21 Şubat 2026 Cumartesi / 5 Ramazan 1447

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye raporu mihenk taşıdır

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye raporuna ilişkin, 'Bu rapor, bundan sonra yapılacaklar konusunda bir mihenk taşıdır, bir çerçevedir. Bu çerçevenin içerisinde gerekli adımlar iyi niyetle, sabırla ve gerçekten kararlılıkla sürdürülmesi lazım' dedi.

AA21 Şubat 2026 Cumartesi 13:03 - Güncelleme:
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Terörsüz Türkiye raporu mihenk taşıdır

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldiği İstanbul'daki Filizi Köşk'te dün akşam düzenlenen iftar programı sonrası değerlendirmelerde bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ramazan ayının millet, İslam dünyası ve insanlık için hayırlar, esenlikler getirmesini dileyen Kurtulmuş, geçen ramazandan bu yana çok önemli değişiklikler yaşandığına işaret ederek bunlardan birinin Suriye'de 61 yıllık Baas rejiminin yıkılarak yerine yeni bir yönetimin geçmesi olduğunu kaydetti.

Bu gelişmenin, Suriye'nin yeniden toparlanması ve Türkiye'yi ilgilendiren terör meselesinin çözümü konusundaki rolüne dikkati çeken Kurtulmuş, "Suriye'deki gelişmeler bizim için de fevkalade önemli, fevkalade olumlu şekilde seyrediyor." diye konuştu.

Suriye ile ilgili üç temel tercihi dile getirdiklerini aktaran Kurtulmuş, "Bunlardan birisi yeni Suriye yönetiminin mutlaka kapsayıcı, kuşatıcı olması, etnik anlamda, mezhebi anlamda Suriye halkını kuşatan bir anlayışla yönetimi gerçekleştirmesi. İkincisi, Suriye'deki silahlı grupların mevcut yeni yönetimin içerisinde entegrasyonunun sağlanması ve üçüncüsü de Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, sağlanması." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, bölge üzerinde Türkiye'nin emperyal planı olanlardan farkına vurgu yaparak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar bu bölgenin daha fazla bölünmesini, parçalanmasını istiyor, biz Türkiye olarak bu bölgenin daha fazla derlenip toparlanmasını, daha fazla entegrasyonunu ve daha fazla birlik beraberliğini temin etmek için mücadele ediyoruz. Bunu sadece Suriye için söylemiyorum, bütün bölge için söylüyorum. Geçen seneden bu yana bu anlamda bir olumlu gelişmenin yaşandığını hep beraber görüyoruz."

Geçen ramazan ayından bu yana gerçekleşen ikinci olumlu gelişmenin ise "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda atılan adımlar olduğuna değinen Kurtulmuş, bu çerçevede 2024 yılının 26 Ağustos'undan bu yana önemli gelişmeler kaydedildiğini aktardı.

Sürece ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamalarını anımsatan Kurtulmuş, açıklamalarla yeni bir dönemin kapısının aralandığını belirtti.

PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın PKK'ya silah bırakma ve kendini feshetme çağrısında bulunmasıyla örgüt yönetiminin toplanarak kendisini feshettiğini belirten Kurtulmuş, geçen yıl temmuz ayında da PKK'dan bir grubun Irak'ın Süleymaniye kentinde silahlarını imha ettiğini hatırlattı.

Bu gelişmelerin ardından TBMM'de "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun kurulduğunu anımsatan Kurtulmuş, Komisyonun çarşamba günü de nihai raporunu hazırlayarak çalışmalarını tamamladığını dile getirdi.

Yaşanan sürecin kolay bir süreç olmadığını kaydeden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"5 Ağustos'tan itibaren 21 toplantı yaptık. Bu toplantıların hepsinde partilerin oldukça yapıcı bir şekilde hareket ettiğini ifade etmek isterim. Her toplantı öncesinde yoğun arka kapı diplomasisiyle toplantılar gerçekleştirildi. Şimdiye kadar rahmetli Demirel'in, Özal'ın, Erdal İnönü'nün, Necmettin Erbakan'ın bu sorunun çözülmesiyle ilgili çok tasarrufları, teşebbüsleri oldu, hatta birtakım irtibatlar oldu. Fakat onların hiçbirisi gerçekleşmedi. Yine aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde 2009'da, 2013'te çeşitli teşebbüsler oldu. O dönemin şartları içerisinde bu konuyla ilgili maalesef sonuç alıcı adımlar atmak mümkün olmadı.

İlk defa parlamentoda bütün partiler bir araya gelerek bu sorunun Türkiye'nin, Cumhuriyet'imizin ilk asrının 50 yılının heba olmasına neden olan bu terör meselesinin ortadan kalkması için, on binlerce insanın hayatını kaybettiği, 2 trilyon doların üstünde mali kaybımıza neden olan bu meselenin çözülebilmesi için herkes siyasi görüşlerini aynı masa etrafında buluşturmaya gayret etti. Son derece olumlu, son derece zor olmakla birlikte yapıcı bir süreci geride bıraktık."

- "GEREKLİ ADIMLARIN İYİ NİYETLE, SABIRLA VE KARARLILIKLA SÜRDÜRÜLMESİ LAZIM"

Kurtulmuş, Komisyon tarafından hazırlanan raporun bundan sonra yapılacaklar konusunda mihenk taşı, bir çerçeve olduğunu belirterek, "Bu çerçevenin içerisinde gerekli adımların iyi niyetle, sabırla ve gerçekten kararlılıkla sürdürülmesi lazım. Artık bu kadar mesafe alınmışken bölgemizdeki şartlar da Türkiye'nin güvenliği bakımından bu kadar olumlu seyrediyorken bu sorunun tamamıyla Türkiye'nin gündeminden kaldırılması mümkündür ve bu adımların atılması gerekir." değerlendirmesini yaptı.

Sürece sağladıkları yapıcı katkıları dolayısıyla bütün siyasi partilere teşekkür eden Kurtulmuş, her partinin görüşünü net olarak söylediğini anlattı.

Kurtulmuş, bunun Türkiye demokrasisi açısından da olumlu bir aşama olduğuna dikkati çekerek, "Hem konunun mahiyeti itibarıyla son derece değerlidir hem de içeriğinden uzak bir şekilde, siyasetin hele bu kadar gergin olduğu, bu kadar gerilimlerin yüksek olduğu bir ortamda farklı partilerin bir araya gelerek ortak bir noktada buluşmuş olması, konuşmuş olması son derece değerlidir, önemlidir." dedi.

Komisyonda, belli kuralları ilk toplantıda koyduklarını ve kararları da bu kurallar çerçevesinde alarak devam ettiklerini bildiren Kurtulmuş, alınan bazı kararları nitelikli çoğunlukla, bazılarını ise ittifakla aldıklarını söyledi.

Kurtulmuş, Komisyon raporunun tavsiye niteliğinde olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Özellikle 6'ncı ve 7'nci bölümde ortaya konulan teklifler tamamıyla tavsiye niteliğindedir ve bundan sonra buna imza atmış olan siyasi partiler bir araya gelerek, özellikle yasal düzenlemeler konusunda neler yapılabileceğini oturup müzakere edecekler, konuşacaklar ve sonuçta yine ümit ederim ki bütün partilerin altına imza atacağı düzenlemeler gerçekleşir. Komisyonun adından da anlaşılacağı gibi bu mesele, sadece Terörsüz Türkiye hedefini gerçekleştirmek üzere terörün ortadan kaldırılmasıyla ilgili bir çalışmayı ortaya koymamış, Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesi, Türkiye demokrasisinin daha ileriye gidebilmesi için de teklifler gündeme getirilmiş ve bunların önemli bir kısmı kabul edilmiştir."

Sonuçlarının hayırlı olmasını dileyen Kurtulmuş, "Türkiye için önemli bir hayati eşikti, bu eşiği aştık ama bu her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Üzerinde sıkı bir çalışma dönemine ihtiyaç var." diye konuştu.

Kurtulmuş, Komisyonda ortaya konulan demokratik olgunluğun Türkiye'de siyaset dilini pozitif anlamda etkilemesini temenni ederek "Türkiye şunu gösterdi, en ağır sorununu bile oturup konuşup çözebiliyor. Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunuyla karşı karşıyaydık. Bunu oturduk, konuştuk ve nasıl çözülebileceğine ilişkin fikirlerimizi ortaklaştırarak belli bir noktaya geldik. Ümit ederim bundan sonraki adımlar da başarılı bir şekilde atılır ve dediğim gibi bu sorunu tamamıyla artık rafa kaldırmış, tarihin tozlu rafları arasında bırakmış oluruz." ifadelerini kullandı.

Yaşanan uluslararası gelişmelere dikkati çeken Kurtulmuş, dünyanın kural bazlı, ilkelerin olduğu uluslararası sistemden, sadece güçlünün sözünün geçtiği bir düzene doğru gittiğine işaret ederek bu durumun tehlikelerine işaret etti.

Artık gelişmelerin en sakin yerlerden biri olarak düşünülen Grönland'ı bile etkileyecek bir çerçeveye oturduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Onun için bu süreçlerde Türkiye hem kendi ayaklarını sağlam bir şekilde yere basmak zorunda, içerideki bütün farklılıklarını ortak bir anlayışla bütünleştirmek durumunda hem de bölgesinde var olan çatışmaları ortadan kaldırmak için güçlü inisiyatifler kullanmak mecburiyetindedir." diye konuştu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Gazze'deki insanlık dışı durumun sürdüğünü, Gazze halkının acı çekmeye devam ettiğini vurguladı.

Sadece Gazze'de değil Batı Şeria'nın hemen hemen bütün bölgelerinde İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin Filistinlilere zulümlerine devam ettiğini belirten Kurtulmuş, bütün dünyanın ise bunu seyrettiğini dile getirdi.

Kurtulmuş, "İlkeli duruşumuzu asla bozmadan, bütün bölgede barışı, istikrarı sağlayacak tezlerimizi dile getirmek, içeride de kendi ayaklarımızın üstünde güçlü durmayı temin etmektir. Bunun için gayret sarf ediyoruz. Hepimizin gayret sarf etmesi lazım." ifadelerini kullandı.

Komisyon çalışmaları çerçevesindeki desteklerinden ötürü basına teşekkür eden Kurtulmuş, basının sürece verdiği pozitif katkıya işaret etti.

- "NET BİR YOL HARİTASI ŞEKLİNDE HENÜZ ORTAYA KONULMADI"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, değerlendirmelerinin ardından soruları yanıtladı.

Komisyon raporunun yasal düzenlemelere evrilmesiyle ilgili sürece ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"İlk sefer belki bu kadar zor bir konu, Komisyona havale edildi ve ilk adımında Komisyon raporu hazırlandı, başarılı bir sonuç elde edildi. Buradaki tavsiyeler, belki belli bir süre içerisinde gerçekleşecek tavsiyeler. Bunların bir öncelik sıralaması yapılır. Bunları yapacak olan da yine partilerdir. Partiler bir araya gelir. Gönlümüz arzu eder ki bu Komisyon'un altına nasıl milletvekillerinin tamamına yakını imza attıysa, çıkarılacak olan yasa tekliflerine de bütün partiler imza atarak müşterek bir yasa teklifi şeklinde olsun. Bunları temenni olarak konuştuk ama nasıl olacağı, nasıl şekilleneceği net bir yol haritası şeklinde henüz ortaya konulmadı."

Bir gazetecinin, son dönemdeki dünya sistemiyle ilgili tartışmaları anımsatarak, "Güçlerin ayrılması değil, hızlı hareket etmek için birleşmesi gerektiği ve parlamentoların etkisini giderek kaybedeceği düşüncesi yaygınlaşıyor, bazıları da bunun artık geri dönülemez bir noktaya geldiğini söylüyor. Sizin kanaatiniz nedir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şu yanıtı verdi:

"Demokrasiye fazla ihtiyaç olmadığı, artık güçlü olanların sistemi yöneteceği şeklinde bir algı yayılmaya çalışılıyor. Ben bunun tam tersi kanaatteyim. Bu kadar çok farklılıkları, zorlukları yönetebilmek için dünyada demokratik standartların daha fazla yükseltilmesi gerekir. Bunun için de halkın sözünün daha kuvvetli olduğu, güçlü olduğu mekanizmalar geliştirilmelidir. Zaten bu anlamda da parlamentoların görevinin daha da sıkı olacağı, daha da güçlü olacağı aşikardır."

Dünyanın yeni bir sistem arayışı içinde olduğunu, herhangi bir bölgenin, kıtanın tek başına yönetebileceği bir dünyanın olmadığı kanaatini taşıdığını belirten Kurtulmuş, "Demokrasi ve otokrasi üzerinde bir çatışma, önümüzdeki dönemin belirleyicisi olacaktır. Bizim de bugünkü dünya sistemi içinde güçlü demokrasileri savunmaktan başka şansımız yoktur." diye konuştu.

TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu'nda yer alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi kararlarına eksiksiz uyulmasına ilişkin öneriyle ilgili soru üzerine Kurtulmuş, raporda, Türkiye'nin AİHM kararlarını en fazla uygulayan ülkelerden biri olduğunu, önerinin uygulanmayan bazı mahkeme kararları dolayısıyla uluslararası alandaki eleştirilerin kaldırılması için tavsiye edildiğini belirtti.

Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecinin kaçta kaçını geride bıraktık, ne kadar yol aldık, ne kadar yolumuz var?" sorusu üzerine, süreç ile ilgili çok mesafe alındığını söyledi.

Süreçte en önemli konulardan birinin terör örgütünün İmralı'dan gelen açıklamaya uyması ve yeni dönemin gereklerini yerine getirmek için adımlarını atması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Silahların hepsinin teslim edilmediğini biliyoruz, örgüt elemanlarının bir kısmı başka yerlere belki geçtiler ama onun için biz raporumuza 'kritik eşik' diye bir ifade koyduk. Örgütün tamamıyla kendisini tasfiye ettiğinin, silahları tamamıyla bıraktığının tespit edilmesi TBMM'nin işi değil. Bu, devletin güvenlik birimlerinin yapacağı bir şey ve bunu raporlayarak, bununla ilgili de yürütmenin içerisinde bunu takip edecek bir organizasyonun olmasını tavsiye ettik. Bunların da gözetimiyle birlikte sürecin iyi bir şekilde işleyeceğini düşünüyorum."

"Suriye'de yeni bir denklem kuruluyor ve bu denklem içerisinde bizim için en hayati konu olan entegrasyon meselesi iyi bir şekilde işliyor" ifadesini kullanan Kurtulmuş, "Suriye'de aksi bir gelişme olsaydı bugün Türkiye'de biz belki başka bir şey konuşuyor olacaktık. Suriye meselesi de oradaki entegrasyon da iyi gidiyor ve on yıllardır söylediğimiz, bu bölge halklarının Kürtleriyle Araplarıyla, Suriyelilerin de Iraklıların da diğerlerinin de hepsinin yüzü Türkiye'ye, İstanbul'a, Ankara'ya dönük olsun. Bunu sağlayabilmek için biz dostluk elimizi uzatıyoruz. Yeni bir dönemin gereklerine uygun şekilde davranıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Silah bırakan terör örgütü mensuplarına ilişkin yasa ve süreçlere yönelik soruyu Kurtulmuş, "Burada esas olan, hazırlanacak yasanın geçici ve özel bir yasa olması. Başka örgütlere de şamil bir uygulama olmasın. Kendini tasfiye ettiğini, silahlarını bıraktığını ilan eden örgüt bu. Dolayısıyla bu yasal çalışma kısmı iyi niyetle, kararlılıkla işin üstüne gidilirse çok kısa süre içerisinde toparlanır ve uzlaşılır." diye yanıtladı.

Kurtulmuş, kamuoyunda bir af algısının ortaya çıkmaması gerektiğini de vurguladı.

- "KALAN YOLU KAZASIZ BELASIZ TAMAMLAYACAĞIZ"

Yeni anayasa çalışmalarına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeye giden yolda yerli, milli ve yeni bir anayasayla bu yolun taçlandırılabileceğini belirtti.

"Türkiye siyasetinin üzerinde konuşmadan ittifak ettiği hususlardan birisi de 12 Eylül darbe anayasasının artık Türkiye için geçerli, yeterli olmadığıdır. Ümit ederim ki bu konuda da bir anlayış birliği içerisinde çalışma yapılır" diyen Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Herkesin farklı fikirleri, teklifleri olacak ama Türkiye'nin ihtiyacı olan nedir? Bu 'yeni anayasa' derken neyi kastediyoruz? Bunları tartışarak, daha özgürlükçü, demokrat, katılımcı, kapsayıcı, kuşatıcı bir anayasanın yapılmasının şart olduğu kanaatindeyim. Türkiye bunu taşımıyor. Ümit ederim Türkiye yeni anayasa meselesini hızla gündemine alır ve mesafe kateder. Artık Türkiye için çok eskimiş bir anayasadır. Ne ihtiyacımız varsa onları tespit edip hızlı bir şekilde sonuç alırız."

Kurtulmuş, bir başka soruyu da Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna toplum desteğine yönelik bir araştırma yaptırmadıklarını belirterek yanıtladı.

Komisyonda 137 kişiyi dinlediklerini ve ortak acıların ve beklentilerin dile getirildiğini aktaran Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Toplumun ortak duygusunun bu olduğu kanaatindeyim. Geri kalan lafügüzaftır. Herkes kendi politik oryantasyonu itibarıyla bir şey söyleyebilir, bunları saygıyla karşılarız. Zaten öyle olduğu için sonuna kadar geldi. Ama sonuçta artık acıların durması, silahın susması, insanların çocuklarını, evlatlarını toprağa gömmemesi, Türkiye'nin, bu büyük milletin böylesine ağır bir bedel ödememesi gerekir. Çok mesafe alındı. Geri kalan yolu da kazasız belasız tamamlayacağız. Başka çaremiz yoktur."

Komisyonun en büyük kazanımlarından birinin siyasette herkesin karşı tarafın ne dediğini dinlemeye ve anlamaya çalışması olduğunu ve bu sayede sonuç alındığını vurgulayan Kurtulmuş, "Bundan sonraki süreçte de herkesin kendi yankı odasından çıkarak, Türkiye'nin ve bu milletin menfaatine olan meseleyi en iyi şekilde anlaması lazım." dedi.

- "TOPLUMUN BÜYÜK KESİMİ MEMNUN"

Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yapılacak yasal düzenleme çalışmalarında ortak beklentileri karşılayacak yasaların hazırlanması için tüm partilerin yine bir araya geleceğini ve belli bir uzlaşının ortaya çıkacağını düşündüğünü ifade etti.

Süreci olumsuz etkileyecek risklerin her zaman olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şu açıklamalarda bulundu:

"Özellikle çarşamba gününden bu yana aldığımız bütün izlenimler, herkeste büyük bir memnuniyet var. O birtakım tedirginliklerin çoğunun da ortadan kalktığını düşünüyoruz. Toplumun büyük kesimi bundan memnun olmakla birlikte, 'Şu iş bir sarpa sarsa da Türkiye yine bu çıkmazın içine girse, yine terör ve şiddet sarmalı içerisinde dolaşsa' diyen karanlık odakların da olduğunu biliyoruz. Allah onlara fırsat vermesin ve provokasyonlardan da korusun."

"Komisyon çalışmaları sonunda açılım başarıya ulaşırsa muhalif çevrelerin kafasında 'gizli anayasa hazırlığı olacak' şeklinde bir kuşku var. Bu konuda net bir şey söyleyebilir misiniz?" sorusu üzerine Kurtulmuş, kuşku üzerinden hareket etmenin siyaset için geçerli bir yol olmadığına işaret etti.

Kurtulmuş, "Her partinin anayasa hazırlığı olması başka bir şey, anayasayla ilgili gizli bir gündem olması başka bir şey. Benim bildiğim anayasayla ilgili herhangi bir gizli gündem yoktur. Anayasa konusunda da ne yapılacaksa yine açık bir şekilde halkın önünde olacak çünkü bir anayasa değişikliğini referanduma götürecekseniz, oyu verecek olan milletten neyi kaçıracaksınız? Bunlar akıl dışı, kuşkuyu siyaset aracı haline getirmiş olan birtakım yaklaşımlardır." ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Genel Kurul'daki yemin sırasında ortaya çıkan arbede görüntülere ilişkin soruya ise Kurtulmuş, görüntülerin Meclis'e yakışmadığını, o görüntülerin herkesi yaraladığını, ortaya konulan tavrı asla tasvip etmediklerini söyledi.

Türkiye'de kimin nasıl iktidar sahibi olacağı ve hangi görevlere nasıl atanacağının anayasal olarak belli olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanı da daha önce nasıl bakanları atadıysa aynı şekilde anayasaya göre bakanlarını atar ve o sürecin tamamlayıcı bir unsuru olarak da atanan bakanlar gelir, Meclis'te yeminini eder. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bize söylediği şey bu. Eleştirebilirsiniz, bakan yapılan kişiyi sevmeyebilirsiniz, onunla ilgili gösteri yapabilirsiniz, Meclis'in içerisinde sözlerinizi söyleyebilirsiniz. Bunların hepsine eyvallah ama 'ben yemin ettirmem' diyemezsiniz. Bu anayasaya aykırıdır, dolayısıyla bu hiç yakışmadı. Keşke bu tür görüntüler Türkiye'de olmasın. Kendi protestolarını yapıp süreci kayıtlara geçirerek keşke bitirebilselerdi. Maalesef olmadı."

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Dayanışma Komisyonunun son toplantısı olan 21. toplantısının perde arkasında yaşananlara ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, 21. toplantıya gelinceye kadar çok sayıda arka kapı diplomasisi yaptıklarını, her şeyin öyle kolay şekilde olmadığını söyledi.

Komisyonun çalışmalarında birkaç önemli kritik nokta olduğunu aktaran Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Bunlardan birisi CHP'nin özellikle bazı operasyonlardan sonra son derece hassas bir şekilde komisyona gelmesiydi. Onlara da komisyonda istediklerini, dilediği şekilde konuşma imkanını verdik. Böylece onlar da yaşadıklarını kayda geçirdiler. Bir başka önemli nokta, İmralı ziyareti meselesiydi. O da çok şükür önemli, pürüzsüz bir şekilde geçti ve CHP'nin oraya gitmemesini bir krize dönüştürtmedik. Yine en son rapor faslında partilerin muhalefet şerhi koymamasını temin etmek için 21. ve son toplantıdaki tutanakları da raporun sonuna, altıncı ek olarak koyduk. Böylece her parti kendi esas eleştirilerini orada dile getirmiş oldu ama aynı zamanda da 'evet' oyu verdi. Böylece o süreci de böyle rahat bir şekilde geçmiş olduk."

- ABD'NİN İRAN'A OLASI SALDIRISI

ABD'nin İran'a olası saldırısı ve Türkiye'nin tutumuna ilişkin değerlendirmeler de yapan Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin bu konudaki tavrı çok açık ve net. Taraflara bunu sürekli telkin ediyoruz. ABD'nin İran'a yapacağı bir saldırı bölge için bir felaket olur. Burada yeni istikrarsızlıklar ortaya çıkar ve Allah korusun, kısa süreli bir saldırı diye başlasalar bile uzun sürebilecek ve nerede duracağının da belli olmayacağı çok büyük kırılganlıklara, alt üst oluşlara vesile olur. Bunu her vesileyle muhataplarımıza anlatıyoruz. Kaldı ki Amerikalıların da şunu görmesi lazım, ABD'nin daha evvel uzun süreli işgal ettiği ülkelerin hiçbirisinden kendi milli menfaatleri bakımından da yararlanmamıştır.

Ne Afganistan ne Irak ne de diğer işgallerden Amerika istediğini alamadı, çok büyük bedeller ödedi. Ben böyle bir yola tevessül etmeyeceklerini, yani siyasi aklın bunu gerektirdiğini düşünüyorum ama Amerikan yönetimi sadece kendisinden de ibaret değil. Oradaki siyonist lobinin ne kadar etkili olduğunu biliyoruz. Özellikle Netanyahu'yu kurtarmak isteyen siyonist lobinin Amerikan'ın İran siyaseti üzerinde ne kadar etkili olacağı, Amerika'nın saldırıp saldırmayacağını, eğer saldırırsa, boyutlarının ne olacağını da belirleyecek ana faktördür. Ümit ederim böyle bir şey yapmazlar. Bu, bölge için büyük bir felaket olur. Türkiye de bunu önlemek için elinden gelen her türlü imkanı ortaya koyuyor."

Kurtulmuş, "Meclis bu dönemi kapanmadan komisyonda öngörülen düzenlemeler yetişir mi?" şeklindeki soruya ise "Çok uzun bir süre verdiniz. Ben o kadar geçmeden hemen ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim. Türkçede güzel bir laf var, 'Hayırlı işlerinizde acele ediniz.' Bir yere kadar geldikten sonra böyle bir ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım." cevabını verdi.

Kurtulmuş, "AİHM ve AYM kararlarına hemen de uyulması mı gerekecek o zaman?" şeklindeki bir başka soruya ise "Tabi ki bir yasal düzenlemelerle ilgili kısmı var bir de yargı ve yürütmeyle ilgili kısmı var. Onunla ilgili zaten bu tavsiyelerin içerisinde herhangi bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmayan hususlar da var. O ayrı bir konu. Oradaki tavsiyelerin hepsinin süratle uyulmasını temenni ederiz." şeklinde cevap verdi.

- "TÜRKİYE'NİN ÜNİTER YAPISINI BOZACAĞINA İLİŞKİN ENDİŞEYİ YERSİZ GÖRÜYORUM"

Kurtulmuş, komisyon raporunda yer alan Türk, Kürt, Arap vurgusunun "anayasa üzerinde eşitlik, yurttaşlık kavramından alınıp etnik çerçevede görüldüğü"ne yönelik bazı eleştirilere ilişkin soruyu da cevapladı.

"Raporda Türk, Kürt, Arap meselesinin yazılmış olmasının Türkiye'nin üniter yapısını bozacağına ilişkin endişeyi son derece yersiz olarak görüyorum." diyen Kurtulmuş, raporda iki yerde Türkiye'nin üniter yapısı, anayasal düzeni, bölünmez bütünlüğü ve laik devlet yapısının çok açık bir şekilde vurgulandığının, bu konularda en ufak bir tartışmanın olmadığını kaydetti.

Siyasi konuları değerlendirirken işin bir de sosyolojisine bakılması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bizim yıllardır söylediğimiz, biz bir faraziyeden bahsetmiyoruz, bir asır evvel bu coğrafyada yine ağırlıklı olarak, diğer etnisiteler de var, diğer gruplar da var ama ağırlıklı olarak Türkler, Kürtler, Araplar bu coğrafyada var ve adamlar geldiler birinci Sykes-Picot'da sınırları çektiler aynı aşiretin yarısı Irak'ta, yarısı Suriye'de, yarısı Türkiye'de kaldı." diye konuştu.

Emperyalistlerin Türk, Arap ve Kürtlerin arasına sınır koymalarına rağmen halkları birbirine düşman yapamadığına dikkati çeken Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:

"Emperyalistlerin birbirine düşman yapamadığı bu bölgenin ağırlıklı nüfusuna sahip olan halklarını asla düşmanlaştıracak bir anlayışın içine girmeyin. Bu düşmanlaştırıcı anlayıştan kurtaracak olan şey, bu üç temel halkın bir arada, dayanışma içerisinde yaşaması, ortak projelerle, ortak anlayışlarla bu bölgede bir barış iklimini oluşturmasıdır. Emperyalizmin çanına ot tıkayacak olan budur. Ondan sonra herhangi birisi de 'Davut koridoru, buradan şunu açarım da yukarıya giderim, Türkiye'yi bölerim' diye bir rüya görmesin. Bizim söylediğimiz budur. Tabii ki bunun içinde Nusayri'si, Alevi'si, Ezidi'si, Dürzi'si, bütün bu bölge halkları var.

Bu bölge halkları bundan 120 sene evvel bu tabirlerin hiçbirisini kullanmıyordu. Ne oldu da böyle kullanır hale ve bunu ayrıştırıcı hale getirdiler? Bu eleştiriyi yapanların önce bunu bir anlamaları lazım. Sosyolojik olarak bu coğrafyanın insanlarının bütünleşmesinden, birleşmesinden başka bir şart yoktur. Asla Türkiye'nin üniter yapısı, devlet sistemiyle ilgili ne bir tereddüt dile getirildi ne herhangi birisi böyle bir teklifte bulundu ne de 'böyle bir şeyi raporda konuşalım, yazalım' diye bir şey söylendi. Tamamen yanlıştır, yanlış bir algıdır. Raporun üzerindeki bu ittifakı gölgelemek için yapılan bir yanlış yorum olarak görüyorum, doğru bulmuyorum. Açık bir konudur. Çok net bir şekilde bu söylediklerim asla tartışma konusu yapılmadığını, yapılmayacağını raporda bütün partiler belirtti."

Gazze Barış Kurulunun Washington'da düzenlenen ilk toplantısına ilişkin ise Kurtulmuş, Gazze'nin artık bütün insanlığın ortak meselesi olduğunu, Netanyahu ve çetesinin "biz artık barış yaptık" diyerek ellerini yıkayıp, kanlı sicillerini temizleyemeyeceğini vurguladı.

Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Bunu mutlaka ve mutlaka insanlık bunun hesabını sormak zorundadır. İnsanlık bu hesabı sormak için sayfayı açmış, Uluslararası Adalet Divanı'nda tutuklama kararını almıştır. 'Efendim uygulanmıyor.' Uygulanmayabilir. Radovan Karadzic için de uygulanmıyordu. Bir gün gelir ve uygulanır. Onun için iki devletli bir çözüm olmadan, Filistin halkının bütün hakları sağlanmadan Orta Doğu'da barış sağlanmaz. Sosyoloji biraz da politik tarihle ilgili bir şeydir. Bu bölgenin tarihi bize bir şey söylüyor. Kudüs ve Filistin özgürleşmeden bu bölgenin özgürleşmesi, bu bölgenin bağımsız olması, bu bölgenin esenlik içerisinde olması tarih boyunca mümkün olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Eğer insanoğlu burada, dünyada barış istiyorsa dünya barışının kapısı Orta Doğu, Orta Doğu barışının anahtarı da Filistin'in haklarının verilmesidir."

ÖNERİLEN VİDEO

Yaya geçidinde bebeği katletti! Dehşetin görüntüsü kan dondurdu

Kapat
Video yükleniyor...