Çelişkileri ve içsel çatışmaları ile Sontag

Suzan Sontag hakkında, Arizona’nın kasvetli çöl arazisinde geçen çocukluğundan, önemli bir parçası olduğu entelektüel dünya tarafından uğurlandığı cenaze törenine kadar bilmek istediğimiz ne varsa bu çalışmada kendine yer bulmuş.

ELİF GÜNGÖR13 Mart 2019 Çarşamba 23:45 - Güncelleme: 13 Mart 2019 Çarşamba 23:45

Amerikalı deneme, oyun ve roman yazarı, film yapımcısı, kuramcı, eleştirmen ve insan hakları savunucusu Susan Sontag’ın (1933-2004), Alman sanat ve edebiyat eleştirmeni Daniel Schreiber tarafından yazılan biyografisi Susan Sontag-Entelektüel Bir İkon Everest Yayınlarından okuyucuya sunuldu. Susan Sontag’ın ölümünden sonra yayımlanan bu çalışmada Schreiber, Sontag’ın  yaşadığı dönemin ruhunu ve kültürel ortamını da yansıtıyor. Bu önemli figürün çelişkilerini, içsel çatışmalarını ustalıkla işliyor.

Avangard bir eleştirmen; Bir Metafor Hastalık ve Fotoğraf Üzerine gibi kült kitapların yazarı; Vietnam Savaşı karşıtı eylemde gözaltına alınan bir gösterici; siyasi bir radikal; İsveç’te mütevazı bir film yapımcısı; ilerleyen yaşına rağmen genç görünen bir entelektüel; romantik akıma düşkün tutkulu bir roman yazarı; ölümünün ardından anıt olarak bir mezar taşı yerine, Batı kültürünün kolektif hafızasına kazıdığı imgeleri miras bırakan Sontag’ın bu biyografisi, bu ismin neden hala ilgi çekmeye devam ettiğini açıklıyor bizlere. Eserleri 32 dile çevrilen yazar hakkında,  Arizona’nın kasvetli çöl arazisinde geçen çocukluğundan,  parçası olmaya can attığı entelektüel dünya tarafından uğurlandığı cenaze törenine kadar bilmek istediğimiz ne varsa bu çalışmada kendine yer bulmuş.

ÇOCUKLUĞUNA İNMEK GÜÇ

Schreiber;  hayatı boyunca hem kamusal imgesini hem de özel alanını titizlikle koruduğunu yazdığı Sontag’ın çocukluğuna dair tasavvurunun arka planı-nın  bu nedenle güç olduğunu söylüyor. Diğer yandan yaşamının ilk yıllarına ilişkin söylediklerindeki tutarsızlıkların ve daha sonra arkadaşlarına anlattığı olayların, alkol sorunu yaşayan ve duygusal bakımdan ulaşılmaz dul bir anne tarafından ihmal edilen, yalnızlaştırılmış ve sıradışı bir yeteneğe sahip bir kızın yaşamına bir bakış açısı sunduğunu da ekliyor. Sontag ilk olarak 40 yaşına geldikten sonra, esas itibariyle ise 60 yaşından sonra özenle elden geçirdiği çocuk-luk hatıralarını açıkça paylaşabilmiş.

Schreiber, Nadine Gordimer, Robert Wilson ve oğlu David Rieff ile yapılan röportajların yanı sıra Sontag’ın yayıncısı ve arkadaşı Roger Straus’la yazış-malarını ve kendisiyle yapılan röportajları da kitabına dahil etmiş. 20. yüzyılın bu etkin entelektüelinin yaşamına dair gizler; Andy Warhol, Nadine Gordi-mer, Woody Allen, Patti Smith, William Burroughs, Annie Leibovitz, Henri Cartier-Bresson, Robert Mapplethorpe, Isabelle Huppert gibi ikonik isimlerle kesişmeler ve hayatına dair bilinmeyen birçok yön bu çalışmada aydınlatılmış.

 

''AKINCI'' belgeseli izleyiciyle buluştu: 15 ayda tamamlandı