Son 20 yılda yüz binlerce kişinin katılımıyla yürütülen genetik araştırmalar, bilim insanlarına önemli veriler sağladı ancak bu verilerin doğrudan yeni tedavilere dönüşmesi, hastalıkların biyolojik mekanizmalarının karmaşıklığı nedeniyle sınırlı kaldı. Türk bilim insanı Köprülü'nün liderliğindeki yeni araştırma ise odağı kandaki proteinlere çevirerek genetik yapı ile hastalıklar arasındaki bağlantıyı daha anlaşılır hale getirmeyi amaçlıyor.
Dünyanın saygın bilim dergilerinden Cell'de yayımlanan ve halihazırda alanında dünyanın en geniş kapsamlı araştırması olan bu çalışma, 89 kurumdan 118 bilim insanının katkısıyla hazırlandı. Bu proteogenomik araştırmada, toplam 78 binden fazla kişinin verisi incelenerek kandaki proteinlerin genetik yapısı analiz edildi ve hastalıkların altında yatan biyolojik mekanizmalar ele alındı.

Londra Queen Mary Üniversitesi bünyesindeki Precision Healthcare Üniversite Araştırma Enstitüsünde (PHURI) akademisyen olarak görev yapan ve Cambridge Üniversitesi ile Berlin Institute of Health (BIH) bünyesinde de çalışmalar yürüten Köprülü, liderlerinden olduğu yeni çalışmanın detaylarını ve bilim dünyası açısından önemini AA muhabirine anlattı.
Uzmanlık alanının insan genetiği, biyobanka ölçeğinde biyolojik veri analizleri ve biyoinformatik olduğunu belirten Köprülü, araştırmalarında hastalıkların moleküler mekanizmalarını anlamaya ve yeni ilaç hedefleri geliştirmeye odaklandığını ifade etti.
Köprülü, geleneksel tıp yöntemlerinin büyük ölçüde hastalıkların dışarıdan görülen belirtilerine odaklandığını ancak insan vücudunda hastalık ortaya çıkmadan önce çok sayıda moleküler değişimin başladığını söyledi.
Araştırmalarının, tam olarak bu görünmeyen biyolojik süreçleri anlamaya odaklandığını vurgulayan Köprülü, "Bizim araştırmamız tam olarak bunların görünmeyen kısmına odaklanıyor çünkü gerçekten tarihte ilk defa yüksek çözünürlükle moleküler değişiklikleri gözlemlemeye, bilmeye başladık." dedi.
- "ARAŞTIRMA 89 KURUMDAN 118 BİLİM İNSANINI BİR ARAYA GETİRDİ"
Köprülü, 2023'te yalnızca 3 bin kişilik veri seti üzerinde yürüttükleri önceki çalışmalarda dahi diyabet ve MS gibi hastalıklar için yeni ilaç hedefleri keşfettiklerini aktararak bu yaklaşımın, bilim dünyasında büyük heyecan oluşturduğunu dile getirdi.
Bu hafta yayımlanan yeni araştırmada ise aynı yaklaşımın 78 bin kişilik veri setine taşındığını ifade eden Köprülü, çalışmanın proteogenomik alanında bugüne kadar yapılan en büyük araştırma olduğunu vurguladı.
Araştırmada Cambridge Üniversitesi, Oxford Üniversitesi, Berlin Institute of Health (BIH) ve Londra Queen Mary Üniversitesi dahil 89 kurumdan 118 bilim insanının bir araya geldiğini aktaran Köprülü, çalışmanın onlarca ülkeden verileri kapsadığının altını çizdi.
Köprülü, insan biyolojisinin son derece karmaşık bir yapıya sahip olduğuna işaret ederek "Hastalıkları, vücudumuzu ve bunun moleküler boyutta işleyişini anlayabilmemiz için gerçekten çok büyük verilere ihtiyacımız var. Bu yayınladığımız çalışma ilk defa gerçekten bu sayılara ulaşıp bize daha önce gözlemleme şansımız olmayan sağlık verileri sunuyor." ifadelerini kullandı.

- "YÜZDEN FAZLA YENİ İLAÇ HEDEFİ KEŞFETTİK"
Bilim insanı Köprülü, araştırmanın yalnızca temel bilim açısından değil, yeni tedavi yöntemleri geliştirilmesi açısından da önemli sonuçlar ortaya koyduğunu belirterek kalp hastalıkları, tansiyon ve diyabet gibi toplumda yaygın görülen birçok hastalığın altında yatan moleküler mekanizmaların halen tam olarak anlaşılamadığını söyledi.
Araştırmada çok sayıda hastalık için yeni ilaç hedefleri keşfettiklerini belirten Köprülü, şunları kaydetti:
"Bu, çok heyecanlı ancak bence bu araştırmanın başka bir heyecanlı tarafı da mevcut ilaçların farklı hastalıklarda kullanılabilmesinin önünü açacak bilimsel veriler, bilimsel ipuçları keşfettik. Halihazırdaki bir ilacın dışarıdan bakıldığında alakasız görünen farklı bir hastalık için kullanılabilmesi demek, bütün bu aşamaları atlayıp var olan ilacın hastalara çok daha çabuk ulaşabilmesi, çok daha çabuk fayda sağlayabilmesi demek."
Köprülü, araştırmada sedef hastalığında kullanılan bir ilacın bazı iltihaplı romatizma türlerinde de etkili olabileceğine yönelik önemli bulgular elde ettiklerini aktararak, moleküler düzeyde yapılan analizlerin dışarıdan birbirinden tamamen farklı görünen hastalıklar arasında ortak biyolojik mekanizmalar keşfedilmesini sağladığını ifade etti.
Mine Köprülü, "Geleneksel tıp yaklaşımında dışarıdan baktığımızda çok farklı hastalıklar gibi duran durumların, aslında moleküler düzeyde ortak mekanizmalara sahip olduğunu görebiliyoruz." diye konuştu.
- "TÜRKİYE'DE ALDIĞIM EĞİTİMİN TEMELLERİ BENİ BUGÜNLERE TAŞIDI"
Köprülü, söz konusu araştırmanın Cell gibi dünyaca saygın bir bilim dergisinde yayımlanmasının kendisi açısından büyük anlam taşıdığını dile getirerek şunları söyledi:
"Bir Türk bilim insanı olarak çok mutlu ve gururluyum. Gerçekten Türkiye'de aldığım eğitimin temelleri beni bugünlere taşıdı. Her zaman umuyorum ki yaptığımız bu kadar büyük, gerçekten ülkeler arası işbirliğine el veren çalışmalar ülkemizde de ve dünyada da birçok hastanın sağlık sektörüne faydası olacak. Umuyorum, benim gibi bilime kendini adayan Türk bilim insanlarına da başarabilecekleri şeyler konusunda umut olur."
Köprülü, ayrıca, PHURI Direktörü ve BIH Profesörü Claudia Langenberg, BIH Profesörü Maik Pietzner ve Oxford Üniversitesinde akademisyen Dr. Karl Smith-Byrne başta olmak üzere çalışmada görev alan tüm bilim insanlarına ve araştırmaya katkı sunan katılımcılara teşekkür etti.




