şöyle yanıtladı:
"Kırmızı çizgiden ziyade ortak bir kararlılık noktası. Mesela nedir? Bu komisyon bir anayasa komisyonu değil. Anayasa'yı tartışmaya açmıyoruz ve Anayasa değişikliği üzerine konuşmuyoruz. Bu çerçevede de tabii ki mevzu bahis olan PKK'nın kendisini feshetmesi süreci ile birlikte ortaya çıkan durumdur. Bu durumun gerektirdiği birtakım yasal düzenlemeler varsa bunların yapılmasıdır. Buradan başka terör örgütleri tabii ki mevzubahis olamaz. Peki PKK gerçekten kendisini feshetti mi? Buna karar verecek olan da Meclisin komisyonu değildir. Nihayetinde bu bir silah bırakma işlemidir, gerçekten sahada örgütün tamamen kendisini feshettiğinin görünmesidir. Bunun için de devletin ilgili güvenlik birimleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatımız başta olmak üzere sahada bütün bu gözlemlerini yaparlar. Raporlarını ortaya koyarlar. Sonunda da Türkiye'nin en üst güvenlik kurulu olan Milli Güvenlik Kurulu der ki, 'Evet bu örgüt kendisini feshetmiştir.' Ondan sonra zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendisini feshetmiş örgüt için eğer gerekli birtakım yasal düzenlemeler varsa bunları yapar."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, "PKK her ne kadar 'ben kendimi feshettim' diyorsa da Türkiye Cumhuriyeti Devleti henüz bunu tescil etmedi. Öyle anlıyoruz. İzlenen bir süreç var" ifadelerinin dile getirilmesi üzerine, "İmralı'nın açıklamasını çok önemli ve değerli buluyorum. İmralı, örgütün bütün unsurlarıyla birlikte kendisini feshetmesini teklif etti. Buna mukabil örgüt bir araya gelerek kendisini feshettiğini ilan etti. Üçüncü adım olarak da sembolik bir törenle silahlar yakıldı. Aslolan terörün arkasındaki bütün unsurların ortadan kaldırılması, terörü oluşturan o bataklığın kurutulmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
"PKK terör örgütünün eski silahlarını teslim ettiği yönünde eleştiriler olduğunu" söyleyen Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"100 yıllık Cumhuriyetin 50 yılı terörle geçmiş. Ağır bir bedel ödemişiz. Bu terörün arkasında kimlerin olduğunu, hangi devletlerin, hangi silah desteklerini, hangi istihbarat desteğini hangi siyasi desteği verdiklerini biliyoruz. Gün gün, sene sene bunları yaşamışız. Bu kadar büyük bir tecrübeden sonra, örgüt elindeki son tabancayı dahi teslim etse, örgütü ortaya çıkaran bu bataklık kurutulmadığı, bu şartlar, siyasi ve diğer şartlar ortadan kaldırılmadığı sürece bir müddet sonra örgütü bu şekilde silahlandıran ülkelerin tekrar silahlandırılması aşikardır.
Eski Meclis başkanlarımızın da ortak söylediği hususlardan birisi, 'hayırlı işlerinizde acele ediniz.' Bu iş hayırlı bir iştir. Bu kadar açıklamalar yapılmış, bu kadar sembolik de olsa silah bırakma süreci başladıktan sonra bu işin bir an evvel tamamlanması, bunun için de örgütün süratle silah bırakma ve kendisini feshetme sürecini hızlandırması lazım. Bu süreç olursa zaten buradaki çalışmalara da önemli bir katkı sağlamış olur."