16 Mayıs 2021 Pazar / 4 Sevval 1442
Gece modu

Bir uçak gemisi düşünün... Denizde yüzüyor, karada uçuyor! ABD bunu denedi

Hem denizde yüzen hem de karada uçabilen bir uçak taşıyıcısı, günümüz teknolojisinin daha ötesinde bir teknolojiye muhtaç. Ancak, filmlerde görülen o uçak gemisi gibi olmasa da, ABD 1920'lerin sonunda, bunu denemeye başladı...

star.com.tr02 Mayıs 2021 Pazar 23:42 - Güncelleme: 02 Mayıs 2021 Pazar 23:42

DARPA'nın desteğiyle Dynetics tarafından tasarlanan, keşif de dahil olmak üzere çeşitli görevlerde kullanılabilen bir C-130'dan insansız bir drone olan X-61A Gremlin Hava Aracının fırlatılması makul bir proje. Bunun bir savaşta nasıl kullanılacağını görmek, çok da zor değil.

Ancak, The Avengers filmindeki gibi bir 'Helicarrier' (uçabilen uçak gemisi) veya Sky Captain and World of Tomorrow'daki gibi bir mobil uçak pisti, şimdilik sadece bilimkurgu filmlerinde gerçek olabiliyor.

Teoride mükemmel bir çözüm gibi görünseler de, karada uçan ve suda yüzebilen bir üs haline gelebilen bir uçak gemisi, bir ulusu büyük olasılıkla iflas ettirebilir.

Ayrıca onu inşa edecek bir tesisinin onu üretmesi ve ayakta tutması için kullanacağı teknoloji, günümüz teknolojisinin ötesinde kalır.

ANCAK DÜŞÜNÜLDÜ...

Bununla birlikte, gökyüzündeki bir 'uçak taşıyıcısı' kavramı, askeri planlayıcıların düşündüğü bir şeydi. Ancak filmlerde gördüklerimizin izin verdiğinden çok daha az ileri teknolojik yollarla...

ABD Donanması, 1920'lerin sonunda iki hava gemisi 'USS Macon ve USS Akron'un inşasına başladı. Bu hava gemilerinin hiçbirinin bir pisti yoktu. Bunun yerine, her biri, uçakları hava akımına bırakacak bir fırlatma kancası sistemiyle çalışıyordu. Her biri 5 adet Curtiss F9C Sparrowhawk çift kanatlı avcı uçağı taşıyordu.

Hava gemilerinin bazı avantajları vardı: Bunlar dönemin su yüzeyi gemilerinden iki kat daha hızlı hareket ediyor, karada uçabiliyor ve ufukta herhangi bir yüzey gemisinden çok daha fazlasını görebiliyordu.

Ancak her birinin ciddi dezavantajları da vardı: Bu sorunların en büyüğü, kötü havanın hava gemilerinin kontrolünü zorlaştırması ve esasen onları düşmeye zorlamasıydı.

İKİSİ DE ÇAKILDI!

Trajik bir şekilde her iki hava gemisi de kırıma uğradı... USS Akron Nisan 1933'te, New Jersey açıklarında Atlantik Okyanusu'na düştü. Gemideki 76 personelden 73'ü öldğü.

İki yıl sonra USS Macon da düştü. Daha az hasarlı bir kaza olsa da, 83 mürettebatından ikisi ve yolcusu öldü.

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE YENİDEN 'UÇAN UÇAK GEMİLERİ' MASADA

ABD Hava Kuvvetleri, Soğuk Savaş sırasında uçan bir uçak gemisi konseptini yeniden düşündü. Ancak çok daha az ciddiyetle... Plan, keşif operasyonları için bir B-36 Peacemaker nükleer bombardıman uçağından fırlatılabilen, bir F-84 Thunderjet "parazit" uçağı içeriyordu.

Bunu, Boeing 747-200'ün içini, 'fırlatılıp yakalabilen' bir düzine kadar küçük jet avcı uçağı için gökyüzünde askıya dönüştürecek biraz daha iddialı bir plan izledi.

Bu asla planlama aşamasından daha ileri gitmedi. Uçuş Dinamikleri Laboratuvarı, bunun mümkün olduğunu iddia etse de, plan hayata geçemedi.

Uzmanlara göre tüm bu kavramlar ciddi şekilde kusurluydu ve var olmayan bir soruna gerçekten çözüm bulma girişimleriydi. Askeri uzman Peter Suciu, Forbes'taki makalesinde, 'Açıkça söylemek gerekirse, uçan bir uçak gemisi geliştirmeye gerek yok çünkü uçan bir uçak gemisine ihtiyaç yok. Uzun menzilli bombardıman uçakları halihazırda dünyanın herhangi bir noktasına ulaşabilir ve uçan bir uçak gemisi uçan bir hedef olacaktır.' ifadelerini kullanıyor.

star.com.tr