Bakan Fidan, Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen ADF 2026'nın kapanışında düzenlediği basın toplantısında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
5. ADF'yi yoğun, nitelikli ve verimli bir mesainin ardından bugün tamamladıklarını söyleyen Fidan, üç gün boyunca Antalya'nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı bir merkez olduğunu vurguladı.

Fidan, lider panellerinden bölgesel oturumlara birçok farklı format ve içerikte kapsamlı bir programı başarıyla icra ettiklerini, toplam 52 oturumda mevcut krizlerin muhasebesini hep birlikte yapma imkanı bulduklarını belirtti.
Asya-Pasifik'ten Latin Amerika'ya, Avrupa'dan Orta Asya'ya dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında dinleme ve tartışma imkanı bulduğuna işaret eden Fidan, şöyle devam etti:

"Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldılar. Bu aslında emsalleriyle kıyaslandığı zaman gerçekten çok büyük bir rakam. Hem kapsadığı coğrafya itibariyle hem de katılımcıların sayısı itibariyle. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi forumumuza iştirak ettiler."
Forum kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın üst düzey verimli temaslarda bulunduğunu dile getiren Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların Türkiye'ye gelen, foruma katılan diğer muhataplarıyla verimli görüşmelerde bulunduğunu ifade etti.

Fidan, kendisinin de çok sayıda mevkidaşı ve uluslararası kuruluş temsilcileriyle temaslarda bulunduğunu, ADF süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara forumun marjında aynı zamanda ev sahipliği yapma imkanı bulduğunu anlattı.
"Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda bölgemizde barış ve istikrarı destekleyici adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı olarak tesisine yönelik muhtemel girişimleri ele aldık." diyen Fidan, bölgenin geleceğine ilişkin ortak bir vizyon geliştirmek amacıyla atacakları somut adımları tespit ettiklerini kaydetti.
Fidan, 6 Müslüman ülkenin bir araya geldiği toplantıda Gazze Barış Planı'nı ele aldıklarını, sürece ilişkin ortak iradeyi teyit ettiklerini, bölgede kalıcı barışın tesisine yönelik birlikte hayata geçirecekleri ortak planlamaları değerlendirdiklerini söyledi.
Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda ortak coğrafyanın gündemindeki meseleleri istişare ettiklerini belirten Fidan, Balkan Barış Platformu'nun üçüncü dışişleri bakanları toplantısını da forum marjında gerçekleştirdiklerini, ileriye dönük sahadaki operasyonel işbirliği adımlarını ele alma imkanı bulduklarını anlattı.
Fidan, "Gazze bağlamında Sayın Cumhurbaşkanı'mızın refikaları Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde düzenlenen 'Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak' başlıklı yüksek seviyeli oturum, forumumuzun en anlamlı buluşmalarından biri oldu." dedi.
Geniş bir coğrafyadan gelen temsilcilerin, küresel ve bölgesel meselelere ilişkin perspektiflerini bir kez daha diplomasinin merkezine koyma imkanı bulduklarını dile getiren Fidan, ADF'nin farklı görüşleri, coğrafyaları ve çıkarları aynı masada buluşturan niteliğinin bir kez daha teyit ve test edildiğini vurguladı.
Bakan Fidan, şöyle devam etti:
"Oturumlarımızda bölgesel krizlerin ancak o coğrafyanın kendi dinamikleriyle ve bölgesel aktörlerin etkin katılımıyla çözüme kavuşturulacağı fikri belirgin biçimde öne çıktı. Küresel ekonomiye dair oturumlarımız da aynı ölçüde verimli geçti. Korumacılığın yükseldiği bir çağda yatırımların, serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin uluslararası istikrara yapacağı katkıyı tekrar tekrar vurgulama imkanı oldu. Jeo-ekonominin yeniden tanımlandığı günümüzde küresel ve ulusal öncelikler arasındaki dengenin nasıl kurulacağı, çok taraflılıkların bu denklemde nereye oturacağı ve şu anda içinden geçtiğimiz krizler, etraflıca ele alındı."
Afrika'ya bu yıl da özel önem verdiklerinin altını çizen Fidan, kıtanın yatırım ve kalkınma potansiyelinin masaya yatırıldığını, aynı zamanda güvenlik ile kalkınma arasındaki kritik bağlantıyı da hassasiyetle değerlendirdiklerini söyledi.
Fidan, ADF'de diplomasiyi geleneksel sınırlardan çıkarıp yarını şekillendirecek alanlara taşıdıklarına dikkati çekti.

Türkiye'nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) bu yıl ev sahipliği yapacağını hatırlatan Fidan, ADF'de gıda güvenliğinin önemiyle kuraklık ve iklim değişikliğine karşı atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğinin altını çizdiklerini dile getirdi.
Fidan, "Belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri haline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde ADF, dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür." dedi.
ADF'nin aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı Teşkilatının diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de tescili olduğunu belirten Fidan, Türkiye olarak dış politikayı dar çerçevelere hapsolmadan, diplomasiyi barışın anahtarı gören anlayışla sürdürmeye devam edeceklerini vurguladı.
Fidan, diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek işbirliğini çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerini çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizerek "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabulucu rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü, önümüzdeki dönemde de artan bir büyümeyle inşallah devam edecek." ifadelerini kullandı.

"ÇOK CİDDİ SİYASİ KRİZLER VAR, ÇATIŞMALAR VAR"
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan-Mısır 4'lü toplantısının 3'üncüsünün yapıldığını hatırlatarak, "Burada ilk baştan itibaren bizim hedefimiz, bunu da defaatle kamuoyuna iletiyoruz. Bu 4 ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren bütün konuları ama bütün konuları ele alarak, sahici, gerçekçi, uygulanabilir bir gündemle yoluna devam etmesi. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var." dedi.
Fidan, "Bizim inancımız şu: Bu 4 ülke, aslında bir temsiliyeti ortaya koyuyor. Bu 4 ülkenin etrafında bütün bir bölge var." diye konuştu.
Bölgenin olması gereken işbirliği imkanlarını kullanmadığı için kendi potansiyelini hayata geçiremediğine dair kuvvetli inanca sahip olduğunu söyleyen Fidan, bu tespitten hareketle somut konuları hayata geçirmek amacıyla bir araya gelindiğini belirtti.
Fidan, "Çok ciddi siyasi krizler var, çatışmalar var. Biliyorsunuz bu çatışmaların sönümlendirilmesi için de neler yapılabilir? Biz, İsrail gibi değiliz. İsrail'i söylediğiniz gibi. Onlar, biliyorsunuz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz, onların yaptığını yapmıyoruz. 'Biz, bölgenizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz?', onun arayışı içerisindeyiz. Biz, şunu gördük, eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye devam ederse bu bölge, ilanihaye bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek." değerlendirmesinde bulundu.
Bu yüzden akıllı aktörlerin, hikmetle geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verdiklerinin altını çizen Fidan, öte yandan Gazze Barış Planı'nın uygulama sürecinin de devam ettiğini anımsattı.

GAZZE BARIŞ PLANI
Fidan, Gazze Barış Planı'nın başlangıcına sebep olan sekizli grubun New York'ta 2025'te liderlerinin bir araya geldiğini, buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze Barış Planı gibi mekanizmaların hayata geçtiğini söyledi.
Kurucu ruhu oluşturan ülkelerle tekrar bir araya gelindiğini söyleyen Fidan, "'Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede, alınan kararlar, ortaya konulan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi?', bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık." ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan, bölge ülkelerinin bir araya gelip bölgenin sorunlarına sahip çıkmak zorunda olduklarını ve bunun yaşamsal gereklilik olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
"Bunun için yeterli olgunluğun, kapasitenin ve vizyonun olduğuna biz Türkiye olarak yürekten inanıyoruz. Cumhurbaşkanı'mızın bu konuda ortaya koyduğu çok güçlü bir irade var. Yıllar içerisinde bölge liderleriyle de bu vizyon üzerinde yaptıkları bir anlayış birliği var. Şimdi bunun hayata geçmesi gerekiyor. Şimdi bakıyorsunuz birçok sıkıntı var bölgemizde. Gazze'deki soykırım, Lübnan, arkasından İran. Bütün bunların ortaya çıkarttığı, bölge ülkelerinin birbirleri arasındaki güveni zedeleyen, çatışmaları artıran, yoksulluğu, geri kalmışlığı getiren bütün denklemleri ortadan kaldırmak için hep beraber bir araya geliyoruz, arayış içerisindeyiz.
Cumhurbaşkanı'mız, Sayın Şahbaz Şerif ve Sayın Şeyh Temim ile de bir araya geldiği zaman tabii ki bölge konularını konuştular. Yine bu vizyonla konuşuldu. Bu vizyon, herkesin sahip çıktığı vizyon. İnşallah bu vizyon etrafında gündemimizi ilerletmeye devam edeceğiz. Hürmüz Boğazı'yla ilgili biliyorsunuz, zihinlerde karışık bir durum var. Zaman zaman tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz, Deniz Kuvvetlerimiz üzerinden."




