Kıdem tazminatı, işçinin işverene bağlı olarak geçirdiği en az bir yıllık kıdem süresinin karşılığı niteliğindedir. İşçinin iş sözleşmesinin, 1475 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükte olan 14'üncü maddesinde öngörülen hallerde sona ermesi halinde işveren tarafından işçiye kıdem tazminatı ödenmektedir. Dolayısıyla hem işçi hem de işveren bakımından mali sonuçlar doğuran kıdem tazminatı ödemesi, çalışma hayatında sosyal koruma amacının önemli bir yansımasıdır.
Bununla birlikte kıdem tazminatı mutlak ve sınırsız bir hak değildir. Hesaplanmasına ve ödenmesine ilişkin usul ve esaslar mevzuatla belirli çerçeveler içine alınmıştır. Bu kapsamda en önemli düzenleme, dönemsel olarak güncellenen kıdem tazminatı tavanıdır.
Kıdem tazminatı tavanındaki artışlar, özellikle yüksek ücretli çalışanlar ile işverenler açısından yakından takip edilmekte; güncel katsayılar ve idari düzenlemeler doğrultusunda hesaplamaların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Devlet tarafından belirlenen kıdem tazminatı tavan tutarı, kamu sektöründe çalışan en yüksek devlet memuruna ödenebilecek azami emekli ikramiyesi tutarı dikkate alınarak hesaplanmakta ve her yıl ocak ve temmuz aylarında güncellenmektedir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürlüğü'nün 06.01.2026 tarih ve 1 Sıra No'lu Genelgesi ile Aylık katsayısı 1,387871, taban aylık katsayısı 22,722793 ve yan ödeme katsayısı ise 0,440141 olarak açıklanmıştır.
Buna göre 01.01.2026 – 30.06.2026 tarihleri arasında geçerli olmak üzere, aylık gösterge tablosunda yer alan rakamlar ile ek gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak aylık katsayısı (1,387871) memuriyet taban aylığı göstergesine uygulanacak taban aylık katsayısı (22,722793), iş güçlüğü, iş riski, temininde güçlük ve mali sorumluluk zamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde uygulanacak yan ödeme katsayısı ise (0,440141) olarak belirlenmiştir.
Yukarıda verilen bilgiler gereğince, 1.1.2026 – 30.06.2026 dönemi için Kıdem Tazminatı Tavanı tutarı brüt 64.948,77 TL olup, damga vergisi kesintisi sonrası net tutarı ise 64.455,81 TL olarak belirlenmiştir.
Kıdem tazminatı hesaplanırken çalışılan her tam yıl için 30 günlük giydirilmiş brüt ücret esas alınmaktadır. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılacaktır. Kıdem tazminatı, işçinin son giydirilmiş brüt ücreti üzerinden hesaplanmaktadır.
Son giydirilmiş brüt ücretin hesaplanmasında ise işçinin para ve para ile ölçülmesi mümkün olan işveren tarafından sağlanan menfaatler ile kanundan doğan menfaatler süreklilik arz etmesi koşuluyla dikkate alınmaktadır.
İşverenler tavan tutarın üzerindeki kısım için kıdem tazminatı ödenmesi mümkündür. Kıdem tazminatı tavan tutarını geçen ödemeler yapılması halinde, kıdem tazminatı tavan tutarını aşan kısım üzerinden sosyal güvenlik primi, gelir vergisi ve damga vergisi kesintilerinin yapılması gerekecektir.
Örneğin, 85.000 TL giydirilmiş brüt ücreti olan işçiye 01.01.2026 – 30.06.2026 dönemi içinde ödenebilecek en yüksek kıdem tazminatı tutarı brüt 64.948,77 TL olabilecektir. Net tutar ise damga vergisi kesintisi sonrası 64.455,81 TL olarak ödenecektir.
Eğer işveren tarafından 85.000 TL üzerinden ödeme yapılırsa, 20.051,23 TL üzerinden sosyal güvenlik primi, gelir vergisi ve damga vergisi kesintisinin yapılması zorunluluktur. Nitekim bu ödeme kıdem tazminatı niteliğinde değil, bir nevi ek ödeme niteliğindedir.
Sonuç olarak, 01.01.2026 – 30.06.2026 dönemi için belirlenen kıdem tazminatı tavan tutarındaki artış, çalışanların kıdem tazminatı alacaklarını doğrudan etkilemekte, işverenler açısından ise işten ayrılma maliyetlerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Güncel katsayılar esas alınarak yapılan hesaplamalar, kıdem tazminatının yasal sınırlar içerisinde doğru ve eksiksiz biçimde ödenmesini sağlamak bakımından önem arz etmektedir.
Bu çerçevede, kıdem tazminatı hesaplamalarında tavan uygulamasının göz ardı edilmemesi, tavanı aşan ödemelerin hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi ve buna bağlı olarak vergi ile sosyal güvenlik yükümlülüklerinin mevzuata uygun şekilde yerine getirilmesi mutlak zorunluluktur.
Uygulamada doğabilecek uyuşmazlıkların önlenebilmesi adına, işçilerin ve işverenlerin güncel düzenlemeleri yakından takip etmesi ve hesaplamalarını bu doğrultuda yapması kritik öneme sahiptir.