19 Eylül 2021 Pazar / 12 Safer 1443

5 bin 621 yıllık keşif! Dönemin bürokratik yapısına ışık tutuyor

Malatya'da yaklaşık 7 bin yıllık geçmişiyle UNESCO Dünya Kültür Miras Kalıcı Listesi'nde yer alan Arslantepe Höyüğü'ndeki kazılarda bulunan mühür baskılar, dönemin bürokratik yapısına ışık tutuyor. Arslantepe Höyüğü Kazı Başkanı Doç. Dr. Francesca Balossi Restelli höyükteki sarayda buldukları 5 bin mühür baskısının arşiv için çok önemli olduğunu söyledi.

AA6 Eylül 2021 Pazartesi 11:27 - Güncelleme: 6 Eylül 2021 Pazartesi 11:27

Bu yıl UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınan Arslantepe Höyüğü'nde kazılar tüm hızıyla devam ederken, birkaç yıl önce alandaki 5 bin 621 yıllık tapınakta bulunan 250 mühür baskının analizleri gerçekleştiriliyor. Mühür baskılarla yaklaşık 7 bin yıllık geçmişe sahip höyükte bulunan bürokrasinin izlerine ulaşılacak.

Höyükte 30 yıl kazı başkanlığı yaptıktan sonra emekli olan Prof. Dr. Marcella Frangipane, AA muhabirine, höyükte dünyanın ilk sarayı olarak bilinen kerpiç sarayda yaptıkları kazılarda bugüne kadar toplamda 5 bin mühür baskısı bulduklarını belirterek, bunları rekonstrüksiyon yaparak okuduklarını ve "Arslantepe" adlı kitapta yayımladıklarını söyledi.

Bu yıl yeniden bir kitap çalışması için Malatya'ya geldiğini ve saraydan daha eski döneme tarihlenen bir tapınaktan birkaç yıl önce buldukları 250 mühür baskısını inceleyeceklerini aktaran Frangipane, "Birkaç yıl önce bir mabet bulduk. O tapınak, saraydan daha eski, milattan önce 3 bin 600 yıllarına tarihleniyor. Tapınak içinde 200-250 mühür baskısı bulduk. Bu yıl, bu mühür baskıları üzerinde çalışıyoruz. İnşallah güzel bir kitap olacak, bilim daha komple olacak. Şimdi biliyoruz, bürokrasi saraydan önce başlamış, saray zamanında daha sofistike, bu çok önemli." dedi.

Frangipane, şu ana kadarki kazılarda mühür bulamadıklarını sadece mühür baskısı bulduklarını dile getirerek, "Çok dikkatli bir iş yapıyoruz, mikroskopla her şeye bakıyoruz, şimdi rekonstrüksiyon yapabiliriz. Baskılardan anladığımız, taş, metal ve ahşap mühür var. Arkeolojide ahşap kalmıyor ama baskıdan biliyoruz." diye konuştu.

- "YILLAR GEÇTİKÇE SİSTEM DAHA İYİ OLMUŞ"

Kitabını yazıp bilimsel çalışmasını tamamladıkları 5 bin mühür baskısının detaylarına değinen Frangipane, şöyle devam etti:

"Aslan, yılan ve insan figürlü mühürler bulduk. Değişik desenler var. Biz bakıyoruz mühürle ne kapatmışlar, vazolar, torba, sepet, kapı... Kapı mühür baskısını tapınakta bulamadık, sarayda vardı. Demek ki kontrol vardı, depoların kontrolü yapılıyordu. Tapınakta ise sepet, torba ve vazolar için mühür baskısı vardı. Demek ki zamanla birkaç şey değişiyor. O da çok önemli. Bunun için Arslantepe çok önemli bir metot gösteriyor. Yıllar geçtikçe sistem daha iyi olmuş."

- "HER MÜHÜR, BİR İNSAN DEMEK"

Arslantepe Höyüğü Kazı Başkanı Doç. Dr. Francesca Balossi Restelli ise höyükteki sarayda buldukları 5 bin mühür baskısının arşiv için çok önemli olduğunu söyledi.

Saray içindeki 5 bin mühür baskısının kendilerine devlet yönetimini anlattığını dile getiren Restelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu mühür baskılarını anlamak için çok ince ve çok yavaş bir iş lazım. Çünkü baskılardan mührün izini vereceğiz, bakacağız, böylece mührün stilini anlayabiliriz. Kazılarda mühür hiç bulamadık. Çünkü mühürler evler içinde ama biz saray bulduk, saray içinde mühür yok, baskıları var. Biz baskılara bakarken mühürleri anladık. Tapınakta 250 mühür baskısı bulduk. Her mühür, bir insan demek, demek ki burada 250 aile vardı, insanlar vardı ve onlar saray ile bağlantılıydılar, sarayda çalıştılar, memurdular."

Saraydaki mühür baskılarını çalışıp tamamladıklarını ve bununla ilgili bir kitabın çıktığını ifade eden Restelli, "Şu an daha eski mühür baskıları çalışıyoruz. Marcella hocam onları çalışıyor, mührü anlamak için izine bakıyor. Mührün stilini ve maddesini anlamak için izine bakıyoruz, bunu izinden anlayabiliriz, yani mühür odunla mı, taşla mı, yoksa metalle mi yapıldı?" diye konuştu.

Restelli, öte yandan höyükte yürüttükleri kazılarda da mühür baskılarının ve buna dayanarak ortaya çıkardıkları bürokrasinin izlerini sürmeye devam ettiklerini dile getirerek, "Bu yılki kazılarımızda milattan önce 3600-3700 yıllarına tarihlenen, geç kalkolitik döneme ait evler bulduk. Bu evlerden bu önemli sistem (bürokrasi) nasıl doğdu, anlayabileceğimizi umuyoruz." ifadelerini kullandı.