06 Temmuz 2020 Pazartesi / 15 Zilkade 1441
Gece modu

Başkan Erdoğan'dan ahlaksız paylaşımlara çok sert tepki: Bu alçakların peşini bırakmayacağız

AK Parti İl Başkanları Toplantısı'nda konuşan Başkan Erdoğan, Albayrak Ailesine yönelik sosyal medyadaki ahlaksız mesajlara çok sert tepki gösterdi. Başkan Erdoğan, 'Bir bebek üzerinden ailesine ve onların temsil ettiğini düşündükleri değerlere saldıran bu alçakların peşini bırakmayacağız.' dedi.

AA01 Temmuz 2020 Çarşamba 12:14 - Güncelleme: 01 Temmuz 2020 Çarşamba 15:19

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yöntemiyle düzenlenen 138. AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda katılımcılara hitap etti.

Bugün AK Parti Genel Merkezindekilerle bir arada olmak istediğini belirten Erdoğan, "Fakat toplantının hemen ardından Astana Süreci ile ilgili olarak Rusya-İran-Türkiye üçlüsü olarak bir araya geliyoruz. Astana Süreci'ni devam ettirecek bu görüşmemizi de aynı şekilde, özellikle İdlib'de, Suriye'de ve bölgedeki gelişmeleri etraflıca ele alacağımız bir görüşmeyi bugün yapacağız. Üçlü lider olarak bu toplantıyı yapmak durumundayız." diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin koronavirüs salgını dönemini başarıyla geçiren bir ülke olduğunu ve dünyada takdirle izlendiğini vurgulayarak, temizlik, maske ve mesafe kurallarına daha sıkı riayet edilmesiyle başarıları taçlandıracaklarını ifade etti. Ortadaki bu açık başarıya rağmen Avrupa başta olmak üzere kimi ülkelerin Türkiye'ye yönelik kısıtlayıcı politikalar izlemesinin sağlık değil siyasi sebepli olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bugüne kadar ülkemizin önüne çıkarılmış her engeli nasıl adım adım aştıysak bunların da üstesinden geleceğiz." ifadesini kullandı.

Normalleşme takvimiyle salgın sürecinde ara verilen tüm ticari faaliyetlerin kademeli olarak başladığını anımsatan Erdoğan, üretim ve istihdamı desteklemek için devletin imkanlarını sonuna kadar kullandıklarını söyledi.

Her ne kadar içeride ve dışarıda birileri kötümserlik havası estirse de Türkiye'ye güvendiklerine ve hedeflere ulaşacaklarına inandıklarına dikkati çeken Erdoğan, "Haziran ayıyla ilgili ilk veriler bu doğrultuda ümit verici gelişmelere işaret ediyor. Temmuz ayıyla birlikte çok daha büyük bir sıçrama içine gireceğimizden şüphe duymuyoruz. Yıl sonuna ulaştığımızda Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada kayıp olarak görülen 2020'yi inşallah bir kez daha herkesi şaşırtan bir büyüme oranıyla kapatacağız." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanın Erdoğan, salgın döneminde dahi açılıştan açılışa koşmalarının, Türkiye'nin potansiyeli ve gücünün ifadesi olduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda önümüzde yılın tamamına yayılan yoğun bir açılış takvimi var. Bu açılışların bir kısmını bizzat yerine giderek, bir kısmını telekonferansla iştirak ederek gerçekleştireceğiz. Mesela cuma günü Konya Ovası Sulaması'nın, cumartesi günü Kartal Devlet Hastanesi ile Gelir İdaresi Başkanlığı Ataşehir Hizmet Binası'nın, pazar günü yapımı tamamlanan hidroelektrik santrallerinin açılışını yapıyoruz. Polemik değil eser siyaseti, yalan değil hizmet siyaseti, iftira değil hak ve hakikat siyaseti yaparak yolumuza devam edeceğiz."

- "HİÇBİR VATANDAŞIMIZIN VE GÜVENLİK GÖREVLİMİZİN KANINI YERDE BIRAKMADIK"

Sınırların içinde ve dışında Türkiye'nin güvenliğini sağlamaya yönelik operasyonları salgın döneminde de kesintisiz sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, bölücü terör örgütüne tarihinin en büyük darbesini vurduklarını bildirdi.

Şehit edilen hiçbir vatandaşın ve güvenlik görevlisinin kanını yerde bırakmadıklarını belirten Erdoğan, "Irak sınırlarımızda ülkemize yönelik saldırılar için neredeyse 40 yıldır üs olarak kullanılan bölgeleri birer birer teröristlerden temizliyoruz. Aynı şekilde Suriye'de terör örgütünü adım adım takip ediyor, kimin ardında saklanırlarsa saklansınlar gerektiğinde kafalarını eziyoruz. Hiçbir bölgesel hesabın ülkemizin güvenlik önceliklerinin önüne geçemeyeceğini muhataplarımıza her fırsatta söylüyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Benzer bir mücadeleyi Doğu Akdeniz ve Libya'da da verdiklerini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Libya'nın meşru hükümetinin ülkenin birliği, bütünlüğü ve geleceği için yürüttüğü mücadeleyi destekliyoruz. Lafa geldiğinde de demokrasi, insan haklarını, hukuku kimseye bırakmayan kimi devletlerin darbecilere kol kanat germesini de ibretle takip ediyoruz. Türkiye, Libya halkını darbecilerin insafına bırakmayacak, uluslararası meşruiyet sınırları içinde hareket etmeyi sürdürecektir. Salgın döneminde kendi vatandaşlarının yardım çığlıklarına kulak tıkayanların, Türkiye'nin insan hakları ve hukuk alanındaki duruşunu sorgulama hakkı yoktur. Dünya 21. yüzyılın ilk çeyreğini, özellikle de tamamlamaya doğru giderken, bazılarının hala sömürgeci reflekslerinden kurtulamamış olması ise kendi ayıplarıdır. Biz, medeniyetimizden ve tarihimizden aldığımız ilhamla kendimiz ve dostlarımız için doğru olanları yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz."

- "İSTİŞARE KANALLARINI HEP AÇIK TUTMAYA ÖZEN GÖSTERDİK"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin kurulduğu günden beri tüm yönetim mekanizmalarında istişareyi esas alan, bunu kurumsal düzeyde periyodik ve etkin şekilde işleten bir parti olduğunu söyledi.

Üyelerden mahalle temsilcilerine, ilçe ve il teşkilatlarından genel merkeze kadar uzanan istişare kanallarını hep açık tutmaya özen gösterdiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Parti politikalarımızı oluştururken kendi içimizde her seviyede görüşlerimizi serbestçe ifade ettik. Değerlendirmelerimizi yaptık ve bunun ardından karara vardık. Politika tespitini genel merkezimizde, yürütmeyi Cumhurbaşkanı Kabinesi'nde, yasama çalışmalarını da Meclis grubumuz bünyesinde sürdürüyoruz. AK Parti, işte bu sac ayağı üzerinde yükseliyor. Aldığımız her kararda, attığımız her adımda, yaptığımız her icraatta 83 milyon vatandaşımızın sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz. Seçimlerde aldığımız oyun, potansiyelimizin sadece bir bölümünü oluşturduğunu asla unutmuyoruz.

Ülkesine, milletine, değerlerine, tarihine düşman bir avuç mankurdu bir kenara bırakacak olursak, AK Parti'nin bu ülkede yeterince gayret göstermesi halinde ulaşamayacağı ve gönlünü kazanamayacağı hiç kimse yoktur. Daha da önemlisi, küresel düzeyde özellikle de savunduğumuz misyon ve ilkelerle kendi vatandaşlarımız yanında tüm ümmeti ve insanlığı kuşatan bir mesuliyetin de altında bulunuyoruz. Hep söylediğim gibi, özellikle partimizin kaderi Türkiye'nin kaderiyle bütünleşmiştir. Her zaafımız, her kaybımız, her eksiğimiz, her hatamız sadece partimize değil, Türkiye'ye zarar veriyor. Aynı şekilde, Türkiye kaybettiğinde umudunu bize bağlamış, yüz milyonlarca dostumuzun, kardeşimizin de yüreğine ateş düşüyor."

Türkiye'nin, dünyadaki tüm mazlumlar ve mağdurlar için güven, huzur, adalet, refah ve umudun adı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Edirne'den Kars'a, Sinop'tan Mersin'e ülkemizin dört bir yanındaki teşkilatlarımızda görev alan her bir kardeşimizin meseleye bu şekilde bakmasını istiyorum. Milletin, ümmetin ve insanlığın yükünü omuzlarında, vebalini yüreğinde hissetmek demek gözümüze uyku girmemesi demektir. Bu tabloda kişisel hesaplara, kaprislere, kibre, enaniyete, haksızlığa, adaletsizliğe ve kayırmacılığı yer yoktur." diye konuştu.

Erdoğan, her an ve her yerde insanların gönül kapılarını açma gayreti taşıma mecburiyetinde olduklarını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Aksi takdirde milletimize mahcup olmanın yanında koskoca bir medeniyet davasına zarar vermiş duruma düşeriz. Genel Başkanından üyesine kadar AK Parti'nin tüm mensupları bu şuurla hareket etmekle mükelleftir. Diğer türlü bulunduğumuz yerlerin hakkını verememiş oluruz. Bu konuda en büyük vebal sahiplerinden biri kendi şehirlerimizin baş sorumlusu olan siz il başkanlarımızsınız. Sizlere düşen hem parti bünyesinde hem halk nezdinde derleyen, toparlayan, motive eden ve ileriye taşıyan mevkiinde bulunmaktadır. Herkesi kucaklamayan, herkesin gönlünü kazanmayan ve herkesi çalıştırmayan bir il başkanı tasavvur edemiyorum. Hele hele halktan kopuk, kapısı 24 saat insanlara açık olmayan, herkesin derdi ile dertlenmeyen, çözülebilecek her meseleyi önüne katıp neticelendirmeyen bir il başkanı asla AK Parti'ye yakışmaz."

Klasik ve sosyal medya ile dijital imkanların önemli olduğunu ancak hiçbirinin yüz yüze iletişimin yerini tutamayacağını ifade eden Erdoğan, "Bir insana dokunmadan, gözlerine bakmadan yüreğindeki sıkıntıyı veya sevincini hissetmeden siyaset yapılamaz. Halka tepeden bakarak siyaset yapmak tek parti CHP'sinin ve onun izinden giden faşistlerin yöntemidir. CHP geleneği 'halka rağmen' siyaseti üzerine kuruludur. Bizim siyaset geleneğimiz ise 'millet için ve millet ile birlikte' esasına dayanır." şeklinde konuştu.

- "HENÜZ GÖNLÜNÜ KAZANAMADIĞIMIZ İNSANLARIMIZ BULUNUYOR"

Erdoğan, hakkın ve halkın rızasını gözetmeyen hiçbir hususun kendi siyasetlerinde yer bulamayacağına işaret ederek şöyle konuştu:

"Bu şekilde davrandığımız, hizmet verdiğimiz, mücadele ettiğimiz ve çalıştığımız sürece Allah'ın izniyle AK Parti'nin önünü kimse kapatamaz. Başarılarımızı elbette kendi çabamızla elde ettik ama kaybettiklerimizin de sorumlusu biziz. Bu kayıpların sebebi rakiplerimizin mahareti değil kendi beceriksizliğimiz veya hatalarımızdır. Zaferin hikmetini kendinde, hezimetin sorumluluğunu başkasında gören yanlış yapar. Biz çalışırken hasbi olduğumuz kadar muhasebe yaparken de samimiyeti elden bırakmayacağız. Seçimler siyasi partilerin adeta karne günleridir. Önümüzde 2023 yılına kadar istediğimiz şekilde çalışabileceğimiz geniş bir vakit var. Bu süreyi en verimli, en iyi ve en etkili şekilde kullanarak seçim günü milletimizin karşısına kalbimiz mutmain bir şekilde çıkmalıyız. Aslında ülkemizde AK Parti'ye ve yaptığı hizmetlere gerçek manada karşı kimse yoktur. En azılı muhaliflerimiz bile dile getirmeseler de kendi içlerinde AK Parti'nin başarılarını takdir ediyor. Sadece bizim henüz gönlünü kazanamadığımız insanlarımız bulunuyor. İşte bu anlayışla durmadan, dinlenmeden çok daha büyük başarılar için gece gündüz çalışacağız. Büyük kongre sürecimizi bu doğrultuda enerjimizi ve azmimizi yenileme fırsatı olarak görüyorum."

- "İL KONGRELERİNİ 4 AYDA BİTİRMEYİ PLANLIYORUZ"

Erdoğan, 2019 Aralık'ta belde kongrelerini ve il kongre süreçlerini başlattıklarını hatırlatarak şu bilgileri verdi:

"Şubat ayında da belde kongrelerimizi tamamlayarak ilçe kongrelerimize geçmiştik, özellikle salgın başlayana kadar 186 ilçemizde kongrelerimizi büyük bir coşku ve katılımla tamamlamıştık. Hastalığın yayılma tehdidi karşısında kongrelerimize ara vermek durumunda kaldık. Nasipse ağustos ayının sonundan itibaren kongrelerimize kaldığımız yerden devam edeceğiz. Tabii bu dönemde kongrelerimizi 'tamam' olarak ifade ettiğimiz temizlik, mesafe ve maske şartlarına uygun şekilde yapacağız. Amacımız ekim ayı sonunda ilçe kongrelerimizi tamamlayarak il kongrelerimize geçmektir. İl kongrelerimizi de 4 ayda bitirmeyi planlıyoruz. Ardından da 7. Olağan Büyük Kongre tarihimizi açıklayacağız. Bu süreçte kadrolarımızı değer merkezli siyaseti ilke edinmiş, çalışkan, gayretli, kabiliyetli arkadaşlarımızla zenginleştirmek istiyoruz. Bunun için çok titiz bir çalışma yürütüyoruz. Adeta ilmek ilmek örerek 2023 kadrolarımızı oluşturuyoruz."

- "YARIŞIMIZ SADECE HİZMETLER KONUSUNDA OLABİLİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyük ve güçlü Türkiye heyecanını paylaşan, ülkenin yetişmiş tüm değerlerini özellikle de gençleri ve kadınları partisinde görev almaya davet ederek, kuruluşundan bugüne AK Parti'ye hizmet etmiş tüm teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

"Bugün dünyanın gıpta ile baktığı bir ülke haline gelmişsek bunda her birinizin emeği ve alın teri vardır. Bizim davamızda eski yeni ayrımı yoktur." diyen Erdoğan, AK Parti çatısı altında sorumluluk üstlenmiş herkesin bu davanın asli sahibi olduğunun altını çizdi.

Erdoğan, "Daha önceki dönemlerde ve yeni yapılan kongrelerimizde görev alan da görevi bırakan da partinin ayrılmaz bir parçasıdır, hep öyle kalacaktır. Yarışımız sadece hizmetler konusunda olabilir. Bunun dışında herkes büyük AK Parti ailesinin aynı kıymette birer mensubudur. Yolunu şaşıranlar, kibrine esir düşenler, hırsını aklının ve benliğinin, davasının önüne koyanlar dışında AK Parti ailesinden tek bir ferdin bile eksilmesine gönlümüz rıza göstermez." diye konuştu.

- "HER YENİ ÜYEMİZ İÇİN BİR FİDAN DİKECEĞİZ"

Kadrolarını daha güçlü yapma konusunda teşkilat eğitimlerini son derece önemsediğini dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Önümüzdeki dönemde mahalle, belde, ilçe ve il teşkilatlarımızın tüm kademelerini kapsayan çok ciddi bir eğitim çalışması planlıyoruz. Asla ihmal etmememiz gereken hususlardan biri de yeni üye kazanma çalışmalarıdır. Teşkilatlarımız gönül seferberliği anlayışıyla bu çalışmaları yürütüyor. Ülkemizin dört bir yanında vatandaşlarımıza son 18 yılda yaptığımız hizmetleri anlatırken partimize yeni üyeler de kazandırıyoruz. Dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşu olan partimizin üye sayısını çok daha geniş bir tabana sahip olmak için düzenli şekilde artırmakta kararlıyız. Hedefimiz her sene 1 milyon yeni üye yapmaktır. Böylece 2023'te 15 milyon üyeye ulaşmış olacağız. Bu seferberlikte özellikle gençlik kollarımızdan hassas bir çalışma bekliyorum. Gençlerimizin partimize kazandırılmasının bizi çok daha güçlü kılacağına inanıyorum. Üye seferberliği çalışmamızı çevreci bir kampanya ile de taçlandırmak istiyoruz. Bu kapsamda her yeni üyemiz için bir fidan dikeceğiz. Kasım ayında aynı anda tüm yeni üyelerimizle fidanlıklarda buluşmak istiyoruz. 2023 hedeflerimize el ele omuz omuza yürürken aramıza nifak tohumları atmak isteyenlere de fırsat vermeyeceğiz."

Bazı konular üzerinde konuşmanın bile insanın kalbini acıttığını belirten Erdoğan, aile olarak birkaç gündür bu tür can acıtıcı bir meseleyle karşı karşıya olduklarını dile getirdi.

Önceki gece sekizinci torunu Hamza Salih'in dünyaya geldiğini anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Rabbim cümle evlatlarımızla birlikte Hamza Salih'e de hayırlı, sağlıklı ve uzun bir ömür nasip etsin. Berat Bey, evladının doğumunun sevincini bir sosyal medya mesajı ile kamuoyuyla paylaştı. Bu mesajın altına 10 binlerce kişi tebriklerini ve iyi dileklerini ifade eden yorumlar yazdı. Ancak sayıca az da olsa, bırakınız ahlakı, namusu, haysiyeti, insanlıktan dahi nasibini almamış kalbi kararmış bazı alçaklar, içlerindeki kötülüğü sergileyen hakaretlerle bu güzel iklimi kirletmeye çalıştı. Yargı ve emniyet teşkilatlarımız hemen harekete geçip bu haysiyetsizlerin kimliklerini tespit etmeye ve işlem yapmaya başladı. Dünyaya gözlerini henüz açmış bir bebek üzerinden ailesine ve onların temsil ettiğini düşündükleri değerlere saldıran bu alçakların peşini bırakmayacağız. Hukuk önünde bu esfel-i safilinlerin her birinden işledikleri suçun hesabını elbette soracağız."

- "BİZ AHLAKI YÜCE, MEDENİYET DEĞERLERİ YÜCE BİR MİLLETİN TORUNLARIYIZ"

Benzer saldırıları farklı vesilelerle daha önce de yaşadıklarını anımsatan Erdoğan, son yıllarda bu tür ahlaksızlıkların artmasında hem mecraların kontrolsüzlüğünün hem de organize saldırıların kolaylaşmasının rolü olduğuna dikkati çekti.

"Niçin YouTube, niçin Twitter, niçin Netflix, niçin şu, bu gibi sosyal medyalara karşı olduğumuzun ne demek olduğunu anlıyor musunuz? İşte bu ahlaksızlıkları ortadan kaldırabilmek için." ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Sevgili vatandaşlarım, bunlar ahlak sahibi değil. Akif diyor ya, 'Ahlakın izmihlali ne müthiş izmihlal, ne millet kurtulur zira, ne milliyet, ne istiklal'. Evet, biz ahlakı yüce, medeniyet değerleri yüce bir milletin torunlarıyız, evlatlarıyız. Bu millete layık olmayan bu gelişmeleri yaşamak istemiyoruz, görmek istemiyoruz. Burada üzerinde durmamız gereken asıl konu, medya ve özellikle sosyal medya mecralarının nasıl olup da böyle bir kokuşmuşluğun aracı haline dönüştükleridir. Yalanın, iftiranın, kişilik haklarına saldırının, itibar suikastlerinin alıp başını gittiği bu mecraların bir düzene sokulması şarttır. Bu millete, bu ülkeye bu tür mecralar yakışmıyor. Onun için de bir an önce biz bunları parlamentomuza getirip, parlamentomuzdan bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını, kontrol edilmesini istiyoruz."

- "İNTERNET MECRALARINI KULLANANLAR SUÇ İŞLEME KONUSUNDA LAYÜSEL DEĞİLDİR"

Erdoğan, sosyal medya mecralarını kontrol eden küresel firmaların Batılı ülkelerdeki temsilcilikleriyle içerikle ilgili her türlü hukuki ve mali sorumluluğu üstlendiğinin ama Türkiye'nin de aralarında olduğu bazı ülkelerde bu sorumluluktan ısrarla kaçındığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Unutulmamalıdır ki bizim ailemizin başına gelenleri ülkemizin tüm bireyleri yaşayabilir. Hiç kimsenin izzetinefsini koruma hakkı elinden alınamaz. Bir kişinin yüzüne karşı ifa edildiğinde suç olan her şey, medya ve sosyal medya mecralarında yapıldığında da aynı sonuçla karşılaşmalıdır. İnternet mecralarını kullananlar suç işleme konusunda layüsel değildir. Cinsel istismar, müstehcenlik, kumar, dolandırıcılık, suça teşvik, terör propagandası, hakaret başta olmak üzere kanunların suç saydığı her konuda hak arama ve önleme yolları açık olmalıdır. Milletimize karşı sorumluluklarımız bu doğrultuda gereken mekanizmaları kurmayı ve işletmeyi gerektiriyor. Amerikalısı Avrupalısı, Çinlisi bu imkana sahipken, 83 milyon Türk vatandaşının sosyal medya terörü karşısında eli kolu bağlı kalmasını kabul edemeyiz. Bu konuda kapsamlı bir hukuki düzenleme üzerinde çalışıyoruz. İnternet ve sosyal medya mecralarının ülkemizde bir an önce hukuki ve mali muhataplık tesis etmeleri için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız."

- "İDARİ VE ADLİ KURUMLARINI HİÇE SAYANLARI BİZ DE HİÇE SAYARIZ"

Hukuki düzenleme tamamlandığında erişim engeli ile adli ve mali yaptırımlar dahil her türlü yöntemin devreye sokulacağını belirten Erdoğan, "Türkiye bir muz cumhuriyeti değildir. Bu ülkenin idari ve adli kurumlarını hiçe sayanları biz de hiçe sayarız." dedi.

"Hukuk devleti ilkesi, demokrasinin vazgeçilmez şartıdır. Asıl bu konuda gerekeni yapmazsak demokrasiye ve hukuka aykırı davranmış oluruz." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Buradan Adalet Bakanlığımıza, Meclis grubumuza ve ilgili tüm kurumlarımıza konuyla ilgili düzenlemenin süratle hazırlanması ve yürürlüğe sokulması çağrısında bulunuyorum. Yasama dönemi bitmeden bu meseleyi halletmiş olacağımızı ümit ediyorum. Artık bu tür konularda 'kim, ne der' yerine 'ülkemizin neye ihtiyacı var' sorusuna cevap arayacağız. Türkiye'ye karşı çifte standart uygulayanları da kendi ilkesizlikleri ve onursuzluklarıyla baş başa bırakacağız."