25 Şubat 2021 Perşembe / 13 Recep 1442
Gece modu

Bak şu susana!

Yahudi asıllı ABD’li romancı Paul Auster sessizliğini hala bozmadığına göre; Gazze’de hergün onlarca cinayet işleyen, anti siyonist direnişleri/aykırı sesleri sert bir biçimde bastıran, kadınların bile askerlik yaptığı militer devlet İsrail’in hala dünyanın en demokrat ülkesi olduğunu düşünüyor olmalı...

MEHMET HAKAN KEKEÇ24 Temmuz 2014 Perşembe 07:00 - Güncelleme: 24 Temmuz 2014 Perşembe 09:49

İsrail haftalardır Gazze’ye havadan ve karadan korkunç saldırılar düzenliyor. Bu saldırılar yüzünden yüzlerce Filistinli öldü ve binlercesi yaralandı. Saldırıların başladığı ilk günden bu yana birçok ülkede İsrail zorbalığını protesto eden onlarca gösteri yapıldı. Fakat görünen o ki; tepkilerin görünebilir ve tesirli olabilmesi adına çok daha fazlası lazımdı. Mesela Yahudi (ya da değil) birkaç uluslararası sanatçının Gazze’de yaşanan barbarlığı güçlü bir şekilde kınaması... Ama Keren Yedya, Gilad Atzmon, Etgar Keret, Roger Waters gibi birkaç istisna isim dışında ne yazık ki sessiz kalındı. Özellikle Amerikalı Yahudi romancı Paul Auster’ın ‘sessizliği’ gözlerden kaçmadı. Çünkü Auster söylem boyutunda da olsa dünyada olup bitenlere her zaman müdahil olmuş bir isimdir. Peki, neden bilhassa Auster’dan ses etmesi beklenildi; daha detaylı bir biçimde bakalım:

Paul Auster, 2012 senesinde, yeni kitabı Kış Günlüğü yayımlandıktan hemen sonra Türk medyasına verdiği bir röportajda Ak Parti hükümetini eleştirmiş ve “Hapiste yatan yazar ve gazeteciler yüzünden Türkiye’ye(ve Çin’e) gelmeyi reddediyorum!” demişti. Başbakan Erdoğan da Auster’ın bu ifadelerine karşılık olarak “Gelsen ne olur gelmesen ne olur. İsrail’e gitmiş. Sen ne cahil bir adamsın! Gazze’de bombalar yağdıran bunlar değil mi?” cevabını vermişti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da bu ‘ilginç’ polemiğe dâhil olmuş ve ‘gazeteci’ Paul Auster’ı tebrik etmişti. Nihayetinde Paul Auster Türkiye’ye gelmemiş ve başbakanın ‘İsrail’e gitmiş’ çıkışına da “İsrail’de düşünce özgürlüğü var. Ne yazarlar ne de gazeteciler hapiste” şeklinde yanıt vermişti.

Bu mu senin ‘demokrat’ İsrail’in!

Auster bu polemikten tam iki sene sonra -yaklaşık altı ay önce- Türk medyasına bir röportaj daha verdi. Yazar burada da Gezi protestoları ile 60’lı yıllarda dâhil olduğu protestolar arasında bağ kurmuş ve -parantez içi aldığımız bilgiye göre- tam o esnada gözleri dolmuştu. Neredeyse sistemin kurucusu/sahibi diyebileceğimiz zorba İsrail’i ‘demokrat’ bulan birinin 60’lı yıllardaki ‘sistem karşıtı’ gösterileri anımsarken gözlerinin dolması elbette ilginçti. Biz de tabii bu ‘ilginç’liklere imza atan bir isimden ‘kemalist/rasyonalist damarlı Gezi kalkışması ne kadar sistem dışıdır?’ sorusu üzerinde durmasını ya da en beğendiği Türk yazar olan Nazım Hikmet’e kim tarafından iade-i itibar yapıldığını anımsamasını beklemedik. Elbette bunlar detaydı, bizim iç işlerimizdi ve çabuk çabuk geçildi.

Ünlü romancı sessizliğini hala bozmadığına göre; Gazze’de hergün onlarca cinayet işleyen, anti siyonist direnişleri/aykırı sesleri sert bir biçimde bastıran, kadınların bile askerlik yaptığı militer devlet İsrail’in hala dünyanın en demokrat ülkesi olduğunu düşünüyor... Açıkçası bir Paul Auster okuru olarak bu duruma şaşırdığımı söyleyemem: Yazarın Kış Günlüğü ve İç Dünyamdan Notlar adlı anı kitaplarındaki ricat hali gençliğinde yazdığı anı kitaplarına göre bariz bir şekilde ortada... İşin acı tarafı: Biz hala safı belli bu isimlerin Türkiye ile ilgili düşüncelerini ciddiye alabiliyor ve birilerine referans olarak gösterebiliyoruz.