Sinemalarımızda bu hafta gösterime giren Disney yapımı Muppet Aranıyor / Muppets Most Wanted bir efsaneyi yeniden perdeye taşıyor: The Muppet Show. Yaşı kemale ermiş olanlar TRT’nin egemenliğindeki televizyon yayınlarının en eğlenceli kuşağı olarak anar bu sevimli kuklaları! Bütün dünyada izlenen ve her yaştan izleyiciye hitap eden The Muppet Show, kukla tiyatrosu geleneğini kitleselleştirerek modern zamanlara taşımakla da ünlü.Çocuklara yönelik televizyon programlarının klasiği olan Susam Sokağı’nın birçok kahramanını yaratan, mesleğe getirdiği yenilikler nedeniyle eğlence endüstrisinin tarihinde efsaneleşmiş olan kuklacı Jim Henson, 1974-1975 yıllarında yeni tasarımı ‘muklalar’a kanal aramakla meşguldü. Jim Henson 1976’da İngiltere’deki ATV stüdyolarında üretime başladı.
İnsanlar, hayvanlar, uzaylılar
Henson, geleneksel ahşap oyma kuklalar yerine, esnek ve hareketli olabilmeleri için elastiki köpükten yapıp üzerini kumaşla kapladığı sıradışı, absürd, komik karakterlerine, İngilizce kukla anlamına gelen puppet kelimesinden türettiği muppet adını takmıştı. The Muppet Show’un ana kahramanları bir kurbağa, bir domuz, bir ayı, bir kartal ve bir köpek idi ama tuhaf icatlar yapan bilimadamı, İsveçli Aşçı ve iki huysuz eleştirmen gibi insan karakterler de vardı ‘kadro’da! İnsansı yüzlü, birkaç kelime konuşabilen, köpek gibi ısıran, kırmızı yüzlü Hayvan’ın ve turuncu dev Behemoth gibi varolmayan yaratıkların kategorisi kendine özgü! Tavuklar, penguenler, bebekler, Koozeban gezegeninden canlılar da zaman zaman gösterilere çıkan grupları oluşturur.
Frank Oz ile birlikte yönettiği The Muppet Show kendi sahnelerine sahip bir tiyatro topluluğunun müzikal gösterilerini konu alır. Açılışta sahnenin ortasında kocaman bir The Muppet Show yazısı belirir. Birden onun içinden yeşil bir kurbağa yarıya dek sarkar, ağzını ve kollarını ardına dek açarak gösterinin başladığını haykırır... Eşlik eden müzik çok eğlencelidir hem akılda kalan bir ezgidir hem muziptir... Electric Mayhem adlı orkestradaki müzisyenlerin her biri başka bir alemdir... Saçı sakalına karışmış, gözlük ve şapka gibi aksesuarları abartılı tiplerdir... Perde açıldığında muppet korosu tema şarkısını söyler...
Televizyon programlarının parodisi
Topluluğun yöneticisi Kurbağa Kermit, gösterinin de sunucusudur ve her daim telaşlıdır. Ona göre hiçbir şey iyi gitmez. Solistlerden Miss Piggy, Kermit’e aşıktır ve çok kaprislidir. Ayı Fozzie saf ve iyi niyetlidir ama çok sakardır. Bütün muppetlar feci sakar ve beceriksizdir! Hep yeni bir şey denemek isteyen Büyük Gonzo küçük çaplı felaketlere yol açar. Dr. Bunsen Honeydew’un zavallı asistanının denek olduğu patlamalarını da unutmamalı! Düşüp kalkmalara dayalı fiziksel (slapstick) komedi ve absürd mizahla yoğruludur The Muppet Show. İçinde döneminin popüler uzay dizilerinin (space opera) parodisini yapan Pigs in Space / Domuzlar Uzayda bölümü de yer alır. Hastaneli dizilerin parodisi de Veteriner bölümünde yapılır! Haber bülteninde ise en çok felaketleri bildiren flaş haberler yer alır! The Muppet Show o kadar popüler olur ki ünlüler konuk olmayı kendileri talep eder! Jim Henson’ın motivasyonu, geçmişte her kesime hitap eden kuklacılığı, çocuklara özgü bir alana kapatılmaktan kurtarmaktı. Türkiye’de Karagöz ve Hacivat nasıl bir zamanların toplumsal ifade aracıyken bugün başta bayramlar olmak üzere özel durumlarda çocuklar için icra edilen bir gelenek olarak çağdışı kaldıysa, kuklacılık da aynı kadere mahkumdu. Endonezya’nın gölge tiyatrosu türleri Wayang Kulit ve Wayang Motekar da yine birer gelenek olarak korunuyor ve icra ediliyor ama popülariteleri kısıtlı...
Kuklalar CGI’a karşı
Eski Yunan ve Hint kültürlerinden beri varolan kuklalar günümüzde stop motion canlandırma tekniğiyle plastisin başta olmak üzere çeşitli malzemelerle sinemaya uyarlandı ve çok rağbet görüyor. Bir yanda Çek usta Jan Svankmajer’in hayranlık uyandıran karışık teknik kukla canlandırmaları bir yanda Aardman Animations’ın Oscarlı kısa filmleri ve Tavuklar Firarda misali uzun metrajlı yapımları kukla merakını ve tekniğini canlı tutuyor. Jim Henson’ın Creature Shop’unun Yıldız Savaşları dahil birçok fantastik yapımdaki canlı türünü yarattı ve oynattı. Üç boyutlu bilgisayar yapımı görüntülerin gelişmesine rağmen hala daha ‘gerçek’ kuklaların avantajı ve cazibesi sürüyor.
Öte yandan tiyatro sahnesinin küçültülmüş versiyonunda ahşap oyma kuklaların oynak eklem yerleri sayesinde iplerle yukarıdan ya da eldiven ve çorap tipi kuklalar misali alttan elle idare edilmesi bugün belli bir yaşın altındaki çocuklar dışında sadece sanatsever kitlelere çekici geliyor. Örneğin İstanbul Uluslararası Kukla Festivali on yedinci yılına ulaştı. Dünyanın hemen her ülkesinde kuklaları geleneksel ya da Philippe Genty misali avangard formlarda kullanan tiyatrolar mevcut.
Japonya’dan Afrika’ya korunan gelenek
Afrika’nın birçok ülkesinde ise karışık tekniklerle ve canlı müzik eşliğinde, canlı aktör performanslarıyla icra edilen kukla tiyatrosunun hala ciddi bir toplumsal işlevi var. Yozlaşmadan sağlık sorunlarına dek eğitsel ve eleştirel işlevli temsiller veriliyor.
Japon sanatındaki ningyo-joruri adı verilen tür, sadece kukla oynatmayı değil öykü anlatmayı, bir tür kuklacı-meddahı niteler. 17. yüzyılda ise tiyatro disiplinine dönüşüp bunraku yaygın adıyla tanındı. Bunraku’da kukla oynatıcı simsiyah giyinip görünmez olur, sadece kukla aydınlatılır ki kendi kendine hareket ettiği izlenimi verilsin. Kabuki tiyatrosuyla da ilintili olan bunraku bugün Tokyo’daki Ulusal Bunraku Tiyatrosu kapsamında varlığını devam ettiriyor. Karakuri adı verilen mekanik Japon kuklaları ise bir tür otomat. Bunraku’nun Batı’daki formu Mor Işık (Black Light) türü kukla tiyatrosu. Sadece kuklaların hatlarının görünmesini sağlayan mor ışıkta siyah giysili oyuncuların varlığı fark edilmez hale gelir. Sırıklarla idare edilen karnaval kuklaları hem tiyatro topluluklarının hem izleyicilerin gözdesi. Devasa formdaki karnaval kuklaları festival ve bayram geçitlerinin vazgeçilmezi. Açık havada özel temsillerde her daim kalabalık bir izleyici topluluğu buluyor.