Hareket halinden sonra hissedilen rahatlama sadece anlık bir duygu değildir. Bilimsel araştırmalar, fiziksel aktivitenin ruh halini yükseltme konusunda derin ve kalıcı etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Yeni bir çalışmanın bulgularına göre, düzenli egzersiz depresyon belirtilerini azaltmada ilaçlar kadar güçlü bir araç olabilir.
Bağımsız araştırmacılar ağı olan Cochrane işbirliği tarafından yürütülen kanıt incelemesi, depresyon tanısı almış yaklaşık beş bin kişiyi kapsayan yetmiş üç randomize kontrollü çalışmayı değerlendirmiştir. Bu çalışmaların çoğunda katılımcılar aynı zamanda antidepresan ilaç tedavisi de almışlardır. Araştırma sonuçları, egzersizin farmakolojik tedaviler ve psikolojik terapiler kadar etkili olduğunu açıkça göstermiştir. Lancashire Üniversitesi'nde profesör olan Andrew Clegg, bu bulguların depresyon tedavisinde egzersizin önemini vurguladığını belirtmiştir.
Psikiyatrist Dr. Stephen Mateka, Inspira Health'te psikiyatri tıbbi direktörü olarak görev yapmakta ve bu sonuçların kendisini şaşırtmadığını ifade etmektedir. Mateka, Cochrane incelemesinin egzersizin ruh halini iyileştirmek için en kanıta dayalı araçlardan biri olduğu gerçeğini güçlendirdiğini vurgulamaktadır. Bu bulgular, depresyon tedavisinde egzersizin yerini ve önemini yeniden tanımlamaktadır.
Egzersizin depresyon belirtilerini hafifletme mekanizması, antidepresan ilaçların çalışma prensibine benzer şekilde işlemektedir. Dr. Mateka, egzersizin serotonin gibi nörotransmitter fonksiyonunu iyileştirdiğini ve aynı zamanda dopamin ile endorfin seviyelerini artırdığını açıklamaktadır. Bu kimyasal değişimler, antidepresanların vücutta yarattığı rahatlama hissinin benzer bir yoldan oluşmasını sağlamaktadır. Başka bir deyişle, egzersiz vücutta ruh halini doğal olarak yükselttiği bilinen kimyasalların salınmasını tetiklemektedir.
Egzersizin etkisi sadece bu kimyasal değişimlerle sınırlı değildir. Ottawa Üniversitesi'nden Dr. Nicholas Fabiano, egzersizin beyin büyüme faktörlerinin salınmasını tetikleyebildiğini açıklamaktadır. Depresyon, beynin uyum sağlama ve değişme yeteneği olan nöroplastisiteyi azaltabilir. Fabiano, depresyondaki beynin daha az plastik olduğunu ve bu nedenle BDNF olarak bilinen nörotrofik faktörlerden daha az bulunduğunu belirtmektedir. Egzersiz, bu faktörlerin artırılmasında önemli bir rol oynamakta ve beyin için bir beslenme kaynağı gibi işlev görmektedir.
Fabiano, egzersizin depresyon tedavisinde temel bir sütun olarak görülmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İlaçlar ve terapi önemli araçlar olsa da, egzersiz depresyon için tercih edilen bir tedavi olarak tanınmaya başlamıştır. Küresel depresyon kılavuzlarında, egzersiz iyi kabul edilebilirlik ve güvenliği nedeniyle birinci basamak tedavi olarak benimsenmiştir. Ancak Fabiano, bunun yeterince takdir edilmediğini ve uygulamada yeterince kullanılmadığını belirtmektedir.
Pratik açıdan, bir birinci basamak hekiminin hastasına antidepresan ilaç reçete etmesi, egzersiz önerisi yapmaktan çok daha kolaydır. Doktor, reçete bloknota yazıp hastayı gönderebilir. Ancak egzersiz reçete etmek, zaman ve çaba gerektirmektedir. Depresyonda olan insanlar için fiziksel aktiviteye başlamak özellikle zor olabilir, çünkü depresyon motivasyon ve enerji eksikliğine neden olmaktadır. Bu nedenle, sağlık profesyonelleri tarafından egzersiz yeterince önerilmemektedir.
Fabiano, egzersizin tedavilerin bir kombinasyonunun parçası olarak en iyi şekilde işe yarayabileceğini önermiştir. Örneğin, bir hastaya antidepresan başlanabilir ve bu, ruh halini iyileştirerek terapiye katılımını kolaylaştırabilir. Daha sonra, hastanın ruh hali biraz iyileştiğinde, egzersiz gibi yaşam tarzı alışkanlıklarını başlatmak daha uygulanabilir hale gelmektedir. Bu kombinasyon yaklaşımı, depresyon tedavisinde daha etkili sonuçlar verebilmektedir.
Araştırma bulgularına göre, hafif ila orta düzeyde egzersiz, kalp atış hızını hafifçe nefes nefese kalacak kadar yükselttiğiniz fiziksel aktivite, en azından erken dönemde şiddetli veya yoğun egzersiz kadar faydalı olabilmektedir. Fabiano, 'düşük dozla' başlamanın sorun olmadığını ve bu yaklaşımın depresyonda olan kişiler için daha uygulanabilir olduğunu belirtmektedir.
Tamamen hareketsiz olmaktan sadece her gün yürüyüşe çıkmaya geçiş bile, önemli iyileşmelere yol açabilmektedir. Fabiano, mütevazı miktarlarla başlamanın önemini vurgulayarak, zamanla yolunuzu yukarı çıkmanın hedeflenebileceğini ifade etmektedir. Çalışma, aerobik egzersiz ve direnç antrenmanının bir kombinasyonunun sadece aerobik egzersizden daha etkili göründüğünü bulmuştur. Meta-analiz, on üç ile otuz altı antrenman arasında depresif belirtilerde iyileşmelere yol açtığını ortaya koymaktadır.
Mateka, egzersiz söz konusu olduğunda, birçok seçenek bulunduğunu belirtmektedir. Yoga veya tai chi gibi yumuşak aktivitelerden yürüyüş ve koşu gibi daha yoğun egzersizlere kadar çeşitli seçenekler mevcuttur. Bazı kişiler için grup aktiviteleri, psikososyal faydalar sağlayarak depresyon tedavisini destekleyebilmektedir. Günün sonunda, keyif aldığınız bir şeyi seçmek veya çocukken sevdiğiniz bir aktiviteye geri dönmek en etkili yaklaşım olmaktadır.
Araştırmacılar, düzenli egzersizin depresyonu nasıl önlemeye yardımcı olabileceği hakkında öğrenilecek daha çok şey olduğunu belirtmektedir. Mevcut çalışmalar, egzersizin depresyon belirtilerini hafifletmede etkili olduğunu gösterse de, uzun vadeli takip çalışmaları nadirdir. Bu nedenle, egzersizin depresyon önlemede ve uzun vadeli iyileşmede nasıl rol oynadığı konusunda daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.
Dr. Mateka, egzersizin son derece düşük maliyetli ve erişilebilir bir tedavi seçeneği olduğunu vurgulamaktadır. Minimal yan etkileri vardır ve sizi zihinsel, duygusal, sosyal ve fiziksel olarak olumlu etkileme fırsatına sahiptir. Bu özellikler, egzersizi depresyon tedavisinde ideal bir seçenek haline getirmektedir. Araştırma sonuçları, depresyon tedavisinde egzersizin yeri ve öneminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.




