18 Mayıs 2022 Çarşamba / 17 Sevval 1443

Gözler Türkiye'nin üzerindeydi! ''Tarihi bir fırsat yakaladık''

24 Mart'ta gerçekleşen NATO Liderler Zirvesi'nin Türkiye açısından önemini değerlendiren Prof. Dr. Yıldız Deveci Bozkuş, 'NATO'nun Türkiye'nin jeopolitik ve jeostratejik öneminin farkına varması ve bunu dile getirmesi açısından bu zirvenin tarihi bir fırsat olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca NATO Liderler Zirvesi, Türkiye'nin Batı dünyası ve özellikle de ABD ile patriotlar, S400, F-35, ABD'nin terör örgütlerine yardımı, Ermeni meselesi, F-16'ların modernizasyonu gibi mevcut meselelerin de görüşülmesi açısından tarihi bir fırsat oldu.' şeklinde yorumladı.

AA25 Mart 2022 Cuma 11:56 - Güncelleme:

Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Yıldız Deveci Bozkuş, NATO zirvesini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Brüksel 24 Mart'ta NATO, AB ve G7 liderlerine ev sahipliği yaptı. Olağanüstü toplanan NATO Liderler Zirvesi'ne damgasını Rusya-Ukrayna Savaşı vurmuş olsa da zirveden çıkan sonuçların Rusya açısından pek de caydırıcı olduğu söylenemez.

Zirve aynı zamanda şimdiye kadar üye ülkeler arasındaki çatlaklıklarla gündeme gelen NATO'nun konsolidasyonunu ve Avrupa Birliğindeki fikir ayrılıklarının da ortadan kalktığını göstermesi açısından önemliydi. Bu yönüyle Ukrayna krizinin adeta NATO ve AB içindeki çatlaklıkları kapatan bir çimento vazifesi gördüğünü de söylemek mümkün.

- NATO LİDERLER ZİRVESİ'NDE TÜRKİYE'NİN TUTUMU

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katıldığı bu zirvede liderler kendi aralarında da bir dizi temaslarda bulundu. Aralarında Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İtalya Başbakanı Draghi, Estonya Başbakanı Kallas'ın da yer aldığı bir dizi görüşme yapıldı.

Fransa ve Türkiye'nin arabuluculuk rolü ve birlikte bu rolün ileri taşınması hususu da gündeme geldi. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Türkiye'den sonra en fazla çaba sarf eden ülkelerden olan Fransa'nın, hem arabuluculuk hem de Rusya'ya yönelik yaptırımlara Türkiye'nin de dahil olması beklentisi bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zirvede acil olarak savaşın barışçıl yollarla çözümünün gerekliliğini bir kez daha tüm NATO liderlerine anlatarak, bu konuda Türkiye'nin attığı adımların Batılı ülkeler tarafından da desteklenmesi gerektiğine vurgu yaptı. Bu yönüyle NATO Liderler Zirvesi'nde Türkiye'nin jeopolitik ve jeostratejik önemi ile bölgedeki kilit rolü de bir kez daha ön plana çıktı. Türkiye zirvede, sürecin en başından itibaren Ukrayna'nın toprak bütünlüğünden yana bir tavır sergilediğini dile getirerek, benzer bir tavrın diğer muhataplar tarafından gösterilmediği için bugün bu savaşın yaşandığına da işaret etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu, Kırım'ın ilhakını tanımayarak bu tavrı sürdürdüğünü ve bu konuda ilkeli bir politika izlediğini muhataplarına bildirdi, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın insani boyutuna dikkat çekti. Savaşın yıkım ve insani trajedilere neden olduğuna işaret eden Erdoğan, bu savaşta Türkiye'nin "yapıcı ve karşılıklı güvene dayalı bir iletişim" için çaba sarf ettiğinin altını çizdi. Zirvede Türkiye'nin özellikle de coğrafi ve jeopolitik önemine de vurgu yapıldığı söylenebilir. Ancak daha da önemli olan husus; Türkiye'nin Montrö kapsamındaki yetkilerini Karadeniz'deki gerilimi düşürmek amacıyla kullandığına olan takdirdir.

- TÜRKİYE AÇISINDAN ZİRVENİN ÖNEMİ

Türkiye zirve öncesinde MGK'de de bu konuyu gündeme almış, özellikle barış ve istikrarın sağlanması için başta Montrö olmak üzere Antalya Diplomasi Forumu ve daha pek çok açıdan ciddi bir çaba sarf ettiğini net bir şekilde ortaya koymuştu. Bu nedenle bu zirve, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona ermesi hususunda ortaya koyduğu barışçıl tutumunu NATO üyelerine anlatma açısından önemliydi.

Öte yandan NATO Liderler Zirvesi, Türkiye'nin Batı dünyası ve özellikle de ABD ile patriotlar, S400, F-35, ABD'nin terör örgütlerine yardımı, Ermeni meselesi, F-16'ların modernizasyonu gibi mevcut meselelerin de görüşülmesi açısından tarihi bir fırsat oldu.

Ayrıca müttefikler arasındaki ambargoların ortadan kaldırılması hususu da Türkiye tarafından dile getirildi. NATO'nun Türkiye'nin jeopolitik ve jeostratejik öneminin farkına varması ve bunu dile getirmesi açısından bu zirvenin tarihi bir fırsat olduğunu söylemek mümkün. Türkiye'nin Ukrayna krizinde müzakerelerde kabul edilen taraf olması, barışa dair çabaları ve arabuluculuk konusundaki mekik diplomasisinin ve taraflarla olan eşit mesafe ve iletişiminin de Batı'da övgüyle karşılanması bu önemin en belirgin kanıtı. Özellikle de Wendy Sherman'ın ziyaretiyle başlayan ve daha sonra dünya liderleri Biden, Miçotakis, Herzog, Scholz, Rutte gibi liderlerle devam eden diplomasi trafiğini de bu kapsamda değerlendirmek mümkün.

Zirvede Türkiye ile ilgili bir diğer önemli husus da Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Türkiye'nin arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık konusundaki çabalarının takdir edilmiş olmasıdır. Bu konuda Türkiye'nin Suriyeli mültecilerin yanı sıra Ukraynalı mültecilere de ev sahipliği yaptığından övgüyle bahsedildi. Bu yönüyle Türkiye'nin çok taraflılık politikasının zirvede olumlu bir şekilde karşılık bulduğunu söylemek mümkün.

- ZİRVEDE ÖNE ÇIKAN DİĞER BAŞLIKLAR

Zirvede öne çıkan diğer hususlar arasında Ukrayna'ya gönderilecek askeri yardımlar, silah, mühimmat ve ekonomik destekler de bulunuyor. Stoltenberg'in zirvenin ardından Ukrayna'nın NATO'ya üyeliği hariç her konuda kendilerine destek vereceklerini belirtmesi bunun en somut kanıtı.

NATO Liderler Zirvesi'nde Rusya'ya yönelik yeni yaptırımların hayata geçirilmesi konusu da gündeme alındı. Yeni yaptırımlarla Rusya'nın bölgedeki ilerleyişi durdurulmaya çalışılsa da Rusya'nın sürece ve savaşa yeni ülkeleri de dahil ederek konuyu küreselleştirmeye devam edeceğini söylemek mümkün. Bu noktada Belarus'un sürece giderek daha fazla dahil olmasının da NATO zirvesinde rahatsızlıkla karşılandığını ve yaptırımlara dahil edilebileceği öngörülüyor.

Zirvede Ukrayna'nın korunması için NATO üyesi ülkelerin daha aktif rol alması konusunda da net mesajlar verilirken, özellikle NATO üyesi ülkeler tarafından insani yardımların arttırılacağı hususu da dile getirildi.

NATO Zirvesi'nde Doğu Avrupa ve Baltık bölgesinde askeri ve güvenlik tedbirlerinin artırılması hususu da gündeme geldi. Özellikle olası bir nükleer saldırı konusunda nasıl bir yol haritası izleneceği hususlarının gündeme gelmesi ise üye ülkeler arasında savaşın dünyada küresel bir kaygıya yol açtığı şeklinde yorumlanabilir.

Zirveye katılan Zelenskiy ise NATO'dan Ukrayna'ya daha fazla destek isterken özellikle dünyanın bu savaşı durdurmasını, aksi halde Ukrayna'nın sadece bir başlangıç olacağını ve savaşın her tarafa sıçrama ihtimaline dikkat çekti. Bu yönüyle Ukrayna'nın zirveden anlamlı bir sonuç çıkmasını beklediği ancak beklentilerinin pek de karşılanmadığı söylenebilir.

Sonuç olarak; Ukrayna gündemiyle toplanan NATO Liderler Zirvesi'ne Rusya'ya yönelik yaptırımların dozunun arttırılması, yaptırımlara tüm dünyanın dahil olması ve Ukrayna'nın askeri anlamda desteklenmesi damga vurdu.

Rusya'nın da nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlarla ilgili tehdidinin zirvede bir karşılık bulduğu anlaşılıyor. Kitle imha silahlarının konuşulması, denizden atılacak füzelerin Ukrayna'ya temini konularının da gündeme gelmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ukrayna'ya silah yardımının aslında Ukrayna üzerinden Rusya'yı yıpratma amacına hizmet ettiği de unutulmamalı. Kitle imha silahları tehdidinin olduğu böylesi hassas bir dönemde Batı dünyasından, Rusya'yı bu silahları kullanma ihtimalinden caydıracak adımlar atması beklenirken, Batı'nın tam tersi şekilde süreci körükleyen bir tutum sergilediği görülüyor. Bu nedenle bu adımlar barış çabalarını da zedeleme ihtimali barındırıyor.

Unutulmamalıdır ki; Karadeniz'deki bu savaş enerji, ticari, güvenlik ve daha pek çok açıdan en fazla Türkiye'yi etkiliyor. Başta bölgeye paralı askerlerin getirilmesi olmak üzere bu tür adımların da kısa ve uzun vadede tüm dünyayı etkileyeceği göz önünde bulundurulduğunda Batı'nın da Türkiye ile benzer bir barışçıl tutum izlemesi hem herkesin yararına olacak hem de bölgede bir nebze de olsa tansiyonu düşürecektir.

Siber saldırılar, nükleer, kimyasal ve biyolojik silahların konuşulduğu bir dönemde yapılan bu zirvede ayrıca Çin'in, Rusya'ya ekonomik ve askeri anlamda destek vermemesi gerektiğine de dikkat çekildi. Bir diğer önemli husus da NATO'nun ittifakın her karış toprağını savunacağına dair yapılan açıklamadır. Bu da Ukrayna'nın NATO'ya dahil edilmeyeceğinin en somut açıklaması olarak yorumlanabilir.

[Prof. Dr. Yıldız Deveci Bozkuş, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesidir]