28 Şubat 2021 Pazar / 16 Recep 1442
Gece modu

Milli irade varsa paralel devlet olamaz

Siyasetten ekonomiye, sivil toplumdan medyaya kadar bütün alanlar; özetle demokrasimizin büyük bir tehdit altında olduğu aşikardır. Devletin içinde devlet olmayı hedef edinen ve bunun gereğini yapmak yolunda da hukuk tanımayan bir gücün kuralsız saldırısıdır bu. Ki, hukuk olmayınca kural beklemek de zaten saflıktır.

30 Aralık 2013 Pazartesi 07:00 - Güncelleme: 30 Aralık 2013 Pazartesi 09:50

Geriye bakıp, olup bitenleri analiz etmek için birçok değerli cümle kurulabilir. Herşeyin daha makul, daha demokratik ve daha kardeşçe yaşanabileceğini söylemek için sayısız tez ileri sürülebilir. Bizzat, bu saldırının hedefinde olan kişinin, Başbakan’ın şaşkınlığı ve hayreti bile bunları söyletebilir. Son 11 yılda Gülen Grubu’na hizmeti belki de o grubunun kendisinden kat be kat fazla olan bir isim olarak sırtından hançerlenmenin hayretini taşıması da doğaldır. Bir siyasetçi için sevinmek, üzülmek nasıl anlaşılabilir duygularsa, hayret ve şaşkınlık da öyledir.

Erdoğan cemaati hesapsız destekledi

Nasıl hayret etmesin!...

Erdoğan’ın hiçbir hesap gözetmeden sadece kardeşlik duygusuyla açtığı yollardan bugün kendisine yönelen darbenin tankları ilerliyor... O yürüyüş sadece kendisine ve partisine karşı değil; diz çökmüş haldeyken devraldığı ve ayaklandırdığı ve başını da dik tutturduğu bir ülkenin bütün kurumlarına karşıdır.

17 Aralık’tan bugüne sadece görünen ekonomik göstergeler üzerinden Türkiye’nin kaybı iyimser tahminlere göre 100 milyarı aşmış bulunuyor. Bugün etkisi hissedilmeyen ama orta ve uzun vadede yansıyacak etkilerini; yani, doğrudan yatırımlar başta olmak üzere ülkenin topyekün istikrar ve pırıltısından kaybedilecekler ise tahmin edilemiyor.

Bütün bunları, ağlaşmak ve hayıflanmak için yazmıyorum. Sadece nasıl bir ateşle oynandığını göstermek için küçük bir hatırlatma yapıyorum. Daha iyi anlamak için şöyle ifade edelim:

Eğer 2001 şartları olsaydı, son saldırının ardından bugün milli bütünlükten ve milli güvenlikten bahsedemiyor olacaktık. Bu darbe girişiminin amacı da hükümet dahil kamu idaresini iyice zayıflamak ve ülkeyi tam da 2001 şartlarına geri döndürmektir. O zaman olduğu gibi sokaktaki insanın cebinden çıkan paranın önemsiz olduğu bir geri dönüş hedefleniyor. Erdoğan’dan kurtulmanın ancak böyle mümkün olabileceğini düşünüyorlar. Ergenekon günlerinden kulaklarda kalan o slogan şimdi yolsuzluk kılıfıyla sahaya sürülmüştür: Erdoğan gitsin de ülke ne olursa olsun...

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ