30 Ekim 2020 Cuma / 13 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Her 8 kadından birinde görülüyor... Meme kanserine işaret eden belirtilere dikkat

Meme kanserinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu, günümüzde her 8 kadından birinin meme kanserine yakalanma riski taşıdığını bildiren uzmanlar, “Yüksek görülme oranına rağmen meme kanseri, tarama programlarına uygun takip edildiğinde erken teşhis edilebilen ve tedavi başarısı oldukça yüksek bir hastalık. Ayrıca hastalığın belirtilerini de bilmek ve ortaya çıktığında vakit kaybetmeden doktor kontrolünden geçmek önem taşıyor” dedi.

IHA02 Ekim 2020 Cuma 09:48 - Güncelleme: 02 Ekim 2020 Cuma 17:45

Güven Hastanesi Meme Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Ali Uğur Emre, “01-31 Ekim Meme Kanseri Ayı”na özel meme kanserinin belirtileri ile ilgili bilgi verdi. Memede kanser belirtileri ortaya çıkar çıkmaz önlem almak gerektiğini bildiren Dr. Emre, meme kanseri ile ilgili toplumsal bilinçlenmenin, kanser tarama programlarının uygulanmasının ve erken tanıda çok önemli rolü olan meme ultrasonografisi ve mamografinin yaygın kullanılabilir olmasının günümüzde birçok meme kanseri vakasının erken teşhis edilerek tedavi imkanına kavuşabilmesine katkı sağladığını ifade etti. Prof. Dr. Ali Uğur Emre, “Erken teşhisin bu kadar önemli olduğu bir hastalıkta periyodik taramalarını düzenli olarak yaptırmak her kadının kendi sağlığı için mutlaka yapması gereken bir sorumluluktur. Bunun yanında meme kanserinin bazı belirtileri de bulunmaktadır. Bu belirtilerin ortaya çıktığında en kısa sürede bir doktor tarafından değerlendirilmesi de son derece önemlidir. Bu bulgu ve belirtiler görüldüğünde mutlaka altında bir meme kanseri olduğu anlamına gelmese de en doğru yaklaşım böyle bir durumun olup olmadığının aydınlatılmasıdır" dedi.

Memedeki her kitlenin kanser habercisi olmayacağını belirten Dr. Emre, memede oluşan kitlelerin birçok nedeni olabileceğinin altını çizerek şu ifadelere yer verdi, "Bu kitleler iyi huylu olabileceği gibi, meme kanserinin ilk bulgusu olarak da ortaya çıkmış olabilir. Kendi kendine meme muayenesini düzenli bir şekilde yapan kadınların memede ortaya çıkan yeni kitleleri fark etmeleri daha kolaydır. Sert, kenarları belli olmayan, hareket etmeyen ve ağrısız kitleler meme kanseri açısından daha yüksek şüphe uyandırmaktadır. Bununla birlikte memede ortaya çıkan tüm kitlelerin uzman bir doktor tarafından muayene edilmeleri ve radyolojik olarak ultrasonografi ve/veya mamografi ile değerlendirilmeleri gerekir. Bu kitlelerin değerlendirilmesi neticesinde gerekli görülen kitlelere biyopsi işlemi ile tanı hızla koyulabilir" ifadelerini kullandı.

MEME BAŞINDAKİ İÇE ÇEKİLME KANSER AÇISINDAN UYARICI OLABİLİR

Kadınlarda meme başı memenin gelişimi sırasında bazen içe çökük olarak oluşabildiği gibi bazen de normal bir meme başının daha sonradan içe çekilmesi görülebildiğini belirten Prof. Dr. Ali Uğur Emre, gelişimsel çekilmelerin klinik bir önemi olmadığını vurgulayarak, “Normal yapıdaki bir meme başının daha sonradan içe çekilmesi meme kanseri açısından uyarıcı bir bulgudur. Bazı iltihabi hastalıklar ve geçirilen ameliyatlara bağlı olarak da ortaya çıkabilse de, içe çekilmiş bir meme başı fark edildiğinde mutlaka meme kanseri varlığı açısından araştırılmalıdır. Benzer şekilde meme derisinde de sonradan gelişen çekilmeler, çökmeler oluşabilir. Bu durumda da meme içerisindeki bir tümörün deride bu çekintiyi yapma ihtimaline karşı bir muayene ve radyolojik inceleme gerekir. Bu çekilmelerin daha iyi görülebilmesi için kadınların ayda bir kez kendi kendine meme muayenelerini yapmaları ve bu esnada ayna karşısında kollarını havaya kaldırarak ve göğüs kaslarını kasarak yapılan çekilme testleri ile meme derisini değerlendirmeleri önerilir” diye konuştu.

MEMEDEKİ ŞEKİL VE RENK DEĞİŞİKLİKLERİ AYRINTILI MEME MUAYENESİ İLE DEĞERLENDİRİLMELİ

Memenin simetrik bir organ olduğunu, her iki meme arasında çok hafif büyüklük farkları olabildiğini, bununla birlikte normal görünüm ve simetrideki iki memeden herhangi birinde anormal büyüme ya da iki meme arasındaki simetrinin kaybolması durumunda ve meme derisinde meydana gelen renk değişikliklerinde ayrıntılı meme muayenesi yapılması gerektiğini söyleyen Dr. Emre, “Meme simetrisi her iki meme başının duruşuna bakılarak daha net değerlendirilebilir. Meme derisinde fark edilebilecek bir diğer değişiklik de derinin ödem yapması ve portakal kabuğu şeklinde görünüm almasıdır. Daha önce olmayan bir şekilde meme üzerindeki damarların da genişlemesi bir kanser bulgusu olabilir. Meme başından gelen akıntılar ise meme kliniklerinde en sık karşılaşılan şikayetlerden bir diğeridir. Her kadının hayatının bir döneminde meme başından akıntısı olması muhtemeldir. Bu akıntılar büyük çoğunlukla süt kanallarında biriken zararsız akıntılardır. Akıntıların nedenleri arasında; kullanılan ilaçlar, hormonal değişiklikler, yandaş hastalıklar sayılabilir. Meme başı akıntılarının bir kısmı da meme kanserinin bulgusu olabilmektedir. Büyük çoğunluğu meme kanallarının içerisinden başlayan meme kanserleri meme başından kanlı olabilen akıntılara neden olabilmektedir. Meme başı akıntısı hekim tarafından değerlendirilerek şüpheli bulgu varlığında radyolojik olarak sebebi ortaya konup gerekli tedaviler yapılabilmektedir. Meme başı akıntısı olup olmadığını anlamak için meme sıkıştırılmamalıdır. Memede meydana gelen travmalar da şüpheli akıntıya neden olabilmektedir” ifadelerini kullandı.

KOLTUK ALTINDA MEYDANA GELEN ŞİŞLİKLERE DİKKAT EDİLMELİ

Memede ortaya çıkan hastalıkların lenf yayılımı çoğunlukla koltuk altına olduğundan burada ortaya çıkan şişliklerin meme kanseri açısından değerlendirilmesinin de son derece önemli olduğunu söyleyen Dr. Emre, büyük çoğunluğu büyümüş lenf bezleri nedeniyle olan bu kitlelerin herhangi bir iltihabi hadise nedeniyle mi büyüdüğünün ya da meme kanserinin lenf yayılımının bir sonucu mu olduğunun da uzman doktor tarafından değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu belirtti. Meme cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Ali Uğur Emre, her ne kadar meme kanseri çoğu zaman ağrısız bir hastalık olsa bazı özel durumlar nedeniyle memede ve meme başında hissedilen ağrıların da mutlaka önemsenmesi gerektiğinin altını çizdi.