5 Nisan 2026 Pazar / 18 Sevval 1447

Nazım’ın yitik aşkının şiiridir

Nazım Hikmet külliyatlarında yer almayan iki şiir, Rus arşivlerinde bulundu. Üstelik biri Nazım Hikmet’in kendi seçtiği 150 eser arasındaydı; cezaevinden eşi Piraye’ye duyduğu aşk ve özgürlük arzusu için yazmıştı. Diğeri ise Henri Martin’in sesi olmuştu...

Selim Efe Erdem10 Kasım 2013 Pazar 07:00 - Güncelleme:
Nazım’ın yitik aşkının şiiridir

Politik görüşlerinin yanı sıra evlilikleri ve aşklarını yansıttığı tutku dolu şiirlerine yenileri eklendi Nazım Hikmet’in. Türkiye’de cezaevinde bulunduğu sırada, 1938’de eşi Piraye’ye yazdığı ve 1951’de Berlin’de J. Paul Sartre ve Pablo Picasso ile birlikte Vietnam Savaşı’na karşı çıkan Henry Martin’e destek için yazdığı şiir, Nazım Hikmet’in külliyatındaki kayıp iki halkayı tamamlar gibi.

“... Çok şükür aşığım. Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarca insana, bir tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye, birçok düşünceye ve fikre aşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir” diyen Nazım Hikmet, ilk aşkı Nüzhet’le tanıştığında Moskova Üniversitesi öğrencisiydi. 1921 yılında evlendikleri Nüzhet’in peşinden önce Tiflis’e, sonra Türkiye’ye gitse de evlilik yürümedi. Zaman zaman Atatürk’ün eski eşi Latife Hanım içinde yazıldığı iddia edilse de Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri şiirinin ilham kaynağının da o olduğu hep konuşuldu. İkinci evliliğini Moskova’da bir diş hekimi olan ‘Lena’ Ludmilla Yurçenko’yla 1925’te yaptı. Ama 1928’de Türkiye’ye dönerken vize alamayınca Lena Moskava’da kaldı. Türkiye’de 1935’de Piraye ile yaptığı evliliğinin 13 yılı boyunca cezaevindeydi; Münevver’e aşık olunca da bu evlilik 1951 yılında sona erdi. “Karşı yaka memleket, sesleniyorum Varna’dan, işitiyor musun? Memet! Memet!” diye seslendiği tek öz çocuğu Memet, Münevver’le olan evliliğinden dünyaya geldi. Türkiye’den kaçtıktan sonra doktoru Galina Grigoryevna Kolesnikova ile evlendi. Son evliliğiyse, 1956 yılında tanışıp dört yıl sonra evlendiği “Saçları saman sarısı kirpikleri mavi”, “Seni sevmeden önce dünyayı sevmesini bile bilmiyormuşum” dediği Vera Tulyakova idi. Son nefesini de onun yanında verdi. Resmi belgeleri konusunda kesin bilgiler olmasa da altı evlilik yaptığı konuşuldu, aşkları arasında opera sanatçısı Semiha Berksoy, yazar Suat Derviş ve Cahit Uçuk’un da adı geçti. Ama araştırmacılara göre, o sadece Piraye ve Vera ile resmen evlendi.

KENDİ SEÇTİĞİ 150 SEÇKİN ESER ARASINDA

Ama en ünlü aşk şiirlerini yazdığı kişi Piraye idi. Ve şimdi Nazım Hikmet’in “Karım benim! İyi yürekli, altın renkli, gözleri baldan tatlı arım benim” dediği Piraye için yazdığı kayıp bir şiiri daha bulundu. Nazım Hikmet uzmanı M.Melih Güneş’in Rus, Bulgar, İtalyan ve Türk arşivlerini tarayarak bulduğu şiirlerin ilki Ankara Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu günlere ait. (1938) Şiirde Nazım Hikmet, karısı Piraye’ye o kadar büyük bir özlem duyuyor ki cezaevi kapılarını açıp ona kavuştuğunu hayal ediyor, bu kavuşmayı satırlarına döküyor. Cezaevinde, bu aşka olan özlemle hayatta kalıyor, özgür hissediyor kendini. Bu şiir, Nazım Hikmet için o kadar önemliydi ki Rusça’da yayımlanmak üzere kendi seçtiği 150 şiirden biriydi. Henri Martin’in Sesi şiiriyse 1951 tarihliydi, Vietnam Savaşı’na karşı çıkan Henry Martin’e destek veren aydınlardan biriydi. Picasso resimleri, Sartre yazıları, Nazım Hikmet ise şiiriyle destek vermişti:  “...Biliriz sesini biz senin Henri Martin/ Biz ki doğruya kulak verenlerdeniz/ biz ki hakkımız var sevdalanmaya, çocuklar doğurmaya, yaşlanmaya / huzurlu bir ihtiyarlığa/ yanıbaşımızda oynayan torunlarla.../ Biz ki, ne öldürmek ne öldürülmek isteriz/ Biliriz sesini biz senin Henri Martin, avucumuzun içi gibi...”

PİCASSO, SARTRE VE NAZIM HİKMET

Peki ama bu iki büyük şiir, neden Türkiye’deki Nazım Hikmet külliyatlarında yer almıyordu ve nasıl ortaya çıkmıştı? Nazım Hikmet araştırmalarıyla bilinen mimar M. Melih Güneş’ten geliyor yanıtı... Rusya’da çalıştığı dönemde, yaptığı Nazım Hikmet çalışmaları nedeniyle Vera’nın ‘manevi oğlum’ dediği Güneş, 50. ölüm-kalım yıldönümünde vatan, dünya ve insanlık şairi Nazım Hikmet sempozyumu öncesinde yaptığı arşiv taramasında buluyor iki kayıp şiiri:

“Bu iki şiir, tamamen tesadüfen, Bilkent Üniversitesi’ndeki sempozyuma hazırlık için yaptığım arşiv taraması sırasında bulundu. Garip tarafı, Nazım Hikmet’in kendi seçme şiirler kitabında yer verdiği şiirleri biz yok saymışız. Bu durum, hapishanedeyken hazırladığı şiir kitabına ait not defterinde olmamasından kaynaklanmış olabilir. Ama bu da kabul edilemez çünkü bu şiir var ve öyle sıradan bir şiiri de değil, kendi seçme eserleri arasında. Şiiri Rusça, Fransızca, İtalyanca baskısında da buldum, yazım tarihi olarak 1938’e ulaştım. Ayrıca Nazım Hikmet’in cezaevinde olduğu ve kitap yayınlayamadığı 1938 yılında Behçet Kemal Çağlar, Orhan Burian, Haluk Y. Şehsuvaroğlu ‘nun hazırladığı Mütarekeden Sonrakiler Şiir Antolojisi isimli kitaba da girmiş.”

Güneş, Türkçesi bulunmayan Nazım Hikmet’in Henri Martin’in sesi şiirini ise Lev Oşanin’in çevirisiyle Rusça, 21 Ağustos 1951 tarihli  Sovyet Literaturnaya gazetesinde buluyor: “Nazım Hikmet Türkiye’den ayrılıp Sovyetler Birliği’ne gittikten sonraki ilk yurtdışı seyahatini Berlin’e yapıyor. O sırada Vietnam Savaşı’na karşı olan Henry Martin’e karşı bir kampanya var. Martin’e destek için yazdığı şiir, telgrafla gönderdiği Rus gazetesinde yayımlanıyor!”

Araştırmalarıyla dikkat çeken M.Melih Güneş, Nazım Hikmet’in bugüne kadar kayıp 20 şiirinin bulunduğunu, belgeleriyle birlikte 12’sini kendisinin ortaya çıkarmaktan büyük mutluluk duyduğunu söylüyor: “Ama bu yeni şiirlerin bulunması kadar Nazım Hikmet Külliyatları’na girmesi çok önemli...”

Bir kerre bile hapis olmadım

“Sana fevkalâde mühim bir fikir söyliyeyim:
Yerine göre değişiyor insanın huyu.
Ben burada dehşetli seviyorum
Kapımın sürgüsünü açıp duvarlarımı yıkan uykuyu.
Sanki bir dost elinin itişiyle -hani o beylik benzetişiyle- girer gibi ılık
rahat ışıltılı bir suya bırakıyorum kendimi uykuya.
Rüyalarım mükemmel:Hep dışardayım.
Kâinat güneşli, kâinat güzel.
Rüyalarımda daha bir kerre bile hapis olmadım,bir kerre bile dağdan yuvarlanmadım uçuruma.
“Uyanışların korkunç oluyor ama” diyeceksin.
Hayır, karıcığım, rüyanın payını rüyaya verecek kadar cesaretim var.”

ÖNERİLEN VİDEO

Van'da korkutan deprem: O anlar kamerada

Kapat
Video yükleniyor...