11 Mayıs 2021 Salı / 29 Ramazan 1442
Gece modu

Ayasofya-i Kebir Camii kabul defterinde çizimi yer alan sanatçı tarihi mekanları gravürle geleceğe taşıyor

Tarihi mekanları gravürlerle gelecek nesillere aktaran Mustafa Sarıtaş, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin kabul defterinde çiziminin yer almasının çocuklarına bırakacağı en güzel miras olduğunu söyledi.

AA11 Nisan 2021 Pazar 13:24 - Güncelleme: 11 Nisan 2021 Pazar 13:24

Tokat'ta doğan, tarihi mekanlar arasında geçen çocukluk döneminde, ilkokul öğretmeni tarafından yeteneği keşfedilen Sarıtaş, lise son sınıfta okurken resim alanında eğitim almaya karar verdi.

Yetenek sınavlarını kazanarak girdiği Ondokuz Mayıs Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü'nden mezun olan Sarıtaş, İtalya ve Fransa gibi ülkelerin sanat geçmişini merakı üzerinde yurt dışına gitme kararı aldı.

Sarıtaş, 2 yıl boyunca özellikle Cenova ile Roma'daki müze ve sergilerde gravür sanatının inceliklerini öğrenmeye çalıştı.

Sanatçı, daha sonra yurt dışında öğrendiği gravür sanatını Türkiye'deki tarihi eserler üzerinden icra etmeye başladı.

Gravür sanatçısı Sarıtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu sanatın tamamen çizgilerin perspektifiyle yapılan bir resim tekniği olduğunu söyledi.

Sarıtaş, günümüzde kullanılan paraların üzerinde çizimleri bulunan Şükrü Ertürk'ün sergisini 19 yıl önce ziyaret ettiğinde gravürle tanıştığını belirterek, "Gravür sanatında bir diğer usta isim ise Cemal Akyıldız hocamdır. Kendisinin çizimlerini yıllarca örnek aldım. Hocamın eserlerini incelerken tarihi eserlerimizde kullanılan taş, tahta, kurşun ve metal gibi maddelerin gravürde nasıl çizildiğini öğrendim. Hocam karnelerimizin üzerinde bulunan Atatürk gravürlerini çizen usta bir ismiydi." dedi.

Sarıtaş, yaklaşık bir buçuk yıl İstanbul'daki sur içinde Mimar Sinan'ın eserlerini inceleme fırsatı bulduğunu, taşa form vermenin en zor sanat dallarından biri olduğunu kaydetti.

Mimar Sinan'ın mükemmel bir sanatçı olduğunu aktaran Sarıtaş, teknik olarak bu sanatın özü bilinmediği için sosyal medyada paylaştığı eserlerini karakalem zannedildiğini dile getirdi.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde bulunan kabul defterinin iç ve dış kapaklarında bulunan çizimleri kendisinin yaptığını anlatan Sarıtaş, "Ayasofya'yı ziyaret için yurt dışından gelen devlet başkanlarının, konsolosların ve devlet erkanının, ziyaretin anısına duygu ve düşüncelerini kaleme aldıkları kabul defterinde çizimimin olması çocuklarıma bırakacağım en güzel miras oldu. Bana bu gururu yaşamayı layık gören yetkililerimize çok teşekkür ederim." dedi.

Sarıtaş, dünyanın en güzel mimari eserlerinden biri olan Ayasofya'nın kenarlarındaki kırmızı tuğladan yapılan kesme taşların gravür sanatında çizginin en güzel durduğu örneklerden biri olduğunu belirtti.

Cami kubbesinin üst kısmında bulunan kurşun alanın gravür çiziminde gölgenin verildiği en iyi alan olduğunu dile getiren Sarıtaş, "Ayasofya Camisi'nin iki minaresinin boyutuna dikkat ederseniz çok büyüktür. Minareler, dört taraftan Ayasofya'yı kilitlemek için yapılan sütunların üzerine inşa edilmişlerdir. Dört fil ayağı dediğimiz en güzel örneklerden biri Ayasofya'dadır." dedi.

Sarıtaş, gravürle uğraştığında zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını, en az çizgiyle en çok detay vereceği güne kadar çizmeye devam edeceğini söyledi.

Gravür sanatına ilgi duyanlara seslenen Sarıtaş, "Sanatımızı icra ederken iki rengimiz var: Siyah ve beyaz. Bütün hayatınızı, çalışmanızı, konseptinizi, renk dengelerinizi bu iki renk üzerine kurmaya başlıyorsunuz. Bir müddet sonra bu durum yaşantınızı etkiliyor." şeklinde konuştu.