06 Mart 2021 Cumartesi / 22 Recep 1442
Gece modu

Avrupa saraylarında boy gösteren Osmanlı cambazları

Osmanlı cambazlarının gösterileri o kadar ünlenmişti ki Fransa Kralı II. Henry sarayında iki özel gösteri izlemişti. İngiltere’de de I. Charles ve Elizabeth dönemlerinde oldukça popülerdiler. Ünlü cambaz Raif Çavuş, ipin üzerinde zaplayıp bağdaş bile kurardı.

Murat Kutlu27 Temmuz 2014 Pazar 07:00 - Güncelleme: 27 Temmuz 2014 Pazar 07:00

Osmanlı toplumu; bizzat saray tarafından organize edilen tahta geçme (cülûs), sünnet, doğum ve düğün eğlencelerine hiçbir dönem kayıtsız kalmamış, dağıtılan bahşişler ve ikram edilen yemeklerden sonra sahne alan cambazların gösterilerini de merakla takip etmişti. Hokkabaz, matrakbaz, kumarbaz, perendebaz, kuklabaz, hayalbaz, hilebaz, sinibaz, şişbaz, ateşbaz, kadehbaz, kayışbaz gibi adlarla anılan eğlence hayatının bu önemli simaları, o devirde Avrupa’da dahi eşine rastlanmayan gösteriler yapmış, herkesi kendilerine hayran bırakırlardı...

Cambaz kelimesi geniş bir ifadeyle “Canıyla oynayan” anlamına gelmektedir. Özellikle İstanbul’da düzenlenen eğlencelerde iki tür cambaz olduğunu görmekteyiz. Bir kısmı gerilen ip üzerinde hünerlerini sergilerken (ki bunlara rîzmânbâz diyoruz) diğer bir kısmı da dikili taşlara tırmanmak suretiyle gösterilerini gerçekleştiriyordu. Bu tehlikeli gösteriler bazen sonu ölümle biten kazalarla da sonuçlanabiliyordu. Nitekim III. Murat, Şehzade Mahmut için düzenlediği sünnet düğününde At Meydanındaki dikili taşlara tırmanan cambazlardan düşüp ölenler olduğunu duyunca bu tür gösterileri bir süreliğine yasak etmişti. İp cambazlarının bir kısmı ellerinde mizan adı verilen bir denge çubuğu taşıyarak gösterilerini icra ederken bir kısmı da hiçbir şey kullanmadan ipte yürüyebiliyordu. Gösteriler arasında ip üzerinde sırtında adam taşıyanlar bile vardı. Evliya Çelebi’nin pâçilebâz adını verdiği cambazlar da ipte takma tahta ayaklarla gösterilerini yapıyordu.

SELİMİYE MİNARELERİNDE GÖSTERİ

1675 yılında IV. Mehmet’in Şehzade Mustafa için Edirne’de düzenlediği sünnet düğününde bir ucu Selimiye Camisi’nin minaresine bağlı öteki ucu da evlerin üzerinden aşarak yere tutturulan bir ip üzerinde makarayla iki cambazın kaydığı bilinmektedir. Bu alanda yapılan en güç numaralardan biri de cambazın ayaklarına dörder kılıç bağlayıp başında bir tablayla ipin ortasına kadar yürümesi ve burada akrobatik hareketler yapmasıydı. Ünlü cambaz Raif Çavuş’un ipin üzerinde sıçrayıp bağdaş kurması da hayretle izlenilen gösterilerden biriydi. “Ecel Beşiği, Şahin Uçurması, Kadırga Sekmesi” adı verilen bu tür oyunların adlarına cambazlarla ilgili bilgi veren kaynaklarda rastlıyoruz...

Osmanlı cambazları Avrupa’da da boy göstermiş, Fransa Kralı II. Henry’ye özel gösteriler yapılmıştı. İngiltere’de I. Charles ve Elizabeth dönemlerinde Osmanlı cambazlarının temaşa ettikleri de bilinmekte. Evliya Çelebi, devrin meşhur cambazlarının arasında; Üsküdarlı Mehmet Çelebi, Mağribli Hacı Nasır, İskenderiyeli Hacı Ali, Harputlu Şaşı Hüsam, Arapgirli Kara Secah, Kanberoğlu, Kız Pehlivan’ı zikrediyor. Geleneksel ip cambazlığı, 20. yy’ın başlarında unutulmaya yüz tutsa da Ramazan gecelerinin unutulmaz direklerarası eğlencelerinde bir müddet daha varlığını devam ettirmiştir. 1950 ve 60’lı yılların yaz aylarında Aksaray, Kasımpaşa, Büyük Ada, Heybeli Ada, Bakırköy, Yeşilköy gibi semtlerde kurduğu çadırıyla ününe ün katan Rıfat Telgezer, ip cambazlarının son temsilcilerindendi. 50’li yıllarda  Türkiye’deki ilk büyük kapalı cambazhaneyi kuran Telgezer, İstanbulluları kendisine hayran bırakmıştı. Sinema ve televizyonların yaygınlaşmasıyla toplumun tercihleri değişmiş, cambazlık sadece yabancı sirklerde görebileceğimiz basit bir eğlence unsuru haline gelmiştir.