Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilirken verilen hal fetvasında, cinnet getirdiği ve devlet işlerinden anlamadığı gibi gerekçeler ileri sürülmüştü. Resmi açıklamada ise sultanın hal edilmesinin umumi kararla olduğu söylenmişse de bunun doğru olmadığı herkesçe malum. Bu arada yeni padişah V. Murat da Dolmabahçe Sarayı’na götürülmüş, sarayda toplanan devlet erkânı için bir biat merasimi düzenlenmişti. Lakin Sultan Murat sadece 93 gün tahtta kalabildi. Ruhi bunalımlar yaşıyor iddiasıyla yerine tahta II. Abdülhamit geçti (geçirildi).
Sultan Murat’ı tekrar tahta çıkarma planları ve sabık hükümdarın annesi Şevki Efsar Kadın Efendi’nin oğlunun iyileşerek yeniden padişah olacağına duyduğu inanç ve gösterdiği çaba, zaten evhamlı olan Sultan II. Abdülhamit’i daha da dikkatli davranmaya zorlamıştı. Hatta Mithat ve Mütercim Rüştü Paşaların Sultan II. Abdülhamit’i tahta çıkarırken kendisinden, biraderi iyileştiği takdirde padişahlıktan feragat edeceğine dair bir senet aldıkları ile ilgili rivayetlerin etrafta yayılması, yeni Sultanın herkesten şüphelenmesine neden olmuştu. Bu yüzden Sultan Abdülhamit, Sultan Murat’ın kendisi ve ailesi için tahsis edilecek ödeneklerde entrikalar çevirmesi ihtimaline karşılık kesintiye gitti. Ayrıca Abdülhamit, Şevki Efsar Kadın Efendi’nin Sultan Abdülaziz’in tahttan indirildiği süreçte yaptıklarını da unutmamıştı (Sultan Abdülaziz’in ailesine ait mücevherlerin bir kısmını aldığı biliniyor). Bir de bunların üzerine Sultan Murat’ın eski borçları eklenince geçim derdi yaşayan Şevki Efsar Kadın Efendi Sultan II. Abdülhamit’e bir mektup yazmak zorunda kaldı. Mektup şöyle:
LÜTFUNUZA SIĞINDIK
“ Cenabı mükevvin-ül-kâinat ve zatı merhamet sıfat hazreti hilafetpenahilerini ezdiye-i şan ve ömrü efsun ile mesrur buyursun âmin. Evvel Allah ve sonra Padişahımız Efendimiz Hazretlerine min gayri haddin maruza-i naçizanemin veçhi şudur ki paraca müzayakamız müşted olduğundan lütfen ve merhameten maaşımızın ihsan buyurulmasını kendimiz baş cümle çoluk ve çocuklarımız Efendimiz Hazretlerine iltica ve niyaz eyleriz. Çünkü bu kul ve cariyeleri kimselere kıyas olmadığımızdan ve siz Padişahımızdan gayrı melce ve penahımız olmadığından ve her ne kadar müzayaka-i hal olmuş olsa dahi şu biz biçare penahınıza sığınmış kullarını sefil ve sergerdan bırakmak şânı şâhanelerine şâyeste değildir. Bir senede bir maaş buyurdunuz. Bununla bu kadar çoluk çocuk idare olunamayacağı malumu şâhaneleridir. Evvel Allah sonra siz Efendimizden gayrı hiç dayandığımız ve güvendiğimiz yoktur. Ruzi şeb edille-i saltanatta bâkemal olmanız için duacı kullarınıza ihsan buyurur iseniz yiyip giyineceğiz. İhsan buyurmaz iseniz merhametinize güvenip dua edeceğiz. Velinimetimiz Efendimizsiniz. Ümit ederiz ki bu derece müzayakamızı bilmiş olsanız bize âhu figan ettirmezsiniz. Allah için bize merhamet buyurun. Bizi bu derece dilhun buyurmayın. Lütfunuza sığındık. Emrü ferman Padişahımız Efendimiz Hazretlerinindir.”