24 TV'nin her bölümü merakla beklenen programı Arafta Sorular'ın bu haftaki konuğu TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hatice Akıncı Yılmaz oldu.
'Aslında bir kız kardeşlik ekosistemi oluşturmak istiyoruz. Genç kızlarımıza 'Siz şunu yapın' diye değil de, onlarla beraber aslında biz bir yol yürümek istiyoruz.'
'Silopi'de çok tatlı, güzel işler yapan bir fabrikamız var. Silopi'ye gittiğimizde oradaki gençlerimizle konuştuk. Eşraf Mahalle'de oturan genç kızlarla toplantı yaptık. Onlarla birlikte hayallerini ve ihtiyaçlarını konuştuk. O dönem, henüz 'terörsüz Türkiye'nin gündemde olmadığı zamanlardı ve öğrencilerin TYT, AYT, üniversite hazırlık, dil gibi hususlarda çok büyük eksikleri vardı. Anne babalar, ortamlar güvenli olmadığı için çocuklarını üniversite hazırlık kurslarına göndermiyorlardı. O noktada biz GİF olarak Silopi'de öğrencilerimize üniversiteye hazırlık kursları verdik. Ama dedik ki: 'Bakın, hayat sadece bundan ibaret değil. Sanat var, manevi değerlerimizle alakalı yapabileceğiniz pek çok şey var.' Elhamdülillah oradan hem üniversite başarısı çok yüksek öğrenciler çıktı hem de sanatsal alanda çok güzel başarılar kazanan öğrencilerimiz oldu. Bunun gibi çok farklı coğrafyalarda, İnşallah bundan sonraki süreçte de GİF'lerin sayısını çoğaltacağız. Şu an İstanbul'da, Ankara'da, Konya'da var; Hatay'da da inşallah yeni açtığımız bir GİF'imiz olacak. Buralar, genç kızlarımızın... Ne diyelim burada; aslında bir kız kardeşlik ekosistemi oluşturmak istiyoruz. Biz genç kızlarımıza 'Şunu yapın, şu işi yapın' diyen bir yer değiliz. Onlarla beraber bir yol yürümek istiyoruz. Onların bütün dertlerine, mümkün olduğunca gayretimiz mesabesince dertlerine derman olabileceğimiz bir yapı; Türgev.'
'Bizim gençlerimizi bir hazine gibi görmemiz gerekiyor. Tabii gençlere yönelik bu eleştiri oklarının her zaman yönelmesi biraz bizim belki millet olarak koruyucu helikopter anne-babalık hissiyatımızdan da kaynaklanır. Temel olarak ben gerçekten her hâlükârda gençlerimize çok fazla yüklendiğini düşünüyorum.'
'Burada meslek hastalığı ön plana çıktı. Genç kelimesi Farsça'dan geliyor. Farsça'da hazine anlamına geliyor. Bizim gençlerimizi bir hazine gibi görmemiz gerekiyor. Gençlere yönelik eleştiri okunun her zaman yönelmesi, bizim millet olarak koruyucu, helikopter anne babalık hissiyatımızdan da kaynaklanıyor. Yani hüsnüniyetimi burada serdetmek istiyorum ama temel olarak ben, her hâlükârda gençlerimize çok fazla yüklenildiğini düşünüyorum. Onlara çok daha değer vermemiz gerektiğini, etiketlemeden anlamaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Biz büyükler olarak, abi, abla, anne, baba olarak bir gence samimi bir şekilde; onun istekleri, talepleri doğrultusunda, ihtiyaçları doğrultusunda, belki bazen göremediği, hissedemediği ihtiyaçları doğrultusunda samimi olarak yol gösterdiğimiz zaman, o gencin bunu reddetmesi gibi bir durum söz konusu değil. Çünkü gençlerimizin her biri çok samimi, ciddi anlamda bir şeyler yapmak için istekli. Eğer Allah korusun dengesi, psikolojik durumu çok bozulmadıysa, elhamdülillah bizim Türkiye'deki gençlerimizin mayası çok temiz. Ve biz bunu her gencimizde görüyoruz. Bazen maalesef sorunlu olan gençler hep böyle bir periferiye atılır. Yani parlayan gençlerle tabii ki herkes çok ilgilenmek ister ve parlayan, sorunsuz gençle uğraşmak zaten çok kolaydır.Yani önemli olan şey; gerçekten sıkıntısı olan, gerçekten sorunlu olan, gerçekten Allah korusun.'
'Gazze gerçekten ciddi anlamda bizim kafamızda var olan o demokrasi ve modern çerçevedeki haklar teorisini alaşağı eden bir imtihan, bir dava, Gazze.'
'Şunu açık bir şekilde söylemek ve hiç bıkmadan, tekrar tekrar ifade etmek gerekir: Bu asla klişe değildir. Gazze, gerçekten zihnimizde var olan demokrasi ve modern çerçevedeki haklar teorisini ciddi biçimde sarsan, hatta alaşağı eden bir imtihan ve bir davadır.Gazze, bir yönüyle bunu yaşayan Müslüman kardeşlerimiz için büyük bir imtihan vesilesidir. Diğer yönüyle ise ciddi bir uyanışa sebep olmuştur. Çok yakın zamana kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hakkında neredeyse hiçbir eleştiri dile getiremez, Batı'da oluşturulmuş insan hakları çerçevesini ve Birleşmiş Milletler'i sorgulayamazdık. Ancak bugün gelinen noktada, özgüven açısından önemli bir değişim yaşanmıştır. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 'Dünya beşten büyüktür' ve 'One minute' çıkışları, o dönemdedir.'




