15 Haziran 2024 Cumartesi / 9 ZilHicce 1445

Yine iftira yine algı: ''Kız Kulesi yıkıldı'' iddiası da yalan çıktı

Dün sosyal medyada gündem olan 'İstanbul Kız Kulesi'nin yıkıldığı' iddialarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Konuyla ilgili gelen resmi açıklamalarda teknik raporlar ve görüntüler paylaşılarak iddia edilenlerin yalan olduğu ispatlandı. Yetkili merciilerden edinilen bilgilere göre, Kız Kulesi'nin teknik raporu ve adeta çürüyen depreme dayanıksız bölümleri algı çevrelerinin planını suya düşürdü...

Sabah4 Eylül 2022 Pazar 13:14 - Güncelleme:
Yine iftira yine algı: ''Kız Kulesi yıkıldı'' iddiası da yalan çıktı

İstanbul Kız Kulesi'nin yıkıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığı öğrenildi.

İstanbul Kız Kulesi Restorasyonu Teşhir Tanzim ve Çevre Düzenlemesi, koruma kurulu onaylı projeler doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde devam ediyor. Restorasyonla İstanbul Kız Kulesi'ne sonradan ve yapının özgün karakterine uygun olmayan eklerinden arındırılacak ve özgün detaylarına yeniden kavuşturulacak. Çalışmalara alanında uzman isimler olan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Prof. Dr. Feridun Çılı ve Han Tümertekin danışman olarak destek veriyor. Peki yıkıldığı iddia edilen Kız Kulesi'nde aslında neler oldu ve çalışmalar ne aşamada?

Sabah'ta yer alan habere göre, Kız Kulesi'nde geçmiş dönemde yapılmış beton imalatta, çalışmalar esnasında kolon ve döşeme donatılarının bağlantısının olmadığı, aynı zamanda içeriğinde deniz kabuklarına rastlanan deniz kumunun kullanıldığı tespit edildi. Kız Kulesi'nde 80 yıl önce elle hazırlanmış betonun özelliğini kaybetmiş olduğu, demir donatıların aşırı korozyona uğradığı ve bayrak direği de dahil çatlaklara sebep olduğu bildirildi. Büyük bir depremde, Kız Kulesi'nin bütünüyle zarar göreceği anlaşıldı.

Tarihi Kız Kulesi zaman içerisinde çeşitli onarımlar geçirdi. 1944 yılında ahşap elemanlarla oluşturulmuş kat döşemeleri, külah yapısı, dönemin en popüler malzemesi olan beton ile yenilendi. 2000'li yıllarda ise yapının günümüze ulaşan halini içeren onarımlar gerçekleştirildi. Bu onarımlarda yapı içerisinde restoran fonksiyonuna yönelik yapılmış çatı ilaveleri, 1999 depremi sonrası kule dış duvarlarına yapılmış çelik çapraz takviye elemanları yapıldı.

1944 yılında kullanılan beton ve çimento, içeriğindeki tuzlar ve diğer kimyasallar nedeniyle yapıya zamanla zarar vermiş olduğu, bu doğrultuda özgün ve doğal malzemelerle restorasyon çalışmalarının sürdürüldüğü öğrenildi.

Geçmiş dönemde yapılmış beton imalatta, çalışmalar esnasında kolon ve döşeme donatılarının bağlantısının olmadığı, aynı zamanda içeriğinde deniz kabuklarına rastlanan deniz kumunun kullanıldığı, tasarımdaki hata ve eksiklikler ile 80 yıl önce elle hazırlanmış betonun özelliğini kaybetmiş olduğu, nervürsüz demir donatıların aşırı korozyona uğradığı ve bayrak direği de dahil çatlaklara sebep olduğu görüldü.

18 YÜZYIL SONU VERİLERİ KULLANILIYOR

Restorasyon çalışmalarında kaynaklardaki günümüze ulaşmış en çok bilgi ve belgenin olduğu 18 yüzyıl sonu verileri kullanılıyor.

Çalışmaların başladığı tarihten bugüne kadar, İstanbul Kız Kulesi'nin kale avlusu bölümüne 1990'lı yıllarda eklenmiş olan, çelik çatı ve asma kat söküldü. Bununla birlikte yine aynı tarihlerde eklenmiş olan betonarme kısımların sökümleri tamamlandı. Şu anda yapının etrafında görülen askı – kapama iskelesi, yapıyı olumsuz iklim koşullarından, statik risklerden korumak amacıyla ve güvenli bir şekilde çalışma ortamını sağlamak üzere yapıldı.

Askı-kapama iskelesi kurulduktan sonra, özgün olmayan betonarme ekler ile yapının ön kısımda bulunan betonarme yapı söküldü. Yapının bayrak direği de dahil olmak üzere balkon kotu üstündeki toplamda 500 tonluk betonarme kısım yapıya zarar vermeden itinayla uzaklaştırılmakta. Bu bölümlerin onaylı projeler doğrultusunda yığma ve ahşap olarak özgün haline kavuşacağı, yapı depreme daha dayanıklı hale geleceğini öğrenildi.

Süreç boyunca kimyasal analizler, georadar görüntüleme sistemleri, lazer tarayıcıların günümüz teknolojisinin el verdiği her türlü imkânla yapının korunması için kullanıldığı ifade edildi.

1940'lı yıllarda yapılmış olan onarımlarda, duvar boşluklarını görüntüleme sistemleri henüz olmadığından, tarihten günümüze duvar ve zemin yapısında oluşmuş boşlukların ve çatlakların tespiti yapılamadı. Bu sebeple duvar bünyesindeki boşluklara geçmiş dönemlerde müdahale edilemedi.

Georadar çalışmaları sırasında içinde boşluk gözlemlenen özgün duvarların enjeksiyon yöntemiyle güçlendirilmesi büyük ölçüde tamamlandı. Günümüze kadar yaklaşık 120 ton kullanılan enjeksiyon malzemesinin içeriğine yine laboratuvar analizleri sonucunda yapının özgün malzemeleri ve denizin ortasında bulunması gibi koşullara dikkat edilerek karar verildi.

Yapının tarihi beden duvarlarının paslanmaz çelikten görünmez gergilerle güçlendirilmesine yönelik boşlukların karot kesim çalışmaları başladı. Yapıya 1990'lı yılların sonunda eklenen cephelerdeki özgün olmayan çelik kuşaklar da yapıdan uzaklaştırılacak.

Yapıdaki betonarme eklentilerin uzaklaştırılması sonrası aslına uygun olarak bütünleme imalatlarına başlanıldı. Bu kapsamda Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Prof. Dr. Feridun Çılı ve Han Tümertekin'in yönlendirmeleriyle çimento bazlı derz imalatları yapıdan uzaklaştırılmakta, surlarda bulunan kaybolmuş dendanlar (kale duvarı siperlikleri) ortaya çıkarılmakta..

Bayrak direğinin balkon katından başlayıp kubbe üst kotuna kadar olan kısmının metal olarak imal edileceği öğrenildi. Külah dışında kalan üst bölümü için dış koşullara dayanıklı yapıya ilave yük aktarmayacak alternatif malzemelerle yapılması üzerinde çalışılmakta.

Bakır alemin konservasyon çalışmaları da devam ediliyor. Çalışmalar sırasında alem üzerinde altın varak kalıntıları tespit edildiği, alemin yeniden altın varakla kaplanacağı öğrenildi. İstanbul'un en önemli simgelerinden olan bu güzide anıt eserde paratoner bulunmadığı ve zaman zaman düşen yıldırımların direğe zarar vererek ciddi çatlaklar oluşturduğu çalışmalarda görüldü. Söz konusu durum için önlemler alınacağı bildirildi.

Çalışmalar sonrasında vatandaşların avluda bulunan ahşap seyirdim teraslarında dolaşıp ahşap merdivenlerden kuleye çıkması ve İstanbul'u izlemeleri sağlanacak.

Özellikle kuzey yönünden adaya gelen dalgaların, ada çevresine daha önceden yapılan ve günümüzde yetersiz kalmış olan dolguları ve ince malzemeyi ada altından sürükleyerek çatlaklara neden olduğu tespit edildi. Ayrıca adanın kuzey batı köşesinde deniz derinliği 30 metre civarında olduğu, söz konusu durumun tahkimat malzemelerinin kaymasına sebep olduğu tespit edildi. Bunlarla beraber ada çevresinde bulunan iskeleler 90'lı yılların sonunda eski iskelelerin üzerine inşa edildiği ve bu nedenle alttaki taşıyıcı iskelelerin yer yer çöktüğü gözlemlendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü ile görüşerek çözümler ürettiği ifade edildi. Zeminin yapıya zarar verebilecek durumuyla ilgili çalışmalar yapıldığı, adanın çevre tahkimatının yapılması ve iskelelerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Adaya giden temiz su ve elektrik hatlarının yenilenmelerinin yapılacağı ifade edildi.

Adadaki mevcut durumda pis su arıtma ünitesi ya da kanalizasyona erişim bulunmadığı konuyla gerekli çalışmalar yapılacağı bildirildi.