29 Mayıs 2022 Pazar / 28 Sevval 1443

Necip Fazıl Saygı Ödülü sahibi Prof. Dr. Süleyman Uludağ: Necip Fazıl'ın davası hepimizin

Necip Fazıl Saygı Ödülü sahibi Prof. Dr. Süleyman Uludağ, 'Korkmadan ve yılmadan davası uğrunda sert mücadelelere giren Necip Fazıl gibi şairlerin, sanatkarların ve fikir adamlarının sayısı Türkiye'de fazla değildir. Sevilmesinin, saygı ve rahmetle anılmasının sebeplerinden biri budur.” dedi.

Akşam Gazetesi25 Aralık 2021 Cumartesi 10:20 - Güncelleme:

Derin bir vukufa sahip olduğu tasavvufun yanı sıra felsefe, kelam, fıkıh ve edebiyat alanında da yetkin bir alim olan Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Necip Fazıl Saygı Ödülü'ne layık görülen isim oldu.

Başta tasavvuf tarihi olmak üzere İslam ilimleri alanında kıymetli makale ve kitaplarıyla akademiye ve düşünce dünyasına yol gösterici katkılar sağlayan Uludağ, çok sayıda öğrenci yetiştirmekle birlikte, klasik eserleri Türkçeye kazandırmış bir isim. Akşam Gazetesi, "Bizi biz yapan değerler giderse "Biz' diye bir şey kalmaz. Dava var olmak veya olmamak davasıdır.' diyen Prof. Uludağ ile ödülleri ve Necip Fazıl'ın düşünce ve eylem planında ülkemizin fikir hayatına katkılarını konuştu.

Necip Fazıl, Süleyman Uludağ'ın penceresinden bakınca nasıl görünür?

Merhum Necip Fazıl Kısakürek'in adını ilk defa İmam-Hatip okulunda duymuş, bazı şiirlerini de okumuştum. İstanbul'da öğrenci iken verdiği konferansları ve yaptığı konuşmaları ilgiyle izlerdim. Talebe arkadaşlarım gibi onun şiirleri de konuşmaları da beni duygulandırırdı. Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek, ezilmiş ve harlanmış geniş halk kitlelerinin, özellikle de muhafazakar ve dindar çevrelerin hislerine tercüman olan bir şair ve sanatkardı. Adeta onların diliydi. Şiirleri ve makaleleri bağrı yanık müminlerin ateşine su serper ve onları rahatlatırdı. Büyük Doğu Dergisi'nin yeni sayısının çıkışı heyecanla beklenirdi.

Üstadın çıkardığı Büyük Doğu Dergisi, şiirleri, makaleleri, hikayeleri ve konuşmaları baskı altındaki halk için bir ümit ışığı gibiydi. Şairimiz, "dava' dediği sosyal, milli ve dini hareketin canlanması için büyük fedakarlıklara katlanmış, savcıların takibine uğramış, mahkemelerde sorgulanmış ve cezaevlerinde yatmıştı. Bütün bunlar onun davasında samimi, aynı zamanda cesur bir aktivist olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Korkmadan ve yılmadan davası uğrunda sert mücadelelere giren Necip Fazıl gibi şairlerin, sanatkarların ve fikir adamlarının sayısı Türkiye'de fazla değildir. Sevilmesinin, saygı ve rahmetle anılmasının sebeplerinden biri budur. Kadirşinas milletimiz onu unutmadı ve unutmayacaktır.

İşin düşünce ve felsefe boyutuna bakacak olursak, Necip Fazıl'ın Batı ile Doğu'nun kültürel kodlarına bakışı nasıl?

Necip Fazıl'ın davası önce Batı karşısında Doğu dünyasının, sonra da Batı Hıristiyan âlemi karşısında Doğu İslam âleminin tarih yönünden, medeniyet ve kültür itibarıyla daha üstün ve daha parlak olduğunu savunmaktadır. Necip Fazıl Batı'nın bilim, teknoloji ve askeri bakımdan galip olduğunu bilmekte, bu durumun Müslüman toplumları Batı'yı taklide yönlendirdiğini görmekteydi. Osmanlı dönemindeki Birinci ve İkinci Meşrutiyet, daha sonra Cumhuriyet Dönemi'nde ki inkılaplar söz konusu durumun örnekleridir. İttihat ve Terakki Fırkası ile CHP Batılılaşmaya önderlik eden siyasi teşekküllerdir. Bunlara göre kurtuluşun yolu Batı'nın medeniyetini, sanatını ve kültürünü almaktır. Necip Fazıl'a göre ise Batı'yı bütün değerleri ile taklit etmek Doğu'nun tüm değerlerini terk etmek anlamına gelir ve bu değerlerimizi ve kimliğimizi korumak çile ise bu uğurda her türlü zorluğu göze alarak mücadele etmek gerekir. Bu anlamda dava hepimizin davasıdır, bu çileyi hepimizin göze alması lazımdır. Şartlara göre mücadelenin tarzı elbette ki değişebilir.

Necip Fazıl adına ödül verilmesi hakkında neler söylemek istersiniz?

Necip Fazıl'ın davası aslında hepimizin davasıdır. Bu dava ondan önce de vardı. Rahmetli Mehmet Akif'in Asım'ın Nesli ile Büyük Doğu ideolojisi birbirine yakındır. Necip Fazıl dava uğrunda sanatla, şiirle ve edebiyatla mücadele ediyor, biz ise İslam medeniyeti, kültürü, ilimleri ve sanatları alanında mücadele ediyoruz. Sadece ben değil milli değerlere, geleneklere, göreneklere ve kültüre önem veren bütün ilim ve fikir adamları, akademisyenler ve sanatkarlar da aynı davanın peşindeler. Bizi biz yapan değerler giderse 'Biz' diye bir şey kalmaz. Dava var olmak veya olmamak davasıdır. Daha doğrusu şeref ve haysiyetle var olma davasıdır.

Bir başarının, emeğin ödüllendirilmesi sizce ne anlama geliyor?

Ödüller çeşitli alanlarda faaliyette bulunan ve insanlığa hizmet eden kişileri takdir ve onlara teşekkür için verilir ve bu da insani görevdir. Verilen ödüllerin özellikle yetenekli gençlerimizi ilme, fikre, sanata ve hizmete teşvik etme ve heveslendirme gibi bir faydası da vardır. Eğer çalışmalarım takdir ve teşekkürü gerektirmiş ve yetenekli gençlere örnek olacak bir nitelikle görülmüş ise bu beni ancak bahtiyar eder. Müslüman toplumlarda ve özellikle de ülkemizde kalem erbabının, akademisyenlerin, sanatkarların, bilim adamlarının, diğer iş ve hizmet alanlarında çalışanların başarılı olduklarını görmek de beni ayrıca memnun ediyor. İnsanlığa faydalı olmak güzel şey. İnsanların en hayırlısı insanlara en fazla hizmet edendir.

PORTRE

İlâhiyatçı, tasavvuf tarihi profesörü, akademisyen. 28 Ekim 1940, Akyazı köyü / Amasya doğumlu. İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü (1967) mezunu. Çeşitli öğretmenlik görevlerinin ardından 1982 yılından sonra Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak hizmet verdi. Çok sayıda dergide makaleleri yayınlamdı. TDV İslâm Ansiklopedisi Tasavvuf İlmî Heyeti Başkanlığı yaptı.

Çok sayıda araştırma ve inceleme eseri yayınlamdı. Çeşitli dillerden İslam klasikleri çevirileri yaptı.

Kelam Dersleri, İslâm Açısından Musiki ve Sema, İslâm Düşüncesinin Yapısı, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, Tasavvuf ve Tarihi, İslâm Siyaset İlişkileri yayınlanmış eserlerinden sadece bazıları.

  • Necip Fazıl
  • Necip Fazıl Ödülleri
  • Necip Fazıl Saygı Ödülü
  • Süleyman Uludağ