25 Şubat 2021 Perşembe / 13 Recep 1442
Gece modu

Korkmaz Karaca'dan Kılıçdaroğlu'na zor soru!

Eski CHP'li Korkmaz Karaca verdiği röportajda birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu. Karaca: 'Sayın Kılıçdaroğlu yardımcılarının bile haberi olmadan Cumhurbaşkanı adayını kimlerle belirlemiştir.' dedi.

31 Temmuz 2014 Perşembe 07:00 - Güncelleme: 31 Temmuz 2014 Perşembe 15:29

İşte o röportaj:

Kemal Furkan: Korkmaz bey, 12 sene önceye gidersek o günlerden bu günlere 2002-2014 seneleri arasında CHP'nin yaptığı yanlışları, neden seçimleri kaybettiğini bize kısaca özetlermisiniz?

Korkmaz Karaca: Esasen 2002 seçimleri Türkiye'nin kader seçimiydi. Yani ne açıdan kader seçimi dersek şöyle izah edebilirim. 2002 seçimleri jakoben tavır içinde bulunan siyaset tarzının duvara çarptığı seçimler oldu. Bakın hep bir algı yönetimi vardı. Neydi bu algı yönetimi?

Millet birşey bilmez. Bu millet cahildir. Millet seçmeyi bilmez.

Hayır efendim, esas cahiller bunları söyleyenler ve buna inananlardır. Millet seçmeyi o kadar iyi bilir ki, yani adeta kuyumcu terazisi derler ya hassas terazi gibi ölçer ve seçimini yapar. Öyle güzel tartar, öyle güzel elekten geçirir ki, şaşırırsınız. O yüzden bu bakış açısı temelden yanlıştır. Milletimiz seçmeyi, değerlendirmeyi iyi bilir.

Şimdi bakın, 2002 seçimlerine hafızamızı tazeleyerek bakalım. 2002 seçimlerine nasıl geldik? Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizi ile mücadele veriyordu. Millet ekonomik krizle boğuşuyordu. Diğer taraftan PKK sorunu vardı. PKK terörü öyle veya böyle yavaşlamıştı. Hal böyle olunca millet ne yaptı?

Öyle bir oy verdi ki, sadece iktidarı değiştirmekle kalmadı, bütün meclisi sıfırdan yaptı. Yani o zaman sadece DSP-ANAP-MHP hükümetine değil, muhalefete de fatura kesti.Hatta hatırlayalım Fazilet partisi kapatılmıştı. Partinin bir bölümü Adalet ve Kalkınma partisine geçerken diğer bir kısmı Saadet Partisi çatısı altında toplanmıştı. Yani millet iktidarından, muhalefetine cezayı kesti. Bir önceki seçimlerde hatırlarsanız CHP'de baraj altında kalmıştı. Milletin terazisinde Meclis, sınıfta kalmıştı.

Sonra ne oldu? Millet 2002 seçimlerinde CHP'ye ana muhalefet görevini tekrar geri verdi. AK Partiyi iktidara taşıdı. Şimdi CHP'ye o günden bugüne baktığımda öyle büyük yanlışlar demek istemiyorum ama bana göre Deniz Baykal'ın o dönemde yaptığı en doğru hareket ve en önemli hamle Başbakanın siyasi yasağının kaldırılmasına vesile olmasıydı. Bakın, Deniz Beyi herkes bu konuda eleştirebilir, suçlayabilir. Ama ben öyle düşünmüyorum. Deniz Baykal'ın, Başbakanın önündeki hukuki engelin kaldırılmasında göstermiş olduğu refleks, Deniz Beyin yaptığı en doğru işlerden biridir. Hatta ve hatta daha önemli birşey söyleyeyim. Birgün tarih tekrar yazıldığında Deniz Beyin hanesinde en doğru işlerden biri ki, demokrasiye inanıyorsak, eğer gerçekten demokratsak Başbakan Erdoğan'nın yasağının kaldırılmasıdır.

Neden derseniz? Bir partinin lideri seçime giriyor. Oy pusulasında Genel Başkan olarak onun adı var. Bütün milletvekilleri neredeyse, Türkiye siyasetinin alışagelmiş geleneğine göre onun onayından geçmiş. Partisi seçimlerden %36 oy alıyor.Lakin Recep Tayyip Erdoğan milletvekili olarak seçilemiyor. Şimdi böyle bir durum demokrasilerde olabilir mi? Şimdi belli bir kesim Sayın Baykal'ı suçluyor. Vay efendim Erdoğan'ın önünü sen açtın diye...Niye açmasın kardeşim! Demokrasinin gereği bu değil mi? İşinize gelince demokrat olmak sizce demokrasi ile bağdaşır mı? Ayrıca Başbakanın önünü Sayın Baykal açmadı. Sayın Baykal sadece hukuki engelin kalkmasında pay sahibidir. Recep Tayyip Erdoğan'ın önünü millet açmıştır. %36 oy alan bir Genel Başkanın milletvekili olmaması gibi bir durum söz konusu olabilir mi? Ben bu konuda Sayın Baykal'ın çok doğru ve isabetli bir iş yaptığına inanıyorum.

2007-2009 dönemine bakarsak, Türkiye demokrasisine bir diğer müdahaleyi, E-Muhtırayı görürüz. E-Muhtıraya, iktidarı ve muhalefeti ile herkes karşı durmalıydı. Şunu çok açık bir dille ifade edebilirim ki, eğer o dönem aktif siyasette olsaydım. Parti yönetiminde olsaydım. Genelkurmayın önüne gider ve seçilmiş hükümetin yanında yer alırdım. Tavrımı net olarak demokrasiden yana koyardım. Şunu anlatmak istiyorum. Birinci sınıf demokrasilerde herşey çok nettir. Eğer 1. sınıf demokrasiye sahip olmak istiyorsak, iktidarı ve muhalefetiyle demokrasi için mücadele etmek, gelişmesi ve daha ileri gitmesi için çaba göstermek zorundayız.

Ne demek E-Muhtıra vermek? Bir Genelkurmay başkanı çıkacak, Türkiye'de seçilmiş hükümete posta koyan bir metni kaleme alacak. Yok kardeşim o postayı koyamazsın! Millete posta konulmaz. Böyle bir muhalefette o posta koymanın yanında yer alamaz, almamalıdır.

İşte benim söylediğimde budur, milletin algıları çok yüksektir. Sen seçilmiş hükümete posta koyan bir yapının yanında yer alırsan 2007 seçimlerindeki sonuçla karşı karşıya kalırsın. Dedim ya millet hassas terazi gibidir.

Bakın şu anda Türkiye'nin iktidarında bir problem yok. İktidar başarılı, bu bir gerçek. Benim veya başkasının BAŞARISIZ demesinin bir manası yoktur. Eğer bir parti 2002'den 2014'e kadar seçim kazanıyorsa buna kalkıp da başarısız derseniz size kargalar güler. Demek ki problem; muhalefetin, Yeni Türkiye'nin beklentilerine, ihtiyaçlarına cevap verememesidir. Düşünebiliyormusunuz? Böyle bir muhalafet algısı olabilir mi? Girdiği hangi seçimde toparlanma var? Yok, hiçbiri..!

Hiçbir seçimde bir önerisi yok. 2002 ve 2007 seçimlerinde darbecilerle, 2014 seçimlerinde Paralelcilerle masaya oturmuş bir muhalafet var karşımızda. Şimdi böyle bir muhalefetin konsimatristen farkı nedir? Hem Ergenekon'un avukatıyım diyeceksin, hem paralel yapıyla iş tutacaksın. Kardeşim sen böyle olunca sana bu millet oy verir mi?

CHP kendi olmalı, kendi değerlerini günün ihtiyaçları ile tanımlamalı, ekiplerini oluşturmalı, geliştirmeli ve toplumun ihtiyaçlarına yönelik çözüm önerileri bulmalı. Eğer bunu yapmazsa Genel Başkan kim olursa olsun kaybetmeye devam edecek.

Kemal Furkan:Peki bu 12 senelik süreçte medya için bir değerlendirmeniz var mı?

Korkmaz Karaca:Bakın şunu ifade etmekten çekinmiyorum. Aydın Doğan medyası Yeni Türkiye'yi okuyamıyor. Yani öyle köşe yazarları var ki, ben okumaktan utanç duyuyorum. Misal, Aslı Aydıntaşbaş, Murat Yetkin, Taha Akyol. Allah aşkına! Ekmeleddin İhsanoğlu'nu daha ne kadar parlatmaya çalışacaksınız? Malzeme bu, malzeme TENEKE. Teneke parlamıyor kardeşim. Şunu da ifade edeyim. Ben Aydın beyin tüccarlığını başarılı buluyorum. Lakin gelin görün ki, medyacılığı artık çok gerilerde kaldı. Doğan medyasını Eski Türkiye'nin medyası olarak görüyorum.

Kemal Furkan:CHP'de yönetici olsanız ilk başta neyi değiştirmek isterdiniz?

Korkmaz Karacan:Bakın benim bir hayalim var. Eğer ben bir CHP yöneticisi olsaydım veya parti yönetiminde olsaydım.Milletim için yapacağım ilk hamlem İŞ BANKASI hisselerinin devredilmesi olurdu. Diyecekler ki, İş Bankası hisseleri bize Atatürk'ten miras kaldı. Hayır kardeşim, siyasi partinin bankası olmaz. Ben büyük bir yatırım fonunun Türkiye temsilcisiyim.Banka işlerini iyi bilirim. Bir siyasi partinin bankası olabilir mi? Bir siyasi parti bankanın yönetim kuruluna adam atayabilir mi? Ben bunu kabul etmiyorum. Derhal hisselerin devrinin taraftarıyım. Bunu siyasi ve demokratik açıdan yanlış buluyorum.

Özetlersem, bugün gördüğümüz problem CHP'deki yönetim anlayışından ziyade zihniyet problemidir. CHP bunu kırmaz ise sonu tarihin derinliklerinde bir anı olarak kalmak olacaktır. Bu yüzden Sayın Kılıçdaroğlu'nun fazla bir ömrünün olduğuna inanmıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu'nun ömrü 2 bilemediniz 3 aydır. Hani başta 2002 seçimlerinde milletin meclise kestiği cezadan bahsetmiştim ya, işte CHP dahil, Ekmeleddin İhsanoğlu'na destek veren diğer 8 beceriksiz parti yöneticisi de siyaset çöplüğünde yerini alacaktır.

Kemal Furkan:Yeni Türkiye'de bunlara yer yok diyorsunuz?

Korkmaz Karacan:Kesinlikle,bakın bu 9 partinin ülke üzerine somut önerileri yok. Herhangi bir konuda vatandaşın hayatını kolaylaştıran projeleri yok. Üstüne üstlük 3.Köprüye karşıyım diyorlar. Sen zaten 2. köprüye, 1. köprüye de karşıydın. Hızlı Trene karşıymış. Peki sen ne istiyorsun? Sormazlar mı adama vatandaşın hayatını kolaylaştıracak hangi projenin altında imzanız var? Yok.

Ben Yeni Türkiye'ye inanıyorum. Yeni Türkiye'nin yeni bir muhalefet anlayışına ihtiyacı olduğunu görüyorum. Ama bu yeni muhalefet anlayışı içinde Ekmeleddin İhsanoğlu'nu destekleyen 9 partinin liderleri yer almayacak buna inanıyorum.

Kemal Furkan:Peki sizce; Yeni Türkiye'de, Yeni CHP olacak mı? Yeni CHP için umudunuz var mı?

Korkmaz Karacan:Bu sorunuza "EVET" demek isterdim. Ama bu konuda çok çaba sarf etmiş ve kafa yormuş biri olarak bunu mümkün görmüyorum.

Kemal Furkan:Neden?

Korkmaz Karacan:CHP, o kadar dar bir kadro tarafından yönetiliyor ki; millete ve milletin değerlerine CHP'nin kapılarını kapatmış durumdalar. CHP'nin böyle bir anlayışla büyük bir dönüşüm yapabileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden de CHP'de tek ağaca bakan değil bütün ormanı gören bir anlayışın hakim olması lazımdır.

Bakın Yeni Türkiye'nin muhalefeti şu anlayışta olmalı: Çözümünü önermediği hiçbir sorunu eleştirmemeli. Mesela İstanbul'da trafik sorunu var. Bunu herkes biliyor zaten peki senin önerin ne kardeşim? Boş eleştiri milletin karnını doyurmaz. Yani milletin karşısına öyle bir çıkmalısın ki, İstanbul'un trafik sorununa 1. çözümüm şu, ikinci çözümüm şu diye önerilerini ortaya koymalısın. Bunu yaparsan millet senin farkına varır.

Çözümünü getirebiliyorsan eleştir bunun dışında yaptığın eleştirinin pek kıymeti olmaz.

Bir diğer örnek, Türkiye'nin cari açık sorunu var. Kalkıp bunu siyasi malzeme yapıyorsan, çözüm önerisini ortaya koyacaksın. Cari açık neden var? Dışa bağımlılıktan dolayı var.Peki dışarı bağımlı olduğun en büyük kalemler nedir? Enerji doğalgaz, petrol. Peki çözümü nedir? Nükleer Enerji bir çözümdür. Lakin beyefendiler Nükleer Enerjiye karşı, peki çözüm önerileri var mı? Yok

Demem o ki, eleştiriyorsan çözümü ortaya koyacaksın. Yeni Türkiye'nin, Yeni muhalefeti böyle olmalı. Unutmayın eleştirerek, şikayet ederek milleti kandıramazsınız. Millet asla ve asla kanmaz. Milleti kendinden daha az zeki sanmayacaksın.Millet cin gibidir. Artık küçücük çocuklar bilgisayar, akıllı telefon kullanıyor. Bundan 10 sene sonra bu nesli nasıl kandıracaksınız? Hangi siyasetçi, hangi yalanla kandırabilir.

Bu sebeplerden dolayı CHP'nin geleceğinden pek umutlu değilim ama Türkiye'nin geleceğinden umutluyum.

Kemal Furkan:CHP kadroları bu değişimi yapabilir mi?

Korkmaz Karaca:Bakın Dünya'da karşı konulamayacak bir güç varsa o da değişimdir. Değişim dalgalarına direnecek hiçbir kurum, ülke veya yapı mevcut değildir. Değişim dalgaları sert gelir. Eskiyi önüne katar ve sürükler. Siz istediğiniz kadar direnin, değişim dünyanın dinamosudur. Değişim statükoyu yıkar. Bu nedenle gelecekten umutluyum. Türkiye'de iktidar nasıl değişti. Nasıl belli bir noktaya geldiyse, artık değişim zamanı muhalefet için gelmiştir. Muhalefet buna mecburdur. Bunun için gerekli kadrolarda bu değişim rüzgarıyla oluşur.

İktidarın kalitesi, muhalafeti; muhalefetin kalitesi iktidarı yükseltecektir. Böylelikle, Türkiye siyasetinin toplam kalitesini istenen seviyelere getirebiliriz.

Türkiye'de muhalafet için değişim talebi kapıdadır. 10 Ağustos seçimleri milattır. Bakın muhalafetin çıkardığı adayın toplumda karşılığı yok. Bunun böyle olduğunu onlar da çok iyi biliyor. CHP Genel Başkanının cevap vermesi gereken bir soru vardır. Kendi yardımcılarına bile haber vermeden hangi güçlerle o adayı belirlemiştir? Demokrasi şeffaflık ister. İşte bunun bedeli muhalefete ağır olacaktır. Eğer muhalefet gerekeni yapmazsa, değişime ayak uydurmazsa kendini tarihin sayfalarında bulacaktır.

Kemal Furkan:Biraz da Deniz Baykal'dan bahsedelim. CHP bu haldeyken Deniz Bey nerede? Yeni CHP'de Deniz Bey olacak mı?

Korkmaz Karaca:Bakın Deniz bey, günlük siyasetin adamı değildir. Kılıçdaroğlu gibi birgün vesayetle, diğer gün paralelci ile iş tutmaz. Kokuşmuş, Eski Türkiye medyasıyla beraber yürümez. Sayın Baykal'ın bir duruşu, bir çizgisi vardır. Çizgisini bozmayan bir adamdır. Sayın Baykal demokrasiye inanır. Başbakan'ın yasağının kaldırılması bunun en büyük göstergesidir. Kim ne derse desin. Sayın Baykal'ın şeref madalyası bu yasağın kaldırılmasıdır.

Aynı zamanda Deniz Baykal Türkiye'nin yaşayan en büyük siyasi entellektüelleri arasındadır.

Deniz Beyi siyasi yaşamı açısından büyük ve muhteşem bir final bekliyor.

Kemal Furkan: Nedir bu final?

Korkmaz Karaca:10 Ağustos'tan sonra Deniz Beye büyük bir görev düşüyor. CHP'yi müflis halinden alıp, yanına alacağı yepyeni bir kadroyla; toplumun değişim isteğini iyi okuyarak, yeni bir muhalefet anlayışını inşa edeceğine inanıyorum. Aslında bu inançtan öte bir durum. Kendisinin yakın bir dostu, evladı olarak bunu biliyorum. Bu konudaki çalışmalarının içindeyim. Kendisinin yanındayım. Herkes hazır olsun diyebilirim.

Kemal Furkan:Peki günümüze doğru gelirsek, Gezi, 17-25 aralık hatta 7 Şubat Mit krizi hakkında düşüncelerinizi alabilirmiyiz?

Korkmaz Karaca:7 Şubat'tan başlayalım. Aslında bu olayların hepsi zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. Tarihe not düşerek başlayalım. Hiçbir devletin İstihbarat Teşkilatının Başkanını kimsenin dinlemeye hakkı ve haddi yoktur. Hiçbir devletin İstihbarat Başkanını kimse ifade almaya çağıramaz. Bakın konu zaten istihbarattır. İstihbarat heryerde, her kesimle görüşür. İstihbarat özünde böyle bir iştir. Her türlü bilgi kaynağını kullanabilir. İlk başta buranın iyi bilinmesi gerekiyor.

Gezi olaylarına gelince, ben Gezi olaylarında çok masumane gösteri yapan vatandaşlarımızın olduğuna fakat daha sonra Gezi olaylarının kirli emellere sahip belli merkezler tarafından yönetildiğine inanıyorum. Gezi'nin başka önemli tarafı da, Meclis içinde muhalefet olmayışıdır. İnsanların tercümanı ve temsilcisi bir muhalefetin olmayışıdır. Vatandaşın taleplerini karşılayan adam gibi bir muhalefet olsaydı insanlar Gezi'ye ihtiyaç duyar mıydı? İşte bunun sebebi de beceriksiz muhalefettir. Sen muhalefet görevini iyi yapmazsan, insanlar sana neden inansın, oy versin?

Eğer Türkiye'de demokrasi varolacaksa, yepyeni bir muhalefet anlayışına ihtiyaç var.

17-25 Aralık darbe girişimlerine gelince, defalarca televizyon ekranlarında söyledim. 17-25 Aralık tam bir organizasyondur. Türkiye'deki iş adamlarını ve girişimlerini yıkarak, Türkiye'yi ekonomik krize sokmak isteyen ve devlet içinde kadrolaşmış bir yapının kumpasıdır. Burada beni üzen CHP son olaylarla birlikte adeta bir konsimatris gibi oradan oraya savrulmuştur. CHP, 17-25 Aralık'ta en çok sesi çıkması gereken, tavır koyan bir parti olması gerekirken, tavırsız-tutarsızlığı izlemiştir. CHP büyük kaybetmiştir.

Hafızamızı zorlarsak Kılıçdaroğlu, Erdoğan Bayraktar'a Karadeniz yiğidi dedi mi demedi mi? Ama sonra birden Karadeniz'in yüz karası dedi. Peki biz aynı şeyi Ergenekon'un avukatlığından, paralel yapının tarafına geçişi için söyleyemez miyiz?

Bu muhalefet kasetçilerin elinde oyuncak olmuştur.

MHP, 2011 seçimlerinden önce 13 Genel Başkan yardımcısını kaset komplosuyla istifaya ettirmedi mi?

Evet.

Peki yine o dönemlerde Sayın Bahçeli kasetler için "F" tipi yapılanmayı suçladı mı?

Evet.

Şimdi ne oldu da Sayın Bahçeli, Fetulah Gülen'e çağrı yapıyor. Aslında söylenecek çok söz var. Fırsat buldukça bunu söyleyeceğiz.

Artık 10 Ağustos'u bekliyoruz. Demokrasinin toplam kalitesini yükseltecek muhalefetin temellerinin atılacağı günü bekliyoruz.

Kemal Furkan:Peki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki oy tahmininiz nedir?

Korkmaz Karaca:Kısaca söylemem gerekirse

Recep Tayyip Erdoğan %54-58 bandında oy alarak, ilk turda seçilecektir.

Ekmeleddin İhsanoğlu ise %31-35 bandında bir alabilir.

Selahattin Demirtaş'ın ise %6-8 arasında bir oy alacağını tahmin ediyorum.

Kemal Furkan:Son günlerde Mahmut Tanal’ın, Paralel yapının avukatı gibi davranmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Korkmaz Karaca:Manset Hastalığı'na tutulmuş biri Tanal. Şöhret vurgunu yemiş, mikrofon hastası olmak ne acıdır bir siyasetçi için. Tanal daha dün Silivri kapılarında F tipi örgüte karşıydı !!! Hatta bu uğurda ayağını kırmıştı. Bugün ne oldu da Paralelcilerin avukatı oldu. Bu sorunun cevabını bir zahmet millete versin.

Yeni CHP denen ucube ve müflis yapı her yönü ile tutarsız halde. Mahmut Tanal’ın bir anda Paralelcilerin avukatı olması da bunun en somut örneğidir. CHP’nin cevap veremeyeceği ve açıklayamayacağı tezatlıklar var. Daha öncede söylemiştim. Yeni Türkiye bu muhalafet için çok ileride, Yeni bir muhalafet anlayışı kapıda. Hazır olun.

Korkmaz Karaca kimdir?

Korkmaz Karaca, 1978 doğumlu siyaset dünyasında iddiası olan, genç bir iş adamıdır. Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından defalarca partiden atılmak istenmiş lakin sonunda istifa ederek CHP'den ayrılmıştır. CHP'nin içini bilen ve CHP'nin geleceği için kaygılanan biridir.  (haberx/Kemal Furkan)