22 Nisan 2021 Perşembe / 10 Ramazan 1442
Gece modu

Star Yazar Kahvesi'nin ilk programı gerçekleştirildi... Yakup Köse Kocaeli'de Gençlerle Buluştu

Star Yazar Kahvesi'nin ilki TÜGVA Kocaeli'nin ev sahipliğinde İzmit Tarihi Tren Garı TÜGVA Kocaeli Gençlik Kıraathanesi'nde gençlerin yoğun ilgisiyle yapıldı.

28 Şubat 2020 Cuma 22:54 - Güncelleme: 29 Şubat 2020 Cumartesi 12:45

Yakup Köse, Star Yazar Kahvesi'nde konuşmasına başlamadan önce, Necip Fazıl Ödülleri için hazırlanan Gençlik Ruh İşidir video filmi izlendi.

Konuşmasına İdlib’de şehit olan askerlerimize rahmet, yaralılarımıza şifa dileyerek başlayan Köse, kendi yaşam hikayesinden yola çıkarak düşüncelerini şu şekilde dile getirdi:

NİCE YAŞLILAR VAR Kİ GENÇTİR

Bir insan 60 yaşında da olsa fikrinden taviz vermezse gençtir. Nice yaşlılar var ki gençtir. Video filmde de gördüğünüz Halil Kantarcı ile 10 yıl hücrede beraber yattık. Şehadet şerbetini içmek ona nasip oldu. 28 Şubatlar unutulmaz. Batı'nın Anadolu’ya olan düşmanlığı hiç değişmez. Yüz değiştirir ama el değişmez. Gezi olayları, 15 Temmuz, sınırlarımızdaki olaylar... Bunların hepsi Türkiye’yi durdurmak isteyenlerin işidir. Sosyal medyada boş durmamamız lazım. Onlar boş durmuyor. Halil 15 yaşında hapse girdi. Hali vakti yerindeydi. 'Ben bedel ödedim, yeter' demedi. '15 Temmuz'da sokağa çıkmam, ben bedel ödedim' demedi. Çıktı şehit oldu.


CEZAEVİ FOTOĞRAFÇISINDAN BİLE DAYAK YEDİM

Ben her şeye rağmen yılmadım. Hamdolsun her şeye rağmen ayaktayım. Onlar bizi yıldıramayacak. 14 yaşındayım. İrticai örgüt üyesi olduğumu iddia ediyorlar. 7 günlük işkenceden sonra tutukladılar. Antalya’dan Aydın'a hapse götürdüler. Beni ıslah evine de değil E tipi cezaevine götürdüler. İddianame getirdiler. Anayasal düzeni cebren yıkmaya teşebbüsten idamla yargıladılar. Hiçbir şey anlamıyorum tabii. Bir gün geldiler. Seni infaza götürüyoruz dediler, gittik. Gittiğimiz yerde bir kapı var, üzerinde infaz yazıyor, dalga geçiyorlar benimle. Cezaevi fotoğrafçısından bile dayak yedim.

CEZAM İDAMDAN MÜEBBETE, MÜEBBETTEN 18 YILA DÜŞTÜ

Toplamda çıktığım 3 mahkeme 15 dakika sürdü. 3. duruşma karar duruşmasıydı. Annem, çocuk olduğumu anlasınlar diye Mickey Mouse tişörtü getirmiş, onu giydim. Tüm ünlüler DHKP-C’li çocukları desteklemeye gelmişti, ben yalnızdım. Annem salonda tespih çekerek dua ediyordu. Bunu gören hakim, “kadın burası cami değil, o tespihi cebine koy” dedi. O duruşmada cezam idamdan müebbete, müebbetten 18 yıla düştü. Ardından Aydın Kapalı Cezaevi’ne gittim. Bir albay yanıma geldi, avluya götürüp darağacını göstererek, “burada asılabilirsin” dedi.

BÜYÜK DOĞU HAREKETİNE VE ÜSTADA BAĞLANDIM

Oradan Bandırma Cezaevi’ne götürdüler. Bandırma’daki olaylardan sonra Eskişehir’e götürdüler. Orada Büyük Doğu hareketine ve üstada bağlandım. Ahmet Necdet Sezer’i bilirsiniz. Anayasa kitapçığı atılmasından sonra Ahmet Necdet Sezer ve Bülent Ecevit hakkında dilekçe yazdım, TCK’dan yargılansınlar dedim. Cezaevi savcısı beni çağırıp, “bu dilekçeleri boş ver, çok uğraşırlar seninle. Bir şey isteme hakkın var, iste ve dilekçeden vazgeç” dedi. Playstation istedim, geldi. Kitap okuyana oyun oynatıyoruz koğuşta. 6 ay oynadık onu. Savcı gidince yeni gelen savcı yapılan arama sonucunda, “bu ne?” diye sordu. Müdür bilmem dedi. Ben de dedim ki siz verdiniz. Playstation’a el koydular. 6 ay disiplin cezası aldık. Ama değdi.

BENİMLE UĞRAŞMAYIN DEDİM VE ŞİİR OKUDUM

Bir gün koğuştayız. Bir karar aldık. Cezaevinde ezan okuyacağım. İşgüzarlarından biri şikayet etmiş. İş Eskişehir’den DGM’ye kadar gitti. Nuh Mete Yüksel yaptı. Ankara DGM’ye gittik. Savcı, “Provoke etmek için ‘Allah-u ekber’ diye bağırıyor, orası cami değil” dedi. Bensiz davaya devam edin, benimle uğraşmayın dedim ve şiir okudum;

“Tenimizi ezebilirsiniz… Ama ruhumuzu asla… Onu ne işkence zapt eder, ne kelepçe, ne pranga… Gülümser durur inancımız, hürriyet buudunda sonsuzca… Bizi edebilirsiniz, evimizden, tenimizden… Ama dinimizden? Çok şükür, pişmanlık uğramadı semtimizden… Ya siz? Ezeli pis hayvancıklar… Neye yaradı işkenceniz? Dünyanız kara, ahiretiniz zift… Sizi bekliyor cehenneminiz!..”

Bunun üzerine savcı, “Bu hakaretler makama mı şahsıma mı?” diye sordu. Cevap olarak, “Hem makamına hem şahsına” dedim. İkisinden de ceza aldım.

“BENİ ABD’YE ALMAZLAR DEDİM”

Sizi canınızı sıkmak istemem. Allah var gam yok. Vatanıma duyduğum sevgiyle nerelere geldim. Hep şunu dedim, “Bir gün hapisten çıkarsam gazeteci olmak isterim.” Oldum da. 17-25 Aralık’tan sonra, “Fettöş hesap verecek” dedim diye bir ceza daha aldım.

1 buçuk ay önce telefonum çaldı, “Cumhurbaşkanı ile ABD’ye gideceksiniz, işlemlerinizi tamamlayın“ dediler. İşlemleri yaptım ama beni ABD’ye almazlar dedim. Ama uçaktan indik otele yerleştik. Ertesi gün beyaz saraya gittik, volta attım, sonra döndüm. Konsolosluktan aradılar, “Derhal gelin, can güvenliğiniz açısından bilgi vermeyiz” dediler. Gitmedim. Peşimden koşuyorlar. Oda TV haber yapmış, “Amerika’yı yıkmak isteyen adam Beyaz Saray'a gitti” şeklinde. Başkonsolos ile görüşürsem gelirim dedim. Telekonferans yaptık sonra. “ABD vizenizi iptal ettik, Dışişleri Bakanlığı istihbarat bilgilerine göre 10 yıllık vizeniz iptal ettik” dediler ve ettiler. Ne olursa olsun, her şeye dava şuuruyla bakın.

OKUMAK HAYATA BAĞLAR

Cezaevindeki hayatı hakkında sorulara yanıt veren Köse; "Okumaktan vazgeçmeyin. Ben cezaevinde hep kitap okudum. Her şeye rağmen okuyun. Okumak hayata bağlar. Ben ilkokul mezunuyum ama çok okudum. Hiç boş zaman bırakmadım kendime” şeklinde konuştu.

Star Yazar Kahvesi'nin ilki; TÜGVA Kocaeli Teşkilat Koordinatörü Sezer Ceylan'ın Yakup Köse'ye hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

Program sonunda katılımcı gençlere Üstat Necip Fazıl Kısakürek'in kitapları hediye edildi.

Bundan böyle her ay star.com.tr yazarları İstanbul'da veya Anadolu'nun çeşitli illerinde okuyucularıyla Star Yazar Kahvesi'nde buluşacak.