25 Şubat 2021 Perşembe / 13 Recep 1442
Gece modu

Abdurrahman Dilipak: Cemaat BOP'taki rolünü oynuyor

Hükümeti devirmeye yönelik operasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunan Abdurrahman Dilipak'tan Cemaat'le ilgili bomba açıklamalar geldi...

26 Aralık 2013 Perşembe 07:00 - Güncelleme: 26 Aralık 2013 Perşembe 10:35
24 TV'de Açık Görüş programına konuk olan Abdurrahman Dilipak, operasyon ve operasyonun dış bağlantıları hakkında çarpıcı bir analiz yaptı. 
 
 
Türkiye'nin Batı'yla, İsrail'le çatışmayan, "Ilımlı İslam" olarak tabir edilen pasifize edilmiş, vizyonsuz bir İslam anlayışı taşımasını isteyen uluslararası bir yapılanmadan bahseden Dilipak, Cemaat'in de bu amaca hizmet ettirilmesinin öngörüldüğünü söyledi. 
 
 
Büyük Ortadoğu Projesi'ne Erdoğan'ın çomak soktuğunun altını çizen Abdurrahman Dilipak, BOP'ta kendisine biçilen rolü oynayan Cemaat'in hükümete yönelik operasyona ortak olduğunu belirtti. 
 
 
Dilipak'a göre; Cemaat Türkiye'deki okullarında ve dershanelerinde Batı'yla-İsrail'le çatışmayan bir nesil yetiştirmeye çalışıyor, bir taraftan da yurtdışındaki okullar vasıtasıyla dünya çapında etki uyandırmanın gayreti içerisine giriyor. Dilipak, ayrıca dinler arası diyalog açılımının da bu minvalde değerlendirilebileceğini söyledi. 
 
 
İşte Abdurrahman Dilipak'ın o açıklamaları: 
 
 
Medya, mafya, bürokrasi ve STK içerisinde gizlenmiş bir yapı var. Bunlar uluslar arası bir çete. Uluslar arası derin devleti oluşturuyorlar. Türkiye’ye verilen bir rol vardı. Bu Büyük Ortadoğu Projesi’yle de hayata geçirilmeye çalışıldı. Türkiye İslam dünyasında rol model olarak yeniden dizayn edilecekti. Alameti farikalarını yok ettikleri bir İslam’ı Türkiye üzerinden dünyaya pazarlamak istiyorlardı. Ilımlı İslam buydu. Buna direnenler ise radikal İslamcı olacaktı. İslam atomize edilecekti. Farklı mezhepler birbiriyle çatıştırılacaktı. Bir sürü teolojik tartışma ortaya çıkacaktı. 
 
 
CEMAAT'İN BOP ROLÜ
 
 
Cemaat de, Batı’yla çatışmayan, Batı’nın değerleriyle kendi değerlerini özdeşleştiren bir rol oynayacaktı. Diyaloğun arkasında da bu vardı. Okullar da bunun aracı olacaktı. Medya, dershaneler ya da yurtlar böyle bir İslam algısını (İsrail’le çatışmayan, Batı’yla çatışmayan, geçmiş tarihi sorgulamayan, gelecek açısından vizyoner olmayan, daha ulusal, daha sınırlı özgürlük ve refah talepleri olan) yayacaktı. 
 
 
Amerika uzun çalışmalarına rağmen bölgede İslam’a ve Müslümanlara rağmen var olamayacaklarını gördü. Biz de bölgede, Amerika’ya rağmen var olamıyorduk. Bu proje Amerika’nın Türkiye’deki İslamcılarla işbirliği projesi olarak ortaya çıktı. Başbakan bu projeyi bozdu, çomak soktu.