Nuri Pakdil'in yol arkadaşlarından Hüseyin Su, 16 Şubat 1981 günü tuttuğu günlüğünde Tavşanlı'daki öğrencilerinden bahseder. "Şair deyince Mehmet Akif'i ve bir de bazı öğrenciler Necip Fazıl'ı biliyorlar. Necip Fazıl'ın bilinişini merak ettim. Meğerse ellili yıllarda Büyük Doğu Derneği'nin ilk şubesi Tavşanlı'da açılmış ve Necip Fazıl bu nedenle gelip gitmiş birkaç kez. Bu yüzden çoğu evde birkaç kitabı ve yine çoğu öğrencilerin babasının da Necip Fazıl'a dair anısı var." (Hüseyin Su, Takvim Yırtıkları-1, 2. Baskı, Sayfa 27-28, Şule Yayınları, İstanbul, Eylül 2018 )
Gerçekten de Tavşanlı'da pek çok evde Necip Fazıl Kısakürek'in kitapları bulunur, büyüklerimiz bazı ağabeyler, başta Çile şiiri olmak üzere, Kaldırımlar, Sakarya gibi şiirleri ezbere okurlardı. Bunların yanında, "Tohum saç, bitmezse toprak utansın!/Hedefe varmayan mızrak utansın!" diye başlayan "Utansın" şiiri de çok kişinin dilindeydi. Bu şiirleri okuyanların çoğu esnaf insanlardı, insan onların şiir okumasına şaşırıyordu. Üstelik aralarında neredeyse Necip Fazıl hastası denilecek kadar hayran olan, toz kondurmayanlar vardı.
Bunlardan biri İtfaiye'den emekli, yufkacı dükkânı işleten İsmail Gültekin'di. Büyük Doğu Dergisi'nin Tavşanlı temsilciliğini de yapmış olan Gültekin, neredeyse Necip Fazıl gibi konuşuyor, anlamlı sözleri peş peşe sıralıyor, ezbere Necip Fazıl şiirleri okuyordu.
'ŞOFÖR HOCA'NIN NECİP FAZIL SEVGİSİ
Hele adının Süleyman olmasına rağmen herkesin Şoför Hoca diye bildiği biri vardı ki, neredeyse gözü kapalı kullandığı minübüste yolculara kasette Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesini dinletir, bir yandan da âdeta konferans verirdi. Ufak tefek kasketli köylü Şoför Hoca'nın evindeki karyolasının altında cilt cilt Büyük Doğu dergileri vardı, gelene geçene gösterir, yazılar okuturdu. Kitaplığı da Necip Fazıl kitaplarıyla doluydu tabii ki. Cebinde paradan çok sevdiği yazarların gazeteden kesilmiş yazıları olurdu.
Kısacası Tavşanlı'da başka yerlerde pek görünmeyen bir Necip Fazıl muhabbeti vardı. Bunun sebebini daha sonra anlayacaktım. Necip Fazıl'ı sadece şair olduğu için değil, dava adamı olduğu, kendilerine bir dava ruhu verdiği için seviyorlardı.
Necip Fazıl Kısakürek'in de Tavşanlı'ya özel bir muhabbeti vardı, başka yerlere nazaran en çok gittiği yerlerden biri Tavşanlı'ydı. "Alacakaranlıkta kar tanesinin düştüğü bir yer benim için" diyordu Tavşanlı için.
ÜSTAD'A İLK TELGRAF TAVŞANLI'DAN
Necip Fazıl, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye'de az çok demokrasi rüzgârları esmeye başlayınca fikirlerini bir cemiyet aracılığıyla ülke sathında yaymak için Büyük Doğu Cemiyeti kurmak istemiş, dergide "Büyük Doğu prensiplerine uygun bir cemiyet kursak acaba arkamızdan kaç kişi gelir" diye bir yazı yazmıştı. Bu yazıya gelen ilk telgraf Kütahya Tavşanlı'dan Ali Çakmak isimli bir gençten gelmişti. 1949 yılında Tavşanlı postanesine gidip gönderdiği o telgrafta:

"Sizi Necip bir şair olarak tanıdım ve Fazıl bir büyük doğucu olarak tereddütsüz sizin arkanızdayım" diyordu.
Necip Fazıl gelen ilk telgraf karşısında çok heyecanlanmış ve bu ilk telgrafı yazıhanede arkasındaki duvara çerçeveletip asmıştı. Necip Fazıl ve Ali Çakmak haberleşmeye devam edince Ali Çakmak, Mehmet Akay, Sabirlerin Hüseyin Gürsoy gibi arkadaşlar Tavşanlı'da Büyük Doğu Cemiyeti açmak için hazırlık yapmaya başlamışlar. Ulu camiin yanında Mustafa Ayaşlı'nın dükkânın üst katındaki bir küçük odaya, 1 masa ve 3-5 tahta sandalye koyarak Tavşanlı Büyük Doğu Cemiyeti'ni 28 Haziran 1949'da Ramazan ayında kurmuşlar.
Ali Çakmak, Mehmet Akay, Hüseyin Çelikten, Ahmet Gürol ve Ömer Mutafoğlu yönetim kurulundadır. Ragıp Hacıarifoğlu, Fuat Kurt, Abdullah Uygur, Mustafa Ordu, İsmail Gültekin cemiyetin faal üyeleridir. Cemiyet kurulunca Necip Fazıl'ı açılışa davet ederler.
Ancak Necip Fazıl ve eşi o günlerde hapse atıldığı için açılışa hemen gelememiş. 1950'de DP iktidara gelip, Adnan Menderes "düşünce suçlularına" af çıkarınca, aftan ilk yararlanan Necip Fazıl hapse girmeden önce söz verdiği Tavşanlı'ya yedi ay sonra trenle gece vakti yol almış.

'EY ASLAN GÖNÜLLÜ TAVŞANLILI KARINDAŞIM'
Tavşanlı'da büyük bir kalabalık heyecanla beklemektedir. Sabaha karşı karşılayanlardan biri Ahmet Akcan'dır. Ahmet Akcan, üstadı kendi evinde misafir eder. Sabah kahvaltısının ardından biraz dinlendikten sonra, cemiyet binasına gelirler. Cemiyetin etrafında büyük bir kalabalık toplanmış beklemektedir. Öğle namazı cemiyet binasının yanındaki Ulu Camii'de kılındıktan sonra, Necip Fazıl Tavşanlılılara hitap eder:
"Ey Arslan gönüllü Tavşanlılı karındaşım, biz sizden bir istidat gördük, bize ilham oldunuz" diye başladığı konuşmasını yapar. Necip Fazıl, daha sonra da sık gelecek, sinema salonunda unutulmaz konuşmalar yapacaktır.
Tavşanlı onu, o Tavşanlı'yı sevmişti. Tavşanlı'ya Tavşanlı demiyor, Aslanlı diye hitap ediyordu. Ömrü boyunca Tavşanlı ile bağını hiç koparmadı. Yıllar sonra, cemiyetin başından uzaklaştırılması için yapılan kulisleri ilk Tavşanlı Büyük Doğu Cemiyeti haber vermiş, zor günlerinde tek sahip çıkan Tavşanlı olmuştu. (Sezai Karakoç, Hatıralar I, 2. Baskı, S. 324, Diriliş Yayınları, İstanbul, 2023)
Necip Fazıl vefat ettiğinde, Tavşanlı Ulu Camii'de kalabalık bir cemaat tarafından gıyabi bir cenaze namazı kılınmıştır.




