31 Ekim 2020 Cumartesi / 14 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Emin Gürdamur: Üstad yerli düşüncenin damar tıkanıklığını ortadan kaldırmıştır

Emin Gürdamur: Necip Fazıl dili, estetiği, yakıcı tefekkürü ve aksiyonuyla Cumhuriyet dönemi Türk düşünce hayatında ayırt edici bir çizgidir. Üstat, “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” dedikten sonra bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmamıştır.

BEDİR ACAR15 Kasım 2019 Cuma 03:47 - Güncelleme: 03 Aralık 2019 Salı 16:32

Bugüne kadar yayınlanmış iki öykü kitabı bulunan Emin Gürdamur Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü’ne layık görüldü.Necip Fazıl Jüri Heyeti genç yazarı “Gerçekçi gözlemlerle insanın kritik, dönüşüm anlarını, lirik, şiirsel bir dille hikâyeye aktarması ve bunu da kalıcı bir insanlık tecrübesine dönüştürmesi nedeniyle Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü’ne layık görülmüştür’’ cümleleriyle karşıladı.Gürdamur ile Necip Fazıl ve ödüller üzerine konuştuk. 

NECİP FAZIL FAKÜLTEDİR 

Necip Fazıl ismi sizin dünyanızda nasıl bir yere tekabül ediyor? 

Necip Fazıl bir fakültedir. Diliyle, estetiğiyle, yakıcı tefekkürü ve aksiyonuyla Cumhuriyet dönemi Türk düşünce hayatında ayırt edici bir çizgidir. Üstat, “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” dedikten sonra bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmamıştır. Sonuçları bugünlere uzanan bir dip dalga olarak o sadece sevenlerini değil muarızlarını da biçimlendirmiş, belirlemiştir. Ben onun külliyatıyla lise yıllarımda tanıştım. Zihnimde uyandırdığı ilk etkiyi hiç unutmam: Emsalsiz bir özgüven. O, muhteşem Türkçesi ve kıvrak zekâsıyla bir yandan dünyayla, Batı’yla, Batıcılarla hesaplaştı; öbür yandan bize kendi medeniyetimizin görkemli ufuklarını göstererek cesaret ve özgüven aşıladı. 

Necip Fazıl’ın çilesi ve davası hakkında neler söylersiniz? 

Onun fikir adamı yönüyle aksiyoner kişiliği yan yana yürümüştür. Bilirsiniz, dünyada bu tür düşünce adamları nadirdir. Necip Fazıl, onun da hakkını vereceği hâlde düşüncelerini fildişi kulelere hapsetmedi. Halkın içinde oldu, gençlere dokundu, Türkiye’nin yarınları hakkında aktif rol almaktan çekinmedi. Aşkı ve heyecanı, haleler şeklinde birkaç nesli etkiledi, uyandırdı, ayağa kaldırdı. Türkiye’ye ilişkin gördüğü rüyayı başkalarının tabir etmesini beklemedi. Söylemlerinin bedelini ödedi. Belki de onu bu kadar kıymetli hâle getiren de budur. Ama şimdi hepimiz biliyoruz ki, onun çilesi, bu ülkede yerli düşüncenin damar tıkanıklığını ortadan kaldırmıştır. Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören gibi daha pek çok isim onun açtığı kapıdan geçerek Türk edebiyatına ve düşünce hayatına dâhil olmuş, zenginlik kazandırmıştır. 

Necip Fazıl adına ödül verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Necip Fazıl fikirleriyle, çilesiyle, çabasıyla Türkiye’ye mâl olan bir isim, bir değer. Onun adına böyle saygın bir ödül geleneğinin başlatılmış olması, şahsen bir okuru olarak beni ilk yıldan itibaren heyecanlandırmıştı. Hatta geç bile kalındığını düşünmüştüm.Necip Fazıl’ı çıkarırsanız Türk edebiyatı mistik gerilimden neredeyse yoksun kalır. 

Onun, düşüncelerini gençlerin gündemine sokacak, yeniden ve yeniden anlaşılmasına imkân verecek her türlü faaliyeti fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum. 

ÖDÜL YAZI HAYATIMDA BiR MiLAT 

Ödülün size tevdi edilmesi hakkında neler söylersiniz? 

Ben yaşım itibarıyla üstadı görmedim, onunla tanışamadım. Ama Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü’ne layık görüldüğümü öğrendiğim anda, çok eski bir tanışımı, büyüğümü, eski bir hocamı görür gibi oldum. Onun tarafından başımın okşandığını hissettim. Öte yandan böyle bir ödül, kişinin ancak sorumluluğunu artırır, diye düşünüyorum. Şahsen bu ödül benim yazı hayatımda bir milada tekabül ediyor. İhtiva ettiği sorumluluk, Türkçenin söz varlığına, anlam ufkuna dair fazladan bir mesaiyi, dikkati ve bekçiliği beraberinde getiriyor. 

PORTRE

Emin Gürdamur 1980 yılında Trabzon’da doğdu. Ortaöğretimini Samsun İmam Hatip Lisesinde tamamladı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Samsun’da bir dönem gazetecilik yaptıktan sonra 2008 yılında kamuya atandı. Hâlen Diyanet İşleri Başkanlığının yayımladığı Diyanet Aylık Dergi’nin yayın koordinatörlüğü görevini sürdüren Gürdamur aynı zamanda Hece Öykü Dergisinin yayın kurulu üyesi. 

Hece Öykü, Türk Dili, Dergâh, İtibar, Muhayyel, Kitaplık gibi dergilerde öyküleri yayımlanan Gürdamur’un ilk kitabı Atları Uçuruma Sürmek, ESKADER tarafından 2017 yılının en iyi hikâye kitabı seçildi. İkinci öykü kitabı Herkesten Sonra Gelen ise Şubat 2019’da KETEBE yayınlarından çıktı. Gürdamur, evli ve iki çocuk babasıdır.