• $ 5,6592
  • € 6,3832
  • 258.285
  • 101849
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

‘Maddi hasarlı tespit tutanağı’

Hayriye Ünal, altıncı şiir kitabı yazmanın “konforuyla” çalışmıyor Yüz Sene Daha’da. Tam tersine “ustalık” tuzağına düşmemek için elinden geleni yapıyor. Böylece her kitabında “yeni” bir toplama ulaşmayı başarıyor.

  • SUAVİ KEMAL YAZGIÇ
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
x

“Şiire az önce gökten inmiş günahsız muamelesi yapmamı bekleme.” Hayriye Ünal’ın Yüz Sana Daha’sının başındaki mensur şiirinden bir cümle bu. Ünal’ın ilk kitabından beri yazdığı her şiirin arka planında bu cümleyi okumak mümkün bence. Ne yazdığını ve nasıl yazdığını sorgulayan, denemeleriyle ve eleştirileriyle temellendiren bir şair Hayriye Ünal ve altıncı şiir kitabı Yüz Sene Daha, bu sorgulamanın en yeni durağı. 

Peki neyi sorgular şiir? Hayriye Ünal’ın şiiri neyi sorgular? Şiir dünya için vehmettiğimiz mükemmellik serabını ifşa eder. Öte yandan şair kelimelerle inşa ettiği bütünlüğün nihai analizde hep eksik kalacağının da farkındadır. Aksi takdirde bir serabın yerine bir başkasını ikame etmekten yani yeni oyuncaklar ve yalanlar üretmekten başka bir işe yaramaz meşgalesi. Bu dünyadaki kısmıyla hayat girişi-gelişmesi-sonucu olan muntazam bir düzenek değildir. Doğum bir giriş, hayat bir gelişme ve ölüm kompozisyondaki anlamına benzer bir son değildir. Dünyaya gelmek de dünyada defnedilmek de insanların saptamadığı bir noktada ve beklenmedik bir şekilde maruz kalınan gelişmelerdir ve insan dünyaya gelmemiş adeta fırlatılmıştır. Ne doğum, ne kader, ne de ecel idrake ve havsalaya sığmaz. Bu eksiklikle malul olmadığı için ahirette “şiire” mahal kalacağını sanmıyorum. Kendi eceli olan kıyameti bekleyen dünya şiire de mahal verecek kadar noksandır.

YARGILANMAKTAN ÇEKİNMİYOR

Şiiri dilin ifade fonksiyonunun ötesine taşıyan tam da bu noksanlığa denk düşmesidir. Sınırları içinde muhteşem bir ifade mekanizması olan dil, şiir aracılığıyla sınırları zorlanınca acziyetini ve noksanlığını itiraf etmeye mecbur kalır. Bu noksanlık uçurumu üzerindeki kıldan ince kılıçtan keskince köprüdeki okurunun hep teyakkuzda kalmasını isteyen bir şiiri var Hayriye Ünal’ın. Akıp giden, okurunu bir kelimenin, imgenin peşinde sürükleyen şiirler değil. Okura aynada kendini gerçekten görmeye zorlayan şiirler. Ancak ihtar etmem lazım bu şiirler okura kendine hayran bırakacak bir ayna tutmuyor. Tam tersine bu dünyadaki “müflis tüccarlığımız” ile karşı karşıya gelmek zorunda bırakan bir yüzleşme yaşıyoruz şiirlerde.

Şiir bir hayat-memat meselesi olmadığı sürece edebiyatın bir şubesi olmak dışında bir konuma sahip olamaz zira. Oysa varlığa fırlatılan insanın şiirselliğe ihtiyacı yoktur. Şair bir mermer kütlenin fazlalıklarını arındırarak onu heykele dönüştüren heykeltıraş gibi dili işleyerek söze/şiire dönüştürür ve bu yolla da içine fırlatıldığı varoluşla sahici bağlar kurmayı başarır. Tam da bu yüzden şiir sadece “estetik” bir problem değildir. Zaten Hayriye Ünal’ın “şiirsellikten” uzak durmak gibi bir titizliği var. Zira şiirsellik klişeye açılan, ezberlenmiş ve sorgulanmamış olana tek yönlü açılan bir kapı gibi. Evet, tek yönlü. Zira o kapıdan geçenlerin çok azı geri dönebildi. Bu noktada Hayriye Ünal hakkında Rasim Özdenören’in yazdıklarına kulak vermekte fayda var: “Yargılanmaktan çekinmiyor. Bu nedenle de pervasızlık onun dişil söylemini örtmüyor; onu eril olma yanlışına sürüklemiyor; dişil söylem başat özelliğini dibine kadar koruyor. Hikâyeden, kelime oyunlarından, ideolojik saplantılardan, kafiye düşürmekten medet ummadan yazması, bu düzenbazlıklara tenezzül etmemesi, kendi istiğnası içinde kişiliğini koruması onu büyük kılan temel özellikler cümlesindendir...”

Hayriye Ünal’ın Kurtuluş Parkı şiirinden bir alıntı yapmak isterim. Bu noktaya kadar onun şiiri hakkında adeta dedikodu yapmış gibiyim. Birkaç mısra da olsa asıl meseleye söz vermiş olalım. 

“onu soğuk vurmuştu bir gecede

bütün tırnaklar toplanıp toprağa gömülecek

bir suçludan doku alırken maktul 

ne kadar yorulursa

tümleçsiz bir cümleden çekip çıkarırken kendini

kendine inanmalısın, check-in

senbloggerların en tatlısısın kurtuluş parkında

dünya gailesinin arasında, seni”

Ünal, altıncı şiir kitabı yazmanın “konforuyla” çalışmıyor Yüz Sene Daha’da. Tam tersine “ustalık” tuzağına düşmemek için elinden geleni yapıyor. Böylece her kitabında “yeni” bir toplama ulaşmayı başarıyor Ünal.  Bir kitap daha çıkarmış olmuyor böylece. Daha doğrusu çıkan her kitabında kütüphanemize “sayısal” bir farklılaşmadan daha fazlası kazandırılmış oluyor böylece.  

Söyleyecek yeni sözleri olan ve yeni sözleri için yeni şiir söyleme yolları arayan bir şair Hayriye Ünal. Yüz Sene Daha’da bunu bir kez daha kanıtladı. 

Anlaşılan o ki Hayriye Ünal bundan sonra da her şiirinde bunu kanıtlamaya devam edecek.

Bu yazıya ilk siz yorum yapın.

Yorumlar

Yorumlarınızı kendi özgür iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.

  • Lütfen birşeyler yazınız. Yorum alanı boş bırakılamaz.
  • Tebrikler! Yorumunuz onay sonrası yayınlanacaktır.
  • Mesajlarınız size hukiki sorumluluk doğurur.
  • Bir hata oluştu lütfen daha sonra tekrar deneyiniz!

Bahçeli'den Davutoğlu'na sert tepki

Bahçeli'den Davutoğlu'na sert tepki

2300 yıl öncesine dayanıyor... Havadan görüntülendi!

2300 yıl öncesine dayanıyor... Havadan görüntülendi!

İşine son verildiğini sosyal medyadan öğrendi!

İşine son verildiğini sosyal medyadan öğrendi!

Yurt dışı noter hizmetlerinde yeni dönem

Yurt dışı noter hizmetlerinde yeni dönem

Sözde 'Yüzyılın anlaşması' ne anlama geliyor? Türk gazetecilere anlattı

Sözde 'Yüzyılın anlaşması' ne anlama geliyor? Türk gazetecilere anlattı

Skandal PKK paylaşımı! Hakim karşısına çıkacak

Skandal PKK paylaşımı! Hakim karşısına çıkacak

ÖTV indirimi bitti, kampanyalar başladı

ÖTV indirimi bitti, kampanyalar başladı

Tam 350 bin lira: Bulamazsak 10 yılım heba olur

Tam 350 bin lira: Bulamazsak 10 yılım heba olur
 
Sovyet ve ABD tankları, Polonya´da savaştı

Sovyet ve ABD tankları, Polonya´da savaştı

Haftanın fotoğrafları

Haftanın fotoğrafları

2300 yıl öncesine dayanıyor... Havadan görüntülendi!

2300 yıl öncesine dayanıyor... Havadan görüntülendi!

Daha önce böylesi görülmedi: Oyuklara yerleşmişler

Daha önce böylesi görülmedi: Oyuklara yerleşmişler