17 Nisan 2021 Cumartesi / 5 Ramazan 1442
Gece modu

Macron'un uçuk iddiasına Türkiye'den yerinde cevap

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un, Türkiye'nin yaklaşan Fransa seçimlerine müdahale edebileceğine ilişkin açıklamalarına cevap verdi. Çelik, 'Seçimlere müdahale ile ilgili herhangi bir devlet bir başka devleti suçluyorsa ortaya somut bir kanıt koysun. 'Ben böyle tahmin ediyorum, böyle düşünüyorum, böyle değerlendiriyorum' gibisinden bir yaklaşımın diplomatik dilde ve teamülde yeri yoktur.' ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanlığı da Macron'un Erdoğan ve Türkiye'ye yönelik ifadelerine tepki gösterdi.

AA25 Mart 2021 Perşembe 08:05 - Güncelleme: 25 Mart 2021 Perşembe 08:57

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken gazetecilere açıklama yaptı, soruları cevapladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, Türkiye'nin yaklaşan Fransa seçimlerine müdahale edebileceğine ilişkin açıklamalarına yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, şunları söyledi:

"Sayın Macron'un Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptığı son video konferans görüşmesi son derece olumlu geçmişti. Hatta birtakım sorunların ve söylemlerin paranteze alınması ve olumlu gündeme, olumlu ajandaya odaklanılması şeklinde güçlü bir duruş sergilenmişti. Doğrusunu söylemek gerekirse hepimiz Sayın Macron'un oradaki çizgisini korumasını çok arzu ederiz. Çünkü orada bölgemizdeki büyük sorunlar, yani Akdeniz'deki, Suriye'deki, Libya'daki sorunlar konusunda tabii ki köklü ilişkilerimiz olan, müttefikimiz olan Fransa'yla biz samimi ve yapıcı bir diyalog içerisinde olmak isteriz, yakın bir çalışma içerisinde olmak isteriz."

Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhataplarıyla diyaloğa her zaman açık ve hazır olduğunu söylediğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Macron'un açıklamasının o son video konferansta ortaya koyduğu çizgiyle uyumlu olduğunu söyleyemeyeceğim. Burada Türkiye'nin işte orada bir stadyumdaki bir caminin Türkiye'nin arka bahçesi gibi kullanıldığı şeklindeki yaklaşım son derece yanlış bir yaklaşımdır. Avrupa'daki aşırı sağcıların dilidir bu, Avrupa'daki faşistlerin dilidir. Biz bu konuda açık bir diyalog içerisinde olmak isteriz Fransız yönetimiyle."

Fransa'nın bir parçası olan Müslüman toplumunun Avrupa kültürüne, Fransa'ya katkıda bulunmak isteyen barışçıl ve son derece iyi nitelikli insanlardan oluştuğunu anlatan Çelik, "Bu şekildeki söylemler maalesef onları da rahatsız eden, Fransa'daki kamu düzeninin dengesini de bozan, bizim ikili ilişkilerimize de gölge düşüren ve önceki bahsettiğim yapıcı açıklama çizgisiyle uyum içerisinde olmayan bir yaklaşım." dedi.

- "DİPLOMATİK DİLDE VE TEAMÜLDE YERİ YOK"

Çelik, seçimlere müdahale iddialarıyla ilgili de "Seçimlere müdahale ile ilgili herhangi bir devlet bir başka devleti suçluyorsa ortaya somut bir kanıt koysun. 'Ben böyle tahmin ediyorum, böyle düşünüyorum, böyle değerlendiriyorum' gibisinden bir yaklaşımın diplomatik dilde ve teamülde yeri yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Herhangi bir somut kanıt olmadan bu iddiaları öne süren devletlerin kendi demokrasisinin ne kadar kırılgan ve seçim sisteminin güvenliğinin ne kadar zayıf olduğunu söylemiş olduğunu belirten Çelik, "Dolayısıyla biz bunun düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Umarız bu ifadeyi düzeltirler. Bizim hiç kimsenin iç işlerine, seçimlerine karışmak gibi bir arzumuz söz konusu olamaz. Tabii ki her ülkede Türkiye'yle daha uyumlu çalışabilecek yönetimler iş başında olsun isteriz, tabii ki bölge sorunlarını beraber aşabileceğimiz yapıcı yönetimler iş başında olsun isteriz." dedi.

Çelik, "Herkesin kendi demokrasisine önce kendisinin saygı duyması gerekir. Bu şekildeki ifadeler aslında kendi demokrasilerine saygı konusunda kusur işleyen ifadelerdir." diye konuştu.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN AÇIKLAMA

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un bir Fransız televizyon kanalına verdiği mülakattaki ifadeleriyle ilgili, "Macron'un, programda yöneltilen kasıtlı sorulara verdiği yanıtlarda, ülkelerimiz arasındaki dostluk ve müttefiklik ilişkisi hilafına kullandığı ifadeleri kabul edilemez buluyoruz." ifadelerini kullandı.

Aksoy, Macron'un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye'ye yönelik ifadeleriyle ilgili soruya yazılı yanıt verdi.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya konularında uluslararası hukuktan kaynaklanan meşruiyete dayanan politikalar izlediğini vurgulayan Aksoy, "Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un, programda yöneltilen kasıtlı sorulara verdiği yanıtlarda, ülkelerimiz arasındaki dostluk ve müttefiklik ilişkisi hilafına kullandığı ifadeleri kabul edilemez buluyoruz." ifadelerine yer verdi.

Avrupa Birliği (AB) Zirvesi öncesi kasıtlı hazırlanan ve Avrupalı Türkiye gerçeğini aşındırmaya yönelik yayının ve bu tutarsız iddiaların amacına ulaşmayacağının açık olduğunu belirten Aksoy, Türkiye'nin gerek izlediği bölgesel politikalarla gerek üye ülkelerle oluşturduğu yakın ikili ilişkilerle Avrupa kıtası, NATO ve transatlantik ilişkilerinde etkin olmaya ve en büyük katkıları sunmaya devam edeceğinin altını çizdi.

Aksoy, Macron'un, Türkiye'nin Fransa'nın iç siyasetine gelecek seçimler üzerinden müdahale edeceği hususunda kesin hükümlerle ileri sürdüğü iddiayı da ülkede yaşayan yabancı kökenli toplumları yabancılaştırıcı ve bu yönüyle tehlikeli bulduklarını kaydetti.

Türkiye'nin ülkede yaşayan yaklaşık 800 bin nüfuslu Türk toplumunun refahı, huzuru ve uyumu dışında Fransa'nın iç siyasetine ilişkin bir gündemi bulunmadığına işaret eden Aksoy, buna mukabil Fransa'nın da Türkiye konusunu özellikle seçim dönemleri öncesinde bir iç politika tartışması haline getirmemesinin Türkiye'nin en haklı beklentisi olduğuna dikkati çekti.

Aksoy, şunları kaydetti:

"İki ülke ilişkilerinde yaşanan gerilimlerin yerini sükunete ve dostluğa bırakması için adımlar attığımız bu dönemde, Sayın Macron'un bu açıklamalarının talihsiz ve tutarsız olduğunu düşünüyoruz. Fransa ile son dönemde yaşanan sorunların temelinde de bu samimiyetsizlik ve tutarsızlık yatmaktadır. Fransa'nın bu dönemde sergileyeceği müspet ve menfi tutum ve söylemlerin Türkiye tarafından aynı şekilde mukabele göreceğini yeniden hatırlatıyoruz."