Son on yıldır dünyada da Türkiye’de de yükselen bir trenddi, Hint ve Uzakdoğu öğretilerinden beslenen yöntemler... Gündelik hayatın stresinden kurtulmak, ‘mutlu’ ve ‘huzurlu’ olabilmek için reiki, feng sui, transandantal meditasyon kurslarına gitti pek çok kişi... Bu konuyla ilgili kitaplar aldı, yurtdışından gelen eğitimcilerin/guruların seminerlerine katıldı. Şimdi ise son trend manevi terapi!
Uzmanlar, maneviyatın bir şifa kaynağı olduğu konusunda hemfikir ancak ağır bir depresyon hastasının da bu tarz bir terapiyle iyileşemeyeceğini savunuyorlar. Prof. Dr. Kemal Sayar’a göre insanlar bu yöntemlerle geçici olarak rahatlayabilir ama sorunlarından kurtulamaz. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ali Ayten de Sayar ile aynı görüşte. Hastalıkları doğrudan inançla değerlendirmenin yanlış olduğunu vurgulayan Ayten, din yoluyla tedavi etme iddiasında ileri gidildiğinde vahim sonuçlarla karşılaşılabileceğine dikkat çekiyor. Psikiyatrist Dr. Mustafa Merter ise Avrupa ve ABD’nin sahte şeyhlerle dolu olduğunu, yeniçağın ‘sözde’ manevi arayışlarının saf insanları kandırdığını belirtiyor.
Manevi terapiler trend haline geldikçe yayınlanan kitaplara da her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Ofisinde ‘Zihin ve Nur Terapisi’ başlıklı terapiler yaptığını söyleyen yazar Uğur Koşar’ın Allah De Ötesini Bırak adlı kitabı da haftalardır çok satanlar listesinde ...
Peki manevi terapi nasıl trend oldu, şifa kaynağı mı yoksa gelip geçici bir moda mı? Yazar Uğur Koşar, Prof. Dr. Kemal Sayar (Psikiyatrist), Dr. Mustafa Merter (Psikiyatrist) ve Doç. Dr. Ali Ayten (Marmara Ü. İlahiyat F. Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi) sorularımızı yanıtladı.
MANEVİ BOŞLUĞA DÜŞEN MODERN İNSAN İÇİN YAZDIM
Şimdiye kadar okumadığım kitap kalmadı ve bunlar hiçbir kitapta yok. Olay ilim olayı, o da Allah’ın bir lütfu. Eğitimim Rabbimden geliyor.
s10 kitabınız var; Allah De Ötesini Bırak, Bana Allah Yeter son kitaplarınız. Nedir anlatmak istediğiniz?
Dua nedir? ‘Ben elimden geleni yaptım, gerisi için Allah’a el açtım’ demektir. Önce biz bir tohum ekeceğiz, sonra rahmet isteyeceğiz. Örnek için bana bakabilirsiniz. Allah De Ötesini Bırak kitabını ‘Ben yazdım, Rabbim vekilim sensin’ dedim, bıraktım. Yayınlandıktan sonra hiçbir reklam yapmadım. Hedefim bir milyon Allah’ın izniyle.
sNeden bu tür kitapları kaleme alma gereği duyuyorsunuz?
Modern insanın en büyük sorunu, manevi boşluk yüzünden zihnine yenik düşmesi. Kitapları bu yüzden kaleme aldım. Manken, sanat, futbol camiasından pek çok kişinin elinde kitap. Her kesimden okuyan var. İnsanlar bana ‘Hocam siz bana dini sevdirdiniz’, ‘Hocam depresyonum bitti’, ‘Evliliğim düzeldi’ diyor. İnsanlara Allah’a gitmeyi öğretiyorum. Kitapta özet olarak ‘Yüreğinize kulak verin çünkü Allah yüreğinizde’ diyorum.
BAZI ŞEYLER OKULDAN GELMİYOR
sKitaplarınız çok satıyor ama siz pek tanınmıyorsunuz...
1975 doğumluyum. Yaşamımla değil anlattıklarımla, ‘Rab’ba olan bağlılığımla insanlara yaklaşmaya çalışıyorum. Hayatta bazı şeylerin eğitimle olmadığını gördüm. Rabbim bana bir rahmet vermiş. Bu sayede zihnimi, ruhumu, kendimi keşfettim. Kişisel gelişimden başladım, spiritüel koçluk gibi tüm eğitim türlerine baktım. Ama ben huzuru bilgelikte ararken velilik yolunda buldum. Bana hem terapi hem de asistanlık için psikiyatrlar, psikologlar, yaşam koçları geliyor. Kısacası bazı şeyler okuldan gelmiyor. Aldığım bir eğitim var ama bu eğitimin sadece yüzde ikisini kullanıyorum.
sSiz kaç yıldır bu alanla ilgileni-
yorsunuz?
Çocukluğumdan beri var aslında bu ilgi. İnsanları izlerim, her bulduğumu okurum. Allah adı ağzımda değil yüreğimdeydi, dışa yansıtmıyordum. Sonunda bu bağ çiçek verdi ama bu işi ticarete dökmeyi düşünmedim hiç. İlaç verip göndermek terapi değildir. İnsanların sömürüldüğünü gördüğüm için işin içine girmek istedim. Sekiz yıldır profesyonel olarak bu işi yapıyorum. Ticarete döksem günde dört değil kırk dört terapi alırdım.
TEKNİK ADAM GİBİ DEVREYE GİRERİM
-Ne yapıyorsunuz peki?
İnsanları hem zihinsel hem ilmi hem de psikolojik olarak uyandırıyorum. Zihnimize şeytan girmiş ve nerede olumsuzluk varsa gösteriyor. Terk edildim, aldatıldım, başarılı olamayacağım gibi kalıplar var. Tıp da burada yarım kalıyor, yüzde 20’sini biliyor. Bir insan terapi yapıyorsa psikolojinin yüzde yüzünü bilmesi lazım çünkü biz ruhsal varlıklarız. Bedenden ruhu ayırırsan ölür. Dolayısıyla ilmi, zihni, zihnin anatomisini de bilmen lazım. Şimdiye kadar okumadığım kitap kalmadı ve bunlar hiçbir kitapta yok. Olay ilim olayı, o da Allah’ın bir lütfu. Eğitimim Rabbimden geliyor.
-Size gelen kişilerin en çok yakındıkları konular neler?
Bir teknik adam gibi devreye girerim. Sahaya dışarıdan bakmak lazım. Teknik adam dışarıdayken futbolcuyu rahat görür. Ben de danışanların teknik adamlığını yapıyorum. Zihin terapisinde insanları içlerindeki mutluluğa götürüyorum, nur terapisinde ise Rabbe, kalbe götürüyorum. Nefes koçluğunu rahmani boyuta taşıdım. ‘Nur Terapisi’nde ruhun yıkanmasını sağlıyorum. Rabbe yakınlaşmak için dualar okuyoruz. Tefekkür de yaptırıyorum insanlara.
-Eğitiminiz olmadığı için sizi eleştirenlere ne diyorsunuz?
Beni eleştirenler internet sitemdeki danışan yorumlarını okumalı. Dışarıdan bakıldığında insanların beni kabul etmemesi normal. Eleştirileri yadırgamıyorum, saygı duyuyorum. Terapi alırsın, rahatladığını sanırsın ama altında ilim olmazsa olmaz. Ben hem ilmi hem zihni kullanıyorum. Bazı şeylerin eğitimi yok. Ben insanları uyandırıyorum. Bana ‘Sizden sonra hayatımız değişti’ diyorlarsa, başarılıyım.
Doç. Dr. Ali Ayten Marmara Ü. İlahiyat F. Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi
TANI KONULDUYSA PSİKİYATRİK TEDAVİ ŞART
‘İnancın varsa, kederin yoktur’ bakış açısı başta cazip geliyor. Ancak bilimsel kriterlerle bakınca bu durumda bir sıkıntı var. Dinin sıkıntılarla başa çıkma sürecinde destekleyici bir fonksiyonu olabilir. Tanısı konulmuş bir hastalığı din tedavi etmez, ancak sağaltım sürecinde destekleyici olabilir. Din yoluyla tedavi etme iddiasında ileri gidilirse inanç ve ruh sağlığı açısından kişiye zarar gelebilir. İnsanların hastalıklarını doğrudan inançla değerlendirmek de olmaz. Çünkü bu kez kişi ‘Acaba inancımda problem mi var?’ diye düşünebilir. Bu da kişiye hem inancından hem de ruh sağlığından kayıplar yaşatır. Dini hakikatlerine göre yaşayanlar da depresyona girebilir. Din koruyucudur ancak depresyon, panik atak gibi tanısı konulmuş hastalıklarda psikiyatrik tedavi şart. Bu tedavi ehil insanlar tarafından yapılmalı.
Prof. Dr. Kemal Sayar Psikiyatrist
Bir tür ‘New Age’ maneviyatı
New age maneviyatı tarzında, kolay okunur ve tüketilir bir metin, bir tür ‘light’ maneviyat. Bu kişi (Uğur Koşar) nöron temizleme gibi yöntemlerle bir seferde tedavi vadediyor. Bunlar bilimsel kitaplarda yok. Tek seansta bir şeyi çözdüğünü iddia eden, hele de eğitimsiz insanlar büyük olasılıkla sahtekardır. İnsanlar bu kabil yöntemlerle geçici olarak rahatlayabilir ancak sorunlarından kurtulamaz. Maneviyat insanların iyi hissetmesi için şifa kaynağıdır ama ağır bir depresyon hastasını sadece maneviyatla iyileştiremezsiniz. Eğitimsiz insan her şeyi çözeceğini zanneder. Eğitimli kişi ise sorunun karmaşıklığını anlar ve büyük iddialarda bulunmaz. Bilim, insana tevazuyu öğretir.
Prof. Dr. Mustafa Merter Psikiyatrist
BATI DÜNYASI SAHTE ŞEYHLERLE DOLU
Mevlid-i Nebi ’nin müellifi Süleyman Çelebi Hazretleri ‘Bir kez Allah dese aşk ile lisan, dökülür cümle günah misl-ü hazan’ buyurur. Kelime-i Tevhîd’in (lâ ilahe illAllah) ‘lâ’ sı ise yine aşk ile söylendiğinde tüm vesvese ve kuruntu balonlarını keskin bir kılıç gibi patlatır. Bu arada kalp de ‘Muhammed-er Resûllullah’ demelidir. Ama bu hale gelebilmek uzun bir nefs temizliği ve kalp tasfiyesi gerektirir. Her şeyin başı ‘kulluk şuuru’dur. Kulluk müteal olan Rabbimizle olan ilişkimizde bir koordinasyon belirlenmesidir. Her şeyin evveli ve sonrası, görünür ve görünenin ötesinde olan mutlak varlığa kıyasla ‘Benim konumum?’ nedir sorusuna verilen cevap Kelime-i Şehadet’tir. İmana erişmiş insan, özellikle mükellefiyetler dininden, mükellefiyet ve muhabbet dini yaşantısına yükseldiğinde, hakikaten tüm psikolojik rahatsızlıklarının şiddetinde bir azalma yaşayabilir. Fakat Ayet-i Kerimeler’de korkmadan ve mahzun olmadan yaşayabilmek için maddi, manevi neye sahipse insanlara bir şeyler vermenin önemi de vurgulanır. İnsanlara ‘hal’ yaşatma, hayatın karanlık gecesinde yakılan bir saman alevine benzer. Bir süre için aydınlatsa bile sonunda yine söner ve karanlık basar. Esas olan karanlık gecenin bitmeyen gündüze dönüşmesidir. Bu da bir Mürşid-i Kâmil’in sistematik manevi eğitimi sayesinde olur. Yeniçağ ‘sözde’ manevi arayışları, ‘ucuza işi bitirme’, ‘kendin pişir kendin ye’ metotlarıyla saf insanları kandırır ve bu arada büyük maddi menfaatler de sağlar. Avrupa, ABD böyle ‘hal’ pazarlayan guru ve sahte şeyhlerle dolu. Tabii ki hem profesyonel ve hem de manevi açılardan ehil olmayan kişilerin yaptıkları uygulamalar etik değil.




