26 Mayıs 2024 Pazar / 19 Zilkade 1445

Yoksul Orwell'in acımasız Avrupası

PARİS VE LONDRA'DA BEŞ PARASIZ, TÜRK OKURUNU HAYVAN ÇİFTLİĞİ VE 1984'ÜN VURUCU GÜCÜYLE TANIDIĞI GEORGE ORWELL'DEN ÇOK DAHA BAŞKA BİR ORWELL İLE TANIŞTIRIYOR.

ERDİNÇ AKKOYUNLU17 Haziran 2015 Çarşamba 07:00 - Güncelleme:
Yoksul Orwell'in acımasız Avrupası

Genç ölen yazarlar listesine 47 yaşındaki vedasıyla giren George Orwell (d.1903-ö.1950), aynı zamanda dünya edebiyatını en çok etkileyen yazarlar sıralamasının da üstlerinde. Nasıl olmasın ki. Orwell, hem Hayvan Çiftliği hem de 1984 romanlarıyla kurduğu yazınsal dünyada, edebiyatın imkânlarının ne geniş olduğunu hatırlattı. Hayvan Çiftliği, eşitlik ve emek ilkesi üzerinde dünyayı etkileyen tüm fikirler üzerine, kişinin çabasıyla ve yaratıcının verdiği armağanlarla birbirinden ayrı olduğu fikrinin manifestosu oldu. Bu özelliğiyle de ayağa kalkıp insan gibi konuşabilen domuzların evrim sürecinin finalleştiği roman, dünya edebiyatının eleştiri konusundaki hem en derin hem en değerli yapıtı unvanını aldı. 1984 romanı da, George Orwell'in yazarların dünyanın geleceğine ilişkin kahinlerden daha yetenekli yaratıldıklarının en edebi ve ebedi kanıtı oldu. Büyük biraderin dünyayı gözetleyen ikliminde geçen roman, bireyin doğru ve yanlış kutuplarında toplanabilecek davranışlarının özgür ve denetlenemeyen doğasına vurguydu...

Dünya edebiyatında iki tane ölümsüz metin yaratabilmiş George Orwell nasıl bir hayat sürdü peki? Bunu sordurtan George Orwell'in kurgusal olduğu kadar özyaşamsal deneyimlerden beslenen metinlerinden kaynaklanıyor. Orwell'in eşitlik ve bireyin özürlüğünü temel aldığı iki romanı, Orwell'in çetin yaşamının da özeti niteliğinde. Bu sebeple de Paris ve Londra'da Beş Parasız adlı romanı George Orwell'i de, onun edebiyatını da ve bugünün Avrupa'sını da tanımak için biçilmiş kaftan. George Orwell'in dünyanın aşk şehri unvanına sahip Paris'in kalbine giden yoldaki istasyonda mideye hitap eden restoranların görünmeyen kısmındaki işçilik romanın ana konusunu oluşturuyor. Her ne kadar suç dünyasını anlatmasa da gerçekten zemin altında geçtiğinden ve tüm o ihtişamın yaratıldığını anlattığından Paris'in yer altısı da denilebilecek roman, modern Avrupa'ya ideolojisiz bir bakış aynı zamanda. Bu sizi şaşırtmasın.

GERÇEKLİKTEN BESLENEN BİR YAZAR

George Orwell'in Hayvan Çiftliği ve 1984'ü ne kadar ideolojik metinlerse Paris ve Londra'da Beş Parasız romanı da bir o kadar ideolojiden uzak. Çünkü Paris'in ve Londra'nın 1930'lardaki görünümünü hiçbir ideolojik gerçeği kendi çıplaklığından daha yalın anlatamazdı. Bu ayrıma vararak, yolunu gerçeğin kendisinden beslenmeyle seçen Orwell, ilk doğrusunun da altına imza atmış oluyor. Paris'in arka mahallelerinde bir göz odada çoğu zaman elbiselerini rehincilere vererek karşılığında bir somun ekmekle bir hafta geçirenlerin hikâyesini anlatıyor Orwell. Kendisi de defalarca bu yolla açlıktan ölmemek için mücadele veren yazar, ABD'den sürgün edilmiş Rus asıllı arkadaşının her biri hüsranla sonuçlanan zengin olma mücadeleleri sırasında açlıktan ölmemek için, Paris'in gösterişli otellerinin restoranlarında çalışıyor.  Orwell, o restoranda parasız yiyenlerin bile borcunu ödemesi için gönderilmediği yer altındaki mutfakta çalıştırılıyor. Yaklaşık elli derecelik sıcakta, sürekli bir yerlere çarparak, buharlaşmamak için litrelerce su ya da şarap içerek ve çabuk terlediğinden sarhoş olamayarak günde 17 saat aralıksız çalışıyor... Çalıştığı ve para kazandığı halde, Paris'in en alt sınıf insanı muamelesini üstelik İngiliz olmasına karşın bir çelik sertliğinde gören Orwell, hayatı o mutfak adlı delikte geçse bile sonunda ikinci gün yine çalışmazsa aç kalacağını anlayarak soluğu Londra'da alıyor...

HAYAT SINAVININ EN ZOR YERİ

George Orwell'i Londra'da bekleyen ise Paris'in karmaşık ama yine de birkaç hafta üstünden geçse bile karnını doyurabileceği imkânları karşısında çok sert bir acımasızlık oluyor. Londra'da borç isteyebileceği bir arkadaşı ya da geceliği 1 Peny'e bile kalabileceği yer olmadığından önce tüm parasını tüketiyor. Sonra sokaktan toplanan izmaritler ve ekmekleri nasıl idareli kullanırsa hayatta kalabileceğini, parkta hangi saatte giderse polis tarafından dövülerek uyandırılıncaya kadar dinlenebileceğini öğreniyor. Hayat sınavının en zor yerinden imtihan edilen George Orwell, günümüz insanının bunlardan küçücük kısmını bile görse hayata ve yaratıcıya karşı isyanını göstermiyor. Onun yerine duruma uyum sağlayarak, berduş viranelerinde ve evsizler için devletin 1984'ün yaşam alanlarına çok benzeyen toplama kamplarında gününü geçiriyor. Yine Hayvan Çiftliği'ndekilerin kendi yaşamlarına dair düşüncelerine benzeyen toplu berduş seanslarında güzel bir yaşama dair hayaller kurarak zamanını harcıyor.

AMA NEYİ SÖYLÜYOR

Paris ve Londra'da Beş Parasız, Türk okurunu Hayvan Çiftliği ve 1984'ün vurucu gücüyle tanıdığı George Orwell'den çok daha başka bir Orwell ile tanıştırırken, modern Avrupa'nın da nasıl yoksulların terleri üzerinde yükseldiğini anlatıyor. Hiçbir medeniyetin ezilenlerin üzerinden başka yerde yükselmediğini kafamıza çakan roman, yazarların hayatlarının ne geçmişte ne de bugün kolay olmadığını anlatıyor. Aslında roman, George Orwell'in her şeye rağmen hayata dayanma gücünü apaçık ortaya koyarak, zorlukların hayatın tadı tuzu olduğunu da çok belirgin anlatıyor...

Paris ve Londra'da Beş Parasız

George Orwell

Çev. Berrak Göçer

Can Yayınları