27 Haziran 2022 Pazartesi / 28 Zilkade 1443

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na sert tepki: Böyle bir kepazeliğe asla izin veremeyiz

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Etik Eğitimi ve Etik Eğitici Yetiştirilmesi İşbirliği Protokolü İmza Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Anamuhalefetin başındaki kişinin kullandığı yöntem demokratik hukuk devletine uygun bir yöntem değildir. Böyle bir kepazeliğe, ahlaksızlığa asla izin veremeyiz' dedi.

AA26 Mayıs 2022 Perşembe 14:35 - Güncelleme:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 25 Mayıs Etik Günü ve Etik Haftası kapsamında düzenlenen "Etik Eğitimi ve Etik Eğitici Yetiştirilmesi İş Birliği Protokolü İmza Töreni"nde konuştu.

Türkiye'ye 2004 yılında kazandırılan önemli kurumlardan biri olan Kamu Görevlileri Etik Kurulunun, kamuda etik kültürünü yerleştirmek gayesiyle yürüttüğü çalışmaları takdirle takip ettiğini dile getiren Erdoğan, kuruluşundan bugüne Kurulda görev yapan tüm üyelere teşekkür etti.

Kamu Görevlileri Etik Kurulunun kurumlarla yaptığı iş birliği protokollerini, çalışmaların yaygınlığı ve etkinliği bakımından önemli gördüğünü ifade eden Erdoğan, kamu görevlilerinin etik kurallara bağlı olarak çalışmasının, tepeden tırnağa toplumun tüm kesimlerine dalga dalga yayılacak sonuçlar doğuracağını vurguladı.

Fransızca kökenli bir kelime olan "etik" kavramını töre veya ahlak ifadeleriyle de karşılamanın mümkün olduğunu anımsatan Erdoğan, "Ahlak, en basit şekliyle iyi ile kötü olan arasında iyiyi tercih etmek, edep ve adap sahibi olmak demektir. Rabb'imiz, nefsine fücurunu da takvasını da vererek yarattığı insanın fıtratını esasen güzel ahlaka meyyal olarak şekillendirmiştir. Bu ölçülerin hayatın her alanı gibi kamuda da korunmasını sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur." diye konuştu.

Erdoğan, Etik Kurulunun bu doğrultuda giderek artan çabalarını Cumhurbaşkanı olarak daima desteklediğini, desteklemeyi sürdürdüğünü belirtti.

- "TÜM DİKKATİMİZİ BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİNE YÖNELTEBİLECEĞİMİZ KRİTİK BİR SÜRECE GİRDİK"

Türkiye'nin, dünyanın en köklü devlet geleneğine sahip ülkelerin başında geldiğine işaret eden Erdoğan, geçen yıllarda tarihinin iddialı yönetim değişikliğini gerçekleştiren Türkiye'nin, bu vasfını geleceğe taşıma iradesine sahip olduğunu da gösterdiğini söyledi.

Ecdadın, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." şiarını hayata geçirme sorumluluğunun en başta kamu görevlilerine ait olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ülkemiz, geçmişte uzunca bir vakit vesayetle, darbelerle, istikrarsızlık ve terör ikliminin zehirlediği yapısal sorunlarla uğraşmak zorunda kalmıştır. Toplumun her kesimi gibi kamuda da kimi zaman ideolojik bağnazlık kimi zaman ahlaki aşınma kimi zaman vurdumduymazlık diyebileceğimiz zafiyetler yaşanmış olabilir ama bu milletin mayası sağlam, bu devletin geleneği güçlü olduğu için hepsinin de zamanla üstesinden geldik. Tüm bu zorlu sınamaların ardından artık tüm dikkatimizi büyük ve güçlü Türkiye hedefine yöneltebileceğimiz kritik bir sürece girdik."

Geçen 20 yılda Türkiye'nin, her alanda olduğu gibi kamu hizmetlerinin kalitesi ve yaygınlığı hususunda da çok önemli mesafe katettiğini vurgulayan Erdoğan, kurumların fiziki altyapılarının geliştirilmesinden mevzuatın hizmet alanlar lehine kolaylaştırılmasına, elektronik devlet uygulamalarından uzlaşma yollarının artırılmasına kadar pek çok reformun hayata geçirildiğini anlattı.

- "ASIRLIK İHMALLERİ VE EKSİKLERİ BU KADAR KISA BİR SÜREDE TELAFİ ETMEK KOLAY OLMADI"

Asırlık ihmalleri ve eksikleri bu kadar kısa bir sürede telafi etmenin kolay olmadığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:

"Demokrasi ve kalkınma yolunda attığımız her adımda nice zorluklarla nice engellerle karşılaştık. Hepsini de hesaba kattığınızda aslında Türkiye'nin bu dönemde nesiller boyunca iftiharla anlatılacak bir başarı hikayesi yazdığını söylemek herhalde yanlış olmaz. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan sosyal desteklere, tarımdan sanayiye her alanda ülkemize kazandırdığımız güçlü altyapı ve kurduğumuz yeni yönetim sistemleri sayesinde çok daha büyük vizyonlara yönelme imkanı bulduk.

Milletimizin devletine olan güveni ne kadar güçlü olursa bu vizyonu hayata geçirme şansımız da o derece yükselecektir. Etik Kurulumuz, milletle devlet arasındaki ilişkinin ahlak, adalet, hakkaniyet ve saygı çerçevesinde yürümesine verdiği katkıyla büyük ve güçlü Türkiye vizyonundaki yerini alacaktır."

- "HER BİR KAMU PERSONELİ GÖREVİNİ HAKKIYLA YERİNE GETİRMEK İÇİN ÇALIŞMAKTADIR"

Türkiye'nin yönetim sisteminde kamu personeli olmanın, uzunca bir süredir belirli kurallara, sınavlara ve süreçlere bağlı yürüdüğünü anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Her bir kamu personeli Anayasa ve yasalar çerçevesinde kendisine verilen görevi hakkıyla yerine getirmek için çalışmaktadır. Bunun dışına çıkarak terör örgütlerinin güdümüne giren veya meşru olmayan yollara yönelenler de yine hukuk eliyle tasfiye edilmektedir. FETÖ'den PKK'ya kadar çeşitli terör örgütleriyle iltisakı yüzünden kamudan ihraç edilen çok sayıda personel oldu. Aynı şekilde hukuk dışı yollara tevessül ettikleri belirlenen her bir kamu personeli için de gereken işlemler, kendi prosedürü içinde yapılmaktadır. Ancak son dönemde giderek sıklaşan bir şekilde ana muhalefet partisinin başındaki zatın, kamu görevlilerine hakaret ettiğini, bürokratları hedef aldığını hatta açıkça tehdit ettiğini görmeye başladık."

- "ANA MUHALEFETİN BAŞINDAKİ KİŞİNİN KULLANDIĞI YÖNTEM, KESİNLİKLE DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİNE UYGUN BİR YÖNTEM DEĞİLDİR"

Kamu görevlilerinin de yaptıkları işlerden dolayı eleştirilebileceğini, kendilerinin de geçmişte vali, hakim, müsteşar, müfettiş gibi pek çok kamu görevlisini hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını düşündükleri iş ve işlemleri sebebiyle tenkit ettiklerini anımsatan Erdoğan, "Evet, yapılan iş ve işlemleri eleştirdik, gerektiğinde hukuk yoluna da başvurduk ama 'Şeriatın kestiği parmak acımaz' diyerek ortaya çıkan iş ve işleme de riayet ettik. Çünkü demokratik hukuk devletinde olması gereken budur." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eleştirerek demokratik haklarını kullandıklarını, iş ve işleme uyarak da hukuka saygılarını gösterdiklerini belirterek, şunları dile getirdi:

"Ana muhalefetin başındaki kişinin kullandığı yöntem, kesinlikle demokratik hukuk devletine uygun bir yöntem değildir. Bu kişi kendisine oy vermedi diye kimi zaman işçiye, kimi zaman çiftçiye, kimi zaman esnafa hakaret ettiği gibi kimi zaman da kamu görevlilerini alenen hedef göstermektedir. Hadi siyasi hırsına verip bu tavrı da anlayışla karşılayalım, peki, verdiği karar için hakimi, yaptığı işlem için polisi, yürüttüğü operasyon için askeri, attığı imza için genel müdürü tehdit etmek ne demek? Devletteki teamüllere zıt bir şekilde, baskın yapar gibi kamu kurumlarının kapısına dayanmak ne demek? Demokraside böyle bir usul olabilir mi, hukuk devletinde böyle bir tarz olabilir mi, devletin teamüllerinde böyle bir yöntem olabilir mi? Asla."

Kamu görevlilerinin etik meselesini konuştukları platformda aynı zamanda kamu görevlilerinin hakkını, hukukunu, onurunu savunmanın da görevleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Buradan açıkça ilan ediyorum; kamu görevlilerimize demokratik hukuk devleti sınırları dışında söz söyleyen herkes, bu devletin de bu milletin de düşmanıdır. Çünkü bu çirkefliğin amacı, devleti işleyemez hale getirmek, dolayısıyla milleti hak ettiği hizmetlerden mahrum etmektir. Böyle bir rezilliğe, böyle bir kepazeliğe, böyle bir ahlaksızlığa asla izin veremeyiz. Kaldı ki bir Cumhurbaşkanının ailesini hedef alarak böyle bir süreci işletmek akıl karı değildir." diye konuştu.

- "HER BİR KAMU GÖREVLİSİNİN YANINDAYIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu görevlilerinin vazifelerini yürütürken tek bakacakları yerin Anayasa ve yasalar olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Hariçten gazel okuyanların naralarıyla bu devlet iş yapmaz, bu devletin memuru da pozisyon almaz. İşini yapan her bir kamu görevlisinin teminatı hukukun ta kendisidir. Biz de memurundan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı'na kadar mesai arkadaşımız olarak gördüğümüz her bir kamu görevlisinin yanındayız. Tüm kamu görevlilerimiz müsterih olsunlar, Türkiye'nin bu tür arkası karanlık operasyonlarla kaybedecek tek bir anı dahi yoktur. Türkiye'nin kendi insanını tehdit eden değil, kendi insanına hizmet eden anlayışla yapılan ahlaklı, ilkeli, üretken siyasete ihtiyacı vardır. Aksi yönde konuşanların ve davranış sergileyenlerin hesabı da hiç şüpheniz olmasın ki kendi mecrasında görülecektir. Biz, kamu görevlilerimizle birlikte ülkemize eser kazandırmak, milletimize hizmet etmek, Türkiye'nin çıkarlarını korumak, kazanımlarını çoğaltmak için daha çok çalışacak, daha çok gayret göstereceğiz. Bu kutlu hedefimizle aramıza kimsenin, hiçbir kifayetsiz muhterisin girmesine de müsaade etmeyeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun diyorum."

Tüm kamu görevlilerinin Etik Haftası'nı tebrik eden Erdoğan, Kamu Görevlileri Etik Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanacak iş birliği protokolünün tüm taraflar için hayırlara vesile olmasını diledi.

Konuşmaların ardından Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Zerrin Güngör, Etik Eğitimi ve Etik Eğitici Yetiştirilmesi İş Birliği Protokolü'nü imzaladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törene katılan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca ve Kamu Görevlileri Etik Kurulu üyeleriyle fotoğraf çektirdi.

Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Özer ve Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Güngör, günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye takdim etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan
  • Cumhurbaşkanlığı Külliyesi
  • Etik Eğitimi ve Etik Eğitici Yetiştirilmesi İşbirliği Protokolü