İstanbul Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunu olan İpek Erdem’i Hayat Bilgisi dizisindeki ‘Barbie Gamze’ rolüyle tanıdık. Daha sonra pek çok dizinin oyuncu kadrosuna dahil oldu. Üç sezon boyunca Elveda Rumeli’de izlediğimiz Erdem, sonrasında Yer Gök Aşk’ta Münevver karakterine hayat verdi. Uzun bir aradan sonra tekrar izleyicisiyle buluşan güzel oyuncu Erdem atv’deki Eve Dönüş dizisinde Canan karakteriyle karşımıza çıkıyor. Erdem ile bir araya geldik; rolünden ünlü olmanın negatif taraflarına, beslenme biçiminden caz tutkusuna her şeyi konuştuk...
- Eve Dönüş dizisiyle birlikte siz de ekranlara döndünüz. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?
İyi tepkiler alıyorum özleyenler var, sağ olsunlar. ‘Sarı saçın daha güzeldi, lütfen eski haline dön’ diyenlerle de çok karşılaşıyorum. Beni sürekli ‘Barbie’ olarak görmek istiyorlar. Ama ben bu halimden çok memnunum.
Ritmi hızlı bir proje
- Canlandırdığınız Canan karakterinden biraz bahseder misiniz?
Canan orta halli, en yakın arkadaşı Pınar ise zengin bir ailenin kızı. Beraber çok şey paylaşmışlar, lise yıllarından sonra Pınar’ın hayatı Canan’ın hayatı olmuş. Gezdiği, gördüğü her şeyi Canan ile paylaşan birisi. Canan anti ve sivri bir karakter. İşine geldiği gibi davranan biri. Akıllı ve zeki bir kadın aslında. Gün geliyor en yakın arkadaşı Pınar’ın eşiyle birlikte oluyor. Hikayemiz böyle başlıyor
- Nankör diyebilir miyiz?
Tabii... Zaafları olan insanlar nasıl bir ahlaksızlık yaptığının farkında değildir. Onlara normal gelir.
- Çevrenizde oldu mu böyle kıymet bilmeyen sırtınızdan vuran insanlar?
Böyle ahlaksızı olmadı. Ama beni şaşırtan dostum oldu.
- Eve Dönüş nasıl bir dizi?
Çok heyecanlı, üretimi ve ritmi hızlı olan bir proje. İlgiyi, algıyı çok ayakta tutuyor. Şaşırmayı, üzülmeyi, entrikayı seviyoruz. Normal hayatı konu alan diziyi neden seyredeyim ki değil mi?
- Kararlarınızı kendi başınıza mı alırsınız?
En yakın arkadaşım, dostum her zaman kendim oldum. En büyük şanslarımdan biri hayata çabuk atılmam. Bu rahatlık tabii ki ailemin sayesinde gerçekleşti. Rahat bir çocukluk geçirdim. Bursa Çekirge’de doğdum, büyüdüm. Yeri geldi özgürlüğümü istedim, onlar da verdiler. O nedenle de bir şey yaparken her zaman korkmadan yaptım.
Üç gün konuşmadım
- Hayat Bilgisi dizisi sizin kırılma noktanız oldu değil mi?
Aynen öyle oldu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nü kazandım ve İstanbul’a geldim. O dönem tiyatro aşkıyla yanıp tutuşuyordum, hedeflerim başkaydı. Dizide oynamak aklımın köşesinden geçmezdi! Hele bir anda ünlü olmak... Ama çok şanslıyım muhteşem bir ekiple başladım, çok şey öğrendim. Tahmin edemezdim işin böyle beğenileceğini, hayatımın bir anda değişeceğini... Şanslı bir dönemdi benim için.
- Bir anda ünlü olmak...
Çok yoğun geçti benim için. Eminim ki herkes için zordur. Ünlü olan insanların değişimlerini yadırgamıyorum. Hiç normal bir durum değil. Herkes tarafından tanınmak hiç hoşuma gitmemişti. Küçük olduğum için zor gelmişti. Üç sene çok yoğun geçince kendimi bir gün tek başıma Kelebekler Vadisi’ne atmıştım. O üç günü hiç konuşmadan geçirmiştim.
BARBIE HABABAM SINIFI’NDAKİ KARAKTERLER GİBİ OLDU
- Sizi beyazperdede görebilecek miyiz?
Bugüne kadar sadece Onur Ünlü’nün Beş Şehir filminde oynadım. Oraya daha sıra gelmedi. Ne inanılmaz teklifler aldım, ne ben sanırım o kapıyı açtım. Beraber büyüdüm işimle, şimdi 32 yaşındayım dizi hayatı oturdu kafamda. Çıraklık dönemindeyim diyebilirim.
- Bu Barbie olma durumundan memnun musunuz?
Memnunum yani Barbie işte daha ne olsun (gülüyor). Hababam Sınıfı’ndaki karakterler gibi oldu.
Çalışma şartları kötüye gidiyor
- Sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnsanlar çok yıpranıyor. Çalışma koşulları gün geçtikçe kötüye giden sektör haline geldik. Evet ben uzun bir aradan sonra setlerdeyim, çok özlemişim. Yapımcımız, yönetmenimiz ekibimiz şahane, onları çok seviyorum. Dizideki karakterimden çok mutluyum. Söylediğim şey şahıslarla ilgili değil, bu genel bir sorun. Bunu anlayamıyorum neden düzelmiyor, düzeltilmiyor.
- Kariyeriniz hep oyuculuk üzerine mi devam edecek?
Kararlarım zaman zaman değişse de yine döndüm dolaştım oyunculuğa geldim. Aklımdan hiç çıkmadı. Ama bir tane ömrüm var, nasıl mutlu olacaksam öyle geçirmek istiyorum. Bundan sonraki hayatımda aşçı da olabilirim. Bir bakmışım anne olmak istiyorum. Ya da şarkıcı...
MARKETTEN ÇİKOLATA SATIN ALMIYORUM
- Yıllar Barbie’yi nasıl etkiliyor?
Büyümeyi seviyorum, hiç korkmuyorum.
- Kendinize nasıl bakıyorsunuz?
Sağlığıma çok önem veriyorum. Babam da eski futbolcu, 72 yaşında sağlığına çok önem veriyor. Onu böyle fit görünce ben de çok önem veriyorum. Sağlıklı yemek yemeyi seviyorum. Marketten çikolata satın almıyorum artık. Kendimi sevdiğim için iyi bakıyorum.
- Dış görüntünüzü değiştirmeyi sever misiniz?
Seviyorum, bazen kilolu olmak istiyorum. Saçımı çok sık değiştiririm. Değişiklik iyidir.
Ünlü bir ailenin çocuğu olarak şöhrete tokum
- İçinde bulunduğunuz dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Güzel ve yoğun bir dönem. Genelde uzun işlerden sonra ara veriyorum.
- Neden?
Çünkü herkesin yapısı çok farklı. Bazı arkadaşlar ara vermeden o projeden oraya geçebiliyorlar. Ben yapamıyorum. Çünkü özgürlüğüme ve kendime çok düşkünüm. Dinlenmem, başka şeylerden beslenmem gerekiyor. Canım ne yapmak istiyorsa kendimi bir çocuk gibi bırakıyorum. Bir tane ömrüm var sonuçta. Evet, oyunculuk benim mesleğim asla vazgeçemem ama mutluluğum, akıl sağlığım da her şeyden daha önemli. Bir süre böyle özgür bıraktıktan sonra kürkçü dükkanına geri dönüyorum.
- Verdiğiniz bu aralarda neler yaptınız?
Sekiz aylık arada her sabah yoga yaptım. Çok iyi geldi, ruhumu dinlendirdim. Caz müziğine merak sardım. Türk caz müzisyenlerini tanımak istedim. Her akşam konserlerine gittim. Yemek yapmayı çok severim. Canım ne isterse abuk sabuk şeyler de olsa yaparım. Mesela brokoliyle portakalı karıştırırım, ortaya değişik şeyler çıkıyor. İkinci ara verdiğimde ise oyun yazma atölyesine gittim. Bu oyunculukta doğru karakteri çıkarmamda işime çok yaradı. Bakış açımı geliştirdi. En son verdiğim arada ise Kabuk adında iki kişilik bir oyun çıkarttık. Bu yıl da devam ediyor.
- Bu verdiğiniz aralar Türkiye şartlarında ekonomik olarak biraz lüks olmuyor mu?
İşletmesine ortak olduğum bir yer var. Oradan da cüz-i miktarda bir gelir elde ediyorum. Zaten genelde sanatla ilgili, bilgilendiğim, öğrendiğim, yaptığım şeylerle ilgileniyorum. Onlar da çok pahalı değil. Henüz aile ve çocuk ile ilgili sorumluluğum da olmadığı için annemle birlikte ev hayatı, sevdiğim şeylerle ilgilenmek param az da olsa çok da olsa zaten değişmeyen yaşam biçimim...
- Unutulmaktan korkmadınız mı?
Hiç öyle korkum olmadı. Biraz da ünlü bir ailenin çocuğu olduğum için... Babam eski futbolcu, iki ağabeyim de öyleydi... Sanırım tanınmaya, ilgi duyulmaya tok bir insanım.
- Caz demişken Kapadokya Caz Festivali’ni siz düzenliyorsunuz değil mi?
Evet. Kapadokya’da çalışmaya gitmiştim. Ve orada caz festivali düzenlemeye başladım. Doğanın harikasıyla tanışınca ‘Neden burada konserler olmasın?’ diye düşündüm ve Elif Kayaman’la birlikte iki kez gerçekleştirdik. Bu yıl da inşallah tekrar yapacağız.
- Müzikle bu kadar haşır neşir olunca şarkı söylemek ister misiniz?
Şarkı söylemeyi çok istiyorum ve bunun için eğitim almayı arzu ediyorum. Zamanı gelince olacak herhalde. Kendimi, bir piyano başında sahnede hayal ediyorum.




