Yılmaz, TRT Haber'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
İstanbul'un Beşiktaş ilçesindeki polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, söz konusu eylemi en güçlü şekilde lanetlediğini ifade etti.
Yılmaz, Beşiktaş'taki saldırı anında polislerin zamanında ve etkili bir müdahale yaptığını belirterek, yaralanan polislere acil şifalar diledi.
Türkiye'nin "güvenli liman" konumunda yer almasından rahatsızlık duyanlar olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin istikrarına kast edenler var. Yalnız bunlar hiçbir zaman bugüne kadar başarılı olamadılar, bundan sonra da olamayacaklar. Terör eylemi yapanlar kadar, bunun arka planındakileri de tabii ki dikkatle analiz etmek, tartışmak gerekiyor. Türkiye'nin istikrarına kast edenler hiçbir zaman başarılı olamayacaklar. Biz bu anlamda kolluk kuvvetlerimize gerçekten şükranlarımızı sunuyoruz. Polisimizle, tüm güvenlik güçlerimizle Türkiye her unsuruyla güvenliğini sağlamaya devam edecektir. Bu tür saldırılara karşı da gerekli cevapları vermeye devam edecektir. Hangi ad altında olursa olsun tüm terör örgütleriyle kararlı bir şekilde mücadelesini sürdürecektir. 'Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge' diyoruz. Bu hedefe ulaşmada hiçbir dış güç bizi engelleyemeyecektir."
- "SAVAŞIN SONA ERMESİ İÇİN BÜYÜK BİR GAYRET, BÜYÜK BİR DİPLOMATİK ÇABA İÇİNDEYİZ"
Yılmaz, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına da değinerek, bu savaşın başlamaması için Türkiye'nin çok büyük gayret sarf ettiğini ve bu kapsamda yoğun bir diplomasi yürüttüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çatışmalar başlamadan önce birçok liderle görüşerek, bu anlamda lider diplomasisi yürüttüğüne dikkati çeken Yılmaz, "Maalesef savaş başladı. Şimdi de savaşın sona ermesi için büyük bir gayret, büyük bir diplomatik çaba içindeyiz. Dışişleri Bakanımız, diğer ilgili kurumlarımız herkes sahada. Günlük olarak bütün olaylar çok yakından takip ediliyor ve bu süreçlerde Türkiye çok önemli bir rol oynuyor." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, bölgede yayılan ateşin söndürülmesi ve Türkiye'nin sınırlarını, vatandaşlarını koruma yönünde büyük bir gayret içinde olduklarını belirterek, "Bugüne kadar Türkiye'nin duruşu gerçekten çok sağlam ve doğru bir duruş. Hukuktan yana, istikrardan yana değerlerden, adaletten yana bir duruş. Hep şunun altını çiziyoruz. Savaşın hiç kimseye faydası yok. Adil bir barış ise herkes için faydalı diyoruz. İnşallah bu savaş bir an önce sona erer." diye konuştu.
Müzakere masasına dönülmesi ve sorunların savaşarak değil diplomasiyle çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Yılmaz, "Temenni ederiz ki iki tarafın bir noktada buluştuğu bir sonuç ortaya çıksın. Buna da Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman katkı vermeye hazır olduk, bundan sonra da hazırız. Yeter ki bölgemizdeki bu ateş sönsün ve daha istikrarlı bir yapı oluşsun." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, savaşın birçok kesimi aynı anda etkilediğini, çevresel maliyetlerin yanı sıra ekonomik maliyetler de ürettiğine dikkati çekerek, sadece bölgenin değil, küresel çapta bir etkinin söz konusu olduğunu söyledi.
- "BÜYÜME ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİLERİ SINIRLAYICI TEDBİRLER ALDIK"
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının enerji ve üretim krizini ateşlediğini, Türkiye'nin bu durumdan ne kadar etkilendiğine ilişkin soru üzerine Yılmaz, Türkiye'nin, savaşın yaşandığı döneme makro temelleri sağlam bir şekilde girdiğini ifade etti.
Yılmaz, Türkiye'nin güçlü bir ekonomiye ve siyasi istikrara sahip bir ülke olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:
"İlk andan itibaren hemen hızlıca tedbirler alındı. Merkez Bankamız daha ilk bu olay başlar başlamaz hafta sonuydu biliyorsunuz, birtakım kararlar açıkladı. SPK, Borsa İstanbul... İlk adımlar hemen çok hızlı bir şekilde atıldı. Daha sonra Hürmüz'le birlikte olay daha bir derinleşti. Biliyoruz ki bu savaş uzadıkça ekonomik maliyetleri artıyor, etkileri derinleşiyor. Maalesef bugün işte belli bir yere gelmiş durumda. Enerji piyasalarını çok etkiledi bu savaş. Gübre gibi temel birtakım ürünleri etkiledi. Buralarda Türkiye olarak yine çok önemli tedbirler aldık. Vatandaşımıza bir defa bu işin en az yansıması yönünde 'eşel mobil' dediğimiz sistem başta olmak üzere bütçeden de önemli fedakarlıklarla, önemli maliyetleri kamu olarak üstlenerek hem enflasyon hem de büyüme üzerinde olumsuz etkisini sınırlayıcı tedbirler aldık."
Türkiye'nin ekonomik olarak savaştan sonraki döneme de hazırlık içinde olduğunu belirten Yılmaz, bölgedeki birçok ülkenin bu savaştan çok ciddi yaralar aldığına dikkati çekti.
Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti'nin, istikrarını koruyan ve bölgedeki bu ateşin dışında kalan bir yönetim anlayışıyla bu süreci yönettiğini, kısa vadede etkileri sınırlayıcı tedbirler alırken, orta ve uzun vadede önüne çıkacak yeni imkanlara hazırlık içerisinde olduğunu söyledi.
- "TÜRKİYE ENERJİ ARZI PROBLEMİ YAŞAMADI"
En pahalı enerjinin "olmayan enerji" olduğunu ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye çok şükür bu süreçte bir arz problemi yaşamadı. Enerji arzı problemi yaşamadı. Dünyada bazı ülkelerde karneye geçildiğini, mesai saatlerinin kısıtlandığını görüyoruz. Özellikle Hürmüz'e çok bağımlı ülkeler çok büyük sıkıntılar çekiyorlar. Bizim coğrafi konumumuz ve daha önceden aldığımız tedbirler bu anlamda arz problemi yaşamamamıza sebep oldu. Tedarik kanallarını çeşitlendirmemizin faydasını burada gördük bakın. Çeşitli ülkelerden petrol, doğal gaz tedarik eden bir ülke olmanın ne kadar büyük bir avantaj olduğunu bu olayla bir kez daha görmüş olduk. Yine yerli ve milli enerji üretiminin, belki bütün ihtiyacımızı karşılayamıyoruz, ithalatçı bir ülkeyiz ama... Karadeniz gazından Gabar petrolüne, güneş enerjisinden yenilenebilir yatırımlara varıncaya kadar, bütün bunlar Türkiye'nin yükünü azaltmış oldu. Dolayısıyla bu sürece girerken arz problemi olmayan, stokları yeterli olan bir ülke olarak tedarik sistemi çeşitli bir ülke olarak girmiş olduk."
- EŞEL MOBİL SİSTEM UYGULAMASI
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bölgedeki gerilimin ve çatışma ortamının Türkiye'yi tüm dünyada olduğu gibi enerji fiyatı boyutuyla etkilediğini söyledi.
Türkiye'nin "eşel mobil" sisteme geçerek vatandaşların refahı üzerinde oluşacak olumsuz etkiyi azalttığını belirten Yılmaz, "Yüzde 100 belki yapamadık ama yüzde 75 civarında bir etkiyi azaltıcı tedbir almış olduk. Bu da bütçemize bir miktar yük getiriyor. Bütçe açığımızı belki bir miktar arttırıcı etkisi olacak. Ama faydasına baktığınız zaman 'buna değer' diye düşündük ve bir şekilde bu sonuçlanacak, belli bir geçici süre olacak. Bu sürede kalıcı hasar oluşturmaması adına bu sisteme geçtik." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, özellikle yakıt fiyatlarının dünyadaki risk algısına bağlı olarak günlük değiştiğine dikkati çekerek, "Bir referans gün olarak 6 Nisan'ı alacak olursak, 6 Nisan'da motorinin fiyatı 77 lira, biz eşel mobil sisteme geçmemiş olsaydık bu 94 lira olacaktı. Yani yüzde 22 daha pahalıya vatandaşımız bunu tüketmiş olacaktı." şeklinde konuştu.
Şu an tüm dünyada büyümenin aşağı, enflasyonun ise yukarı yönlü seyrettiğini belirten Yılmaz, "Savaşın ne kadar süreceği ve kapsamının, yayılımının ne olacağı etkileri belirleyecek. Enflasyon konusunda şunu söyleyebilirim. Mayıs ayında Merkez Bankamız enflasyonla ilgili raporunu yayımlayacak, değerlendirmesini yapacak. Orada enflasyon etkisini daha net görmüş olacağız." dedi.
Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik anlamda ana politika çerçevesini değiştirmeyeceğini belirterek, çatışmanın belli kalemlerde oluşturacağı sınırlı etkileri de kendi limitleri içinde yöneteceklerini anlattı.
Orta Vadeli Program'ın dinamik bir program olduğunu dile getiren Yılmaz, eylül ayında rutin bir güncelleme yapacaklarını, bunu da kamuoyu ile paylaşacaklarını ifade etti.
- "TÜRKİYE BU SÜRECİ DAHA SINIRLI ETKİYLE ATLATACAKTIR"
Yılmaz, Türkiye'nin dirençli ve sağlam bir ekonominin yanı sıra siyasi bir istikrara da sahip olduğunu vurgulayarak, "Tecrübeli, güçlü bir liderliğimiz var. Dolayısıyla bütün bu şartları dikkate aldığınızda dünyadaki birçok ülkeye göre Türkiye bu süreci daha sınırlı etkiyle atlatacaktır diye inanıyorum." dedi.
Merkez Bankası'nın altın rezervleri ve satış miktarına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, yaşanan çatışmalar sonrasında birçok Merkez Bankası'nın altını likide dönüştürme eğilimine girdiğini belirtti.
Yılmaz, altın rezervlerinin böyle günler için var olduğunu, sıkıntılı anlarda likit akışının sağlanması için kullanıldığını belirterek, "Merkez Bankamız yapmasa garipsenmesi gerekirdi. Bu tür olağanüstü koşullarda elbette tedbirler almak durumundasınız. Yıllardır biriktirdiğiniz birtakım imkanları burada değerlendirmek durumundasınız. Bunun için o maliyete katlanıyoruz zaten. Dolayısıyla bizim Merkez Bankamız da başından itibaren çok aktif bir politika izledi ve özellikle altın rezervlerinin bir kısmını değerlendirerek, döviz pozisyonundaki likiditesini artırmış oldu." ifadelerini kullandı.
Merkez Bankası'nın altın rezervinin dünya ortalaması üzerinde olduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Mesela 2016'da 377 ton altınımız varmış ve 14 milyar dolar değerindeymiş. 27 Mart itibarıyla 702 ton altına çıkmışız, bu da 100 milyar dolar değerinde. Bu süreçte altın fiyatları da çok arttı biliyorsunuz. Bu da bize bir güç vermiş oldu. Son dönemde bir miktar düştü ama daha uzun vadeli baktığınızda ciddi anlamda bir artış da yaşanmış oldu. Bu da rezerv pozisyonumuzu güçlendirdi." şeklinde konuştu.
Yılmaz, Türkiye'nin birçok ülke ekonomisinin aksine büyümesini sürdürdüğünü, savaştan etkilense bile yine olumlu yönde büyümeye devam edeceğini söyledi.
Türkiye'nin özellikle savunma sanayisi alanında yaptığı atılımlara da değinen Yılmaz, son 23 yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde bir devrim yaşandığını belirtti.
Yılmaz, yüzde 80 dışa bağımlı olan bir savunma sanayisinden yüzde 80'in üzerinde yerli ve milli bir savunma sanayisine gelindiğini vurgulayarak, üretilen katma değeri yüksek ürünler sayesinde ülke ekonomisine de çok büyük katkı sağlandığını kaydetti.
Savunma sanayi ihracatında geçen yıl 10,5 milyar dolara ulaşıldığını hatırlatan Yılmaz, bu sayede ilk kez 10 milyar dolar hedefinin aşıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin özellikle savunma sanayi alanında çok önemli bir konuma yerleştiğini ifade etti.




