10 Ocak 2026 Cumartesi / 22 Recep 1447

Necip Fazıl: Çağını sarsan duyarlılık

Toplumsal etki ve rolleriyle öne çıkan başka birçok şairden farklı olarak Necip Fazıl, kendi şahsi tecrübesiyle edebiyat ortamının ve nihayet toplumun değişmesini birleştiren bir hayat ve eser ortaya koymuştur.

Yılmaz DAŞCIOĞLU9 Ocak 2026 Cuma 15:53 - Güncelleme:
Necip Fazıl: Çağını sarsan duyarlılık

Necip Fazıl Kısakürek'in yaşadığı zaman dilimini aşan bir etkiye sahip olduğu biliniyor. Ölümü üzerinden kırk yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına ve Türkiye'nin bu zaman zarfında katettiği mesafeye karşın Necip Fazıl'ın hem edebiyatımızda hem de toplumsal dönüşümde oynadığı rol, oluşturduğu etki bundan sonraki zamanlar için de göz ardı edilemeyecek çaptadır.

Necip Fazıl'ın yaşadığı dönemdeki etkisi edebiyat ve özellikle şiir alanındaki eserlerinin niteliği ve edebiyatın akışını değiştirebilme gücü ile ilgilidir. Modern Türk edebiyatının on dokuzuncu yüzyıldan beri gelen oluşumunda birkaç noktanın öne çıktığı görülür. Bunlardan birincisi toplumsal kültürle uyum içerisinde ve kolektif denilebilecek, ortaklaşa kabul edilen değerlere yaslanan bir estetiğin yerini bireysel duyuşların ortaya çıkışına zemin hazırlayan ve toplumsal değerler sisteminden uzaklaşma eğilimi içerisindeki estetik anlayışların almasıdır. Yani klasik edebiyat içinden çıktığı toplumun ürettiği kültürün bir sonucu iken modern edebiyat model alınan Batı edebiyatları ile ilişki içerisinde toplumsal dönüşüme hem kaynaklık eden hem de kendisini kurmaya çalışan bir nitelik taşır. Bu noktada etki ve rolleriyle öne çıkan başka birçok şairden farklı olarak Necip Fazıl, kendi şahsi tecrübesiyle edebiyat ortamının ve nihayet toplumun değişmesini birleştiren bir hayat ve eser ortaya koymuştur. Bir önceki yüzyılın ortalarından itibaren güçlenerek gelen maddeci anlayışlar karşısında önceleri Bergson'dan, Rıza Tevfik kanalıyla tekke edebiyatından gelen etkilerin de görüldüğü daha genel bir mistik/metafizik duyarlılık 1934'teki Arvasi Hazretleriyle tanışmasından itibaren tasavvufi özün ve toplumsal görev bilinci üstlenmenin karizmatik atmosferine dönüşmüştür. İlk dönemde yazdıklarıyla hecenin çok usta bir uygulayıcısı, hatta son zirvesi olmayı başarmış ve bireysel duyuşu alabildiğine çarpıcı bir dil ve imge düzeniyle sunmakla otuzlu yılların ortalarına, hatta kırklara kadar kendinden önce yazmaya başlayan şairler de dahil olmak üzere geniş bir etki alanına ulaşmıştır. Yaşadığı dönüşümden sonra da etkisinin sürdüğünü ve Sezai Karakoç'la başlayacak yeni bir dindar varoluşçu damarın açılmasında rol oynadığını belirtmek gerekir. Vezinle, kafiyeyle "gaibi kurcalayan çilingir" biçime ait unsurların dışında özü bakımından bugünün şiirini de etkileyen bir şairdir.

Kısacası 1920-1940 arası açıkça görülür bir biçimde Necip Fazıl'a özgü ses ve imge ögelerinin neredeyse anonim bir etki alanına sahip olduğunu bu tarihten sonra ise bir taraftan Karakoç'un modernist bir estetikle ama kendi şiirlerinin ve Mehmet Âkif ile klasik edebiyatın dayandığı metafizik özü koruyan çıkışına kaynaklık ederken öte yandan dava bilinciyle hareket ederek ellili yıllardan itibaren yetişecek entelektüel genç kuşaklara Anadolu insanının değerlerine bağlı bir özgüven aşılama mücadelesine yönelmiştir.

Denilebilir ki "Gökler ürperdi, sular ürperdi, tunç ürperdi/Çanlar, kocaman çanlar, korkunç korkunç ürperdi" (Çan Sesi) dizelerinin şairinin "Anladım işi, sanat, Allah'ı aramakmış;/Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış" (Sanat, 1939) dizelerine; Kaldırımlar'ın Çile'ye oradan Sakarya Destanı'na dönüşmesi hem şahsi bir ömrün dönem şartları içerisinde zorlu bir mücadeleye vakfedilmesi hem de estetiğin ahlâkla kaynaşarak toplumsal dönüşümde rol oynaması açısından oldukça değerlidir. Onun büyük ve fedakâr mücadelesi olmasaydı hem Türk şiirinde adına metafizik gerilimli şiir veya hakikat akımı gibi adlar verebileceğimiz müstakil bir akımın doğuşu kolay olmazdı hem de sonradan ülkede çok etkili görevler üstlenecek olan ellili yıllardan seksenlere uzanan üniversite gençliğinin kazandığı özgüven ve rüzgârın, akışın tersine yönelme dikkati ve direnme gücü oluşmamış olabilirdi.

ÖNERİLEN VİDEO

Çelik Kubbe'nin yeni unsuru: KORKUT 140/35 sahaya indi

Kapat
Video yükleniyor...