‘Elif Gibi Sevmek’ ve ‘Eyvallah’ kitapları 100 binler satan genç yazar Hikmet Anıl Öztekin’in yeni romanı ‘Fesleğen’, çıktığı hafta 50 bini geride bıraktı. Seyyah ve Fesleğen karakterlerinin hikayesinin son halkasını oluşturan roman, aşkın boyutları üzerinde seyreden naif bir anlatı. Romanın, yazarın diğer kitaplardan farkı ‘Seyyah’ın değil gizemli kadın kahraman Fesleğen’in ağzından hikayeyi dinliyor oluşumuz… Kitapları kadar yayın dünyasına girişi ve listeleri zorlayan, çok konuşulan bir yazar oluşunun hikayesi de epey ilginç olan Öztekin, okur kitlesinin ortak paydasının edebiyat değil yol arkadaşlığı olduğunu söylüyor.
Kitap yazmaya başlama hikayenizi sizden dinlemek isteriz…
18 yaşında Elif’in anlattıklarıyla başladı değişimim. Hayatım boyunca kimseden duymadıklarımı duymuştum ve bildiğimi sandığım her şey değişti. Hayat amacım değişti. Yürüyüşüm, konuşmam, meyl ettiğim şeyler… Ben değiştim. Şimdi de yaşadıklarımı insanlara özellikle de genç kardeşlerime aktarıp bu değişimin herkes için mümkün olduğunu anlatıyorum.
‘Çok büyük bir imtihandı, Elif gitti. Öğrendim ki dünyada doğan her şey batıyor, gelen her şey gidiyor. Bu dünyada kalıcılığa yer yok. Ve insan ancak sevgisini fani olmayan bir şeye verebilirse rahat ediyor’ diyorsunuz, neden?
Bu düşüncelerimi sosyal medyada paylaşırdım. Arkadaşlarımın hayat ile ilgili sorunları olduğunda ilgilenir ve onları rahatlatırdım. Bir gün bir arkadaşım bana “Seni çok göremiyoruz. Bu yazdıklarını bir kitap haline getir, okuruz” dedi. Ben de matbaaya gidip kendi imkanlarımla 3 bin kitap bastım ve sosyal medyada duyurdum. 3 bin kitap bir günde bitti. Yoğun bir döneme girdik. Kendi başıma matbaadan basarak bir dağıtımcı firmanın da kitapçılara ulaştırmasıyla 70 bin adet kitabı okuyucuya ulaştırdım. Sonra da yayınevlerinden gelen tekliflerden birini değerlendirip ‘Elif Gibi Sevmek’ kitabını bastırdık. Bugün geldiğimiz noktada kitap 600 bine yakın satış gerçekleştirmiş. İşin teknik detayları bunlar. İşin özü ise değişmek ve en ihtiyacımız olan şeyin bu olduğu.
Nedir bu değişim?
Nasıl bir hayat tarzın olursa olsun ölümün olduğu bir dünyada sanki ölmeyecekmiş yaşama gafletinden kurtulmalıyız. “Allah var” deyip yokmuş gibi yaşamaktan kurtulmalıyız. Akla sahip olup hiç kullanmadan yaşamaktan kurtulmalıyız. Necip Fazıl’ın bir sözü var her insan bunu kendisine sormadan ölmemeli diye düşünüyorum: “Ben neyim, bu hal neyin nesi?”
'Elif Gibi Sevmek’ ve ‘Eyvallah’ kitapları çıktıkları yılların en çok satan kitapları olmuştu. Dört kitabınız toplam 1.5 milyona yakın sattı. Peki kitapları bu kadar okunan bir yazar olarak edebiyatı nasıl tanımlıyorsunuz?
Edebiyat kelimesinin tanımını yapmak bize düşmez ama ben, kelimelerin süslenmesi ya da çekici kılınması olmamalı diye düşünüyorum. Kurduğun cümlelerin bir derdi olmalı. İnsanları yönlendirici bir etkisi olmalı. Ne kadar güzel derin bir betimleme olursa olsun onun sadece bir okunmalık ömrü oluyor. Bilmiyorum belki de kendi karakterimle ilgilidir. Hayata bakış açım böyle. Hep kalıcı şeylerle ilgilendim. Edebiyatta da bununla ilgileniyorum. İnsanlar konuşuyor, gündem, popüler diye hiçbir şey yapmam. Yazdığım şeylerin dönemsel değil zamansız bir doğruyu savunup savunmamasına dikkat ederim. Evet, sanırım benim için edebiyat bu, inandığım doğruları anlatma biçimi.
Okur kitlesi tavsiye yoluyla çoğaldı. Reklama ihtiyaç duymadınız. Sosyal medyanın etkisi de göz ardı edilemez… Kaç takipçiniz var şu anda?
Facebook’ta 5 milyonun üzerinde. Instagram’da 1 milyon. Twitter’da da yaklaşık 440 bin. Açıkçası sosyal medya ile çok ilgilenmiyorum. Kendi hayatım içinde çok daha yoğun işler yapmaya çalışıyorum. Yani elinde telefonla gezen biri değilim. Telefonumda Instagram dışında hiçbir program yüklü değil.
Enteresan bu kadar takipçiniz var ve siz sosyal medyayla ilgilenmediğinizi söylüyorsunuz…
Evet, yeni yeni hayatımdan bir şeyler paylaşmaya başladım. Dünyanın ortaya çıkardığı gündemlerle ilgilenmiyorum. Yüzyıllardır değişmeyen, hiç eskimeyip hiç de eskimeyecek olan bir gündemim var ve onunla ilgilenmeye çalışıyorum. Hayvanat bahçesinde maymunlara muz uzattığınızda hepsi size yaklaşır. Aynı anda başka bir yerden yine muz uzatırsanız bu sefer ona yönelirler. Ben sosyal medya gündemini bu yönelişe benzetiyorum. İnsanlar maymun iştahıyla, sürü halinde oradan oraya sürükleniyor.
Yeni kitabınız ‘Fesleğen’ şu an tüm listelerde çok satanlarda.
Yeni kitap için belki de hiçbir kitaba dair almadığım yorumları alıyorum. ‘Fesleğen’ çok sevildi. ‘Eyvallah’ kitaplarını yazan Seyyah yeterince duygusalken kalemi o gizemli kıza, yani Fesleğen’e verince çok farklı bir kitap çıktı ortaya. Eğiticiliği de duygusallığı da çok yoğun oldu. Fesleğen’in Şeyh babasıyla olan muhabbetleri üzerine çok mesaj aldım. Çok severek ilk kez bu kitapta bu konuyu ele almıştım. Babasına aşık olanlandan çok güzel geri dönüşler geldi. İnsanlar Fesleğen’i çok sevdi ve Seyyah’tan gitmesine kızan veya üzülenler, hikayenin sonunu okuduklarında hak verdiler Fesleğen’e.
Ölmeyecekmiş gibi yaşama gafletinden kurtulmalıyız. Necip Fazıl’ın bir sözü var, her insan bunu sormadan ölmemeli diye düşünüyorum: Ben neyim, bu hal neyin nesi?
Amacım gençlere Allah’ı sevdirmek
Bu Fesleğen ve Seyyah’ın son kitabı. Bundan sonraki kitap için çalışmaya başladınız mı?
Hayatım boyunca yazacağım tüm kitaplarda ve yapacağım tüm işlerde insanlara, genç kardeşlerime Allah’ı sevdirmeyi, O’nun kendilerini sevmesi üzere bir hayat kurmalarını teşvik etmeyi amaç güdeceğim. Fesleğen ile Seyyah milyonlara ulaşarak çok faydalı işler yaptı. Yeni kitaplarda da kurgusu daha güçlü ve üzerinde durduğu noktaların daha derin olduğu projeler düşünüyorum. Kitap yazmak için yazmıyorum. Günlük yaşamımda sürekli gözlem yapar durumdayım. Yeni kitabın da konusu ve detayları oluşmaya başladı.
Mottosu Şems’in nasihatı
Her kitabı bir öncekinin üzerine koyarak devam ettiriyorsunuz.
Yeni kitaplar da bu yoldan mı gidecek?
Her zaman kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Hedef büyük, vakit az olunca her yaptığım işin bir öncekini geçmesi gerekiyor. Sadece kitaplar değil diğer alanlarda da sık üretim yapıyorum. Hemen her hafta farklı bir şehirde seminer gerçekleştiriyorum. Aynı zamanda Youtube kanalımızda da sohbetlerimiz yayınlanıyor. Her üretim bir öncekini geçmeli. Şems’in nasihatı üzerine “ Dün dünde kaldı cancağazım, bugüne dair yeni şeyler söylemek lazım... “ Her günü daha özgün ve daha çok çalışarak geçirmeye çalışıyorum. Hedefler büyük.
Nedir Hedefiniz?
18 yaşında yaşadığım değişime sebep olan bilgileri, bütün dünyadaki gençlere iletmek.
Okur kitlenizle aranızda çok güçlü bir bağ var. Bu fuarlardaki kuyruklardan anlaşılıyor en net biçimde. İnsanlar sadece imza için ya da sizle tanışmak için gelmiyor…
Beğendikleri kitabı imzalatmak için değil, yollarımız birbirine yakın olduğu için geliyorlar. Konuşmak isteyip konuşamadıklarımızı bu buluşmalarda dile getiriyoruz. Aynı derdi dile getiren insanlar, o kadar uzun imza sırasını benimle görüşmenin yanı sıra yakınındaki insanlarla muhabbet için de bekliyor. Birbirinden çok farklı ama derdi aynı insanlar çok güzel dostluklar kuruyor imza günlerinde, kuyrukta beklerken.




