9 Nisan 2026 Perşembe / 22 Sevval 1447

Rengi safir kokusu sakız

Tatlı bir esintide sakız kokularının burnunuza geldiği Sakız Adası tarihi köyleri, tertemiz plajları, güler yüzlü halkı ve leziz yemekleriyle İzmir Çeşme’den 45 dakikalık uzaklıkta. Ağustos böceklerinin sesi rahatsız ediyorsa şimdiden söyleyelim hiç susmuyorlar!

İnci Döndaş6 Eylül 2015 Pazar 07:00 - Güncelleme:
Rengi safir kokusu sakız

Damla sakızı üretimiyle ünlü Chios, yani Sakız Adası, Çeşme’den feribotla 45 dakikada ulaşılabilen Yunan adası. Kapıda vize alabilirsiniz ama bu uygulama sadece Sakız Adası için geçerli. İlyada ve Odesa Destanı’nın yazarı Homeros’un dünyaya geldiğinin rivayet edildiği adayı bir otomobil kiralayarak rahatça gezebilirsiniz. 66 köyden oluşan Sakız Adası’nın havası mis gibi damla sakızı kokuyor. Özellikle tatlı bir esinti varsa. Ama ağustos böceklerinin sesinden haz etmiyorsanız bu ada size göre değil. Çünkü Güney Afrika’da düzenlenen 2010 Dünya Kupası’nda tribünlerden yükselen vuvuzela sesi kadar rahatsız edici boyutta. Hiç susmadan 24 saat şarkı söylüyorlar... Adanın sesi sadece onlar değil. Sokakta megafonla meyve-sebze veya balık satışı yapan da var, yüksek sesle konuşan, şakalaşanlar da. Düzen açısından Avrupai ama huy bakımından bize çok benziyorlar.

Adada o kadar çok Türk var ki, elinizi sallasanız bir Türk’e çarpıyor. Dükkanlarda çalışanların yanı sıra Türk değillerse bile çat pat Türkçe konuşanlar oldukça fazla. Hatta bazı mağazalardan adımınızı içeri atıp da ‘Hello’ dediğinizde ‘Merhaba’ karşılığı alıyorsunuz. Sanki alnınızda yazılıymış gibi, Türk olduğunuzu hemen anlıyorlar. Örneğin meşhur Reçelci Rena... 35 yıldır dükkan işletiyor ve söylediğiniz her Türkçe kelimeyi anlıyor. Hazır lafı açılmışken en ünlü reçelleri Antep fıstığı ve mandalinadan yapılan. Ama benim size tavsiyem mandalina marmeladı. İçinde az şeker ve bol meyve var...

ORTAÇAĞ’DAN KALAN KÖYLER

Adada denize girilecek yerler çok. Ama denize girmeden önce biraz yorulmak isterseniz keşfe çıkmanızı tavsiye ederiz. Örneğin Mesta ve Pyrgi’nin dar sokaklarında mutlaka yürüyün. Dar sokaktaki evler yüzyıllardır ayakta. Pyrgi’deki evlerin ön cephesinde siyah-beyaz geometrik şekiller, sıva üzerine işlenmiş. Buna Xysta adı veriliyor. Pyrgi bu geometrik şekillerle ünlü. Evlerin önünde bir-iki tabure, küçük bir masa görebilirsiniz. 

Pyrgi gibi dar sokaklardan oluşan bir başka yerleşim yeri ise Mesta. Sakız Adası’nın merkezine 35 km uzaklıkta. 14 ve 15’inci yüzyıllardan kalan ve bitişik nizam inşa edilen evler ve begonvillerin renk kattığı Mesta’nın, labirenti andıran sokaklarında hiç bıkmadan dolaşabilirsiniz. 14’üncü yüzyıldan kalan Olympi Köyü ise Pyrgi ile Mesta’nın tam ortasında. Burası da evleriyle tıpkı Mesta’ya benziyor. Adanın bir başka köyü olan Armolia ise rengarenk seramikleriyle öne çıkıyor. Burada dilerseniz seramik workshoplarına katılabilirsiniz. Seramik tabaktan vazoya aklınıza gelebilecek her türlü eşyayı satın alabilirsiniz.

Adanın bir başka tarihi yapısı Nea Moni Manastırı. 11’inci yüzyılda inşa edilen manastır 1881’de yaşanan depremde çok zarar görmüş. Tarihi itibariyle görülmeye değer yapılardan.

DENİZİ TERTEMİZ

Adayı gezdikten sonra birbirinden temiz koylarında denize girerek serinleyebilirsiniz. Agai Fotina, Lithi, Komi, Karfas, Didymes, Agia Dynami, Mavra Volia gidilebilecek yerlerden. Komi ve Lithi plajları kum, diğerleri taş. Bazı plajlarda şezlong ve şemsiye de var. Bunlara ekstra ücret ödemiyorsunuz ama içecek siparişi vermeniz yeterli. Eğer daha doğal yerleri tercih ederseniz adanın bir ucundan diğerine adı pek bilinmeyen safir rengi deniziyle öne çıkan plajlara gidebilirsiniz.

ADADAN NOTLAR

Adada her şeyin bir standardı var. Hangi restorana giderseniz gidin 1.5 litrelik suyun fiyatı 1 euro.

En küçük kafe veya restoranda bile plastik sandalyeye rastlayamazsınız. Masaların üstünde muşamba da yok. Beyaz örtü kullanılıyor. En basit olarak üzerinde adanın haritasının bulunduğu parşömen şeklinde kağıt seriyorlar. Kağıt dediysek son derecek estetik duruyor.

Bazı restoranların mönüleri üç dilde: Yunanca, İngilizce ve Türkçe. İngilizce sipariş ettiğiniz köfteyi, garsonun adisyona ‘köfte’ diye yazdığını görürseniz şaşırmayın. Köfte, orada da köfte.

‘Greek salad’sız yemek olmaz. Fiyatı 5-7 euro arasında. İçindeki kalamati zeytin, kapari ve üzerindeki beyaz peynirle son derece lezzetli.

Karides, kalamar, midye, ahtapot düşkünüyseniz yaşadınız. Kızartmasından ızgarasına her türlü servis ediliyor. Hiçbir şey dondurulmuş değil!