"Trump IŞİD'i bitirmişti. Şimdi bu kazanım yok ediliyor. Kürtler katlediliyor. Kadınlar ve çocuklar kaçırılıyor. Bu bir 7 Ekim tekrarıdır."
Ne kadar tanıdık bir propaganda değil mi? Ama bıkmıyorlar işte. Bu sözlerin sahibi de Marc Zell.
Suriye'de son iki haftadır yaşananları üzerine örtmek için söylemeyecekleri yalan yok işte.
Marc Zell kim mi?
ABD doğumlu bir Yahudi-Amerikalıdır.
İsrail'e yerleşmiştir.
Batı Şeria'daki yerleşimci hareketin siyasi figürlerindendir.
Suriye'ye bir ülke olarak değil, İsrail güvenlik mimarisinin dış halkası olarak bakar.
Bu Siyonist aklın ürettiği yalanları hepimiz biliyoruz ama biz yine de tekrar edelim.
Suriye'de son günlerde yaşananlar bir "Kürt katliamı" değildir.
Suriye'de çöken şey, ABD tarafından yıllarca desteklenen SDG/PYD terör örgütünün askeri ve siyasi kapasitesidir.
Bu örgüt, koruyucu şemsiye kalkar kalkmaz iki hafta içinde dağılmıştır.
Bu tespit sahaya dayalıdır. Diplomasi ve istihbari çalışma yok mu? Elbette var.
SDG/PYD, yıllar boyunca ABD tarafından silahlandırıldı, eğitildi ve meşrulaştırıldı.
Washington bu örgütü "DEAŞ'la mücadele" etiketiyle pazarladı.
Batı medyası bu yapıyı "yerel müttefik" diye sundu.
Gerçekte olan ise belliydi:
Bu yapı bir terör örgütüydü.
SDG/PYD, kontrol ettiği alanlarda sivillere karşı sistematik şiddet uyguladı.
Keskin nişancılarla mahalleleri kilitledi.
Kaçmaya çalışan sivilleri vurdu.
Evleri ve okulları mevziye çevirdi.
Sivilleri canlı kalkan olarak kullandı.
Çocukları zorla silah altına aldı.
Muhalif Kürtleri susturdu, tutukladı, sürgüne gönderdi.
Bunlar iddia değil, bilakis, örgütün fiilî pratiğidir.
Son bir-iki haftada ne oldu?
ABD sahadaki önceliklerini değiştirdi.
İkinci sınanmada başarısız olan vekil örgüt üzerinden sponsor desteği çekildi.
SDG/PYD'ye verilen siyasi ve askeri destek gevşetildi.
Hava koruması kalktı.
Lojistik akış kesildi.
Ve örgüt, kendi başına ayakta kalamadı.
Sonuç net oldu.
Mevziler çözüldü.
Komuta zinciri dağıldı.
Örgüt hızla geri çekildi.
"Yenilmez" diye anlatılan yapı, iki hafta içinde sahadan silindi.
İşte Marc Zell gibilerinin sözleri işte bu yenilgiyi perdeleme çabası.
Zell, SDG/PYD'nin çöküşünü kabul etmiyor.
Çünkü bu örgüt, İsrail merkezli bölgesel güvenlik kurgusunda işlevsel bir araçtı.
Bu yüzden Zell, terör örgütünün adını özellikle kullanmıyor.
"SDG/PYD çöktü" demiyor.
"Kürtler katlediliyor" diyor.
Bu stratejilerinin bir parçası.
Çünkü SDG/PYD terör örgütü denildiği anda şu gerçek ortaya çıkar:
Sivilleri öldüren de, sivilleri kalkan yapan da, şehirleri mayınlayan da örgütün kendisidir.
Bugün yaşanan sivil kayıpların önemli bir kısmı, SDG/PYD'nin geri çekilirken uyguladığı yakıp-yıkma ve sivil alanları çatışmaya zorlayan taktiklerin sonucudur.
Bu tabloyu tersine çevirmek için etnik kimlik öne sürülüyor.
Terör örgütü halkın yerine ikame ediliyor.
Fail bilinçli olarak siliniyor.
Türkiye'nin net itirazı tam da buradadır.
Ankara, yıllardır SDG/PYD'nin bir terör örgütü olduğunu hep söyledi.
Bu yapının ABD desteğiyle şişirildiğini vurguluyor.
Dış destek çekildiği anda çökeceğini ifade ediyordu.
Bugün sahada olan biten, bu tespitin doğrulanmasıdır.
SDG/PYD, bir halk hareketi olmadığı için dağıldı.
Siyasi meşruiyeti olmadığı için çöktü.
Sadece silaha dayandığı için iki haftada süpürüldü.
Sahadaki tablo net.
Suriye'de çöken şey bir "müttefik" değil.
ABD'nin desteklediği bir terör örgütüdür.
Bitti mi? Hayır, süreç yönetimi için stratejik aklı hep teyakkuzda tutmak zorundayız.