Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Gazze'de ve Batı Şeria'da on yıllardır on binlerce sivili katleden, çocukları açlığa mahkum eden, şehirleri yerle bir eden, uluslararası hukuku hiçe sayan, utanç ve ahlaksızlık dolu sicile sahip bir yönetimin ve yöneticinin Türkiye'ye ahlak dersi vermeye kalkmasının tam anlamıyla hadsizlik olduğunu belirtti.
İletişim Başkanı Duran, şunları kaydetti:
"Gazze'de soykırım suçlamasıyla Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılananların, insanlığın vicdanı olan Türkiye'ye çamur atmaya çalışması, mazlumların sesi olan Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hadsizce hedef alması, tarihin en büyük tutarsızlıklarından biridir. İftira ve propaganda, gerçekleri değiştiremez. İnsanlık vicdanında mahkum olmuş bir zihniyetin iftiraları ne Türkiye'nin duruşunu ne de hakikati değiştirebilir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde Türkiye, mazlumların sesi olmaya, hakikati savunmaya, zalimin karşısında durmaya devam edecektir."
DIŞİŞLERİ: NETANYAHU VE SUÇ ORTAKLARININ ULUSLARARASI KAMUOYUNU YANILTMA ÇABASIDışişleri Bakanlığı, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun sözlerine tepki gösterdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik mesnetsiz, provokatif ve gerçek dışı ithamlar, Netanyahu ve suç ortaklarının uluslararası kamuoyunu yanıltma çabasından ibarettir.
Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez.
Türkiye olarak, Netanyahu ve işbirlikçileriyle ilgili doğruları en açık dille ifade etmeye devam edeceğiz. Hukuku ve insani değerleri hiçe sayan eylemlerin hesabını uluslararası yargı mercileri önünde vermeleri için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz."
"HADSİZ SÖZLERİ YOK HÜKMÜNDEDİR"Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Gazze'de çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran, insanlığın ortak vicdanında mahkum olmuş Binyamin Netanyahu'nun Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hadsiz sözleri yok hükmündedir." ifadesini kullandı.
Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:
"Gazze'de çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıran, insanlığın ortak vicdanında mahkum olmuş Binyamin Netanyahu'nun Sayın Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan hadsiz sözleri yok hükmündedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen bir soykırım soruşturmasında şüpheli, kabul edilen iddianamede ise sanık konumunda bulunan Netanyahu'nun, insanlık onurunu savunan Sayın Cumhurbaşkanı'mızı hedef almaya kalkışması tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır."
Erdoğan'ın, Filistin halkının haklı davasını, mazlumların hukukunu ve insanlığın vicdanını en güçlü şekilde savunduğunu vurgulayan Gürlek, buna karşılık Gazze'de yaşananlar karşısında susanların tarihin karanlık sayfalarına yazılacağını ifade etti.
Netanyahu ve beraberindeki cinayet şebekesinin işledikleri insanlık suçlarının hesabını er ya da geç bağımsız yargı önünde vereceğinin altını çizen Akın Gürlek, Türkiye'nin dün olduğu gibi bugün de hukuk, adalet ve insanlık adına en güçlü sesi yükseltmeye devam edeceğini belirtti.
AK PARTİ GENEL BAŞKAN VEKİLİ EFKAN ÂLÂ: Gazze'de on binlerce sivilin hayatını kaybetmesinden, şehirlerin yıkıma uğramasından, uluslararası hukukun sistematik ihlalinden sorumlu Netanyahu'nun Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamaları hezeyandan ibrettir, yok hükmündedir. Bölgeyi yıllardır savaş, işgal ve çatışma sarmalına sürükleyen politikaların mimarları olan Netanyahu'nun, insan hakları ve ahlak üzerinden başkalarına ders vermeye kalkışması uluslararası kamuoyunda hiçbir karşılığı yoktur. Bugün dünya vicdanı, Gazze'de yaşanan insanlık suçları karşısında sessiz kalmayan liderleri dikkatle takip etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan uzun yıllardır Filistin meselesinde uluslararası hukuku, insan haklarını ve sivillerin korunmasını savunan liderdir. Mazlumların sesi olan, küresel adalet çağrısını kararlılıkla dile getiren bir liderin hedef alınması tesadüf değildir. Netanyahu'nun açıklamaları ne Filistin halkının yaşadığı acıları görünmez kılabilir ne de uluslararası toplumun giderek büyüyen vicdani tepkisini susturabilir.




