14 Ağustos 2020 Cuma / 24 ZilHicce 1441
Gece modu

Bakü izlenimleri 

Türk dünyası başkentleri arasında yıldızı parlayan şehirlerden Bakü’de bir yandan yeni inşaatlar hızla yükselirken, öte yandan ‘kaplama’ yöntemiyle dış cepheleri yenilenen binalar sayesinde şehir modern bir görünüme kavuşuyor.

BEDİR ACAR / AZERBAYCAN06 Aralık 2019 Cuma 01:51 - Güncelleme: 06 Aralık 2019 Cuma 08:06

Kafkasların petrol ve doğalgaz merkez üslerinden biri olan dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye her gidişimde şehrin daha da geliştiğini, büyüdüğünü görüyorum. Bakü’nün silüetine, her köşede yükselen inşaat görüntüleri hakim. 

Sahil kesiminde yer alan ve ‘içeri şehir’ denilen merkezde ise binalar orjinaline sadık kalınarak korunmuş. Dış cepheler ‘giydirme’ yöntemiyle restore edilmiş. Yaklaşık 10 yıl önce başlayan bu yenileme çalışmaları sayesinde şehir, İtalya’da, Paris’te rastlanacak türden tarihi-Avrupai bir havaya bürünmüş. Sadece bir cadde değil, koca bir bölge olarak tasarlanan ‘İçeri Şehir’ geceleri ışıl ışıl, capcanlı. 

24 saat açık marketler var Bakü’de. Trafikte yayalara saygı var. Caddeye adım attığınızda sürücüler asabileşmiyor, bilakis yol veriyor. 

Bir kafeye oturduğunuzda çayın yanından mürebbe denilen minik kurabiye ya da şirinlik (reçel) geliyor. 

Şehrin göbeğinde edebiyat müzesi var. 

Bakü’de son beş yıldır Türk Filmleri Haftası düzenleniyor. Bu vesile ile bir kez daha yolumuz düştü ‘rüzgarlar şehri’ne. 

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TİKA’nın destekleriyle Yerli Düşünce Derneği tarafından bu yıl 5. kez düzenlenen Bakü Türk Filmleri Haftası’ndaki gözlemlerimi kısaca aktarmak isterim. 

Azerbaycan halkı Türk dizilerini seviyor. Bu sezon ülkede en çok izlenen film bir Türk filmi olmuş. 7. Koğuştaki Mucize’nin gişesi 100 bin kişi. Azerbaycan nüfusuna göre ortalamanın üstünde bir rakam. Hali hazırda 5-6 Türk filmi daha vizyonda. Bakü’de Türkiye Türkçe’siyle konuşan gençlere rastlamak mümkün. 

“ORTAK SİNEMA FONU”

Yerli Düşünce Derneği Başkanı Metin Gündoğdu ve Türk Filmler Haftası Koordinatörü Öner Kılıç’ın altını çizdiği bir konu var: Bakü, Bişkek, Almatı ve Orta Asya’nın başka kentlerinde düzenledikleri film haftaları sayesinde Türk sineması hakkında bölgede bir farkındalık oluşmuş. Coğrafya ülkeleri Türk sineması ile artık daha yakından ilgililer. Üniversitelerde düzenlenen söyleşi programları ve film gösterimlerine olan ilgiden bunu rahatlıkla anlayabiliyoruz. Öner Kılıç’a göre Türk dünyası ülkeleri arasında ortak bir sinema fonu kurulabilirse, ortak tarihimize ilişkin filmler çekilerek bu farkındalığı daha da artırabiliriz. 

Bunlar yapılamaz mı?

Bakü Büyükelçiliğimizde Kültür ve Tanıtma Müşavirliği yapan Dr. İrfan Çiftçi ve Basın Müşaviri Hüseyin Altınalan ile sohbetimizde Türk dünyası ile ilişkilerin geliştirilmesinde bazı öneriler ön plana çıktı. Altınalan bu önerilerini üç maddede sıraladı. 

1-Türk dünyası kentlerinde müzelere giriş ücretlerinde Türk dili konuşan ülkeler karşılıklı olarak indirim yapılabilir. 

2-Havaalanlarındaki pasaport kontrol noktalarında  ‘Türk dünyası ya da Türkçe konuşan ülke vatandaşları’ ve ‘diğer ülke vatandaşlar’ uygulamasına geçilebilir. (AB vatandaşları için uygulanan yöntem gibi.) Bu uygulamayla ‘aidiyet’ duygusu daha da pekiştirilebilir. 

3-Türk cumhuriyetlerindeki kalem erbabı kişiler, kardeş ülkelerin medya organlarında ‘konuk yazar ‘ olarak yer alabilir, televizyon programlarında daha sık görünebilirler. Karşılıklı yapılacak bu açılımlarla birbirimizi daha yakından tanıma imkanı buluruz.