28 Mayıs 2022 Cumartesi / 27 Sevval 1443

Necip Fazıl Hikaye-Roman Ödülü sahibi Mukadder Gemici: Ödülün kıymeti büyük

Necip Fazıl Hikaye-Roman Ödülü sahibi Mukadder Gemici, 'Necip Fazıl vazifesini bihakkın yerine getirdi. Bize düşen onun mirasını mayalamak, çoğaltmak ve yarına taşımak… Ödül de bu gayretlerin cüzü olarak bir kıymet, bir odak noktası..” diye konuştu.

Akşam Gazetesi20 Aralık 2021 Pazartesi 09:00 - Güncelleme:

1962'de, Çankırı'dan çocuk yaşta geldiği İstanbul'da mukavva üstünde yatan bir babanın kızı Mukadder Gemici. Gün geldi okudu, yazdı, hikayelerden bir kervan düzdü, az gitti uz gitti, nihayetinde bir menzile vardı. Bugün edebiyat dünyasında saygın bir yeri olan Gemici, Necip Fazıl Hikaye-Roman Ödülü'nün bu yılki sahibi.

Akşam Gazetesi, eserlerinde gündelik hayatı, insanlık dramlarını ve geleneğin hâllerini ayrıntının gücüyle etkili, sahici bir dille anlatan Gemici ile ödül ve Necip Fazıl etkisi üzerine konuştu.

Necip Fazıl adını duyduğunuzda hafızanıza gelen düşünceler neler?

Pazar akşamları okul kıyafetlerini ütüleyen ortaokul, lise talebesi bir kız... Teypte bir şiir kaseti, şairin kendi sesinden şiirlerini evire çevire dinliyor. Lacivert formasını, lacivert başörtüsünü, beyaz gömleğini ütülüyor. Kendinden emin, tok ses okuyor; buhar şiire, şiir buhara karışıyor. Bir ruh nasıl eritilip kalıba dökülür? Su, tarih, yıldız, insan ve fikir, nasıl olur da akar? Bir nehir, nasıl saf çocuğu olur masum Anadolu'nun? Ve daha zoru; bir burun, nasıl burnuna değer yokun, bilmiyor kız. Nihayetinde "Bir Gençlik! Bir Gençlik!" diye hitap ediyor ses, bilmem kaçıncı defa. Büyük, ulaşılmaz bir şair o, işte bunu çok iyi biliyor kız. Fal açar gibi, karıştırıyor sayfaları, Çile'den rastgele şiirler okuyor bazen. Hikâyelerini keşfediyor, ürperten hikâyelerini; kahramanların çalkantılarını, vehimlerini, arayışlarını, şaşırtıcı finallerini. Çocuk ve gençliğini yoğuran isimle ilgili fikri, daha çok okudukça, öğrendikçe, yazmayı tecrübe ettikçe katlanarak büyüyor. O hissediş derinliğiyle Türkçe'ye kattıklarıyla büyük ve ulaşılmaz bir şair.

Necip Fazıl'ın yüklendiği 'dava şuuru' hakkında neler söylersiniz?

Çektiği çileye ve ruh ıstırabına, sonrasında karar verdiği istikamete ve bu istikametle beraber giriştiği mücadeleye şu gün bile kaç kişi talip olabilir? Sanat, bir ruh ıstırabını şart koşar. Necip Fazıl'ın bunu nasıl yaşadığını şiirlerinden çok iyi biliyoruz. İşte burada bir tercih yapıyor Necip Fazıl. Bu tercihin zorluğunu kavrayabilmek için hem Necip Fazıl'ın hem de o günün Türkiyesinin şartlarına bakmak ve bir soru sormak icap eder. Büyük bir deha olduğu yirmili yaşlarında kabul edilmiş bir şairken, dönemine göre gayet yüksek bir maaşla çalışırken, vakit 30'ların, 40'ların Türkiyesiyken Necip Fazıl; büyük, hor, kimsesiz bir davayı neden yükleniyor? Kalemini, hayatını vakfediyor, neden? Sağına ve soluna bakmadan, "Ben varım!" diyen bu cesaretten, dik duruştan hâlâ öğrenecek çok şeyimiz var.

Necip Fazıl adına ödül verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ödülün iki yönü var. İlki şu; milletimiz üzerinde, yaşayan Türkçe üzerinde Necip Fazıl'ın manevi tasarrufunun devam ettiğini bize ispat ediyor. İkinci husus, biz yaşayanlarla ilgili; O, vazifesini bihakkın yerine getirdi. Bize düşen mirasını mayalamak, çoğaltmak ve yarına taşımak... Ödül de bu gayretlerin cüzü olarak bir kıymet, bir odak noktası. Onun isminin hiç ihtiyacı yokken bizi Necip Fazıl ismine katıyor, bizi büyütüyor. Ama onun ismi için ödül de az, iş çok; enstitüler, kürsüler, filmler, besteler...

Ödülün size tevdi edilmesi hakkında neler söylersiniz?

Benim için bu menzil/ödül, pek gönendirici... Şimdi burada gölgelenirken, uzaktan bakanlar bilmiyor ama ben biliyorum; bu menzilde mesuliyet artar, her şey bittikten, klavyenin başına oturduktan sonra zaten çetin olan yazının yolları ve iklimi, daha çetin olur. İsmail Kara Hocamız, haberi alınca bana bir tebrik mesajı yazmış, onun cümlesi son cümlem olsun; "Ödül almak için çalışmıyoruz hamdolsun, ama takdir edip veren varsa onlara da aşk olsun."

PORTRE

1974'te İstanbul'da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise tahsilini İstanbul'da yaptı. İstanbul Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Radyo-TV Yayımcılığını, daha sonra da işletme fakültesini bitirdi. Özel bir televizyon kanalında yapımcı, yönetmen ve metin yazarı olarak görev aldı. 2003'ten itibaren kamuda çalışmaya başladı. "Asla Pes Etme" adlı ilk kitabıyla 2011 Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Ödülü'nü ve ESKADER Yılın Hikayecisi Ödülü'nü aldı.

İkinci kitabı Kar Makamı 2016'da, Nuh'un Kızı 2017'de, Hatırlı Yara 2020'de yayımlandı. Çeşitli dönemlerde yazarlık atölyelerinde dersler veren Mukadder Gemici, evli ve üç çocuk annesidir.

  • Necip Fazıl Hikaye-Roman Ödülü
  • Necip Fazıl Ödülleri
  • Mukadder Gemici