29 Haziran 2022 Çarşamba / 30 Zilkade 1443

Türkiye'nin bölgede rolü kritik! ''Açık bir diplomasi yürütüyoruz''

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ramazan Erdağ, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ile ilgili olarak, “Türkiye'nin çabalarının bu sürece pozitif, önemli ve olumlu katkı sağlayacağınız söyleyebiliriz” dedi.

IHA1 Mart 2022 Salı 10:52 - Güncelleme:

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini değerlendiren Erdağ, bu krizin aslında 2014'e dayandığını anlattı. Rusya'nın, Ukrayna'nın doğusunda Donbas Bölgesi olarak ifade edilen bölgede sözde iki tane devlet kurulması, önce özerklik verilmesi ve sonrasında da bağımsızlığa giden süreci başlatmış olduğunu belirten Prof. Dr. Ramazan Erdağ, "Aynı zamanda Kırım'ın ilhakı da 2014'te gerçekleşmişti. Yakın dönemde Rusya, Donbas Bölgesi'nde kurulan iki devletin önce bağımsızlığını tanıdı ve sonrasında da tatbikat amaçlı asker konuşlandırmayla, işgal olacağı açıkça belli olan bir süreç başlatılmış oldu. Rusya'nın Ukrayna'yı askeri kuvvet kullanarak işgal etmesi uluslararası hukukun açık bir şekilde ihlali anlamına geliyor. Çünkü Birleşmiş Millet Sistemi'nde (BM) 193 bağımsız ve egemen devlet var. Ukrayna'da bu devletlerden bir tanesi ve BM'ye üye olan devletler barışsever olmak zorunda. Diğer üye devletlerin anayasal sınırlarına, toprak bütünlüğüne saygı göstermek durumunda. Bu bağlamda askeri müdahalenin uluslararası hukuka aykırı, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü hedef alan ve egemenliğine zarar verecek, egemenliğini ortadan kaldıracak bir girişim olduğunu ifade edebiliriz" dedi,

"ULUSLARARASI TOPLUMUN VERDİĞİ TEPKİ OLDUKÇA TARTIŞMALI"

Prof. Dr. Ramazan Erdağ, "İşgal öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yapmış olduğu açıklamada Ukrayna ülkesinin tamamını aslında bir devlet olmaktan öte, Rusya'nın tarihsel ve doğal bir parçası olduğunu ifade ederek topyekün bir işgal mesajı vermiş oldu. Uluslararası toplumun verdiği tepki oldukça tartışmalı. Özellikle Batılı ülkelerin; ABD ve Avrupa Birliği'nin Rusya'nın işgali neticesinde buna askeri olarak benzer tedbirlerle karşılık vermek yerine, daha çok ekonomik yaptırımlarla Rusya'yı caydırmaya yöneldiğini görüyoruz. Ama bu da Rusya'yı caydırmaya yeterli olmadı ve işgal başlamış oldu. Şu an müzakere süreciyle de bir ateşkes çabası var. Rusya'nın, Ukrayna derinliklerinde, birçok farklı şehirlerdeki işgali hızlı bir şekilde sürüyor. Ukrayna'nın BM anlaşmasından kaynaklanan meşru müdafaa hakkını kullandığını ve ülke genelinde topyekün seferberlik ilan ederek ülkesini savunmak için büyük oranda çaba sarf ettiğini de görüyoruz. Uluslararası toplumun kayıtsızlığı büyük eleştiri konusu olmuştu, bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi Ukrayna'nın NATO üyesi olmaması. NATO'ya üye olan herhangi bir ülkeye saldırı yapıldığında, saldırı bütün NATO üyesi ülkelere yapılmış sayılır. Ukrayna'nın NATO üyesi olmaması böylesine bir tepkinin verilmesini engellemiş görünüyor. Öte yandan askeri olarak Ukrayna'ya özellikle Rus işgalinin derinleşmesiyle, ilk etapta isteksiz olan Batılı ülkeler askeri teçhizat desteğini artırmaya başladılar. Bugün itibariyle Rusya'ya uygulanan ekonomik yaptırımların dozunun hızlı bir şekilde arttığını ve Batı ittifakının tam anlamıyla Rusya'yı uluslararası sistemden izole ederek geri adım attırma, ateşkesi sağlama ve işgal ettiği topraklardan geri çektirmeye yöneldiğini, bu amacı uygulamaya çalıştığını görüyoruz" diye anlattı.

"TÜRKİYE AÇIK BİR DİPLOMASİ YÜRÜTÜYOR"

Türkiye'nin rolü son derece önemli olduğunu, çünkü Türkiye hem Rusya ile hem de Ukrayna ile önemli ikili ilişkilere sahip bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Ramazan Erdağ, şunları belirtti;

"Dolayısıyla Türkiye bu ilişkileri sürdürmeye gayret ederken işgalin uluslararası hukuka aykırı, açık bir işgal olduğu, egemenlik hakkına, Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne karşı bir adım olduğunu da ilan etmiş oldu. Yani bunu uluslararası hukuka aykırı bir eylem olarak tanımladı Türkiye. Tabii bir taraftan da Türkiye, BM'nin ve NATO'nun doğal bir üyesi. Uluslararası hukuktan dolayı sorumlulukları ve yükümlülükleri var, Montrö sözleşmesinde olduğu gibi. Bu konuda da Türkiye'nin açık bir diplomasi yürüttüğünü ve uluslararası hukuktan kaynaklanan bütün yükümlülüklerini, taraflara eşit olacak düzeyde ve açık bir diplomasiyle son derece hassas bir şekilde yerine getirdiğini görüyoruz. Türkiye'nin bir arabuluculuk mekanizmasıyla hızlı bir şekilde ateşkesin sağlanması ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün, anayasal sınırlarının korunmasını amaçladığını ifade edebiliriz. Bu anlamda Türkiye'nin çabalarının bu sürece pozitif, önemli ve olumlu katkı sağlayacağınız söyleyebiliriz."