1980-1990 yıllarının futbolu denilince aklınıza ilk ne geliyor? Oğuz Çetin’in milimetrik pasları, Tanju Çolak’ın golleri, Feyyaz Uçar’ın kafa vuruşları... Her şeyin para olmadığı bir dönemde formalarıyla özdeşleşen isimler. Gazeteci-yazar Behram Kılıç’ın yazdığı, Caretta Yayınları’ndan çıkan Araftaki Kramponlar adlı kitapta Uğur Tütüneker, Ünal Karaman, Hamza Hamzaoğlu, Metin Tekin, Mehmet Özdilek, Hasan Vezir, Aykut Kocaman, Hami Mandıralı ve Bülent Uygun gibi ünlü futbolcuların hiç bilinmeyen öyküleri anlatılıyor.
Yıldızların Dünyası, İstanbul’un 100 Spor Olayı ve 70 Milyonda Bir kitaplarının da yazarı olan Kılıç, çalıştığı dergi için röportajlar yaparken bu projenin ortaya çıktığını söylüyor. Kılıç, önce Hayrettin Demirbaş, Hasan Vezir ve Uğur Tütüneker ile görüştüğünü ve bu isimlerin futbol dışındaki hayat öykülerinden çok etkilendiğini söylüyor: “Bu hikayeleri bir kitapta toplamaya karar verdim. Kitabın ismi ise Hasan Vezir ile yaptığım görüşmede netleşti. Hasan üç büyük takımda oynamış, üçüne de ait olamamış bir oyuncuydu. Arafta kalmıştı... O röportajdan sonra kitabıma Araftaki Kramponlar adını verdim. Ardından futbolcu isimlerini belirledim. Futbolcuların aynı yaşlarda başarılı ve dört büyük takımda oynamış isimler olmasına özen gösterdim.”
Fanatikler Hasan’ı dövmeye gelmiş
Herbiri futbolu bıraktığı için Kılıç’ın onlara ulaşması kolay olmuş. Hepsiyle derin muhabbetler ettiğini ve çoğunun kendisine ‘Bunları ilk defa anlatıyorum’ dediğini belirten Kılıç, kendisini hem duygulandıran hem de güldüren hikayeler olduğunu söylüyor: “Metin Tekin’in takımı Beşiktaş, Şubat 1983’te İnönü Stadı’nda Galatasaray ile oynuyor. Maç 2-2 bitiyor. Üstelik 2 golü de Metin atıyor. Maçtan sonra arabasıyla İzmit’e doğru giderken trafik sıkışıyor. Aracına yaklaşan taksici ‘Galatasaray maçı kaç kaç birader?’ diye soruyor. Metin ‘2-2’ diyor. Taksici ‘Golleri kim attı?’ deyince de Metin’den ‘Ben attım’ yanıtını alıyor. Taksici bu sefer ‘Adam gibi bir soru sorduk sana kardeşim’ diyor. Bence Metin Tekin bugün oynasaydı, David Beckham’ımız olurdu. Farklı bir duruşu vardı. Bir de Hasan Vezir’in yaşadığı olay var. Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi son dakikada Hasan’ın attığı golle 1-0 yendiği maçtan sonra... Hasan o sırada Kozyatağı’nda oturuyor. Eşiyle akşam yemeğine çıkıyor. Eve döndüğünde karşısında kapıcının eşini ağlamaklı halde buluyor. 15-20 tane Fenerbahçe taraftarı siteye gelmiş, Hasan’ı aramış ve ‘Hasan evde yok’ diyen kapıcıyı önce dövmüş, sonra da falçatayla yaralayarak yakındaki konteynırın içine atmış. Kitapta buna benzer şimdiye kadar hiç duyulmamış çok olay var.”
BİR ARABA İÇİN İMZA ATTILAR
Kitaba konu olan yıldızların pek çok ortak özelliği var. Kılıç, ünlü futbolcuların antrenman tekniklerinin iyi bilinmediği hatta bir altyapı eğitimi bile almadığını söylüyor: “Toprak sahada başladılar, istedikleri paraları kazanamadılar. Kendi dönemlerinin en iyi kazananları olmalarına rağmen bugünküler gibi paraları olmadı. Örneğin Uğur Tütüneker Bayern Münih’te futbol oynadı. Türkiye’ye gelmeseydi bugünün Mesut Özil’i olurdu. Tanju gibi bir golcü iyi bir alt yapı eğitimi alsaydı geleceği yeri hayal bile edemiyorum. Ünal Karaman, Oğuz Çetin gibi oyuncular bugün bile yok sahalarımızda. Bazen bir ev, bazen bir araba karşılığı anlaştıkları olurdu. Ama çoğunlukla da boş mukaveleye imza atarlardı. Çamurlu sahalarda başlayan futbol hayatları çim sahalarda bitti.”




