24 Haziran 2024 Pazartesi / 18 ZilHicce 1445

Bakan Çavuşoğlu açıkladı! Sudan'dan tahliyelerde son durum ne?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Sudan'da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan'dan bu yana yaşanan çatışmalar nedeniyle ülkedeki 1380 Türk vatandaşının (ayrıca 13 ülkeden de 110 kişinin) tahliye için otobüslerle yola çıkarıldığını, bu kişilerin Addis Ababa üzerinden uçakla yurda getirilmesi için de planlamaları yaptıklarını bildirdi.

AA24 Nisan 2023 Pazartesi 21:11 - Güncelleme:
Bakan Çavuşoğlu açıkladı! Sudan'dan tahliyelerde son durum ne?

Çavuşoğlu, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin sorulara yanıt verdi ve değerlendirmelerde bulundu.

Sudan'daki geçiş sürecinin uzun sürdüğünü ve bu nedenle ülke içerisinde bir kaynama olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, bu ülkedeki süreci yakından takip ettiklerini belirtti.

Çavuşoğlu, iktidarda kim olursa olsun Türkiye'nin her zaman Sudan ile iyi geçindiğini ve ülkede çatışmalar başlayınca Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan'ın Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı, HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalu ile ayrı ayrı telefonla görüştüğünü, Türkiye'nin ateşkes konusundaki temennisini ilettiğini dile getirdi.

Sudan'da birkaç kez ateşkes kararına rağmen çatışmaların devam ettiğini ve şehrin içinde sokak çatışmalarına döndüğünü kaydeden Çavuşoğlu, Hartum'daki çatışmalarda "serseri bir kurşunun" Türkiye'nin Hartum Büyükelçiliğinin camına isabet ettiğini, Hartum'daki Yunus Emre Enstitüsü (YEE) binasına bir roketin geldiğini ancak çok fazla hasar olmadığını aktardı.

Bakan Çavuşoğlu, Sudan ordusu ile HDK mensupları arasındaki çatışmalarda Türk vatandaşı Kubilay Dadük'ün 2 yaşındaki kızı Elin'in hayatını kaybettiğini anımsattı.

Ramazan Bayramı nedeniyle Sudan'da ateşkese biraz riayet edilince ülkedeki Türk vatandaşlarının tahliyesine başladıklarını belirten Çavuşoğlu, tahliye için hava, deniz ve kara yolu ile olmak üzere tüm alternatifler üzerinde çalıştıklarını ve Etiyopya üzerinden yapılmasının daha iyi olacağını düşündüklerini dile getirdi.

Çavuşoğlu, Sudan'daki Türk vatandaşlarının tahliyelerine ilişkin değerlendirmesine şöyle devam etti:

"1490 kişiyi otobüslerle yola çıkardık. Bunların 640'ı Etiyopya'ya ulaştı. Bunların 189'u sınırı geçti, Addis Ababa'ya doğru gidiyor. Uçak planlamamızı yapıyoruz. Şu anda 850 kişi halen yolda. Yarın yine geri kalan vatandaşımız varsa otobüsle gönderiyoruz. Diğer taraftan Port Of Sudan'dan da 23 vatandaşımız bize başvurdu. Onlarla dünden bu yana telefonla irtibat kesildi. Tekrar geri geldi. Onlarla da temastayız. Yarın akşam 9'da Cidde tarafına geçecek bir feribota bindireceğiz. Cidde'den onları da tarifeli uçaklarla döndüreceğiz. Bugün Etiyopya Dışişleri Bakanı (Demeke Mekonnen) ile görüştüm sınır geçişlerini kolaylaştırın diye."

Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali es-Sadık ile de sürekli temas halinde olduklarını söyleyen Çavuşoğlu, Türkiye'nin tahliye konusunda bir marka olduğunu, birçok ülkenin Sudan'daki vatandaşlarını tahliye için Ankara'dan yardım istediğini ve tahliye edilen 1490 kişi arasında 13 ülkeden de 110 kişinin yer aldığını kaydetti.

Çavuşoğlu, tahliye edilecek vatandaşların can güvenliğinin öncelikli olduğunu ve her yerde çatışma olması nedeniyle bu sürecin biraz geciktiğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da tahliye konusunu takip ettiğini dile getirdi.

Çavuşoğlu, ABD'nin 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları hakkında "soykırım" ifadesini kullanıp kullanmamasının hukuki bir geçerliliği olmadığını vurgulayarak, "Tarih bilgimiz çok zayıf ama tarih konusunda da ders vermeyi çok seviyoruz. Aslında kimin ne dediği çok önemli değil, bunların herhangi bir hukuki anlamda bağlayıcılığı da yok." ifadesini kullandı.

"Birleşmiş Milletler'in (BM) şartı ortada, soykırım tanımı ortada. Sonuçta birçok parlamentoda karar alındıktan sonra hükümetler de açıkça biz bu meclisin ya da senatonun aldığı kararları tanımıyoruz." diyen Çavuşoğlu, 2015 yılının Ermenistan için bir hayal kırıklığı olduğunu belirtti.

Çavuşoğlu, tarih konusunda siyasetçilerin ahkam kesmesini son derece yanlış bulduğunu belirterek, tarihin farklı kaynaklardan okunması gerektiğini söyledi.

"Bizim tarihimizde soykırım diye bir şey yok." ifadesini kullanan Çavuşoğlu, "Biz her yeri fethetmişiz, yönetmişiz ama ihya etmişiz ve oralarda büyük eserler bırakmışız. Herkes de dini ile dili ile etnik yapısıyla bağımsızlığını kazandıktan sonra bunları koruyarak yaşamaya devam etmiş." diye konuştu.

Mevlüt Çavuşoğlu, 14 Mayıs'ta yapılacak seçimlerinin kritik bir seçim olacağını belirterek, "Seçim sonuçlarını biz gayet iyi görüyoruz. İlk turda inşallah, 14 Mayıs'ta Sayın Cumhurbaşkanımız tekrar kazanacak, anketler de böyle söylüyor. 4-5 tane anket bir, ikincisi yabancıların yaptığı anketleri de görüyoruz. Ankara'da büyükelçilikler de anket yapıyorlar sürekli. Türkiye'deki siyasi tabloyu görmek için yaparlar." dedi.

"BİZİM ULUSAL GÜVENLİĞİMİZ HER ŞEYDEN ÖNEMLİ"

Türkiye'nin Suriye topraklarından çekilmesi durumunda buralardaki boşluğun terör örgütleri tarafından doldurulacağı uyarısında bulunan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Muhalefet yurt dışı operasyonları durduracağını söylüyor. Bu durumda buradan çekildik, buralardaki boşluğu kim dolduracak? Terör örgütleri. Biz 30 kilometre aşağıda bu teröristlerin büyük bir bölümünü tutuyor muyuz? Tutuyoruz. Bunlar çekildiği zaman sınıra geldiği zaman her gün Türkiye'de bir şey patlar Allah korusun. O yüzden bizim ulusal güvenliğimiz her şeyden önemli. Biz burada bedeller de ödüyoruz, niye ödüyoruz? Kendi topraklarımız güvende olsun diye bedeller ödüyoruz. Biz burada, keyfimizden değil, Suriye'nin topraklarına göz diktiğimizden değil. Buralarda tam bir güvenlik tesis edildiği zaman, siyasi süreç işlerse, iç huzur sağlanırsa olabilir, o zaman anca gerçekleşebilir. Şu anda bizim böyle bir adım atmamız mümkün değil çünkü bizim için ulusal güvenlik meselesi, ciddi tehditler olur. Şu anda bile biliyorsunuz, geçen sene bazı, onları havadan nokta atışıyla birçok yeri dağıttık, yok ettik, bazı tehditler oluştu Türkiye'ye yönelik. Biz herkese şunu söylüyoruz; Rusya'ya da söylüyoruz, İran da sonradan dahil oldu, Suriye'ye de söylüyoruz. Biz böyle bir ön şartla bu süreci yürütmeyiz, bir yol haritası üzerinde mutabık kalırız, atılacak adımlar bellidir. En sonunda Suriye'nin bu anlamda istikrarı tesis edilir, o zaman gerekli adımlar atılır. Ama muhalefetin de bu söylemi son derece tehlikelidir, onları biliyoruz, HDP'yle PKK'yla onlardan destek aldıkları için bunu söylüyorlar ve onların da taahhüdü bu yönde, çekileceğiz, yurt dışı operasyonları durduracağız diyorlar. Kuzey Irak'tan ve Suriye'nin kuzeyinden çekilmek, operasyonları durdurmak demek teröristlerin sınır kapımıza dayanması demektir. Bu bizim bekamız için son derece tehlikelidir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beşşar Esed'in görüşme ihtimali olup olmadığı sorusuna, "var" yanıtını veren Çavuşoğlu, bunun herhangi bir şartı olmadığını, siyasi süreç, terörle mücadele, ülkenin istikrarı da dahil olmak üzere bu yol haritası üzerinde hazırlık yapılması gerektiğini belirtti.

ABD'NİN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ FLAKE'NİN KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞMESİ

Çavuşoğlu, Türkiye'deki seçimler öncesinde ABD'nin ve Almanya'nın Ankara büyükelçiliklerinin anket yaptırdığını kaydetti.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake'nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile mart ayında yaptığı görüşmeye ilişkin soruya Çavuşoğlu, "Belki destek olmak için yapmıştır. Seçim zamanında görüşmesi doğru değil. Yani taraf tutuyor görüntüsü vermek doğru değil. Normal zamanda herkes herkesle görüşür. Onda bir problem yok ama seçimden önce seçici davranarak bir adayla görüşmesi doğru değil." dedi.

Çavuşoğlu, Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin ardından Flake'nin Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmadığını ancak bakanlıkça kendisine gerekli uyarıların yapıldığını dile getirdi.

Esed rejimi ile sadece Türkiye'nin değil, birkaç ülke istisna olmak üzere tüm dünyanın ilişkilerini kestiğine, ancak gelinen noktada sorunların çözülmediğine işaret eden Çavuşoğlu, "Suriyeli göçmenleri göndermek istiyorsak Esad ile angajmana girmek faydalıdır. Terörle daha etkin mücadeleyi sürdürmek istiyorsak, özellikle de Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak için sürdürmek istiyorsak, özellikle bizim için de kritik, hassas, güvenlik meseledir, angajman önemlidir." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Suriye'de istikrar olmadığı sürece bunun Türkiye'ye bedelinin ağır olacağını söyledi.

BM ve Türkiye'nin arabuluculuğunda imzalanan tahıl anlaşması sayesinde gıda krizinin önlendiğini ve en zengininden en fakirine dünyadaki her haneye katkı sağdıklarına işaret eden Çavuşoğlu, bu anlaşmanın BM ile işbirliği içerisinde yapıldığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izlediği liderler diplomasisinin belirleyici olduğunun altını çizdi.

"TAHIL ANLAŞMASININ UZAMASI GEREKİYOR

Çavuşoğlu, yaptırımlar nedeniyle Rusya'nın tahılını Batılı ülkelere satamadığına işaret ederek, "Rusya'nın taleplerini karşılama konusunda çalışıyoruz. Eğer biz bunu yapabilirsek, yapabileceğimize inanıyoruz, çabalarımızı yoğunlaştırdık, bu tahıl anlaşması bir daha uzar. Uzaması gerekiyor aksi takdirde kriz olur." şeklinde konuştu.

KILIÇDAROĞLU'NUN VİZESİZ AB'YE GİRİŞ VAADİ

Kemal Kılıçdaroğlu'nun AB'ye vizesiz giriş vaadine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, Türkiye'nin vizesiz giriş için gerekli 72 kriterden 67'sini karşıladığını ve geriye 5 kriter kaldığını anımsattı.

Bakan Çavuşoğlu, AB'nin 5 kriterin müzakereleri için yaklaşmadığına işaret etti.

AB ülkelerinin önemli bir kısmı başta olmak üzere Batılı ülkelerin son 1 yılda Kovid-19'u bahane ederek Türkiye'de vize başvuru tarihlerini 6 ay, bir sene sonrasına verdiğini söyleyen Çavuşoğlu, "Bunu bizi (AK Parti hükümetini) siyaseten zora sokmak için yaptıklarını biliyoruz. Büyükelçilerin hepsini (Dışişleri Bakanlığı'na) çağırdık, Batılı ülkelerin kendilerinin yüzüne de söyledik. Aynı şeyi (ABD Dışişleri Bakanı Antony) Blinken'a da, diğer ülkelerin dışişleri bakanlarına da söyledim. O zaman Kılıçdaroğlu'na 3 ay içinde (vizesiz geçiş) vereceğiz diye bir söz verdilerse, bu gecikmenin kasıtlı olarak bize yönelik bir tavır olduğunu da gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, vize randevularındaki gecikmenin AK Parti hükümetini zor durumda bırakmak için yapıldığını yineleyerek, bu keyfi uygulamaların devam etmesi durumda karşı adımlar atacaklarını vurguladı.

Türkiye ile AB arasında 2013'te Geri Kabul ve Vize Serbestisi anlaşmalarının beraber imzalandığını ancak Vize Serbestisi Anlaşması'nın AB tarafından geciktirilmesi nedeniyle Geri Kabul Anlaşması'nı askıya aldıklarının altını çizdi.

Çavuşoğlu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 300 milyar dolarlık yatırımı Türkiye'ye getirme vaadine ilişkin şunları söyledi:

"Kılıçdaroğlu'nun sloganlarına baktığımız zaman gerçekçi sloganlar değil. 300 milyar getireceğim diyor. Nerden getireceksin, kimden getireceksin, nasıl getireceksin, hangi şartlarda getireceksin, faizli mi, faizsiz mi, borç mu, bedava mı, hibe mi? Bunları söylemesi lazım. Aynı şekilde 3 ay içinde yapacağım diyor. Nasıl yapacak? Boş, boş şeyler. 'Sana söz' sloganı gibi içi boş, şeffaf değil. Nasıl yapacağını da anlatacak."

"BİZ TEREDDÜTSÜZ NATO ÜLKESİYİZ"

Türkiye'nin NATO üyesi ülke olduğunu hatırlatarak NATO'nun iki tehditten birinin "terör" olduğunu belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin son 20 yılda dış politikasının temel felsefesi girişimci ve insani dış politika, aktif olma ayrıca birini diğerine alternatif göstermeden 360 derece dış politika. Bu 360 derecenin içinde Rusya da var, Körfez de var, İslam dünyası da var, Asya da var, Kafkasya da var, Latin Amerika da var. Afrika açılımı, Latin Amerika açılımı... Herkesle ilişkilerimi iyi tutmak zorundayım."

Birçok ülkenin Türkiye için, "İyi ki aramızda Rusya ile Ukrayna ile eşit derecede konuşabilen bir müttefik var" ifadesini kullandığını söyleyen Çavuşoğlu, "Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısını reddettik, Ukrayna'nın sınır ve toprak bütünlüğünü desteklediğimizi söyledik BM'de ve her yerde çıkan kararları destekledik. Rusya ile ilişkilerimizi sürdürüyoruz diye ilkelerimizden, temel politikalarımızdan taviz vermiyoruz. Yaptırımlara katılmıyoruz, İran'a karşı yaptırımlara da katılmıyoruz." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Rusya-Ukrayna arasında Türkiye'nin arabuluculuk rolüne değinerek, "Arabuluculuğu ben yapıyorum herkes buna imreniyor. Tahıl anlaşması biz olmasaydık mümkün değildi." dedi.

Türkiye'nin var olduğu teşkilatların güçlendirildiğini ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurulduğunu söyleyen Çavuşoğlu, "Amacımız uluslararası saygın bir örgüt haline getirmek, kendi birliğimizi beraberliğimizi kurumsallaştırmak. Diğer kurumları da aynı çatı altında topladık ve Türk dünyasının daha güçlü olması gerekiyor. " ifadelerini kullandı.

EKONOMİNİN GÜCÜ ASYA'YA KAYIYOR

Dünyadaki üretimin yarısının Asya tarafından yapıldığını aktaran Çavuşoğlu, ekonominin gücünün Asya'ya doğru kaydığını aktardı.

Çavuşoğlu, bunun sırtını Batı'ya döndüğü anlamına gelmediğini, Türkiye'nin çıkarları olduğunu belirterek, "Şu anda binden fazla somut eylem planıyla tüm ülkelerle işbirliği yapıyoruz." ifadesini kullandı.

"TERÖRLE MÜCADELEDE ABD'YE DE FRANSA'YA DA GÜVENMEM"

Türkiye'nin hiçbir ülkeye sırtını dayamaması ve kendi kendine yeterli olması, kendi gücüne güvenmesi gerektiğini söyleyen Çavuşoğlu, dünyada gelecek dönemde güç rekabetinin artacağını dile getirdi.

Çavuşoğlu, ABD'nin PKK/YPG terör örgütüne destek verdiğini işaret ederek, "Terörle mücadelede ABD'ye güvenemem tabii, niye güveneyim? Fransa'ya da güvenmem. Çifte standart var, iki yüzlülük var." değerlendirmesini yaptı.

"İLK TURDA CUMHURBAŞKANIMIZ EN AZ YÜZDE 52 İLE KAZANACAK

14 Mayıs'ta yapılacak seçim sonuçlarına ilişkin de tahminde bulunan Çavuşoğlu, "İlk turda Cumhurbaşkanımız (Erdoğan) en az yüzde 52 ile kazanacak. AK Parti de yüzde 40'ın üzerinde alır, yüzde 41, 42'yi geçer diye düşünüyorum. Şu anda o civarlarda gözüküyor ama anketlere baktığımız zaman her geçen desteğimiz daha da artıyor. Meclis'te çoğunluğu tek başımıza inşallah 300'ün üzerine çıkarırız." diye tamamladı.