20 Ağustos 2022 Cumartesi / 23 Muharrem 1444

Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş: Paralel Yapı ile mücadelede yeni bir safhaya geçildi

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş: MGK'nın tavsiye kararıyla birlikte paralel yapı ile mücadelede yeni bir safhaya geçilmiştir. Paralel Devlet Yapılanması ilk kez MGK toplantısında tavsiye kararı olarak, bir terör örgütü olarak nitelendirilmiş ve bundan sonraki mücadelenin ana çerçevesi de bir terör örgütüyle mücadele şekline getirilmiştir. Dolayısıyla bunun gerektirdiği her şey hem hükümet hem gerekli yargı birimleri tarafından yerine getirilecek, uygulama aksatılmadan sürdürülecektir.

AA30 Mayıs 2016 Pazartesi 07:00 - Güncelleme:
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Çankaya Köşkü'nde, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

65. Hükümet'in ikinci Bakanlar Kurulu toplantısının yapıldığını belirten Kurtulmuş, çok kısa bir süre içerisinde kuruluşunu tamamlayarak, çalışmalarına büyük bir hızla başlayan 65. Hükümet'e başarılar diledi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şunları söyledi: "Cenab-ı Allah mahcup etmesin. İnşallah bütün alanlarda hükümet programında ortaya koyduğumuz tekliflerimizi ve çalışma programımızı gerçekleştirmek mümkün olur. 65. Hükümet hızla kuruldu, ilk toplantısını geçen hafta Beştepe'de, Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yaptı, arkasında da dün itibarıyla, 'Fetih Günü'nde, 29 Mayıs'ta TBMM'de güvenoyu alarak, resmen vazifesine başlamış oldu. TBMM'ye eksiksiz bir şekilde gelerek 65. Hükümet'e güvenoyu veren, AK Parti milletvekillerine, onların iradesiyle gerçekleşen milli iradeye ve parlamentoda bu görüşmelere katılan diğer bütün partilerden milletvekillerine teşekkürlerimizi bir borç olarak ifade etmek istiyorum. Hayırlı uğurlu olsun."

65. Hükümet'in, "Bir reform, atılım ve icraat hükümeti" olarak isimlendirilebileceğini anlatan Kurtulmuş, hükümetin beş temel vazifesinin bulunduğunu, hükümet programının da bu beş maddeyle özetlenebileceğini kaydetti.

Bu hükümet programıyla Türkiye ekonomisinde yeni bir döneme geçildiğini aktaran Kurtulmuş, "Türkiye ekonomisi bir faz değişimini gerçekleştirecek. 2023 hedeflerinin gerçekleşmesi bakımından son derece aktif, yatırıma, istihdama, ihracata, yüksek teknolojilere, alın terine, emeğe değer veren, buna gerçekten öncelik sağlayan bir programla Türkiye, üreten bir ekonomiye sahip olacak. Türkiye, 65. Hükümet zamanında bir üretim devrimi gerçekleştirecek, bu anlamda da dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisi olma hedefine hızlı bir şekilde yürüyecektir." diye konuştu.

Hükümetin ikinci önceliğinin "Terörün sona erdirilmesi" olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Memleketin içinde bulunduğu şartlar, milletin bizden beklentileri göz önünde bulundurulursa, TBMM'nin ortaya koyduğu irade de göz önüne alınırsa, bizden beklenen, Türkiye'de maalesef vatandaşlarımızı hayattan koparan, Türkiye'nin her tarafını etkileyen bu terör belasını, en kısa zamanda bütün imkanlarımızı kullanarak sona erdirmek ve memleketimizden yeniden barış ve esenliği sağlamaktır." ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, hükümetin üçüncü önemli önceliğini ise şöyle anlattı: "Yeni anayasayı yapmak, bu çerçevede Türkiye'de yeni bir yürütme sisteminin tartışılmasını sağlamak, başkanlık sistemi başta olmak üzere anayasal reform içerisinde düşünülen, milletle paylaşılan hususları gündeme getirmek ve sadece yeni anayasa değil, Türkiye'de söz verilen siyasal reformları da tamamlamak."

"Dış politikada yeni sorunlar ve giderek ağırlaşan tablo karşısında sorunları çözecek yeni perspektifleri geliştirmek ve bunları uygulamaya koyabilme" konusunun da dördüncü öncelik olarak görüldüğünü ifade eden Kurtulmuş, beşinci başlık konusunda şu açıklamalarda bulundu: "Toplumsal bütünlüğü sağlayarak bu memlekette farklı inanç ve mezheplerden, farklı etnik kökenlerden, toplumsal kesimlerden vatandaşlarımızın hepsinin kendisini özgür, eşit ve birinci sınıf yurttaş olarak hissettiği bir Türkiye'nin kuruluşunu tamamlamaktır. İnşallah bu ana çerçevelerde temerküz edecek eylem planlarımız çerçevesinde 65. Hükümet kendisine sunulan güvenin gereğini yerine getirecek ve başarılı bir şekilde bu çalışmaları sürdürecektir."

 
Bakanlar Kurulunda önemli konuların gündeme geldiğini ifade eden Kurtulmuş, bunlardan bir tanesinin özellikle terör örgütüne yönelik operasyonların tamamlandığı ilçelerde ve yerleşim yerlerinde öngörülen çalışmaların gözden geçirilmesi olduğunu söyledi.

Bu çerçevede Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki'nin kurula sunum yaptığını aktaran Kurtulmuş, şunları kaydetti: "İlçe ilçe bu sunumlar gerçekleştirildi. Buradaki tahribat, yıkılan evler, yeniden onarılacak olan evler, sağlıklı yapılaşmanın sağlanması, sokak sağlıklaştırmalarının yapılması, altyapının, su ve kanalizasyonun yeniden yapılması, imar ve inşa alanındaki bütün faaliyetlerin yeniden planlandığı bir süreçle karşı karşıyayız. Sur, Silopi, Cizre, İdil ve Yüksekova ilçelerinde ortaya çıkan tablo detaylarıyla masaya yatırıldı. Bu 5 ilçede, yıkılan toplam bina sayısı 6 bin 320'dir. Bunları daire ölçeğinde düşünürsek yaklaşık 11 bin birimdir. Bu yapıların yıkılması ve onarımıyla ilgili süreçte öngörülen toplam maliyet ise 855 milyon lira civarındadır. Yani 1 milyara yakın bir miktarın sadece bu 5 ilçedeki yeniden yapılanma sürecinde harcanacağı açıkça görülüyor."

Kurtulmuş, yeniden yapım ve onarım sürecinde, var olan imar planlarına ve tarihsel yapıların korunmasına azami dikkat edeceklerini vurguladı.

Bütün ilçelerde yeniden imar veya birtakım kamulaştırma faaliyetlerinin, kurulacak ofisler vasıtasıyla, vatandaşların rızası üzerine yapılmasının, çalışmaların esasını oluşturduğunu ifade eden Kurtulmuş, zorla, "biz yaptık oldu" anlayışıyla değil, vatandaşların rızasını alarak yeniden bir imar ve inşa faaliyetinin gerçekleştirileceğini dile getirdi.

- Birlik, Huzur ve Demokrasi Eylem Planı

64. Hükümet döneminde açıklanan Birlik, Huzur ve Demokrasi Eylem Planı'nın aynen uygulanmaya devam edildiğine dikkati çeken Kurtulmuş, sözlerine şöyle devan etti: "Bu 80 maddelik eylem planıyla ilgili bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşların yaptıkları icraatları haftalık olarak takip ediyor, onlar üzerinden koordinasyonu sağlamaya devam ediyoruz. Bu 80 eylem planının 34 tanesi tamamen bitmiştir. Adalet, Çevre ve Şehircilik, Aile ve Sosyal Politikalar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarına kadar çok sayıda bakanlığın bu eylem planında sorumlulukları vardır. İnşallah bu eylem planı içinde meseleyi sadece terörle mücadele değil ayrıca terörle mücadelenin bittiği yerde de yeniden imar ve inşa faaliyeti olarak gördüğümüzü bir kez daha ifade etmek istiyorum. Ayrıca terörle mücadele konusunda gelinen nokta da değerlendirildi. Hem şehirlerde hem de kırsal alandaki terörle mücadelenin gözden geçirildiği bir toplantıyı gerçekleştirmiş olduk." ifadelerini kullandı.

- Vize serbestisi

Bakanlar Kurulunda Avrupa Birliği (AB) Bakanı Ömer Çelik'in de sunum yaptığını belirten Kurtulmuş, vize serbestisi üzerinden AB ile uzun zaman devam eden müzakere sürecine değindi.

Bu konuda Türkiye'nin üzerine düşen sorumlulukların aşağı yukarı tamamını gerçekleştirdiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Geride kalan 3-4 madde oldu. Bunlarla ilgili de çalışmalarımız devam ediyor. Buradaki irademizin sağlam olduğunu, meseleyi ciddi bir şekilde ele aldığımızı bir kez daha teyit etmek isterim. Türkiye'nin bu ciddiyeti ve meseleye sağlam bir iradeyle yaklaşmasının hiçbir şekilde istismar edilmemesini temenni ederiz. Bir mızıkçı anlayış içerisinde, Türkiye'nin vize serbestisine yaklaştığı noktalarda, bu meseleyi geri bıraktırma, bu meseleyi tehir etmek için Avrupa'dan bazı siyasetçilerin içine girmiş olduğu tavırları, davranışları anlamadığımızı, bu söz ve tavırları uygun bulmadığımızı da ifade etmek isterim." dedi

Kurtulmuş, Ömer Çelik ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans’ın hafta sonu Antalya’da yaptığı yaptığı görüşmenin, Bakanlar Kurulunda gündeme geldiğini, görüşmelerde ilerleme sağlanabilmesi için önümüzdeki hafta teknokratlar düzeyinde AB ile Türkiye arasındaki toplantıların sürdürülmesine karar verildiğini anımsattı.

Çelik, Çavuşoğlu ve Timmermans arasındaki üçlü görüşmelerin devam etmesinin kararlaştırıldığını dile getiren Kurtulmuş, AB Bakanı Çelik'in önümüzdeki günlerde Brüksel’e giderek ilave görüşmelerde bulunacağını söyledi.

Kurtulmuş, çok hızlı bir şekilde çalışmaya başlayan 65. Hükümet'in, önündeki programı ciddi şekilde yerine getireceğini, millete verdiği söze ve TBMM’de kendisine verilen güvenoyuna layık olmaya çalışacağını dile getirdi.

PARALEL YAPI İLE MÜCADELE

"MGK toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamada Paralel Devlet Yapılanması için 'terör örgütü' ifadesi kullanıldı. Sayın Cumhurbaşkanı'nın da bazı açıklamaları var, hükümete dönük tavsiye kararı alındığı şeklinde. Bu tavsiye kararı doğrultusunda ne gibi adımlar atılacak?" sorusu üzerine Kurtulmuş, Paralel Devlet Yapılanması'nın daha önceki MGK toplantılarında "legal görünümlü illegal yapılanma" olduğunun altının çizildiğini hatırlattı.

Kurtulmuş, daha önceki toplantılarda Paralel Devlet Yapılanması ile ilgili olarak da "devlet olarak topyekun mücadelenin esas alındığı"nın ifade edildiğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "MGK'nın tavsiye kararıyla birlikte paralel yapı ile mücadelede yeni bir safhaya geçilmiştir. Paralel Devlet Yapılanması ilk kez MGK toplantısında tavsiye kararı olarak, bir terör örgütü olarak nitelendirilmiş ve bundan sonraki mücadelenin ana çerçevesi de bir terör örgütüyle mücadele şekline getirilmiştir. Dolayısıyla bunun gerektirdiği her şey hem hükümet hem gerekli yargı birimleri tarafından yerine getirilecek, uygulama aksatılmadan sürdürülecektir." diye konuştu.

"IŞİD ile mücadele noktasında Türkiye'nin ABD'ye, Türkiye üzerinden Cerablus harekatı teklif ettiğini öğrendik. Bu harekatın detaylarını paylaşır mısınız?" sorusu üzerine Kurtulmuş, harekatın detaylarını paylaşamayacaklarını belirtti.

Kurtulmuş, Suriye'de sahada her gün yeni bir oyun olduğunu, bu oyunların önemli kısmının da Türkiye'yi rahatsız eden noktaya geldiğini vurguladı.

Kilis'e atılan roketleri, bombaları hatırlatan Kurtulmuş, Türkiye'ye karşı faaliyet gösteren PYD benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerini geliştirdiğini söyledi.

Türkiye'nin kendi sınırlarının, toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasını birinci öncelik olarak kabul ettiğini dile getiren Kurtulmuş, "Özellikle Mare-Careblus hattı Türkiye'ye karşı saldırıların korunabilmesi için hayati bir hat olarak belirlenmiştir. Bu hem stratejik hem askeri olarak böyledir. Dolayısıyla bu hattın korunması, bu hatta Türkiye'yi doğrudan hedef alan birtakım terör örgütlerinin hareketli olmamasını sağlamak için Türkiye üzerine ne düşüyorsa yapmakta kararlıdır. Bu anlamda da Mare-Cerablus hattı içerisinde IŞİD'in durdurulması ve diğer terör örgütlerinin durdurulması da önceliklerinden birisidir." değerlendirmesini yaptı.

- "Terörle mücadelede ne gerekiyorsa yapacağız"

"Terörle mücadelede yeni bir operasyonel mücadele yönteminin belirleneceği konusunda detayları öğrenebilir miyiz? Özellikle PKK'ya yönelik mücadelede yeni bir sistem oluşturulacağı belirtildi." sorusuna Kurtulmuş, şu yanıtı verdi: "Terörle mücadele Türkiye'nin sadece bir tek örgüte karşı yürüttüğü bir mücadele değildir. Sınırlarımızın içerisinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da maalesef şehirlerin yeniden özgürleştirilmesi, barış ve esenlik ortamına kavuşması için bir dizi operasyonlar yapılıyor. Ayrıca sadece şehirler değil kırsal alanlarda da halkımıza zarar verecek terör faaliyetlerini sürdürenlere karşı da son derece kararlı, ciddi bir mücadelenin de verildiğini biliyoruz. Bu mücadelenin zaman zaman neyi gerektiriyorsa o şekilde hareket etmesi gereken öncelik sıralaması olduğunu ifade edeyim. Ancak terörle mücadele gibi ciddi bir konuda hangi meselenin nerede, ne şekilde uygulanacağını takdir edersiniz ki bunu medya üzerinden konuşmak, birtakım köşe yazıları, haberler üzerinden konuşmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Ciddi bir iştir. Her gün çok sayıda şehit verdiğimiz bir mücadele ortamındayız. Her gün şehirlerimize, sivillere karşı saldırıların olduğu bir mücadele ortamındayız. Dolayısıyla 'Şimdi şunu yapacağız, bunu yapacağız' gibi bu konuyla ilgili medya üzerinden konuşmanın doğru ve sağlıklı olmadığını düşünüyorum."

Sadece tek bir terör örgütü olmadığını, eş zamanlı canlı bombaları kullanarak Türkiye'de yakın zamanda çok sayıda insanın ölmesine neden olan organize terör örgütleri bulunduğunu hatırlatan Kurtulmuş, terörle mücadelede ne gerekiyorsa kırsal alanda, köyde, şehirlerde yapacaklarını bildirdi.

- "Sektörden gelen talepler göz önüne alınarak gerekli her türlü adım atılır"

"Putin, 'Türkiye ile ilişkileri iyileştirmeye hazırız ancak Ankara adım atmalı' dedi. Ankara'dan nasıl bir adım gelecek?" sorusunu da yanıtlayan Kurtulmuş, "Rusya ile ilgili uçak krizi ortaya çıktığından beri sürekli olarak şunu söyledik, 'Ne Türkiye Rusya'yı gözden çıkarabilir ne Rusya Türkiye'yi gözden çıkarabilir'. Çünkü Türkiye ve Rusya bu bölgede, bu coğrafyada iki kadim komşudur, zaman zaman rakiptir, zaman zaman dostluk içerisinde olmuş, her alanda da ilişkilerini geliştirmiş olan iki ülkedir." dedi.

Kurtulmuş, Suriye'deki fiili savaştan kaynaklanan durum dolayısıyla Türkiye ile Suriye ilişkilerinin gerildiğini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere olayın ardından şunu ifade ettik, 'Uçağın vurulma anında zaten uçağın kimliği bilinmiyordu, eğer kimliği bilinseydi böyle olmazdı' dedik. Tüm bunları göz önünde bulundurursak, Türkiye bile bile, kasten bu uçağın düşürülmesi meselesi içerisinde yer almamıştır. Bu, oradaki sıcak ortamın gereğidir. Çeşitli defalar yapılmış uyarıların sonucudur. Uçağın düşürülme anında da Türkiye uçağın kimliğini bilmediğini resmi olarak en üst düzeyden ifade etmiştir. Dolayısıyla ben Rusya tarafının da bu meseleyi daha fazla uzatmasının Rusya'ya bir fayda sağlamayacağı kanaatindeyim. Türkiye kendi sınırlarını, egemenliğini korumak için angajman kuralları içerisinde o günkü şartlarda gereğini yerine getirmiştir. Ama keşke böyle bir durum, gerilim ortaya çıkmasaydı. Keşke Rus uçakları Suriye'deki iç savaşın tarafı olarak bu savaşa müdahale etmeselerdi."

Türkiye-Rusya ilişkilerinin kısa süre içerisinde yeniden tamir edilebileceğini, iki ülke arasında aşılmaz, çözülmez engeller olmadığını dile getiren Kurtulmuş, en kısa zamanda iki komşu ülkenin, arasındaki bu sorunu diyalog yoluyla çözmesini ümit ettiğini ifade etti.

Turizm konusunda ise geçmiş hükümetlerde aldıkları kararların ve eylem planlarının uygulanmaya devam edileceğini aktaran Kurtulmuş, "Turizm eylem planımızla ilgili olarak orada da eğer eksiklikler varsa, ilave bazı tedbirler almamız gerekiyorsa Kültür ve Turizm Bakanımız bunu gündeme getirir. Sektörden gelen talepler göz önüne alınarak gerekli her türlü adım atılır" dedi.

"Almanya Parlamentosunda perşembe günü, Ermeni soykırımı iddialarını yansıtan tasarının oylamaya açılması bekleniyor. Bu konuda beklenen sonuç gelmezse, Türkiye'nin tavrı ne olacak?" sorusu üzerine Kurtulmuş, 1915 yılındaki olaylarda o sırada çok sayıda insanın öldüğünü belirtti. Kurtulmuş, o sırada ölen insanların tamamı, ister Müslüman ister Ermeniler olsun herkesin Osmanlı cihan devletinin vatandaşları olduğunu vurgulayarak, "Bir kere daha 1915 olaylarında hayatını kaybeden Osmanlı cihan devletinin vatandaşları için taziyelerimizi ifade ederiz." diye konuştu.

"Aradan bir asır geçtikten sonra, yeniden bir asır önceki hesabı kurcalamak için, o hesabı, o defteri karıştıranları da anlamanın mümkün olmadığını" belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti: "1915'teki olayların ne olduğu, ne şekilde cereyan ettiği, hangi saiklerle o noktalara gelindiğinin tespiti ve bu konuda söz söyleme, parlamentoların vazifesi değildir. Bu konuda hiçbir parlamentonun söyleyeceği söze hiç kimse itibar etmez. Bunu, sadece Türkiye olarak söylemiyorum. Dünyada hiçbir kimse, hangi parlamento hangi konuda ne karar aldı diye bunu merak etmez. Parlamentoların vazifesi tarihi olaylar üzerinden eski defterleri karıştırıp, eski günlerdeki birtakım kirli hesapları bugün önümüze sermek değildir.

Parlamentoların, daha doğrusu ülkelerin vazifesi, eğer samimiyseler, ellerinde avuçlarında ne bilgi, belge varsa bunları tarihçilere, araştırmacılara sunmak ve tarihçilerin, araştırmacıların bilimsel tarafsızlık içerisinde 1915 olaylarının aydınlanmasına destek olmaktır. Bu kadar. Hiçbir parlamentonun bundan başka görevi yoktur, bundan başka ortaya koyacağı herhangi bir sözü, itibarı da kıymeti de değeri de yoktur."

- "Almanya, Türkiye ile olan ilişkilerine dikkat göstermeli"

Almanya'nın Türkiye için dost ve müttefik bir ülke olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Çok sayıda Türkiye kökenli vatandaşımızın orada yaşadığı, önemli bir kısmının da çifte vatandaş yani hem Alman hem Türk vatandaşı olarak yaşadığı bir ülkede, Almanya'nın Türkiye ile olan ilişkilerine dikkat göstermesi gerektiğini ifade etmek isterim." ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye-Almanya ilişkileri, Birinci Dünya Savaşı'ndan itibaren devam eden, dostluk ve müttefikliğin ötesinde halkların da iç içe geçmiş olduğu son derece samimi, son derece yakın, sosyolojik bir ilişkidir. Bu ilişkiyi, üç beş tane politikacının hatırını yapmak için Alman parlamentosunun yıkacağını zannetmiyorum. Eğer böyle bir şey yaparlarsa, bizim için hiçbir ilmi değeri olmayan bir metinden ibaret olur, hiçbir kıymeti olmayan bir metinden ibaret olur. Başka parlamentolar bu tür karar aldıklarında ne yaptıysak, aynısını yapar yolumuza devam ederiz."

- "ABD'nin bu hatasından döneceğini ümit ediyoruz"

"ABD askerlerinin Suriye'de YPG armasıyla görüntüleri yansıdı kamuoyuna. Cumhurbaşkanın eleştirileri oldu. ABD'den farklı eleştiriler geldi. Bu görüntüler sonrasında Türkiye ile Amerika arasında bir temas oldu mu, ilişkileri nasıl etkiledi?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şu açıklamada bulundu: "Amerika Birleşik Devletleri askerlerinin YPG armasıyla sahada görülmesi, gerçekten rencide edicidir, dostluk ilişkisine zarar vericidir. Türkiye'nin Amerika Birleşik Devletleri ile özellikle NATO kapsamında sürdürmüş olduğu dostluk kurallarıyla da bağdaşır bir görüntü değildir.

Türkiye'ye birinci derecede zarar veren ve Türkiye'nin birinci derecede bir terör örgütü olarak benimsemiş olduğu bir örgütün armasını, şu ya da bu şekilde Amerikan askerlerinin kullanması dostluk ve kabili telif değildir. Amerika Birleşik Devletleri'nin bu hatasından döneceğini ümit ediyoruz. Kaldı ki Amerika Birleşik Devletleri'nin şu andaki Suriye senaryosundaki geçici birtakım hesaplar yüzünden, geçici birtakım ihtiyaçlar yüzünden Türkiye gibi çok sağlam bir müttefikini rencide edecek bir tavrı sürdüreceğine de ihtimal vermiyoruz."

- "Türkiye'nin ufkunda hiçbir şekilde erken seçim yoktur"

Başkanlık sistemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, Hükümet'in öncelikli adımlarından birinin yeni anayasa başta olmak üzere siyasal reformların tamamlanması olduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, bu konuda da talebin millete ait olduğunu belirterek, "Türkiye'de yeni bir anayasa, 1980 darbesinden beri, hatta 1982 Anayasası'nın kabul edildiğinin ertesi gününden itibaren konuşuluyor. Dolayısıyla, yeni anayasa teklifi içerisinde Türkiye'nin daha etkin bir yönetim sistemine kavuşması için nelerin olması gerektiğini, bütün partiler ortaya koysun, bu görüşleri halkla paylaşsın, seçmenleriyle paylaşsın ve Türkiye'de kamuoyunun da gerçekten içinde olduğu bir Anayasa ve başkanlık sistemi tartışması olsun. Bizim baştan beri istediğimiz bu. Dolayısıyla, böyle bir talep ve böyle bir siyasi irade var." ifadesini kullandı.

Bu siyasi iradenin, halkın iki kişisinden birinin oyunu almış olan bu iradenin halka vermiş olduğu sözlerin de var olduğuna işaret eden Numan Kurtulmuş, 'Biz seçim öncesinde bu sözleri vermiştik, şimdi unuttuk' denilemeyeceğini belirtti.

Kurtulmuş, "Ancak bu, siyasette şartların gereği, atılan adımlarla gerçekleştirilir. Dolayısıyla, biz en kısa zamanda bu meseleyi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne getirmek isteriz. Bu şartların hem Mecliste oluşması, hem Türkiye kamuoyunda oluşması için gerekli çalışmaları yaparız. Ümit ediyorum ki tabii bugün getiririz, şu gün getiririz gibi bunu söylemek şu anda mümkün değil ama en kısa zamanda bizim başkanlık sistemi ile ilgili teklifimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilecektir." diye konuştu.

Türkiye'nin önünde bir erken seçim olup olmadığının sorulması üzerine de Kurtulmuş, "Türkiye'nin ufkunda falan hiçbir şekilde bir erken seçim yoktur. Bunu konuşmak, bir kere öncelikle milletin iradesine saygı göstermemek olur. Daha şurada seçimin mürekkebi yeni kurudu. Dolayısıyla, bu kadar taze bir parlamentonun hemen erken seçimi konuşmasını doğru bulmayız" yanıtını verdi.

-"Türkiye'nin bu anlaşmaya 'evet' demesi çok kolay gözükmüyor"

Bir gazetecinin, "İsrail ile ilişkilerde yumuşama sürecine girilmişti, karşılıklı görüşmeler gerçekleştirilmişti. Kısa süre içinde de somut bir olumlu adım atılması bekleniyordu. Son durum nedir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda Türkiye'nin üç ön şart koyduğunu anımsattı. Kurtulmuş, bunların ikisinin gerçekleştiğini belirterek, Mavi Marmara şehitlerine tazminat ödenmesi konusunda İsrail'in gerekli kararını verdiğine dikkati çekti.

Üçüncü şartın da Türkiye için çok önemli olduğuna işaret eden Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu: "İnsanlar Mavi Marmara ile oraya giderek hayatlarını tehlikeye atıp, orada insani yardımları ulaştırmak için boşuna bir gayretin içerisinde olmadılar. İsrail'in Gazze Şeridi'nde yaşayan masum insanlara karşı sürdürdüğü son derece haksız, uluslararası hukuku ayaklar altına alan, hatta insanların onuruyla bağdaşmayacak bir ablukanın olduğu da söz konusu.

Bizim üçüncü teklifimiz de bu ablukanın azaltılması ya da bu ablukanın bütünüyle ortadan kaldırılması. Bununla ilgili görüşmeler devam ediyor. Türkiye'nin tekliflerinin bir kısmı masada duruyor. Eğer bu konu hafifletilip, bu abluka ya da ambargo meselesi denilen bu mesele en azından orada yaşayan insanların yaşamını kolaylaştıracak bir hale dönmeden, Türkiye'nin bu anlaşmaya 'evet' demesi çok kolay gözükmüyor. Dolayısıyla, üçüncü maddenin gerçekleşmesi için görüşmeler yapılıyor. Olumlu mesafelerin alındığını belirtmek isterim. Ümit ederiz ki Gazze halkının yaşamış olduğu bu gayri insani, gayri hukuki ambargo da en kısa sürede bitmiş olur."

- "Kulis konuşmalarına göre hareket edilemez"

Kurtulmuş, yargı başkanlarının, Cumhurbaşkanı'nın programına katılmasıyla ilgili bir soru üzerine, işin neden bu kadar siyasallaştırıldığını anlamanın güç olduğunu aktardı.

Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı makamının devletin birliğini temsil ettiğini belirtti. Yargı başkanlarının, Cumhurbaşkanının bulunduğu bir toplantıya katılması ya da Cumhurbaşkanıyla sivil bir ortamda bulunmalarının hiçbir şekilde yadırganacak bir husus olmadığına değinen Kurtulmuş, "Cumhurbaşkanı ne bu toplantılarda onların yargı faaliyetlerine müdahale etmiştir ne de bu insanlar Cumhurbaşkanımızla birlikte çay bahçesinde çay toplama faaliyetine katıldıkları zaman yargı bağımsızlıklarını ihlal etmişlerdir. Son derece normal, son derece insani bir durum vardır. Yargının herhangi bir yargılamasıyla ilgili 'şöyle yapın' demiyor. Herhangi bir mahkeme toplantısına katılmıyor" dedi.

Kurtulmuş, olayın bu şekilde anlaşılmasının yanlış olduğunu, ortada yargı bağımsızlığını ihlal eden bir mesele olmadığını bildirdi.

Milli Güvenlik Kurulu'nda, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın görevden alınacağı konusunun konuşulduğu iddialarına ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, MGK'da böyle bir konunun gündeme gelmediğini ifade etti.

Kurtulmuş, MİT Müsteşarı Fidan'ın Milli Güvenlik Kurulu toplantısına başından sonuna kadar katıldığını belirterek, kulis konuşmalarına göre hareket edilemeyeceğini kaydetti.