10 Ağustos 2022 Çarşamba / 13 Muharrem 1444

TBMM Başkanı Şentop: Cumhurbaşkanını kaçmakla itham etmek iyi niyetli olarak hiçbir yerde değerlendirilemez

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 'Bir taraftan demokrasiden bahsederek öbür taraftan da halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla tartışmasız bir seçim sonucunda seçilmiş olan bir Cumhurbaşkanını kaçmakla itham etmek iyi niyetli olarak hiçbir yerde değerlendirilemez; büyük bir çelişki.' dedi.

AA30 Mayıs 2022 Pazartesi 14:40 - Güncelleme:

Şentop, A Haber'de canlı yayında soruları yanıtladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yurt dışına kaçacağı" iddialarını gündeme getirdiğinin anımsatılması üzerine Şentop, son zamanlarda biraz daha itham edici, suçlayıcı, iftira, yalanlar içeren birtakım kampanyalar yürütülmeye çalışıldığını üzülerek gördüğünü söyledi.

"Millet iradesinden başka güç tanımam" diyen bir siyasetçiyi bu şekilde itham etmenin inandırıcı olmadığını, bunu dile getirenlerin kendi inandırıcılıklarını kaybedeceğini ifade eden Şentop, "Bir taraftan demokrasiden bahsederek öbür taraftan da halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla tartışmasız bir seçim sonucunda seçilmiş olan bir Cumhurbaşkanını kaçmakla itham etmek iyi niyetli olarak hiçbir yerde değerlendirilemez; büyük bir çelişki." diye konuştu.

Muhalefetin erken seçimi dillendirdiği anımsatılarak, "Sonbaharda bir erken seçimi mümkün görüyor musunuz?" sorusuna Şentop, yaklaşım itibarıyla yeni anayasa değişikliğinin, erken seçim ihtimalini sıfıra yakın ihtimale indiren anlayışla hazırlandığını belirtti.

Seçim kararı almayı, sistemin işleyişi konusunda bir emniyet sibobu olarak düşündüklerini anlatan Şentop," Yeni sistemi anlamamaktan kaynaklanan bir durum olduğu kanaatindeyim. Ben seçimlerin vaktinde yapılacağını düşünüyorum. Bununla ilgili hiçbir şüphem yok." dedi.

"Dezenformasyonla mücadele yasa teklifi" ile ilgili eleştirilerin aktarılması üzerine Şentop, bunun sadece Türkiye'nin konusu olmadığını söyledi.

Sanal alemde yapılanların, insanın hukuki ve cezai sorumluluğu dışında bir alan gibi algılandığını ifade eden Şentop, "Bir kişinin ifade hürriyeti, bir başkasının da şerefi, itibarı, haysiyeti söz konusu. Normal hayatta nasıl birisine hakaret edilemiyorsa başka bir insana zarar verilemiyorsa aynı şeyin sosyal medya alanında da sanal ortamda da geçerli olması lazım. Madem sanal ortamda yiyecek içecek alabiliyorsunuz, yani somut bir neticesi oluyor, aynı şekilde hakaretin de sövmenin de bir somut karşılığı olduğunu herkesin anlaması, bilmesi lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Mustafa Şentop, çok uluslu şirketlerin ticari ve siyasi anlayışlarını egemen kılma, ulusal hukuk düzenlerini tanımama yönündeki eğilimlerini kontrol altına alabilmek ve bir düzen kurmak gerektiğini dile getirerek, çalışmanın önemli bir adım olduğunu vurguladı.

- FEZLEKE SAYILARI

TBMM'de 1600'e yakın fezleke olduğu belirtilerek, bu konuda nasıl bir süreç izleneceğinin sorulması üzerine Şentop, bu fezlekelerin Adalet ve Anayasa komisyonu üyelerinden oluşan karma komisyonda olduğunu söyledi.

TBMM Başkanı Şentop, dokunulmazlığın milletvekilinin şahsını koruyan, şahsına suç işleme imkanı veren, ayrıcalık tanıyan bir müessese olmadığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Dokunulmazlık aslında parlamentoyu koruyan bir müessesedir. Niye? Parlamentoda müzakereler, oylamalar yapılıyor. Dokunulmazlık olmasa bazı milletvekillerinin gözaltına alınması, tutulması suretiyle parlamento kararlarının oylamaları esnasında etkilenme ihtimaline binan böyle bir koruyucu mekanizma geliştirilmiş. Dokunulmazlık gibi bir müessese var, dokunulmazlığın kaldırılması gibi de bir hukuk müessesesi var. Bu dengeyi de gözetmek lazım. Milletvekili dokunulmazlığı bir suç işleme özgürlüğü, bilhassa devletin anayasal düzenine, millete, TBMM'nin varlık sebebine karşı bir suç işleme özgürlüğü, zırhı değildir. Öyle değerlendirilmemelidir. Suçların mahiyetine, niteliğine göre bu konuda bazı adımlar atılması gerektiğini ben de düşünüyorum. Ama bu konuda yetki karma komisyonun ve siyasi partilerin, grupların yetkisidir."

- "PARLAMENTER SİSTEM VE SEMBOLİK CUMHURBAŞKANI"

Şentop, 6 muhalefet partisinin birlikteliğinin en önemli vaatlerinden birinin parlamenter sisteme dönüş, bir diğerinin de sembolik cumhurbaşkanı olduğu aktarılarak, bu konuların teknik olarak bakıldığında kolay meseleler olup olmadığının sorulması üzerine, parlamenter sistemin Türkiye'de kayıt dışı siyaset yapan unsurlar ve vesayetçi sistem tarafından suiistimal edildiğini, kullanıldığını belirtti.

Bunun örnekleri olduğunu da dile getiren Şentop, 28 Şubat'ın bunlardan biri olduğunu söyledi.

Şentop, sistem değişikliğinin en temel noktasının da bu olduğunu ifade ederek, "Parlamento içinden hükümet çıkmasın, hükümet doğrudan halk tarafından seçilsin. Çok basite indirgeyecek olursak hükümet sistemi değişikliğinin özü bu. Bu, Türkiye'yi bu anlamda vesayetçi anlayıştan ve kayıt dışı siyaset unsurlarının etkisinden kurtaran bir husustur ve gerçek manada milletin belirleyeceği bir hükümeti sağlayan bir hükümet düzenidir." diye konuştu.

- "İÇ BÜTÜNLÜĞÜ OLAN YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR"

Hükümet sistemi değişikliğinin bazı partilerin bir araya gelerek çözebileceği bir konu olmadığını söyleyen Şentop, bu konunun Anayasa değişikliği ve referandum gerektirdiğini kaydetti.

Türkiye'nin, gerçekten halkın oyuyla seçilmiş olan parlamentosunun yapacağı bir anayasaya ihtiyacı olduğunu belirten Şentop, "Anayasa'da 1982'den bu yana birçok değişiklik olmuş. Bu anlamda bir iç bütünlüğü olan yeni bir anayasaya birçok bakımdan ihtiyaç var. 'Yeni anayasa' seçimin gündem maddelerinden birisi olabilir." dedi.

Mustafa Şentop, bütün darbeleri uluslararası sistemin piyonlarının yaptığını belirterek, "Artık 1960'ların, 1980'lerin Türkiye'si söz konusu değil. Milletimiz de 1960'ların, 1980'lerin milleti değil. Dünya öyle değil. Çok büyük değişiklikler oldu. Bu değişikliklerin sonucunu da 15 Temmuz'da gördük. Artık darbelerle, vesayetle halkın iradesini küçümseyen, manipüle eden anlayışlarla sonuç olabileceğini düşünmenin yanlış olduğunu çok açık ifade etmek isterim." değerlendirmesini yaptı.

- GÖÇ SORUNU

Göç meselesinin çok ciddi ve küresel bir sorun olduğunu vurgulayan Şentop, Türkiye'nin komşularının yaşadığı istikrarsızlığın göçe kaynaklık ettiğini dile getirdi.

Şentop, Türkiye'nin Asya ile Afrika, Avrupa arasında bir geçiş koridoru olduğuna ve bu nedenle çok ciddi, çok daha ağır bir yük taşıdığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Bu konuda bugün bir söylem tutturanların 1, 2, 3 sene önce çok daha farklı söylemler ortaya koyduğunu görüyoruz. İtiraz edenlerin bir tutarlılık kaygısı olmadığını görüyoruz. Türkiye'de olan bu göç yüküne burun kıvıran, sizde dursun biz belki yardımda bulunuruz gibi yaklaşan Avrupa ülkeleri şimdi benzer bir göç dalgasını Ukrayna üzerinden yaşadılar. Tüm dünyada ne olabileceği, ülkelerin neyle karşılaşabileceği sürpriz gibi bir durum haline geldi. Onun için 'göç küresel bir sorundur' diyoruz. Birlikte, makul, günlük birkaç ufak siyasi meseleye, jargona bunu hapsetmeden konuşmak, tartışmak lazım."

Suriye'nin kuzeyine yönelik olası bir operasyon konusunda, "Türkiye, sınırlarının ötesinde bir terör örgütü yapılanmasına, kurumsallaşmasına müsaade etmez." diyen Şentop, Türkiye'nin terör tehdidine, uluslararası hukukun sağladığı imkanla izin vermeyeceğini vurguladı. Şentop, "Terörü kendi kaynağında, ortaya çıktığı yerde yok edecek hamleleri Türkiye her zaman yapma hakkına da bu güce de sahiptir." ifadesini kullandı.